Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TÜRKİYE’NİN ÇILGIN PROJESİ,

12.05.2011 03:27
GÜNDOĞDU: TÜRKİYE’NİN ÇILGIN PROJESİ, YENİ ANAYASA OLMALI

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Türkiye’nin en büyük ucubesinin ve statükonun kaynağının 12 Eylül Anayasası olduğunu söyledi. Gündoğdu, Türkiye’nin en çılgın projesinin ise statüko ve vesayeti kökünden kazıyıp atacak olan  sivil, demokratik, özgürlükçü, milletin değerleriyle barışık ve sivil irade ürünü yeni bir anayasa olması gerektiğini kaydetti. Gündoğdu, bu anayasanın, 21. yüzyıla damgasını vuracak; büyük  Türkiye’nin önünü açacak lider ülke Türkiye’nin  yeni vizyonunun yol haritasını oluşturması gerektiğin belirtti.

 

Ahmet Gündoğdu, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Cemil Birsen Konferans Salonu'nda düzenlenen Uluslararası Anayasa Sempozyumu'na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, anayasanın Devletin millete karşı bir taahhütü olduğunu dile getiren Gündoğdu, “Anayasalar devletle millet arasındaki iletişimin ilkelerini düzenleyen metinlerdir. Anayasa bütün bunların yanında milletin hedeflerini  gerçekleştirme aracı olan devleti ve erklerini dizayn eden, aralarındaki ilişkiyi belirleyen ve yöneten koordinasyon kurgusudur.” şeklinde konuştu. Teorikte böyle olmasına rağmen bizim anayasalarımızın bir çoğunda bu gerçeğin göz ardı edildiğine dikkat çeken Ahmet Gündoğdu, anayasalarımızın genellikle kurallar ve yasaklar manzumesi, resmi ideolojinin kitabesi işlevi gördüğünü ifade etti.

 

Geçmişte yaşanan tartışmaların bile yeni anayasa ihtiyacını yansıttığını dile getiren Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, 82 Anayasası’nın ihtiyaçları karşılamadığı düşüncesiyle 1982’den bu yana, üçte birini kapsayacak şekilde yaklaşık 18 kez değişikliğe uğradına dikkat çekti.

 

Bu orandaki değişikliklerin bile yeterli görülmediğini ve toplumun yüzde 70’den fazlasının tümden bir anayasa değişikliği talep ettiğini kaydeden Gündoğdu, “Gelinen noktada marjinal ulusalcı bir kesim dışında 1982 Anayasası’nı savunan kimse kalmamıştır. Toplumun bu ihtiyacı katlanarak sürüyor olmalı ki Abant Platformu, Anayasa Çalışma Grubu, Yeni Anayasa Platformu, TÜSİAD ve TESEV  yeni anayasa taslağı çalışmaları yapmaya ve müzakereler yürütmeye devam ediyorlar. Bizde Memur-Sen olarak  kısa, öz ve milleti merkeze alan bir anayasa taslağına ilişkin çalışmamızı başlattık. Bu çalışmamızı seçimlerden sonra kamuoyu ile paylaşacağız” şeklinde konuştu.

NİÇİN YENİ ANAYASA?

1982 Anayasası’nın neden ve niçin değiştirilmesi gerektiğine yönelik gelecek soruya ise, “Toplumun bilim, sanat, kültür ve ekonomi gibi alanlarda büyük hamleler yapmaya hazırlandığı bir dönemde bu anayasayla ne toplumun ne de Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir adım ileriye taşınması mümkün değildir” şeklinde cevap verilebileceğini de ifade eden Gündoğdu, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşanan gelişmelerin bunun en açık örneği olduğunu kaydetti.

 

Yasakçı iklimiyle Türkiye’yi bunaltan ve  halkın özgürlük alanlarını daraltan 1982 Anayasası’ndan bir an önce kurtulmak gerektiğini de ifade eden Ahmet Gündoğdu, “Yeni anayasa, kimlik tartışmalarına son verecek, temel  hak ve özgürlüklerin alanını genişletecek ve vesayeti sonlandıracak niteliklere sahip olmalıdır. Yeni anayasa, öncelikle devletin demokratik ve çoğulcu yapıda örgütlenmesini düzenlemelidir. Yeni anayasa, hak ve özgürlükleri tanımlayıcı, sınırlayıcı ve seçici değil, onları tanıyan ve güvence altına alan içerikte olmalıdır.  Siyasi partilerin bu seçim sürecinde  anayasayla ilgili görüşlerini net olarak açıklaması seçimlerden sonra yapılacak anayasanın önünü açacaktır. Yeni anayasa süreci parlamento dışı toplum kesimlerini de kapsayacak şekilde kurumsal bir yapı içerisinde ele alınmalıdır. Temel hak ve özgürlükler, yeni anayasa sürecinin ana odağı olmalıdır. Başbakanlık, yarı başkanlık tartışmaları anayasa yapma sürecini gölgelememelidir” şeklinde konuştu.

KORKULAR, ANAYASA MADDESİ OLARAK DİLE GETİRİLMİŞ

Mevcut Anayasanın özünün güvensizlik ve korku olduğunu vurgulayan Gündoğdu, ayrıntılı bir anayasa kaleme alınarak  yasama  organının hareket alanının daraltıldığını, bir anlamda ‘yasama organına güvenmiyoruz’ mesajı verildiğini de ifade ederek, “Yürütme yetkisinin tanımlandığı maddede ‘Anayasa ve kanunlara uygun’ şerhi konulurken yasama ve yargı için  böyle bir tespit yapılmamıştır.  Anayasa koyucu  yürütmeyi güvenilmez bir erk olarak tasarlamıştır. 1982 Anayasası, korkularını Anayasal hükümlerin altına saklamış ve güvensizliği ilke edinmiş bir anlayışla yazılmış  bir anayasadır. Güvensizlik böyle iken Anayasanın asıl şifresi korkudur. Çünkü sınırlı temel haklar, sınırsız yasaklar, biraraya getirilmek suretiyle millete  ‘senden korkuyorum, kendimi korumalıyım’  anlayışına sahip  olan devletin demokratik sosyal hukuk devleti olduğu empozeye  çalışılmıştır” dedi.

 

Genel olarak yeni anayasanın omurgasını oluşturacak temel hakları; yaşama hürriyeti, insanın benliği ve kişiliğini koruma hürriyeti, düşünce hürriyeti, inanç hürriyeti, teşebbüs hürriyeti ve sendikal hürriyetler olarak sıralayan Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, bu  temel hak ve özgürlüklerin güvenlik eksenli değil  insan  merkezli  bir anlayışla düzenlenmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Kaynak:
Bu haber toplam 1446 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri