Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ETÖ’nün ana gövdesine ulaşılacak mı?

07.03.2012 18:52
Ergenekon Davası kapsamında dinlenilmesine devam edilen gizli tanık ‘Kıskaç’, JİTEM ile ilgili verdiği detaylı bilgilere karşın halen devam eden soruşturmalar ‘Fırat’ın ötesine ulaşmadı.

Ergenekon Davası kapsamında dinlenilmesine devam edilen gizli tanık ‘Kıskaç’, JİTEM ile ilgili verdiği detaylı bilgilere karşın halen devam eden soruşturmalar ‘Fırat’ın ötesine ulaşmadı. Ergenekon soruşturmasının, Fırat’ın öte yakasına geçemediğini vurgulayan 1990’lı yılların tanıkları ise “Başta JİTEM olmak üzere karanlık işlerde eli bulunan diğer yapıların üzerine gidilmezse sıkıntılar devam eder” uyarısında bulunuyorlar.

ASLAN DEĞİRMENCİ / ANKARA

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde JİTEM’in adının sıkça anıldığı hukuk dışı uygulamaların Ergenekon kapsamında incelemeye alınması heyecan uyandırdı. Ergenekon Davası kapsamında dinlenilmesine devam edilen gizli tanık ‘Kıskaç’, JİTEM ile ilgili verdiği detaylı bilgilere karşın halen devam eden soruşturmalar ‘Fırat’ın ötesine ulaşmaması ise tepkilere neden oluyor. Ergenekon soruşturmasının, Fırat’ın öte yakasına geçemediğini vurgulayan 1990’lı yılların tanıkları ise “Başta JİTEM olmak üzere karanlık işlerde eli bulunan diğer yapıların üzerine gidilmezse sıkıntılar devam eder” uyarısında bulunuyorlar.

Bu uyarılara dikkat!

Karanlık yapının üzerine gidilmeli

Emekli Jandarma Kurmay Binbaşı Kemal Şahin: “Hiç şüphesiz ki; Ergenekon’un Fırat’ın ötesi JİTEM’dir. Ergenekon soruşturmasının halen Fırat’ın öte yakasına geçememesi sıkıntıdır. Oysa oradaki karanlık işleri çözmeden demokratikleşme sağlanamaz. Yine orada karanlık yapıyla yıllarca birlikte hareket eden işadamları, sanatçılar, silah, hayvan, uyuşturucu ve akaryakıt kaçakçıları var. Yapı dışında birde CIA ve MOSSAD var. Başta JİTEM olmak üzere karanlık işlerde eli bulunan diğer yapıların üzerine gidilmezse sıkıntılar devam eder.”

ETÖ’nün ana gövdesi JİTEM

JİTEM’e ilk davayı açan avukat olan Tahir Elçi:Ergenekon kapsamında tutuklanan suç örgütünün ana gövdesi bölgede görev yapmış ve iddianamedekinden daha büyük suçlar işlemişlerdir. Bu kişiler hakkında şimdiye kadar birçok kez savcılıklara suç duyurularında bulunuyorduk. Ama sonuç alınamıyordu. Umarım bu kez sonuç alınır. Sonuçta Ergenekon ya da bölgede yaşanan hukukdışılıklar sadece tutuklanan ya da gözaltına alınan kişilerin sorumlu olduğu bir mesele değil. Adaletin bağımsız, tarafsız ve gereği gibi işlemesi önemli. Kimse suç ve cezadan bağımsız kalamaz. Pozisyonu ve konumu ne olursa olsun bu ülkenin anayasasına ve yasalara aykırı davranış varsa savcıların hiç bir engelle karşılaşmadan, etki altında kalmadan bunu soruşturması gerekiyor ama bugüne dek böyle olmadı. Bu soruşturama ismi öne çıkmış, yıpranmış, işlenen suçlarla ilgili gizlenemez sanıkların harcanmasıyla sonuçlanması çok büyük tehlikeler doğurur. Bu kişiler kişisel amaçla değil silsile halindeki bir hiyerarşi ve ideoloji çerçevesinde bu suçları işledi. Dolayısıyla konunun bu yanının da ortaya çıkarılmasını sağlayacak etkili soruşturmalar yürütülmesi gerekiyor.”

“JİTEM açığa çıkarılmalı”

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Mehmet Emin Aktar: “Yaşadığımız coğrafyada 250’yi aşkın toplu mezarda 3 binin üzerinde insana ait ceset olduğu iddia edilmektedir. Bu sayılar sadece 1990’lı yıllara ait verilerdir. Bu mezarlar açılarak kimlik tespitleri yapılarak yakınlarına teslim edilmeden, sorumlular belirlenip yargı önüne çıkarılmadan toplumsal barış ve adalet sağlanamaz. Faili meçhul cinayetler ve toplu mezarlar sorunu hepimizin içini acıtan, vicdanını sızlatan bir problemdir. Bir dönem yaşananlar aydınlatılmadan, toplumsal yüzleşme sağlanmadan ve failler yargı önüne çıkarılmadan adalet arayışımız bitmeyecektir. Karşılaştığımız bu vahim tablo karşısındaki geniş suskunluğu kırmak, başta TBMM kapsamında bu alanda araştırma yapacak bir komisyonun oluşturularak geçmişle yüzleşme sağlanmalıdır. Sorun sadece bir adli soruşturma sorunu değildir. Yakın geçmişte yaşanılanların faili ve sorumlusu olan, 1990’lı yıllarda pervazsızca insanlarımızı kaçırıp katleden, kaybettiren JİTEM açığa çıkarılmalı ve etkili bir soruşturmayla failler yargılanmalıdır.”

JİTEM vardı ve…

Diğer taraftan hazırlanan iddianameler, TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu’nun JİTEM tarifi ile deşifre olan maaş bordoları ve kimlikler karanlık yapıyı deşifre etmeye yetiyor. Bölgede şiddet olaylarının tırmandığı bir dönemde bölgeye atanan Vali Salih Şarman silah ithali ve özel birlik kurmaktan da yıllarca yargılandı. Şarman, bir gazetenin sorularını cevaplarken, “JİTEM’le birlikte çok iyi çalıştık. Neden yok dediler hiç anlamadım. Vardı ve faydalıydı. Bize göre model doğruydu, yeniden uygulanabilir” dedi.

Dava açıldı ama

Varlığı artık herkes tarafından bilinen ama tüm yetkililer tarafından inkâr edilen JİTEM, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Tuğgeneral Veli Küçük ve Albay Arif Doğan’ın yargılandığı 15 Şubat 2006 tarihinde görülen çete davasında bir kez daha karşımıza çıkmıştı. Davaya mütalaa veren ve dosyayı askerî mahkemeye gönderen savcı, JİTEM’in bir askerî istihbarat kurumu olduğu, böylece JİTEM sıfatıyla davada yargılananların da askerî mahkemede yargılanması gerektiğine dikkat çekti.

Sisi ve JİTEM

Ergenekon soruşturmasının son dalgasında muvazzaf askerlerle birlikte gözaltına alınan Seyhan Soylu (Sisi) ise, 28 Şubat postmodern darbesi öncesinde çıkardığı Strateji dergisinin JİTEM’in olduğunu belirtti.

Ersever deşifre etmişti

1993’te uğradığı suikast sonucu öldürülen JİTEM’in kurucularından Binbaşı Cem Ersever’in avukatı Emin Emir, JİTEM’in PKK’ya karşı mücadele için kurulduğunu ve doğrudan Genelkurmay ile Jandarma Genel Komutanlığı’na bilgi verdiğini söyledi. Emir, “Ben, Cem Ersever’i savunmak için şehir dışına çıktığım davalarda JİTEM’den koruma alıyordum. O zamanlar resmi ismi İstihbarat Grup Komutanlığı’ydı. Fakat kendi görevlileri ve halk arasında ismi JİTEM olarak geçiyordu” dedi.

Geç gelen itiraflar

Emniyet Müdürü Hanifi Avcı, ‘tanık’ sıfatı ile verdiği ifadede, “Diyarbakır Asayiş Kolordu ve Diyarbakır Alay Komutanlıkları içinde JİTEM levhaları bulunmaktaydı” derken, ETÖ sanığı emekli Albay Arif Doğan da, mahkemeye talimatla verdiği ilk ifadesinde JİTEM’in kurucularından olduğunu itiraf etti. Ergenekon sanıklarından emekli Tuğgeneral Veli Küçük ise, tutuklanma talebiyle sevk edildiği mahkemede halk arasında JİTEM olarak bilinen birimi kendisinin kurduğunu ifade etti.

İşte JİTEM

TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonunun raporuna yazdığı şu satırlar diğerlerinin yanı sıra JİTEM’i de tarif etmekteydi: “Devletin seçimle işbaşına gelmiş organlarınca denetlenemeyen ve yargı organlarınca da soru sorulamayan bu örgütler istedikleri gibi devlet idaresindeki organlara hâkim olmakta ve devleti her türlü emellerine alet edebilmektedirler.”

Kasadan JİTEM çıktı

2009 yılında Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Emekli Albay Arif Doğan’ın evindeki kasadan, JİTEM’in kuruluşuyla ilgili önemli belgeler çıktı. ‘Çok gizli” ibaresi taşıyan belgelerde, JİTEM’in görev tanımı yapılıyor ve 1986 yılında görevlendirilen ilk mensuplarının isimleri bulunuyor. Bir klasörde ise, terör örgütleri ile işbirliği yapıldığına ilişkin bilgiler yer alıyordu.

Gizli tanık Kıskaç’tan şok ifşaatlar

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada dinlenilmesine devam edilen gizli tanık ”Kıskaç” ise, JİTEM’de 1991 yılında çalışmaya başladığını belirterek, Bayburt’ta silahlı eğitim gördüğünü ve ekipteki tek sivil olduğunu söyledi. Gizli tanık, 1991-1995 yılları arasında aralıksız olarak JİTEM’de çalıştığını ifade ederek, ”JİTEM yok diyen yalan söylüyor. JİTEM’i Arif Doğan değil Teoman Koman kurmuştur. Ana kurucuları Teoman Koman ve Aydın İlter’dir. Eşref Bitlis JİTEM’e karşıydı. Orduda emir-komuta zinciri vardır. JİTEM silahlı güçtür, ancak lağvedildi” dedi. Susurluk’taki kazadan da bahseden gizli tanık, Abdullah Çatlı’nın kaza sonucu ölmediğini, öldürüldüğünü öne sürerek, ”Öldürüldüğünü Antalya JİTEM Grup Komutanlığı’ndan Başçavuş Hakan ve Yüzbaşı Kadir Tahir’den öğrendim” dedi. Gizli tanık, olay sonrası kazaya ilişkin video kayıtları ve fotoğrafları gördüğünü savunarak, ”Abdullah Çatlı’nın arabadan indiği, kapının üst tarafına tutunduğuna yönelik 2 fotoğrafı gördüm. Abdullah Çatlı’nın kafasının ortasında yarık vardı, arabanın sol tarafının dışında yerde oturur vaziyetteydi. Bu fotoğrafı JİTEM çekti” diye konuştu. 

MILATGAZETE.COM

Bu haber toplam 3020 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri