Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hukukçular: Genelkurmay 'belge yok' diye konuyu geçiştiremez

05.06.2011 09:40
Genelkurmay'ın 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalesini ortaya koyan belge, hukukçuların tepkisini çekti.

Silahlı Kuvvetler'in siyasete müdahale girişimlerinin kabul edilemeyeceğini söyleyen hukukçulara göre, ilgililer hakkında derhal yasal işlem başlatılmalı. Zaman'ın manşetten '367 krizinin perde arkası' başlığıyla verdiği haberin belgesini, 2009'da kabul eden Genelkurmay'ın, önceki gün yaptığı 'Araştırdık ama bilgi notuna rastlamadık.' açıklaması ise yetersiz bulundu. Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, "Bu açıklama soruşturma açılmaması için yeterli değildir." dedi. Belgede, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'un cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Meclis'e girmemeleri için CHP, DYP ve Anavatan liderlerine aracılarla mesaj ilettiği öne sürülüyor.

Zaman'ın dün yayımladığı belgelere göre Genelkurmay'ın, 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Meclis'e milletvekillerinin girmemesi için CHP, DYP ve Anavatan'a talimat verdiği öne sürülüyor. Dönemin Genelkurmay İstihbarat Şube Müdürü Albay Turgut Ak'ın hazırladığı bilgi notunda Orgeneral İlker Başbuğ'un Anavatan lideri Erkan Mumcu'ya danışmanı Doç. Dr. Nuran Yıldız aracılığıyla şu mesajı gönderdiği ileri sürülüyor: "Anayasa Mahkemesi'yle konuştuk. AKP'yi kapatacaklar. Erdoğan, Gül ya da Arınç seçilirse TSK müdahale edecek." ifadelerini içeriyor.

Ergenekon sanığı emekli Albay Levent Göktaş'ın ofisinde ele geçirilen belgelerle cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 krizinin perde arkasının kamuoyuna yansımasının ardından Genelkurmay Başkanlığı'nın 'belgenin bulunamadığı' yönünde açıklama yapması tepki çekti. Gaziantep Müdafaa Demokrasi ve Hukuk Derneği Başkanı Yaşar Semiz, Genelkurmay'ın açıklamasının inandırıcılıktan uzak ve toplum nezdindeki tepkiyi dindirmeye yönelik olduğunu söyledi. Belgeyi tanzim edenlerin sicilinin kabarık olduğunu dile getiren Semiz, "Bu girişimlerin toplum nezdinde bir karşılığının olmadığı çok yakın zamandaki referandum süreciyle ortaya konulmuştur. Halk darbeden yana değil, demokrasiden yana olduğunu bundan böyle ne dış güçlere ne de postallılara iradesini ezdirmeyeceğini göstermiştir." şeklinde konuştu.

Şanlıurfa Baro Başkanı İrfan Güven ise yayımlanan belge ve Genelkurmay'ın açıklamalarının şaşırtıcı gelmediğini dile getirerek, "Aksi olsaydı şaşırtıcı olurdu." değerlendirmesinde bulundu. Malatya Hukukçular Derneği Başkanı Necati Karabay da ordunun siyasete müdahale girişiminin demokrasi adına büyük bir ayıp olduğunu ifade etti. Karabay, "Siyasete müdahale etmek isteyen askerler ordu bünyesinden temizlenmelidir. Bu unsurlar TSK'dan temizlendiği takdirde peygamber ocağı olan ordumuz milletimizin gönlünde yeniden taht kuracaktır." diye konuştu. Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneği Başkanı Mehmet Erensoy ise, "Bu belge ile TSK yasalarda belirtilen görevi dışına çıkarak siyasete müdahale etmiştir. Anayasa ve Türk Ceza Kanunu'na göre bu suçtur." açıklamasını yaptı.

GÜRSEL TEKİN: GEREĞİ YAPILSIN

CHP'nin Kemal Kılıçdaroğlu'nun ardından ikinci adamı olarak bilinen Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ise Zaman'ın gündeme getirdiği belgelerle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: "O dönemde iktidar AKP idi, niye gereğini yapmamışlar. AKP böyle bir belge varsa kesinlikle biliyordur. İşine gelmiyordur. Ne varsa gereğini yapsınlar. Demokrasiye zarar verecek her ne varsa gereği yapılsın. Kim olursa olsun."

Genelkurmay, açıklamalarıyla kendi itibarını zedeliyor

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek: Genelkurmay daha önce kabul ettiği bilgi ve belgeleri bu defaki açıklamasında reddetti. Ancak Genelkurmay her ne kadar reddetse de 367 krizinin patlak verdiği günleri DYP milletvekili Ümmet Kandoğan, Meclis kürsüsünden anlatmıştı. Karargah bu şekilde birbirine zıt açıklamalar yaptığında halk nezdinde güvenilirliğini kaybediyor. Kendi kendisini yıpratıyor. Siyaseti yönlendirmeye çalışmak askerin görevi değil. Zanlıların açığa alınması gerekir.

'Belgeye rastlayamadık' açıklaması hükümsüzdür

Emekli yargıtay savcısı Ahmet Gündel: Silahlı Kuvvetler'in siyasete müdahalesi anayasal suçtur. Dolayısıyla derhal özel yetkili savcılar bu konuda harekete geçmelidir. İddialar çok ciddi ve önemli. Diğer taraftan Genelkurmay'ın böyle bir müdahale olmadığı yönünde açıklaması yeterli olmaz. Zira Genelkurmay bu durumda taraftır. Genelkurmay'ın suçlu veya suçsuz olduğu açılacak soruşturma sonucu belli olacaktır. Meclis'e müdahale konusunda derhal ilgililer hakkında gereği yapılmalı.

Sivil savcılar artık devreye girmek zorunda

Eski savcı Gültekin Avcı: Eğer milletvekillerine silahlı bir tehdit söz konusu ise Türk Ceza Kanunu'nun 311. ve 312. maddelerine göre soruşturma başlatılmalı. Şayet silahlı değil de sözlü bir müdahale yapılmışsa o zaman da Askeri Ceza Kanunu'nun 148. maddesine göre işlem yapılmalı. Sivil savcılar artık mecburen devreye girmek zorunda. Bir diğer önemli husus da şu: Genelkurmay askeri faaliyetlerinin dışında yaptığı her iş için maalesef silahlı örgüt muamelesi görmekle karşı karşıya.

zaman

Bu haber toplam 1386 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri