Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AKDAĞ: HOCAEFENDİ AHIR SEKİSİNDE DERS VERMİŞ

31.01.2012 22:40
Erzurumlu Halis Emek Hoca’nın oğlu Muhammed Emek, sürekli siyasi baskılara maruz kalan, hapis yatan babasının ümitsizliğe hiç kapılmadığını söyledi.

Erzurumlu Halis Emek Hoca’nın oğlu Muhammed Emek, sürekli siyasi baskılara maruz kalan, hapis yatan babasının ümitsizliğe hiç kapılmadığını söyledi. Emek, babasının ‘Bizim tek suçumuz bu memlekette Müslüman olmak ve Allah’ın emrettiği iyiliği savunup, kötülükle mücadele adına insanlara faydalı olmaya çalışmamızdır’ dediğini aktardı.

Erzurum’un
 manevi dinamiklerinden olan Hacı Muhammed Halis Emek Hoca 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra 8 ay hapse mahkum edildi. 12 Mart 1971 muhtırasından sonraki sorgulandı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra iki evladıyla birlikte hapse mahkum edilmiş ve 28 Şubat sürecinde de hakkında birçok dava açılmıştı.

Erzurum’un manevi dinamiklerinden Hacı Muhammed Halis Emek Hoca, Yakutiye Kaymakamlığı İlçe Müftülüğü tarafından düzenlenen programda anıldı. Halis Emek’in oğlu Muhammed Emek, babasının böyle bir program vesilesiyle anılmasının kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Babasının birçok siyasi baskıya maruz kaldığını hatırlatan Emek, onun hiçbir zaman ideallerinden vazgeçmediğini, korkuya kapıldıkları zamanda kendilerine telkinlerde bulunduğunu söyledi.
Programa katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise din adamlarına yapılan baskıların benzerliğine dikkat çekti. Akdağ, ailesi ve yakınlarından dinlediği acı hikayeleri dillendirdi.
Babasının hayatı hakkında ilginç bilgiler veren Muhammed Emek, onun düşüncelerini katılımcılarla paylaştı. Emek, babasının hayatını insanlara vakfettiğini belirterek, “Elbette ki bunun karşısında bir bedel ödemesi gerekirdi ki, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra 8 ay hapse mahkum edildi. 12 Mart 1971 muhtırasından sonraki sorgulanması, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra iki evladıyla birlikte hapse mahkum edilmesi, 28 Şubat sürecinde hakkında açılan birçok dava açılmasına rağmen dimdik ayakta kaldı. Asla durumundan şikayetçi olmadı” ifadelerini kullandı.
Hacı Muhammed Halis Emek Hoca’nın duygu ve düşüncelerini katılımcılarla paylaşan oğlu, ‘Biz bu memlekette yetim hakkı yemedik. Biz bu memlekette devlete silah çekmedik. Biz bu memleketin vatandaşı olduk ve memleketimizin insanına en ufak bir kusur etmedik. Bizim tek suçumuz bu memlekette Müslüman olmak ve Allah’ın emretmiş olduğu emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münkeri insanlara anlatmamızdır. Bunun için sonu ölüm de olsa biz bu yola baş koyduk. Sakın üzülmeyin’ şeklinde tavsiyelerde bulunduğunu hatırlattı.
Ömer Nasuhi Bilmen Eğitim Merkezi Eğitmenlerinden Doktor Zeki Koçak ise Hacı Halis Hoca’nın ilmi kişiliği hakkında bilgiler sundu. 20 yıla yakın eğitim aldığı şahsiyet hakkında düşüncelerini dile getiren Koçak, hocasının aldığı hiçbir kitabı okumadan rafına koymadığını belirtti. Halis Hoca’nın günde 5 saat Kur’an okuduğunu anlatan Koçak, onun hayatının 4’te 3’ünü okumaya verdiğini sözlerine ekledi.
Halis Hoca’dan ders almış olan Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Sadi Çöğenli ise medrese eğitiminin önemini anlatarak, bu eğitim sisteminin devam etmesi gerektiğini savundu.

AKDAĞ: HOCAEFENDİ AHIR SEKİSİNDE DERS VERMİŞ

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Halis Emek Hoca’nın başına gelenlerin birçok insanın başına geldiğini dile getirdi. Validesinden dinlediklerini programa katılanlarla paylaşan Akdağ, şu ifadeleri kullandı: “Hocaefendi ahır sekisinde (taş ya da topraktan set) ders veriyor. Annemiz de evin önünde nöbet tutuyor ve ahırda çıngırak gibi bir şey var, ona ip bağlanmış ve eğer jandarma gelirse hemen o ip çekilerek bilgi verilirmiş. Bunun üzerine gerekli tedbirler alınırmış.”
Veli Velioğlu ve Mehmet Kırkıncı Hoca’dan dinlediklerini de aktaran Akdağ, şunları söyledi: “Rahmetli dedemiz İspir’in Çakmaklı köyünde, köyümüzde ezanı aslından Arapça okudu diye, bir jandarma onbaşısı mereğe (samanlık) hapsediliyor hocaefendi. Üç gün hoca merekte kalıyor. Kapıya da zırza takmışlar. Kilit falan yok. Ama kimse o kapıyı açıp da hocayı dışarı çıkaramıyor. O gün o jandarma onbaşı, hem kolluk kuvveti, hem savcı ve hem de hâkimlik görevi yapıyor. Üç gün sonra dedem bir yolunu buluyor da babaannemin hocasını bir şekilde o merekten çıkartıyor.” Akdağ, bu acı hikayelerin kendilerine çok uzak olmadığını, salonda bulunan herkesin bu tür konularla muhatap olduğunu sözlerine ekledi.

Bu haber toplam 9488 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri