Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gölge CIA'nın patronundan çarpıcı analiz

07.05.2012 19:44
Ortadoğu'daki güçler dengesinde çok daha geniş bir değişim olacağını savunan Friedman'dan çarpıcı analizler

'Şu anda İran'ın Batı Afganistan'dan Beyrut'a kadar bir bölgede etkisinin arttığı bir süreç izliyorsunuz. Bu nedenle Esad sorunu artık Suriye sorunu değil, bölgenin bir sorunu. Suriye'de ne olacağını İran'ın gücü belirleyecek'

George Friedman'ın Suriye'deki sürece ve son dönemde Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin Akşam'dan Şenay Yıldız'a yaptığı değerlendirmeler şöyle:

Arap Baharı Suriye'ye çok fazla bir bahar getirmiş gibi görünmüyor. Esad'ı ve Suriye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Arap Baharı bir gerçeklik olmaktan öte bir illüzyondu. Pek çok ülkede rejimler değil, sadece insanlar değişti. Bu bir bahardan ziyade daha çok bir kargaşaydı. Libya'da NATO olduğu için rejim değişti. Suriye'de hayatta kalıyor gibi görünen bir Esad hükümeti, son derece parçalı ve zayıf bir muhalefet ve ortak hareket eden bir ordu var. Suriye Ordusu ortak hareket ettiği sürece rejimin alaşağı edilmesi son derece zor. Esad rejimi hayatta kaldığı sürece giderek daha fazla İranlılara bağımlı hale gelecek. Çünkü Esad bölgede izole edilmiş durumda ve yegane arkadaşları İran ve Rusyalılar. Şu anda İran'ın Batı Afganistan'dan Beyrut'a kadar giden bir bölgede etkisinin arttığı bir süreç izliyorsunuz. Bu nedenle Esad'ın geleceğiyle ilgili sorun artık Suriye sorunu değil, bölgenin sorunu. Suriye'de ne olacağını İran'ın gücü belirleyecek.

Sizin Esad'la ilgili beklentiniz nedir?
Bir yıldır hayatta kalan Esad'ın neden iki yıl daha kalamayacağını açıklamak zor. Dış güçler müdahil olmak istemiyor. Bir askeri operasyon da görünmüyor.

ABD SURİYE KONUSUNDA LİDERLİK YAPAMAYACAK

Kesinlikle bir operasyon beklemiyorsunuz, öyle mi?
Bu çok zor bir operasyon olur. Libya'nın da kolay olmadığını ve 7 ay aldığını hatırlamanız lazım. Suriye'de bu çok daha zor olacak. Türkler böyle bir operasyona liderlik edecek mi? Sanmıyorum. Bu nedenle, böyle bir operasyona kimin liderlik edebileceğini bilmiyorum. Afganistan ve Irak'taki demokratikleşme girişimlerinin başarısız olmasının ardından ABD'nin Suriye'de liderlik etmesinin beklenmesi mantıksız.

Batı, Esad'ın gitmesi yerine sadece Suriye'nin demokratikleşmesini mi istiyor?
Ne umdukları ile ne olacağı farklı şeyler. Batı Suriye'nin demokratikleşmesini isteyebilir ama muhalifler gelirse daha demokratik olup olmayacağı net değil.

ANKARA SESSİZ KALSA DA DUYULUYOR

Türkiye'nin stratejisini nasıl buluyorsunuz? Hükümet Esad'a çok sert çıkarak, hesap hatası yapmış olabilir mi?
Ben bunu Türkiye'nin bir hesaplama hatası olarak görmüyorum. Bu genel olarak kargaşanın yanlış algılanmış olmasıyla ilgili bir durum. Arap Baharı boyunca hep muhalif güçlerin demokratik olduğu ve hükümetleri devireceği gibi bir hesap yapıldı. Sadece Ankara'da değil, pek çok başkentte böyle algılandı ama bu yanlış. Türkiye bölgenin büyük güçlerinden biri. Bağırsa da, sessiz kalsa da sesi duyuluyor. Türkiye Hükümeti 'Esad gitmeli' dedi ve pozisyon aldı. Ama herhangi bir işgale katılmaya hazır değildi. Bu nedenle bir yanda Esad'ı kınarken, bir yanda da çok fazla bir şey yapmayan, ölçülü bir tavır takındı. Eğer Esad hayatta kalırsa, Türkiye komşusuyla geçinmek zorunda kalacak. Bu noktada Türkiye'nin çözmesi gereken sorun, güney sınırlarında artan İran etkisi olacak. Ortadoğu'daki güçler dengesinde çok daha geniş bir değişim olacak. İran ve Türkiye bölgede iki önemli güç olarak ortaya çıktı. Türkiye İran etkisi altında bir Irak, Suriye ve Hizbullah ortamında kendisini gerçekten nasıl hissedecek? Bu Türk hükümetinin yüzleşmesi gereken, doğrudan bir sorun. Türkiye İran'la uzun dönemli ilişkilerini bu çerçevede tanımlamalı.

İSRAİL'İN KAFASI KARIŞIK

İsrail Esad ile kendisini bölgede daha güvende mi hissediyor?
İsrail'in durumu son derece kompleks. Sünnilerden hoşlanmıyorlar, Müslüman Kardeşler'den korkuyorlar ama aynı zamanda İran'dan da korkuyorlar. Bu nedenle İsrailliler Suriye'de ne olmasını istedikleri konusunda tümüyle kopuk durumdalar. Ne olmasını istediklerini tam bilmiyorlar.

BİZE AJAN MUAMELESİ YAPILIYOR AMA DEĞİLİZ

Gölge CIA olarak ünlenen Stratfor'un CIA'den farkı ne?
Gölge CIA'yi biz icat etmedik. 2001 yılında Barron's adlı finans dergisine mülakat vermiştim, onlar bu ismi verdi. Biz bunu asla kullanmadık. Tam ne anlama geldiğinden de emin değilim. Nasıl çalıştığımız ise çok basit: 349 dolara bizim yayınladığımız yayınları satın alabilirsiniz. 120 dolara tanıtım maksadıyla giriş yapılabilir ve yaklaşık 300 bin üyemiz var.
- Stratfor için kaç kişi çalışıyor?
Organizasyonda 120 kişi çalışıyor. 30-40 ülkede çalışanımız var. Aynı zamanda diğer medyalarla işbirliği anlaşmalarımız var.

ABD'DE İSTİHBARAT TOPLAMAK AJANLIK ANLAMINA GELMİYOR

Stratfor'un WikiLeaks'te yayınlanan e-mailleri organizasyonunuzla ilgili büyük tartışmayı tetikledi. Neden bu organizasyon kurma ihtiyacı duydunuz?
Stratfor bir özel bir istihbarat şirketi. ABD'de istihbarat toplamak 'ajanlık' anlamına gelmiyor, analiz demek. CIA'de istihbarat direktörü ajanlık yapmıyor; istihbaratı, bilgiyi analiz ediyor. İstihbarat gazetecilikten farklı, çünkü biz gelecekle ilgili konuşuyoruz. Mesela ben 'Gelecek 100 Yıl' kitabını yazdım ve Türkiye'nin yükselişini tanımladım. Ama Türkiye'de ajanlıkla istihbarat analizleri birbiriyle karıştırılıyor ve bizler ajan gibi görülüyoruz ama değiliz. Belki de Türkçe'de bu iki kavram (istihbarat toplama ve ajanlık) için farklı kelimeler olmadığı için böyle anlıyorsunuz.

TARAF FANTEZİLER YARATTI

Taraf gazetesi WikiLeaks'te yayınlanan e-maillerin bir kısmını yayınladı ve bizde iki gazete (Hürriyet Daily News ve Sabah) ile işbirliğinizi öğrendik...
Dünyanın pek çok yerinde açık bir şekilde yaptığımız işbirliklerimiz var. Bir şeyi anlamınızı istiyorum: Yıllardır Türkiye'nin dostuyum ve Türkiye'yi Türklerin gözünden iyi bir şekilde anlamak istedim. Bu nedenle de biri İslamcı, biri de laik iki gazete ile işbirliği anlaşmaları yaptım. Bu gizli değildi. Herhangi bir para alışverişi de olmadı, sadece bilgi alışverişi yaptık. Taraf daha fazla gazete satmak için fanteziler yarattı.

Başbakan Erdoğan'ın sağlığı ve İbrahim Kalın'la yaptığınız görüşme de çok tartışıldı. Bunlara ne diyorsunuz?
İbrahim Kalın, Başbakan Erdoğan için uluslararası iletişimden sorumlu. Onun işi benim gibi Türkiye'nin dostu olan insanlarla çalışmak. Biz de kendisiyle görüşünce sorular sorduk. Bizim sorularımıza hükümetinin cevap vermesini isteyeceği şekilde cevap verdi. Ama kendisinin bizimle özel ilişkisi varmış veya bizim için çalışıyormuş gibi göstermek doğru değil. Bence Taraf'ın kendisini ajan gibi göstermesi utanç verici. Bizim e-maillerimiz çalındı. Onları çalanlar şu anda hapiste ve mahkemeye çıkarılmayı bekliyor. Taraf bizim çalınmış e-maillerimiz arasından birkaçını özenle seçerek, yayınladı ve hikayeler yazdı. Erdoğan'ın çok hasta olduğuna dair bir rapor aldık, evet. Ama asla yayınlamadık. Çünkü güvenilir olduğuna inanmadık! E-mailerimizi çalanlar, bunu gizli bilgi diye sunuyor. Oysa bunlar inanmadığımız için kullanmadığımız bilgiler.

GÜVENİLMEZ E-MAİLLER

Emre Doğru'yla konuşan insanlar sonradan Stratfor'a bilgi vermek için görüşmediklerini söylediler...
Gazetecilere gelenler gibi bize gelen pek çok e-mail de güvenilmez. Bu nedenle biz güvenilir olmayanları yayınlamıyoruz. Yayınlamadığımız şeylerden değil, yayınladıklarımızdan sorumluyuz. 5 milyon e-mailimiz çalındı, WikiLeaks'te sadece 970'i son derece dikkatli biçimde seçilerek yayınlandı. Taraf'ta yayınlanan da 15-20 civarında. Sizin e-maillerinize girip, sadece 20'sini seçsem, ben de istediğim fanteziyi yayabilirim.

ABD hükümetiyle bilgi paylaşıyor musunuz?
Eğer bir suç işlendiği veya ABD'ye karşı teröristlerce büyük bir tehdidin geldiğini görürsek, evet. Ama bu çok sık olan bir şey değil. Ortada 40 milyar dolar bütçeli bir CIA var ve bize ihtiyaçları yok.

TÜRKİYE'NİN KÜRT BÖLGESİYLE BÖLÜNECEĞİNİ SANMIYORUM

BDP'li vekillerin ABD'de Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon ile görüşmesi oldukça önemli. Bölgedeki dengeleri de gözetirsek, Türkiye'deki Kürtlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bölgede büyük bir Kürt devletine doğru gidiş var mı?
Bence Türkiye, İran, Irak, Suriye'den Kürtleri içerecek bir Kürt devletinin kurulması ihtimali imkansız. Çünkü bu ülkelerin hükümetleri buna izin vermeyecektir. Her ülkenin kendi içinde uzlaşmalar olabileceğini sanıyorum. Kürtlerin kendi içlerinde son derece parçalanmış olmaları da bir sorun. Aynı zamanda bu, Türkiye'nin ileri gitmesi için çözmek zorunda olduğu temel bir mesele. Bence Kürtlerin büyük bir kısmının çıkarı Ankara ile uzlaşmakta. Birincisi, sürüp giden bir iç savaş onların da çıkarına değil. İkincisi, Türkiye ekonomik açıdan çok dinamik ve buna katılmak istiyorlar. Elbette ki PKK mücadele edilmesi gereken boyut olarak varlığını koruyor. Bunun için askeri yöntemler yeterli değil, bir çeşit siyasi çözüm gerekiyor. Ortada iki yol var. Ya süreç şu anda olduğu gibi sürekli gerginlikle devam edecek ya da bir uzlaşma olacak. Ama Türkiye'nin bir Kürt bölgesi oluşumuyla bölüneceğini sanmıyorum.

Esad ayakta kalırsa, Kürt meselesinde nasıl bir süreç olabilir?
Suriye Türkiye'yi her zaman kendilerine karşı bir şey yaparlarsa, Kürtleri desteklemekle tehdit etti. Burada soru, Türkiyeli Kürtler Suriye'nin desteğini istiyorlar mı? Eğer Esad ayakta kalır ve güçlü kalırsa, İran'ın Türkiye ile ilişkilerinin nasıl olacağı çok önemli. Bence Tahran, Bağdat ve Ankara bağımsız bir Kürdistan yaratmadan sorunu çözmek istiyor.

TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR GÜÇ OLMA SÜRECİNDE

Türkiye'nin dış politikasında mezhepsel bir yaklaşım görüyor musunuz?
Ben böyle bir şey görmüyorum. Türkiye son 10 yılda kendisini küçük bir güçten çok daha büyük bir güç olmaya doğru dönüştürdü. Türkiye henüz bu gücünü etrafındaki ülkelere uygulamaya başlamadı. Ben dış politikada her zaman insanların söylemleriyle yaptıklarını ayırırım. Bence Türkiye gücünün sınırını çok iyi biliyor ve onun ötesine gitmiyor.

Son yazdığınız makalede de bu vurguyu yapmışsınız... Size göre Türkiye neden geçiş sürecinde?
Bu bir çocuğun büyümesi gibi ama henüz bir yetişkin olmadı. Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve etki yaratma bakımından 20 yıl önce ve bugün nereden durduğuna bakın. Ama tam anlamıyla bir güç olması için Türkiye'nin ekonomik ve askeri gücü, Dışişleri Bakanlığı, istihbarat örgütleri gibi dış politikayı etkileyen tüm kurumları gelişmeli. Bir de, bazı temel sorunlarıyla yüzleşmeli. Mesela Türkiye bir gün AB üyesi olacağı illüzyonundan vazgeçmeli. Çünkü bu olmayacak. Türkiye'nin üyeliğini bloke edecekler. Türkiye-ABD ilişkileri başka bir raya kayıyor ama halen bir tanımı yok. Türkiye'nin İran ile uzun dönemli ilişkilerini de tanımlaması gerekiyor. Tüm bu açılardan Türkiye'nin bir geçiş döneminde olduğunu görüyoruz. Türkiye'nin dünyanın büyük güçlerinden biri olacağına inanıyorum.

TARİH BİR GECEDE DEĞİŞMEZ

Bu geçiş süreci ne kadar sürecek?
Tarih bir gecede değişmez. Bir 10-20 yıl alacağını düşünüyorum. Ama kesinlikle önemli bir güç olma yolunda ilerliyor.

Bu haber toplam 2430 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri