Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çatışmadan Paydaşlığa Bir Siyaset

25.05.2011 19:04
Has Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı Erol Erdoğan"Nasıl yaşıyorsak öyle siyaset yapıyoruz" dedi.

12 Haziran’a sayılı günler kala siyaset arenası da gün geçtikçe kızışıyor. Siyasilerin birbirleriyle olan dialogları bu güne kadar pekte alışık olmadığımız bir üslup ve hızla devam ederken biz de bugün bir siyasetçiyi sitemize konuk ettik. Has Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı Erol Erdoğan.

Kaset skandallarından püskevit geyiklerine kadar pek çok ilginç figürün siyaset argümanı olmaya başladığı şu günlerde Has Parti,  “Siyaseti doğal mecrasına geri çevirmeliyiz” diyerek dikkatleri üzerine çekiyor.
 
Biz de Has Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı Erol Erdoğan’la siyasette üsluptan sosyal medyaya, eğitimden seçim tahminlerine kadar pek çok şeyi konuştuk. İşte Has Parti’nin Türkiye’de siyasete bakış açısı ve ülke sorunlarına çözüm önerileri…
 
HAS parti yeni kurulmasına karşın medya ve halkın ilgisini çekmiş gibi görünüyor. Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

E. Erdoğan: Has Parti’nin kurucularının farklı siyasi geçmişlere sahip olmalarına rağmen ortak bir söz etrafında buluşabilmeleri medyanın ilgisini çekti. Ayrıca, partimizin genel başkanı Numan Kurtulmuş’un üslup farklılığı onu diğer genel başkanlardan ayırdığı için de medyadan ve seçmenden ilgi var. Partinin projeci duruşu da medyanın işini kolaylaştırıyor olmalı.

Parti olarak seçimlerden neler bekliyorsunuz? Sizce HAS partiye gösterilen bu ilgi sandığa yansıyacak mı?

E. Erdoğan: Anketlere göre SP, BBP, AKP ve BDP tabanlarının ikinci, CHP ve MHP eğilimli seçmenin de beğeni sıralamasında üçüncü partiyiz. Hasmı az, seveni çok bir parti olma özelliği Has Parti’nin geleceğinin parlak olduğunu gösteriyor. Seçimlerde bu beğeninin maksimum derecede sandığa yansıması için gayret gösteriyoruz.

Sosyal Medya'da en aktif olan siyasetçilerin başında geliyorsunuz. Bu sayede halka hiç uzak değil bilakis çok yakınsınız. Politikalarınızın şekillenmesinde sosyal medyanın payı nedir?

E. Erdoğan:
Kendimi sosyal medyaya da sokağa da yakın buluyorum. Sohbeti, gezmeyi, dinlemeyi sevdiğim için sokaklar, kahveler, pazarlar da benim için birincil seçim alanı. Sosyal medya; toplumsal eğilimlerin ve davranışların erken alarm sistemidir. Çünkü gençler, sanatçılar, derdi olanlar orada. Dolayısıyla sosyal medya verileri kendimize ayna tutma ve projelerimizi test etme noktasında verimli bir mecra. Dediğiniz gibi ben de partim de sosyal medyayı önemsiyoruz. İlk twitter söyleşisini Numan Kurtulmuş Bey gerçekleştirdi. Ben de adaylık sürecim için “OrtakSöz” adıyla Twitter, Facebook, FriendFeed, Youtube ve Flickr da özel sayfalar oluşturdum.
 
SİYASETÇİ PAYDAŞLIĞI BAŞARMALIDIR
 
Erol Bey şuan yoğun bir şekilde seçim gezileri yapıyorsunuz? Sokağın HAS partiye bakışı nasıl? Halk en çok neden şikâyetçi?

E. Erdoğan: Sokaklar, Has Partiyi “vicdan” olarak görüyor. Deminki bilgiyi bu sorunuz için de tekrar edeyim; SP, BBP, AKP ve BDP tabanlarının ikinci, CHP ve MHP tabanlarının da  üçüncü tercihiyiz.  Bu harika bir şey. Bunun anlamı nedir biliyor musunuz?

Nedir?

E. Erdoğan:
Diyelim ki, Ak Parti’nin kuruluşu esnasındaki siyasi şartlar bugün geçerli olsaydı Has Parti AKP’den çok daha yüksek oy alabilir; üstelik Has Parti’nin yüksek oy alışı farklı sosyal, kültürel ve siyasi zeminlerinde “endişe” de oluşturmazdı. Halk, Numan Kurtulmuş beyin “bütünleştirici siyaset” tarzından memnun.

Son zamanlarda herkes siyasetteki üsluptan çok şikâyetçi. Siz son dönemdeki bu üslubu nasıl buluyorsunuz? Bağırmak hakaret etmek prim mi yapıyor?

E. Erdoğan: Seçim meydanları, liderlerin onca gerginleştirme tavırlarına çok renkli ve çok toleranslı. Partililer, genel başkanları kadar kavgacı, polemikçi değil; kimse küfürlü konuşmuyor, hakaret etmiyor, boş sözlerle gün geçirmiyor.
Şu tespitime çok insan hak veriyor. Bugünkü seçmen 12 Eylül’den önce olsaydı; sağ, sol kavgaları bu kadar revaç bulmaz ve o kadar kan akmazdı. Bugünkü genel başkanlar 12 Eylül öncesi siyaset yapsalardı akan kanın hesabı tutulamaz, kavgasız saat olmazdı. Seçmen olgunlaşırken bazı siyasetçiler kaba sözden, küfürden, boş söze çok rağbet ediyor. Siyasetçi paydaşlığı başarmalıdır.

Sizce Türkiye'nin en büyük sorunu ne? HAS partinin bu konudaki çözüm önerisi nedir?

E. Erdoğan: Çözüm projelerinde Has Parti için anahtar kavram “Adalet”tir. Bu ülkenin parası, kaynakları, imkânları, denizleri, dağları, ovaları, madenleri, nehirleri, bağları, bahçeleri var. Hal böyle iken 4.859 kişi işsiz ve nüfusumuzun yaklaşık % 90’ı borçlu. Halkın % 24’ü açlık, % 85’i yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Niye çünkü; Dünyanın en büyük 17’inci ekonomisi olan Türkiye, kişi başına milli gelir sıralamasında 57’inci, beşeri gelişme endeksinde 83’üncü sırada. Bunun anlamı şudur; bazılarının zenginliğini durmadan arttırıyor büyük çoğunluk ise gittikçe fakirleşiyor. Yani adalet yok; Dokuz kişiye bir pul, bir kişiye de tam dokuz pul taksimidir bu. Çözüm; gelir dağılımında, eğitimde, istihdamda, paylaşımda adalettir.

Sizin ve partinizin gençlere ne kadar önem verdiğini gündemi yakından takip eden herkes biliyor. Son dönemdeki YGS skandalına bakışınız nasıl? Sizce izlenen yol doğru mu? Süreç nasıl ilerlemeliydi?

E. Erdoğan: YGS’yi çözsek bile sonra karşılaşacağımız onlarca krizi çözemeyiz. Eğitim sistemimiz bu haliyle eğitmiyor sadece bilgi aktarıyor. Eğitim sistemleri; bireyin yetenek, eğilim ve beklentilerini dikkate alacak şekilde esnek bir fonksiyonelliğe sahip olmalıdır ki verim alınabilsin. Türkiye’nin sahip olduğu eğitim sistemi, bireyi hiçbir şekilde dikkate almıyor. Doğallık ve insanilik yönü zayıf. Sistem bu haliyle “eğitim sistemi” olmaktan çok “sınav sistemi” özelliği taşıyor. Ancak, sınav sistemimiz de sorunlu. Çünkü bu sistemde, ölçme – değerlendirme ve kademelendirme sadece sınavla sağlanıyor ki, sınav tek başına ölçme – değerlendirmenin en zayıf yöntemidir.  Sınav ağırlıklı bu sistem öğrenciyi koşuya soktuğu için, yardımcı unsur olması gereken dershaneler asıl unsur haline geliyor. Öğrenci için okul 2. planda kalırken dershane 1. aktör haline dönüşüyor. Ve artık “bilgi edinme” de ikinci planda kalıyor “sınav tekniği” esas haline geliyor. Böyle olunca da sınavlar “hayat – memat” meselesine dönüşüyor. Kademeli ve yönlendirmeli sisteme geçmezsek, genç yetenekler gelişmeyecek, öğrencilerimizin ve ailelerin stresleri artacak, sınav skandalları da hiç eksilmeyecektir. HAS PARTİ, yeteneklerin ve eğilimlerin dikkate alındığı, bireyde pozitif değişimi sağlayacak, sürece aileyi katacak kademeli ve yönlendirmeli eğitim sistemini teklif ediyor.
 
ÇATIŞMA ALANLARINI PAYDAŞLIK ZEMİNİNE DÖNÜŞTÜRELİM
 
Genel seçime az bir süre kala siyasi arenada tansiyon yüksek. Deyim yerindeyse kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor! CHP'den sonra MHP'li vekillerin kaset skandalını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce MHP konuşulduğu gibi barajın altında kalacak mı?

E. Erdoğan: MHP barajın altında kalmaz. Fakat bu süreç onu ciddi şekilde yıpratmışa benziyor. Siyasette “darbeler” dönemi kaset evresiyle sürüyor. Siyaseti doğal mecrasına geri çevirmeliyiz.

HAS Parti'nin Kürt politikasına bakışı nasıl? Hükümetin izlediği yolu doğru buluyor musunuz?

E. Erdoğan: Sorun aslında bir “Türk sorunu”dur. Yani çoğunluğun çözmesi gereken bir sorundur. Çözüm; insan kardeşliği ve eşit yurttaşlık prensibiyle mümkündür. Bu ülkede onlarca çatışma alanının olduğunu zannederiz hep.  Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Laik-Dindar kamplaşmaları… Aklınıza gelecek diğer kutuplaşmalar bu saydıklarımızın türevi veya sonucudur. Bu işin içinden çıkmanın yolu karşımızdakini susturmak veya onları yok saymak mıdır? Hayır elbette. Çatışma alanlarının paydaşlık zeminine dönüştürülmesi en doğru çözüm olamaz mı? Çatışmanın değil paydaşlığın önünü açmalı ve ortak sözde buluşarak onlarca gerginlik konusunu birbirimizi anlama vesilesine dönüştürmeliyiz. Bu formüle kültürel kodlarımız müsait. Çünkü sürüklendiğimiz çatışmalar ciddi sosyolojik sebeplere dayanmıyor. İnsanlığın uzlaşı gerekçeleri kavga gerekçelerinden çoktur. Kürtlerin Türklerle, Arapların Azerilerle, Sünnilerin Alevilerle, Dindarların dindar olmayanlarla, Sağcıların Solcularla onlarca ortak paydası, değeri, ilkesi var. Yeter ki bütünleştirici olmayı seçelim; ayrıştırıcılıktan, ötekileştiricilikten ve kamplaştırıcılıktan uzak duralım.

Seçmenler neden HAS partiye oy vermeli?

E. Erdoğan: Seçmenimizin öncelikle sözlerimize kulak vermelerini yani bizi dinlemelerini isteriz. Seçim beyannamemizi okumalarını, çözüm tekliflerimizi analiz etmelerini hatta diğer partilerin vaatleriyle kıyaslamalarını. O zaman çağrımız daha net anlaşılacaktır.

Çağrınızın özeti nedir?

E. Erdoğan: Has Parti “Yeni siyaset, Yeni Türkiye” diyor. Yeni siyaset; kavgacı, kamplaştırıcı, itici olmak yerine her zaman ortak paydalar üzerinden bütünleştirici olmaya çalışan bir siyasettir. Bu ekonomik kalkınmanın da, insani gelişmişliğin de sosyal barışın da başlangıç noktasıdır. Biz herkesi bu başlangıç noktasına davet ediyoruz. Buyurun kolkola yürüyelim; Yeni Türkiye’yi Yeni Siyasetle inşa edelim.”

Erol Bey, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

E. Erdoğan:
Ben teşekkür ederim.
 

Erol ERDOĞAN kimdir?

1969 Sinop Boyabat doğumlu. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde, Yüksek lisansını Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde tamamladı. Eğitim, reklam ve yayıncılık sektörlerinde yöneticilik yaptı. Yazı ve şiirleri; Nida, Şehrengiz, Ay Vakti, Bengisu, Mavikuş Çocuk Dergisi, Yeni Dünya, Tohum, Milli Şuur, ve Tütün’de yayınlandı. Siyasete, Fazilet Partisi Küçükçekmece İlçe Başkan Yardımcısı olarak başladı. 2009 Ağustos’undan Ekim 2010’a kadar Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüttü. Kasım 2010’de Numan Kurtulmuş’un genel başkanlığında kurulan Halkın Sesi Partisi’nde kurucu üye olarak bulundu. Halen HAS PARTİ (Halkın Sesi Partisi)’nin Üyelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir. Siyasi çalışmalarını www.ortaksoz.com üzerinden paylaşıyor.

gazetetempo

Bu haber toplam 2374 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri