Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fethullah Gülen hacca gitti mi?

19.01.2014 12:18
Fethullah Gülen ile ilgili en merak edilen sorulardan olan hacca gidip gitmediği konusuna açıklama.

Hükümet cemaat kavgasında Gülen'e yönelik iddiaların da ardı arkası kesilmiyor. Fethullah Gülen'e yöneltilen suçlamalardan biri ise hacca gtmediği mevzusu. Bu konuya yalanlama medyada zaman zaman Fethullah Gülen'den sonra koltuğuna aday olarak gösterilen Zaman gazetesi yazarı Abdullah Aymaz'dan geldi.

Aymaz yazısında iddialara Gülen'in hatıra kitabından örnekler vererek cevap verdi:

İftira ve karalamaların ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de tutturmuşlar M.Fethullah Gülen Hocaefendi “Bu nasıl hoca, hiç hacca gitmedi” diye insanların kafalarını karıştırıyorlar. Üç defa hacca gitti.

Zaten 1968 yılında gittiği ilk haccını, seneler önce “Küçük Dünyam” isimli hayatını anlattığı kitapta teferruatlı beyan ediyor. Biz de o zaman İzmir imam-hatip ve ilahiyatta öğrenci yetiştirme yurdunda öğrenci idik. Bütün öğrenciler buna şahittir. Prof. Dr. İbrahim Kâfidönmez, Prof. Dr. İbrahim Çalışkan gibi arkadaşlarımız da çok iyi bilirler… Hocaefendi, bu meseleyi şöyle anlatıyor:

1968 yılıydı. Şimdi ismini hatırlayamayacağım talebelerden biri bana ‘Hocam hacca gitmeyi düşünmüyor musunuz?” dedi. Yarama öyle bir tuz basmıştı ki, dayanılacak gibi değildi. ‘Ben kim, oralar kim?’ dedim ve ağlayarak sınıfı terk ettim. Müdür odasında başımı masaya dayadım ve duygularımı masanın camına döktüm. Zaten camın altında Ravza-i Tâhire’ye ait çeşitli resimler bulunuyordu. Ben de hicranımı doğrudan oraya anlatıyordum.

“Aradan kaç saat geçti bilmiyorum. Bildiğim ve hatırladığım, gözyaşlarımın bir türlü dinmek bilmeyişiydi. (…) Hemen telefona koştum. Karşımda hakikaten Lütfi Doğan (O zaman Diyanet İşleri başkanı yardımcısı idi.) vardı ve o tatlı ve munis sesiyle bana hitaben şöyle diyordu: “Arkadaşlarla kararlaştırdık. Bu sene hacıların durumunu kontrol için Diyanet adına üç kişiyi hacca göndereceğiz. Biri Denizli Müftüsü İbrahim Değirmenci, ikincisi Eskişehir Müftüsü Ahmet Baltacı, üçüncüsü de siz.” O sene Diyanet adına hacca gitme işi ilk defa oluyordu. Kendimi bir ara rüyada zannettim. Biraz evvelki hicranım neydi, şimdi neler oluyordu. (…)

“Gittiğim bu ilk hac, benim için çok bereketli oldu. Tabii ki, Cenab-ı Hakk’ın rızası ölçüsünü bilemem. Fakat iç âlemim itibarıyla bu hacdan çok istifade ettim.

“Efendimiz’den başlayarak sırasıyla Râşit Halifeler için umre yaptım. (…)

“Kâbe’yi ve Ravza-i Tâhire’yi ilk gördüğümde öyle bir ruh haline büründüm ki, tarifi mümkün değildir… (…)

“Kestanepazarı’ndaki talebelere hep farklı baktım. İslam âlemine ait büyük kurtuluşun hiç olmazsa bir bölümünü onların temsil ettiğine inanıyordum. Hacca giderken onların isim listelerini yanımda götürmüştüm. Hepsine orada teker teker dua ettim. Ayrıca tanıdığım birçok kimseye de dua ettim.”

Bu, yaşanmış bir gerçek. Diyanet’e sorsanız bile bugünlerde cevap almanız çok zor olabilir. Çünkü müstakil değil; siyasetin tasallutu altında... Hiç olmazsa Bosna’da olduğu gibi Diyanet İşleri başkanı durumunda olan Reisü’l-Ulemâ orada bakanlar üstü bir konuma sahiptir. Dini bayramlarda cumhurbaşkanının yanında oturur. Bizimki böyle olmayıp bir bakanın altında bulunduğundan, üstündeki siyasileri rahatsız edecek bir şeyi söyleyemez... Yüzde yüz bildiği mübâhele ile bedduayı bile, -aradaki farkın ne olduğunu- bir türlü halka anlatamaz. Anlatsa makamından olur. Emir gelir, camilerde siyasilerin arzu ettiği hutbeler okunur. Okunmazsa başkan da cami imamları da başlarına geleceği bilir. Onların, bu durumdan kurtarılması gerekir. Hür olmazlarsa, başkalarının hakkı hukuku çiğnenmiş ve din siyasete alet edilmiş olur. Dini bu duruma düşürmeyelim.

INTERNETHABER

Bu haber toplam 7388 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri