Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ezan Nefretine Öfke

26.09.2013 01:53
Yayınlanan 28 Şubat 1997 tarihli MGK tutanaklarında, Türkçe ezan sevdasını dile getiren ve ezan ile laiklik arasında bağlantı kurarak dindar kesime kin kusan dönemin Genelkurmay Başkanı İ. Hakkı Karadayı’ya STK’lardan, siyasetçilerden ve akademisyenlerden

28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleşen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının tutanaklarının yayınlanması, 28 Şubat zihniyetini açıkça gözler önüne serdi.
Emekli askerler ve siyasiler, Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın söz konusu toplantıda söylediği; “Laiklik ilkesinin bozulması ezanın Türkçe okunmasından vazgeçilmesiyle başladı. Benim hâlâ kulaklarımdadır, ezanın Türkçe okunurken duyduğum huşu ve heyecanı” sözleri “din düşmanlığı” olarak değerlendirildi.

“BUNLARA İNSAN DEMEK İNSANLIĞA HAKARET OLUR”

28 Şubat sürecinde YAŞ kararıyla TSK’dan ihraç edilen Emekli Binbaşı Mustafa Hacımustafaoğulları, Karadayı’nın sözlerini eleştirdi.
Hacımustafaoğulları, “Bu sapık iradeye sahip insanlar milletin tarihi ve kültürel birikiminden, inanç birikiminden, yani bu milleti millet yapan değerlerden uzak oldukları için 28 Şubat darbesini yaptılar. Karadayı bu ifadeleriyle milletten ne kadar kopuk olduğunu ifade ediyor. Bu millet ezan Türkçe okunmaya başladığında en büyük yarayı almıştır. Ezan tekrardan aslıyla okunmaya başladığında ise yüreğine su serpilmiştir. İşte bu millet budur. Bunların milletle alakası olmadığı için ezanın Türkçe okunmasından haz duyuyorlarmış, ezan Arapça okunanda dünyaları yıkılıyormuş. Bu adamların bu milletle bir alakası yok, milletten kopmuş adamlardır. Bunlar bu millete en büyük düşmanlığı yapmakta zerre kadar tereddüt etmeyen insanlardır” ifadelerini kullandı. 
Söz konusu zihniyetteki insanlara insan demenin insanlığa hakaret olduğunu da söyleyen Hacıosmanoğulları, “28 Şubat davasının tarafı ve müdahili olarak bütün arkadaşlarımız her gün o mahkeme salonundayız. Milletin avukatı olarak bu davanın takibini sonuna kadar yapacağız. Çünkü darbe en büyük vatan hainliğidir. Bu hainler hak ettiği cezayı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu milletin beklentisidir. 28 Şubat darbesinin başı Süleyman Demirel olduğu için onun da vatana ihanetten yargılanması lazım. Bu ifadelerle tamamen kendilerini tanımlıyorlar” dedi.

“KARADAYI BÜYÜK BİR TALİHSİZLİKTİR”

Devlet Eski Bakanı Hasan Celal Güzel, Karadayı’nın tutanaklara geçen ezanla ilgili ifadelerinin millete tepeden bakan yüz yıllık jakoben militarizmin kusması olarak tanımladı.
Güzel, “Karadayı’nın milletin değerlerine karşı koyduğu bu tavır, laiklikten anlamadığını, din düşmanı ve ezan düşmanı olduğunu açıkça oraya koymaktadır. Bu kişinin orgeneral rütbesiyle Genelkurmay Başkanlığı’na kadar gelmesi ve 28 Şubat’ın darbecilerinden birisi olması Türk milleti için gerçekten büyük bir talihsizliktir” dedi.
Güzel, söz konusu zihniyetin sadece Karadayı’da değil ekibinin tamamında ve Türkiye’de her zaman CHP bürokrasisinin istisna ettiği militarist vesayet sahibi darbecilerin tamamında bulunduğunu ifade ederek, “Bu kişiler bu kafayı değiştirmedikçe adam olamazlar. Bu kişiler Türkiye’nin ilerlemesine hep set olmuşlardır. Her zaman laikliği din düşmanlığı olarak görmüşlerdir.  Bu da o İsmail Hakkı Karadayı denen kişinin paronayak halüsinasyonlarının bir tezahürüdür. Bu tezahür neticesinde böyle saçmalayabilmiştir. Ezan Allah’cadır, Kur’an’cadır. Allah’ın büyüklüğünü tanrı uludur diye uluyarak halledemezsiniz, söyleyemezsiniz” diye konuştu.  

“BUNLAR LAİKLİĞİ İSLÂM DIŞI YAŞAM OLARAK ALGILIYORLAR”

Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ise, 28 Şubat dönemindeki uygulamalar ve icraatların yasal zemininin perdesinin arkasında uygulandığını belirterek, “Bu meselelerin arkasında dindar insanlarla ve ulvi vecibelerini yerine getirmek isteyen insanlarla mücadele yatmaktadır. Bu ifadelerden 1950 öncesi uygulamalara özlediği ve onların uygulanması için bir kalkışma halinde olduğu anlaşılıyor” dedi.
Tanrıverdi, “Laikliğin inanç sahibi insanların inançlarını özgür bir şekilde yaşamalarıdır. Bu da tabii ki Müslümanlar kendi dininin gereğini yaşarken başka inanç sahipleri de kendi inançlarının gereğini yaşayabilmelidir. İnsanlara bakış hizmetlerindeki başarısına göre olmalıdır, ideolojik ve inanç yapısına göre değil. Bunlar laikliği İslam dışı yaşam olarak algılıyorlar. Böyle anlarlarsa da sonuç böyle olur. İnsanların inançlarını yaşaması, dini esaslara göre amellerini yapması hiçbir şekilde laiklik karşıtı olmaması gerekir. Anayasal düzenlemelerle dini yaşantının özgür hale bırakılmasının tanımları yapılmalı. Özgür iradesini yaşamak isteyenlere engel olmaya çalışanlara ceza uygulanmalıdır” diye konuştu.

“LAİKLİKLE NE ALAKASI VAR?”

İlahiyatçı Salih Tuğ ise, “Ezanın Türkçe okunmamasının laiklikle ne alakası var? Böyle bir kanaat bence yanlıştır” değerlendirmesinde bulundu.

yeniakit

 
 
Bu haber toplam 1366 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri