Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatih Erbakan’dan İddialı Açıklamalar

03.05.2014 12:47
Habervaktim’e konuşan SP Genel Başkan Adayı Fatih Erbakan, kongre öncesi iddialı açıklamalarda bulundu: İlk seçimde Meclis’e gireceğiz, ikinci seçimde iktidara geleceğiz…

Milli Görüş partisi Saadet, Pazar günü 5. Olağan Kongresine gidiyor. Saadet Partisi yönetimi kongreye mevcut başkan Mustafa Kamalak’la gitme kararı alırken; parti yönetimini Milli Görüş çizgisinden sapmakla eleştiren Fatih Erbakan başkanlığa aday oldu.

Kongre öncesinde görüştüğümüz oğul Erbakan, aday olma sürecini Habervaktim’e anlattı, hayli iddialı açıklamalarda bulundu.  

Genel başkan seçilmesi halinde ilk seçimde TBMM’ye gireceklerini, ikinci seçimde ise iktidara geleceklerini söyleyen Fatih Erbakan, AK Parti ile birleşeceği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı.

AK PARTİ’Yİ REDDETTİK, BİZ HERKESİ KUCAKLAYACAĞIZ
Oğul Erbakan, AK Parti’den birkaç kez teklif aldığını fakat reddettiğini belirterek “Milli Görüş’ün asıl hedeflerine ulaşması uğruna bu uğurda partimizde çalışmaya devam edeceğimizi söyledik” dedi. Seçilmeleri halinde herkesi kucaklayacaklarını, kimseyi dışlayamayacaklarını vurgulayan Erbakan, seçimi kaybetmeleri halinde yeni bir parti kurma düşüncelerinin olmadığını söyledi. Refahyol İktidarının Başbakanı, Milli Görüş Lideri Merhum Necmettin Erbakan’ın oğlu, SP Genel Başkan Adayı Dr. Fatih Erbakan’ın açıklamaları şöyle:

KARAR İSTİŞARE İLE ALINMADI

-Milli görüş hareketinde genel başkan adaylıkları bu zamana kadar istişareli olmuştu. Sizin adaylığınız da istişareli mi oldu?
Bu konuda tabi şunu ifade etmek gerekir. Rahmetli Erbakan Hocamız, rahmetli babam hayattayken hareketin doğal, meşru lideri olarak onun başkanlığında istişareler yapılırdı. Bazen 3 bin kişilik toplantılara varan istişareler olurdu. Herkesin kabul ettiği doğal bir lider olduğu için bu istişarelerin sonucunda bir kara verirdi ve en hayırlı kararın bu olduğu düşünülürdü. Ve böylece genellikle tek listeyle kongreye gidilirdi. Fakat Erbakan Hocamızın vefatından sonra onun bu kararının yerine geçebilecek tek karar Yüksek İstişare Kurulumuzdaki Erbakan Hocamızın belirlediği 8 tane üyenin ittifakla bir karar alması halinde olacak bir karardır. Bunun Milli Görüş prensipleri açısından doğrusu budur. Eğer Erbakan Hocamızdan sonra onun bize vasiyet ettiği istişare kurulu üyelerimiz ittifakla bir arada bir isim genel başkan olsun deseydi onun üzerine bizim çıkıp adaylık açıklamamız mümkün olmazdı. Ama bu konuda bir ittifak içinde olmadıklarını hatta üç seneden bu yana istişare kurulunun bir araya dahi gelemediğini çok iyi biliyoruz.

DOĞRU KARARI DELEGELER VERECEK
Erbakan Hocamız vefat ettiğinden itibaren maalesef yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle düzenli, sağlıklı bir şekilde istişare kurulu çalışamadı. Bu en son kongre ile ilgili de Ahmet Tekdal Bey ve Fehim Adak Bey ile istişare kurulu üyelerimiz açıkça imzalı bir mektup sunarak genel merkeze Fatih Erbakan’ın genel başkan adaylığında kongreye gidilmesini ifade ettiler. Bunun yanında Süleyman Arif Emre Bey, bir diğer istişare kurulu üyemiz, Erbakan Hocanın sağlığında dahi sağlık problemlerinden dolayı İstanbul’dan gelip toplantılara katılamıyordu. O da genel merkezin yaptığı bu istiare kurulu toplantısında yoktu. Recai Kutan Bey de hiçbir şekilde bu kararın altında imzası olmadığını, Mustafa Kamalak başkan adaylığında tek liste ile kongreye gidilmesi yönündeki kararın altında imzası olmadığını, kendisinin Mustafa Kamalak’la devam edilmesini istediği yönündeki haberlerin doğru olmadığını açıkça hem genel merkez yetkililerine hem de bizlere beyan etti. Dolayısıyla Recai Kutan Bey, Süleyman Arif Emre Bey, Ahmet Tekdal Bey, Fehim Adak Bey yani istişare kurulunun yarısı bu genel merkezin açıkladığı kararın altına imza atmamışlardır. Dolayısıyla bu karar yüksek istiare kurulunun ittifakıyla alınmış bir karar değildir. İstişare kurulunun ittifakı ile bir karar olmadığı noktasında da delegelerimizin, teşkilatlarımızın görüşüne başvurulması gerektiğini düşünüyoruz. Ve inşallah en doğru kararı onların vereceğini düşünüyoruz.

PARTİNİN PRENSİPLERE UYMAYAN DAVRANIŞLARI VAR

-Geçmişte Fazilet Partisi Kongresinde yenilikçi gelenekçi tartışmaları olmuştu ama şimdi tam tersi oluyor gibi. Siz yaş itibariyle son derece gençsiniz. Teşkilatlar bunu nasıl karşılayacak?
Dışarıdan bakıldığı zaman sizin de ifade ettiğiniz gibi sanki Abdullah Gül Bey’in Fazilet dönemindeki çıkış adaylığı Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi dönemindeki genel başkanlık adaylığı ile bizim durumumuz sanki benzerlik gösteriyor gibi, sığ bir bakış açısıyla bakılırsa… Oysa ki tam tersine biz o zaman da Milli Görüşçü geleneklerine, prensiplerine bağlı kalınmasını, meşru olan, seçilmiş olan doğal bir lider olan Erbakan Hocamıza itaat edilmesini savunmuştuk. Şimdi de biz aynı şekilde görüş ve prensiplerimize uygun hareket edilmesini ve prensiplerimizin dışına çıkılmamasını savunuyoruz. Dolayısıyla hareket noktamız yaptığımız işin özü itibariyle aslında biz o zamanda Erbakan Hocamızın Milli Görüş prensipleriyle beraberdik, Abdullah Gül Bey’in, Numan Kurtulmuş Bey’in çıkışlarına karşıydık. Şimdi de yine Milli Görüş geleneklerimizle, Erbakan Hocamızla aynı çizgideyiz. Peki niçin böyle bir teklif geldiği zaman görevden kaçamayız dedik? Çünkü maalesef Milli Görüş prensiplerine uygun olmayan bir takım davranışların Erbakan hocamızın vefatından sonra üç seneden bu yana yapıldığını gördük. Bu Milli Görüş prensiplerine uygun olmayan yanlışların düzeltilmesi, yeniden özümüze dönülmesi, Erbakan Hocamızın, Milli Görüşün ana istikametine dönülmesi için bu çıkışı yapıyoruz. Dolayısıyla mana itibariyle, hedefleri, amaçları itibariyle Abdullah Gül Beyden de Numan Kurtulmuş’tan tamamen farklı hatta tam tersi bir istikamette geleneklere, prensiplere, öze dönüş yönünde hareket ediyoruz. Sadece tek benzerliğimiz bizim de yaşımızın genç olması. Ve genel merkezde, genel merkez yönetimi tarafından belirlenmiş olan adayın karşısına çıkıyor olmamız fakat o dönemde genel merkezdeki yönetim Erbakan hocamızın başkanlığında Milli Görüş prensiplerine bağlı, meşru bir yönetimdi. Ama şu andaki genel merkezde kararı açıklayan dar çerçevedeki yönetim kadrosunun üç seneden bu yana yaptığı, prensiplere uymayan davranış ortada. Dolayısıyla bunların düzeltilmesi gereğine inandığımız için yola çıktık.

HERŞEY YİK BAŞKANLIK SEÇİMİ İLE BAŞLADI

-Prensiplerin dışına çıkmayı nasıl özetliyorsunuz? Çok somut, bariz, belirgin örnekleri nedir?
Öncelikle tabi Erbakan Hocamızın vefatından daha bir hafta geçmeden Yüksek İstişare Kurul başkanlığı seçimi yapıldı. Bu seçim YİK üyeleri tarafından yapılması gereken bir seçimdi. Erbakan Hocamızın bize olan vasiyeti, Milli Görüş’ün prensipleri bu yöndedir. Ve bunu parti tüzüğümüze de yazmıştık. Parti tüzüğüne göre de YİK başkanını YİK kendi üyeleri arasından seçer. Fakat biz bir baktık ki YİK başkanlığı seçimi bir emri vaki ile Genel İdare Kurulu (GİK) üyelerine önceden seçim yapılacağı haber verilmeksizin genel idare toplantısında yapıldı. Genel idare kurul üyelerinin yüksek istişare kurulu başkanı seçmeye hukuken de yetkisi yok manen de yetkisi yok. Bu ne zaman yapıldı? Bir kere daha Erbakan Hocanın vefatından birkaç gün sonra, işe henüz başlanırken, besmele çekilirken en temel prensiplerimiz çiğnendi. GİK’in 75’i asil, 25’i yedek toplan 100 üyesinden 55’i ile bu toplantı gerçekleştirildi ve 32 üyenin oyu ile YİK başkanı seçildi. Yüz kişiden 32’sinin oyuyla başkan seçilmesi hem demokrasiye, hem prensiplerimize, hem teamüllerimize hem de Erbakan hocamızın vasiyetine aykırıdır. Ayrıca parti tüzüğümüze de aykırıdır. Dolayısıyla hukuki olmayan bir YİK başkanlığı seçimi ve meşru olmayan bir YİK başkanlığı makamı ile karşı karşıyayız.

-O dönemde bu duruma tepkiniz ne oldu?
Bu durumun yanlışlığını, prensiplerimiz daha işe başlarken ayaklar altına alındığını ifade ettik elbette.

YİK SEÇİMİNİN ARDINDAN DEVAMLI DIŞLANDIK!

-Ne sonuç alabildiniz?
Sonuç şu oldu. Bizlere ve sadık, samimi, vefakar ve cefakar Milli Görüşçülere Genel Merkez tarafından ciddi engellemeler getirildi. Her iki seçim döneminde de 2011’de de, 2014’te de bendenizin programlar yapması maalesef Genel Merkez tarafından engellendi. Engelleyemedikleri programlarımızın ardından ise ya il başkanını veya ilçe başkanını görevden aldılar. Oysa bu davaya 45 sene hizmet etmiş Erbakan hocamız bir tek kişiyi bile haklı sebepler olmasına rağmen görevden almak istememişti. Hele hele haksız yere bir insanı görevden almayı aklının ucundan bile geçirmedi. Tam tersine herkesi kucaklayıcı, herkese sahip çıkıcı bir insandı. Dolayısıyla YİK seçim ve ardından yaşananlar tüzüğümüze, prensiplerimize, hukuka ve Erbakan hocamızın vasiyetine uygun olmamıştır.

CEMAAT-HÜKÜMET GERİLİMİNDE HER İKİ TARAFA DA EŞİT MESAFEDEYİZ

-‘Fatih Erbakan AK Parti ile mevcut SP yönetimi ise paralel yapıyla hareket ediyor’ şeklinde ortalıkta dolaşan söylentiler var.  Bu konuda neler söylersiniz?
Böyle bir şey söz konusu değil. Her zaman söylüyoruz, bir gerginlik olduğu zaman taraflardan birinin yanında yer almamak, aksine her iki grubu da kucaklayıcı ve birleştirici rol oynamak Erbakan hocamızın da bize bıraktığı önemli bir misyonumuzdur. Dolayısıyla her iki tarafa da yapıcı bir şekilde yaklaşmak, gerginliği ortadan kaldırmak için mücadele etmek lazım. Şimdi gelinen kutuplaşma maalesef çok kötü sonuçlar doğurabilme potansiyeline sahiptir. Bu sebeple her iki tarafa eşit mesafede, bu çatışmayı bu gerginliği ortadan kaldırmaya yönelik bir üslup ve tarz içerisinde olmamız lazım diye düşünüyorum.

AK PARTİ’DEN BİRKAÇ DEFA TEKLİF GELDİ

-Sizin AK Parti’ye davet edildiğinizi biliyoruz. Nasıl bir davetti bu?
AK Parti yönetimi ile irtibatlı olan kimseler geldiler. Bazı şeyler anlattılar birkaç sefer. Fakat bunlar kendiliğinden mi geldiler orası tarafından mı gönderildiler ondan çok emin değilim. Ama biz birçok defa ifade ettik onlara da söyledim. 13 seneden beri AK Parti’nin Milli Görüş prensiplerine aykırı şeyleri olduğunu söyledik. Halen daha söylüyoruz. Şimdi makama, mevkiye gelme ümidiyle hevesiyle Milli Görüş çizgisinden 180 derece dönüş yapmamız son derece yanlıştır, bize yakışmayacak bir şeydir. Bu sebeple onlara da bu söylediğinizin mümkün olmayacağını Milli Görüş’ün asıl hedeflerine ulaşması uğruna bu uğurda partimizde çalışmaya devam edeceğimizi söyledik.

ADAYLIĞIMI HAREKETİN ÖNDE GELEN İSİMLERİ İSTEDİ

-Başkan adaylığı konusu nasıl gelişti? Hedefiniz tam olarak nedir?
Yanlışlıklar olduğu zaman başta dediğim gibi Ahmet Tekdal Bey, Fehim Adak Bey, Arif Ersoy Bey, İsmail Müftüoğlu ve daha pek çok hareketin önde gelen isimleri başta olmak üzere il başkanlarımızdan ilçe başkanlarımızdan teşkilatlarımızdan başkan aday olmam noktasında yoğun bir talep oldu. Dediler ki, biz de üç seneden beri yaşananlardan son derece rahatsızız. Milli Görüş prensiplerinin Erbakan Hoca’dan sonra yetirince yürütülemediğini temsil edilemediğini hatta çiğnendiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bunun düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu düzeltilmesinde de görev size düşüyor. Hem kongreyi kazanabilmek açısından hem de genel başkan olmanız halinde partiyi sürükleyip, götürebilmeniz açısından sizin isminiz olması lazım. Dolayısıyla size bir vebal yüklüyoruz. Bunu kabul edebilirsin etmemek de sana kalmış. Etmezsen vebal altında kalmış olursun. Çünkü Saadet Partisi’nin hem manevi olarak prensipler açısından hem de madden genel siyasi teknik bakımdan oy oranı açısından son derece üzücü bir durumda olduğunu görüyoruz. Bunun düzeltilmesi için sana görev yüklüyoruz. Kabul etmezsen de bir vebal altında olacaksın.’ Tabi bu sözlerden sonra biz de davamız uğruna bize ihtiyaç duyulursa bundan asla kaçamayız. Çünkü annemizden de babamızdan da hep bu öğüdü aldık. ‘Kendiliğimizden bir göreve bir makama talip olmak ne kadar yanlışsa bir görevde bir mevkide davanızda size ihtiyaç duyulduğunda bundan kişisel planlarınız kişisel düşünceleriniz nedeniyle kaçmanız çok yanlıştır’ öğüdünü aldık. Böyle olunca da biz, ‘Elimizi değil, yüreğimizi bile taşın altına koyarız. Yeter ki Saadet partisi istenen başarılara ulaşsın hem de istikametine geri döndürülsün prensiplerine bağlı şekilde yoluna devam etsin’ dedik. Bu şekilde gelişmiş oldu. Tabi sadece partimiz içindeki yanlışlıklar değil rahmetlik babam Erbakan Hocamız gibi İslam alemine de hizmet etmeyi düşünüyoruz.

AK PARTİ’NİN MİLLİ GÖRÜŞ ÇİZGİSİNDEKİ HAREKETLERİNİ DESTEKLERİZ

-Özlenen başarıları biraz açar mısınız? AK Parti bu başarıları yakalayamamış mı?
AK Pati Milli Görüş çizgisinde yürüse o zaman tabi hiçbir problem olmaz. Aldıkları oy oranları gayet yüksek ve yeterlidir. Biz de onların yapacakları Milli Görüş çizgisindeki hareketlere destek veririz. Ama tabiî ki yaptıkları ciddi yanlışları görüyoruz. İşte borç ve faiz ekonomisi Türkiye’nin milletin ve devletin borç yükü altında bırakılması. Ülkenin her yıl 50 katrilyon lira bütçeden borç faizi ödenmesi. Kıbrıs konusundaki yanlış gördüğümüz politikalar. Dış politikada Suriye ve Mısır gibi İslam alemindeki kardeşlerimizin problemleri gibi batıdan medet ummaları batıdan ses çıkarmalarını bekliyoruz gibi açıklamaları, D-8 projesini istenildiği gibi yürütmeyip, D-60’lara İslam Birliği’ne dönüştürmemeleri gibi daha pek çok eksiklerini görüyoruz. Bu sebeple AK Parti’nin iktidarda olması büyük başarı göstermesi Milli Görüş’ün hedeflerine ulaşıldı. Milli Görüş şu anda iktidardadır dememizi engelliyor. Bu mümkün değil. Bu sebeple Saadet Partisi’nin bu saydığımız alanlarda Milli Görüş çizgisini oluşturması için iktidara gelmesi lazım.

HEDEF, İLK SEÇİMLERDE PARLAMENTO, İKİNCİ SEÇİMLERDE İKTİDAR
Tabi beklenen özlenen başarı şu; Milli Görüş tarihinde hiçbir zaman bu kadar uzun süre parlamento dışında kalmamıştır. 12 seneden beri meclis dışında. Artık hem Milli Görüş tabanının hem de milletimizin beklemeye tahammülü yok. Bir an önce ilk genel seçimde ne yapıp edip Milli Görüşü yeniden parlamentoya taşınması lazım. Çünkü buna Milli Görüşçülerden çok İslam aleminin ve milletimizin ihtiyacı vardır. İnşallah ilk hedefimiz önümüzdeki seçimlerde büyük bir oy patlaması ile Milli Görüş’ü yeniden 13 senenin ardından parlamentoya taşımak olacak. İnşallah milletimiz de teveccüh gösterirse bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Öncelikle bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Arkasından ikinci genel seçimde ise iktidara gelmek istiyoruz. Çünkü bu söylediğimiz çok önemli hizmetlerin yapılabilmesi için mutlaka Milli Görüş iktidara gelmelidir. Bu noktada da şansımızın çok yüksek olduğunu düşünüyorum ve biliyorum. Bugün AK Parti’ye oy veren çok büyük bir kesim ciddi bir şekilde alternatif olarak Saadet Partisi’ni görmediğini o yüzden oy vermediğini söylüyor. Eğer yeni bir yönetimle yeni bir şekilde çalışma ile Saadet Partisi ayağa kaldırılıp Saadet Partisi ayağa kaldırılırsa çok kısa sürede AK Parti’nin gösterdiği başarıları göstermesi içten bile değil.

PARTİ KURMA DÜŞÜNCEMİZ YOK

-Kongrede seçilemezseniz yeni bir parti kurma düşünceniz var mı?
Bunu her söyledikleri zaman karşı çıkıyoruz ve diyoruz ki önemli olan Milli Görüş prensiplerinin temsil edilmesi, Milli Görüş prensiplerinin istikametinin kıyamete kadar devam ettirilmesi aslına özüne uygun bir şekilde. Biz bu zamana kadar bunun için mücadele ettik bundan sonra da mücadele edeceğiz. İnşallah umarız ki Saadet Partisi bu Milli Görüş’ü temsil eder. Dolayısıyla kongreden sonra seçilemesek bile Erbakan Hocamızın partisi olan onun kurmuş olduğu parti olan Saadet Partisi’nin Milli Görüş çizgisinde yürümesi için elimizden geleni parti içerisinde yapacağız. Yanlışlıkların düzeltilmesi için elimizden geleni parti içerisinde yapmaya devam edeceğiz. Şu an parti kurma gibi bir düşüncemiz yok. Bu zamana kadar da olmadı.

KİMSEYİ DIŞLAMAK GİBİ BİR NİYETİMİZ YOK

-Siz seçilirseniz SP’deki Erbakan Hoca’nın arkadaşlarını gönderecek misiniz? Yoksa onlarla birlikte çalışmaya devam mı edeceksiniz?
Onların zaten çok önemli bir kısmının bizi uzaklaştırmak gibi bir düşünceleri yok. En azından önemli bir kısmı tarafsız kalıyor. Delegelerin kararına saygı duyacağız dediler. Bir kısmı da bizimle birlikte oldukların bizi desteklediklerin söylüyorlar. Ama bize hiçbir ayrım yapmadan hepsini kucaklamak yakışandır. Çünkü hepsi babamızın dostlarıdır. Geleneklerimize, göreneklerimize, dini inançlarımıza göre baba dostları, amca mesafesindedir. Onları uzaklaştırmamız onlara sırtımızı dönmemiz mümkün olmaz. Her zaman rahmetlik babamın meşhur sözünü söylüyorum: ‘Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse’ derdi. Sadece gençlikle işin götürülmesi mümkün değildir. Sadece tabiî ki de yaşlılarla olmaz. Gençlerin dinamizminden heyecanından faydalanılacak yaşlıların da bilgi ve tecrübelerinden istifade edilecek. Bir denge içinde götürülecek. Kimseyi dışlamak, uzaklaştırmak gibi bir niyetimiz yok.

Habervaktim.com

Bu haber toplam 1792 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri