Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan, Malatyalılar'a büyükşehir olmaları için ipucunu verdi

17.05.2011 23:50
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Eğer bugün çetelere karşı göğsümüzü siper ediyorsak sizden, milletten aldığımız yetki sebebiyledir'' dedi.

Erdoğan, partisince Malatya'da Yeni Belediye Meydanı'nda düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti.

Millete sevdalı olduklarını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''İşte şu coşku bize yeter, şu heyecan bize yeter. Malatya, 'Allah'ına kurban' desin bu bize yeter. Bu benim Başbakan olarak Malatya'ya on birinci gelişim. Her seferinde bizi bağrınıza bastınız, her seferinde bizi böyle coşkuyla karşıladınız ama bugün bir başka güzelsiniz, bir başka coşkulusunuz. Bizden hayır dualarınızı hiç eksik etmediniz. Sevdamız, muhabbetimiz daim olsun. Allah muhabbetimizi eksiltmesin.''

Malatyalı Niyazi Mısri'nin ''Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş. Burhan arardım aslıma, aslım bana burhan imiş'' dizelerini okuyan Erdoğan, ''İşte asıl sizsiniz, burhan sizsiniz, bizim yolumuzu aydınlatan sizsiniz. Malatya, Niyazi Mısri kadar ilim aşığı, Battal Gazi kadar vatan aşığı, merhum Turgut Özal kadar demokrasi aşığı bir şehirdir'' diye konuştu.

''12 Eylül halkoylamasında yüzde 75 gibi çok yüksek bir oranda 'demokrasiye evet' dediniz'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Her birinize tek tek şükranlarımı sunuyorum. Malatya'dan başka bir sonuç beklenmezdi. Merhum Turgut Özal'ın memleketinden başka sonuç beklenmezdi. Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum; eğer bugün çetelere karşı göğsümüzü siper ediyorsak sizden, milletten aldığımız yetki sebebiyledir. Eğer bugün dünyanın her yerinde; Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da, Suriye'de, Bosna Hersek'te hakkı hukuku, mazlumları savunuyorsak sizin hayır dualarınız sayesindedir. Eğer bugün Mecnun gibi çöllere düştüysek, Ferhat gibi dağları deliyorsak, 81 vilayete, 74 milyona efendi değil, hizmetkar oluyorsak sizin rehberliğiniz sayesindedir.''

-''SİZİN PASAPORTUNUZ ARTIK DÜNYADA İTİBAR GÖRÜYOR''-

Erdoğan, 3 Kasım'da, 22 Temmuz'da halkın kendilerine emanet verdiğini anımsatarak, şunları söyledi:

''Sizin emanetinizi namus bildik, şeref bildik, kutsal bildik ve onurla taşıdık, gururla taşıyoruz. Şundan emin olun sevgili Malatyalı kardeşlerim; sizler, büyük bir tarihin, büyük bir medeniyetin olduğu kadar, çok büyük bir ülkenin vatandaşlarısınız. Sizin pasaportunuz artık dünyada itibar görüyor, sizin paranız artık dünyada değer görüyor, ay yıldızlı bayrağımız, asılı olduğu her yerde gururla dalgalanıyor.

Kabil'in çocukları size bakıyor. Bingazi'nin, Trablus'un çocukları size bakıyor. Gazze'nin, Kudüs'ün, Ramallah'ın çocukları hep size bakıyor. Şu anda Ortadoğu sokaklarında sizin adınız anılıyor, sizin bayrağınız sallanıyor; 'Türkiye Türkiye' nidaları yeri göğü inletiyor. Çünkü siz, hakkı savunan, mazlumun yanında olan, mağdurun sesi, nefesi olan büyük bir milletin evlatlarısınız.''

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Çetelere geçit vermeyeceğiz, fitneye, fesada geçit vermeyeceğiz, demokrasi düşmanlarına, özgürlük düşmanlarına, kardeşlik düşmanı teröristlere asla geçit vermeyeceğiz'' dedi.

Erdoğan, partisince Yeni Belediye Meydanı'nda düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti.

Artık dünyada hiçbir denklemin Türkiye'siz kurulmadığına işaret eden Başbakan, şunları kaydetti:

''Hiçbir meselede Türkiye göz ardı edilmiyor. Bölgemizde, Türkiye'nin görüşü alınmadan adım atılmıyor. Barış çağrılarımız, istikrar çağrılarımız, kardeşlik çağrılarımız Asya'dan Amerika'ya, Avrupa'dan Afrika'ya kadar yankılanıyor. Biz Malatyalı Battal Gazi gibi bir kahramanın, bir gönül insanının torunlarıyız. Biz tarihte yaptık, Allah'ın izniyle öz güvenle samimiyetle inançla yine yaparız. Yapar mıyız?

Ama, biz hiç kimsenin derisinin rengine bakmadık, bakmayız ve bakmayacağız. Biz kimseyi diliyle inancıyla mezhebiyle etnik kökeniyle değerlendirmedik, değerlendirmiyoruz, değerlendirmeyeceğiz. Malatyalı Ahmet Kaya, vatanına hasretle gözlerini yumdu. Benim ülkemde, artık hiç kimse, 'Öz yurdunda garip, öz vatanında parya' olmayacak. Benim ülkemde hiç kimse dışlanmayacak, ayrımcılığa uğramayacak, ötekileştirilmeyecek.''

-''VARSIN TEHDİT ETSİNLER, VARSIN SALDIRSINLAR''-

Erdoğan, 8,5 yıl boyunca bunun kararlı mücadelesini verdiklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''8,5 yıl boyunca huzur dedik, istikrar dedik, barış dedik. Yine aynısını söyleyeceğiz. 8,5 yıl boyunca sadece ve sadece 'Kardeşlik' dedik. Bundan rahatsız oluyorlar, varsın rahatsız olsunlar. Bizi tehdit ediyorlar. Varsın tehdit etsinler, bize saldırıyorlar, varsın saldırsınlar.

Ne dedi Malatyalı Turgut Özal, 'Allah'ın verdiği ömrü, onun izninden başka alacak yoktur'. Ne dedi Adnan Menderes, 'Biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık'. İşte biz de diyoruz ki 'Biz bu yola beyaz gömleğimizi giyerek çıktık'. Çetelere geçit vermeyeceğiz.''

''Yalan rüzgarı 12 Haziran'da sinemalarda'' yazılı bir pankartı gösteren Erdoğan, ''Malatyalının zekasına bak'' dedi.

Erdoğan,'' Fitneye, fesada geçit vermeyeceğiz. Türkiye'yi geriye götürmek isteyenlere geçit vermeyeceğiz. Demokrasi düşmanlarına, özgürlük düşmanlarına, kardeşlik düşmanı teröristlere asla geçit vermeyeceğiz'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bu ülkede CHP zulmü, CHP endişesi, CHP duyarsızlığı her zaman oldu, öyle görünüyor ki her zaman da olacak. Bu ülkede inananlar CHP endişesini her zaman taşıdılar, belli ki taşımaya da devam edecekler'' dedi.

Erdoğan, partisinin Malatya Yeni Belediye Meydanı'ndaki mitinginde halka hitap etti.

12 Haziran seçimleri öncesinde Türkiye'de ''bir kez daha kirli bir oyunun'' oynandığını ifade eden Erdoğan, ''Kirli tezgahlar kuruluyor. AK Parti ile çirkin tezgahları olanlar, gelip AK Parti'yi, bu yanlış yollardan devireceklerini zannediyorlar. İnanıyorum ki siz bunlara fırsat vermeyeceksiniz. Bu heyecan bunu gösteriyor. Türkiye hiçbir dönemde böyle kirli, böyle çirkin bir ittifak görmedi'' diye konuştu. Erdoğan, şunları söyledi:

''Önce CHP'de bir tezgah kurdular, CHP'yi şekillendirdiler. CHP'nin biliyorsunuz bir kaset mağduru genel başkanı vardı, ardından bir kaset mamulü genel başkan geldi. Bunlar 'Biz Silivri'nin avukatıyız' diyorlardı. Terfi ettirdiler, çetelerin sığınağı yaptılar. Nereyi? CHP'yi. 50 yılını CHP karşıtlığı ile, CHP mücadelesi ile geçiren, daha doğrusu öyle göstererek istismar siyaseti gösteren 87 yaşında emekli bir zatı CHP'nin ikinci milli şefi yaptılar. Şu anda kaset mamulü genel başkan, kırarak dökerek, yanlış üstüne yanlış yaparak, yalan üzerine yalan söyleyerek bir yere varacağını zannediyor. Her gün bir yalanı ortaya çıkıyor, her gün çark ediyor. Bunun bir de candaş medyası var, candaş yazarları var. Onlar da her gün CHP Genel Başkanı'nın arkasını topluyor. CHP Genel Başkanı'nın yalanlarını, iftiralarını, yanlışlarını, çark etmelerini örtmek için her gün kalem oynatıyorlar ama artık mızrak çuvala sığmıyor.''

-''GENEL BAŞKANI NE Kİ BELEDİYE BAŞKANI NE OLSUN?''-

2009'daki yerel seçimlerde CHP'nin Antalya'da verdiği vaatlerden de örnekler veren Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Neler vaat etmiyor ki; 'elektrik üretecekler, elektriği bedava yapacaklar, elektrik faturasını tarihe karıştıracaklar.' Geçen Antalya'daydım, sordum 'var mı böyle bir şey?' 'Nerede Başbakanım' dediler, 'çatır çatır paralar alınıyor.' Kaldı ki elektriğin belediye ile ne alakası var? Elektrik malum TEDAŞ ile alakalı bir konu. Elde var sıfır. 'Suyu bedava yapacağız' dediler, meğer sulu şaka yapmışlar. Çünkü suya zam yaptılar. 10 bin kadına, 5 bin gence iş vereceklerdi, sonuç sıfır, böyle bir şey yok. 'Her sabah bütün çocuklara süt dağıtacaklarını' vaat ettiler, sonuç sıfır. 500-600 çocuğa süt veriyorlarmış, 4 tane anaokuluna da meyve suyu ile birer tane poğaça. CHP'li o belediye başkanına bütün bu vaatlerini hatırlattılar. Ne dedi biliyor musunuz? 'Elimde sihirli değnek yok ki.' Sen bunları vaat ederken elinde bu değneğin olup olmadığını bilmiyor muydun, niye bunları vaat ettin? Genel başkanı ne ki belediye başkanı ne olsun. Bunların akıl hocası ne diyordu böyle zamanlarda; 'dün dündür, bugün bugündür' diyordu. Bugün CHP Genel Başkanı nasıl bol keseden dağıtıyorsa CHP'nin Antalya adayı da iki senede aynen bunu yaptı, bol keseden dağıtıyor. Hani dürüsttünüz? Hani yalan söylemezdiniz? Hani siz Gandi idiniz? Antalya'nın hesabını nasıl vereceksiniz? Sayın Kılıçdaroğlu Antalya'ya bak kendine gel.''

Kılıçdaroğlu'nun acemiliklerinin, yalanlarının, gaflarının, manşetlerle ve köşe yazıları ile bile örtülemediğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Sayın Kılıçdaroğlu hani sen Aleviydin, hani sen Alevilik kültüründen geliyordun? Buradan Malatyalı canlara soruyorum; Kahramanmaraş olaylarının, Çorum olaylarının, kanlı 1 Mayıs'ın faili olarak yıllarca suçlanan bir zatla CHP'nin kol kola girmesi CHP'li canlara reva mıdır? Bu kırıcı üslup, bu yalancı üslup, bu dürüstlükten uzak siyaset CHP'nin gönüldaşlarına reva mıdır? Siirt'te çıkıyor Allah'ın adını son derece nezaketsiz bir üslupla kullanıyor. Özür dilemek yerine Malatya'nın iman ifade eden 'Allah'ına gurban' sözünü kendisine mazeret olarak, delil olarak gösteriyor. 'Bak' diyor, 'İşte Malatya'da da Allah'ına gurban diyoruz' diyor. 'Orada da statükocuların AllahAnkara'dadır dedim' diyor, 'Ne fark eder' diyor. Bununla bu birbirine benzer mi?''

-''PROFESÖR OLMUŞSUN AMA...''-

İstanbul'daki Zincirlikuyu Mezarlığının girişinde ''Her nefis ölümü tadacaktır'' yazdığını belirten Erdoğan, CHP'den milletvekili adayı bir profesörün bunu 'sinir bozucu' olarak nitelendirdiğini anımsattı. Erdoğan, şöyle dedi:

''Kim diyor bunu? Profesör bayan. CHP bu. Profesörmüş, profesör olsan ne yazar? Profesör olmuşsun ama... İrfan sahibi olmak çok önemli. İlim, ilim bilmektir, ilim, kendin bilmektir, sen kendin bilmezsen ya nice okumaktır. İşte bunlar bu. Halbuki o kapıda gördüğü herhalde öyle zannetti ki, bu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın sözü. Halbuki o bir ayet. Bu profesörü de öldüğü zaman tabuta koyacaklar, eğer isterse üzerine örtü örtülecek, o örtüde yazıyor değil mi? Ne yazıyor o örtüde? O örtüde, 'Her nefis ölümü tadacaktır' yazıyor. Bu bir ayet ama bunun farkında değil. Öğren, öğren ondan sonra konuş. Sıkıntı burada. Bu ülkede CHP zulmü, CHP endişesi, CHP duyarsızlığı her zaman oldu, öyle görünüyor ki her zaman da olacak. Bu ülkede inananlar CHP endişesini her zaman taşıdılar, belli ki taşımaya da devam edecekler.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Sen geleceksin Silopi'de karakol basacaksın, orada iki tane polisimi şehit edeceksin, bu özgürlük mücadelesi mi? Bu polisimin, şehidin kanı yerde kalmaz, kalmayacaktır'' dedi.

Erdoğan, partisince Malatya'da Yeni Belediye Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, '12 Haziran seçimleri öncesinde CHP, MHP, BDP, terör örgütü ve Ergenekon'u bir kez daha aynı hizaya getirdiler. Bir bakıyorsunuz BDP ve terör örgütü, MHP'yi övüyor, bir bakıyorsunuz MHP Genel Başkan Yardımcısı PKK terör örgütüne iltifatlar gönderiyor. Dindar geçinen, demokrat geçinenler PKK'ya, BDP'ye en ağır hakaret ve ithamlar yapanlar, BDP çatısı altında siyasete giriyorlar'' dedi.

CHP'nin, BDP'nin, terör örgütünün kepenk kapatma eylemlerine destek verdiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''BDP'li milletvekilleri şu anda teröristlerle sınırda çatışmaya giren askerimize karşı tavır alıyor ve onları masum olarak göstermenin gayreti içerisine giriyorlar. Aslında mevcut çatışma Kuzey Irak'tan sınırlarımıza girmek isteyen teröristlerle olan bir çatışma. Ve onlar oradan girmek suretiyle yarın ülkemizin kimbilir neresinde ne tür eylemler yapacaklar. Askerin görevi ne? Bu tür içeri girişleri engellemektir, sınırı korumaktır. Bu görevi yapmışlardır. Neticesinde ölmüşlerdir. Şimdi sen git, bin kişi, bin 500 kişi neyse bir araya gel, aralarında kimler var, BDP'li milletvekilleri. Demokrasi bu mu, özgürlük mücadelesi bu mu? Gel AK Parti'nin seçim bürolarını molotofkokteylleriyle bombala, ilçe teşkilatlarını bombala. Şu ana kadar yüzü buldu. Sizin demokrasi mücadeleniz bu, gücünüzü siz bu molotofları taşıyanlardan mı alıyorsunuz?''

İstanbul'da bir ilçe başkanının molotofkokteyli dağıtırken yakalandığını anlatan Erdoğan, ''Sen geleceksin Silopi'de karakol basacaksın, orada iki tane polisimi şehit edeceksin, bu özgürlük mücadelesi mi? Bu polisimin, şehidin kanı yerde kalmaz, kalmayacaktır. Sonuna kadar bunun mücadelesini de vereceğiz. Bu bir tezgah, nasıl bir oyun oynandığını görüyorsunuz değil mi? Bunlara gereken cevabı 12 Haziran'da gümbür gümbür sandıklardan AK Parti'yi çıkararak vereceğiz'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, ''Sen neredesin, sen Gavur Dağları'nın ötesine geçebildin mi? Sen Sivas'ın batısında kaldın. Ama biz en ücra köşeye kadar gidiyoruz, siyasi irade orada, askerimizle beraberiz, polisimizle beraberiz. Sonuna kadar da beraber olacağız. Ama sen neredesin sen, onu söyle. Sen de CHP gibi belli ki kumsalda dolaşıyorsun, kumsalda dolaşıyorsun'' diye seslendi.

Erdoğan, partisince Malatya'da Yeni Belediye Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

''İşte buyurun, şimdi tuttular Diyarbakır'da, Van'da, Hakkari'de, Şırnak'ta yas ilan etmişler'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bütün dükkanları tehdit ediyorlar, dükkanı eğer açmışsa zabıta ertesi gün gidiyor cezayı yazıyor. Ceza yazmak kolay, yazıyor. Ve şu anda esnaf tabii korkuyor, çekiniyor, kepenk indiriyor. Ya bu mu adalet? Siz ne verdiniz bu ülkeye, bundan sonra ne vereceksiniz Allah aşkına? Bunların zaten şehirlerimizin güzelliğini, halkın sıkıntılarını gidermek gibi bir derdi yok. Değerli kardeşlerim, böyle bir derdi yok. Bunlar sadece ideoloji, ideoloji, ideoloji, başka bir şey yok.''

-''MHP ZATEN YOK ORALARDA''-

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Fakat bizim derdimiz başka, biz milletin hizmetkarıyız. Bunu yapacağız ve yapmaya devam edeceğiz. Şimdi bu yas ilan ettiler ama enteresan. Bu yasa bir de kim katıldı biliyor musunuz? CHP de kepenk indirdi. Nerede Diyarbakır'da. O da enteresan. 'Onlar üç gün', CHP 'biz de bir gün indirdik' diyor. Şu mantığa bak ya, şu mantığa bak. Eğer demokrasi mücadelesini ana muhalefet partisi olarak sen de veriyorsan bunu beraber verelim. Burada kaçamak yok. MHP zaten yok oralarda.''

-''KUMSALDA DOLAŞIYORSUN''-

Bu mücadelenin birlikte verilmesi gerektiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, ''Vatandaşın yanında beraber yer almamız lazım. Çıkıp da televizyonda, ekran önünde efendim Sayın Bahçeli'nin söylediği şu, 'bizim' diyor 'polisimiz, arkasında güçlü bir siyasi irade görmüyor' diyor. Bahçeli diyor bunu. Sen neredesin, sen Gavur Dağları'nın ötesine geçebildin mi? Sen Sivas'ın batısında kaldın. Ama biz en ücra köşeye kadar gidiyoruz, siyasi irade orada, askerimizle beraberiz, polisimizle beraberiz. Sonuna kadar da beraber olacağız. Ama sen neredesin sen, onu söyle. Sen de CHP gibi belli ki kumsalda dolaşıyorsun. Kumsalda dolaşıyorsun'' dedi.

-''KÜRT KARDEŞLERİMİ ÇÖPE, ÇAMURA MAHKUM ETMENİN...''-

Herkese bir rol verildiğini, herkesin rolünü oynadığını, BDP'nin de şu anda kendisine biçilen rolün gereğini yerine getirdiğini belirten Erdoğan, ''Dört yıl Mecliste kaldılar, Kürt kardeşlerimin meselesi için hangi çözümü ürettiler? Yönettikleri belediyelerde, şehirlere hangi çözümü ürettiler. Kürt kardeşlerimi çöpe, çamura, pisliğe, mahrumiyete mahkum etmenin ötesinde, şiddete mahkum etmenin ötesinde ne yaptılar? Buradan soruyorum, dört yıl boyunca Ergenekon'un taşeronluğunu yapmaktan başka ne yaptılar?'' diye sordu.

Kendilerinin hiçbir ayrım yapmadığını, hakları neyse o belediyelere devletten gönderilmesi gereken parayı gönderdiklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ergenekon'un değirmenine su taşımanın ötesinde hiçbir şey yapmadılar. 12 Eylül halk oylamasında CHP, MHP ile aynı hizaya geçip 'hayır' dedirtmek istediler. Özgürlüklerin, demokrasinin önünde durdular. Milli birlik ve kardeşlik projesini engellemek için büyük bir gayret içine girdiler, her türlü provokasyonu yaptılar. Buradan, Malatya'dan özellikle Kürt kökenli kardeşlerime samimiyetle sesleniyorum, BDP ve terör örgütünün bu kanlı oyununa, bu kanlı şiddet eylemlerine gelmeyin. Bunların sizi nasıl bir acıya, nasıl bir yokluğa ve yoksulluğa mahkum etmek istediğini görün. Yaşadığınız şehirleri biz imar etmek isterken biz size hizmet taşımak, biz seksen bir vilayeti eşit derecede büyütmek isterken onların şehirlerinizi nasıl şiddete mahkum ettiğini görün. Bu asla ve asla hak mücadelesi değildir, bu demokrasi mücadelesi değildir.''

Erdoğan, düşüncenin bittiği yerde şiddetin başlayacağına işaret ederek, ''Sözün bittiği yerde çatışma başlar, insanlığın bittiği yerde vahşet başlar. Biz Hakkari Yüksekova'da havaalanı yapıyoruz, onlar temel atma törenine gelmek isteyenleri engelliyorlar, tehdit ediyorlar. Şırnak, Silopi'de havaalanı yapacağız, temel atma törenini, herkesi engellemek istiyorlar. Bunlar bu. Yol yapıyoruz, hikaye değil, iş makinalarını yakıyorlar. Bunlar bu. Kürt kardeşlerimin bu oyuna gelmemesini, bu tezgaha gelmemesini, kendilerini şiddete ve yoksulluğa mahkum eden bu Ergenekon taşeronlarına gereken cevabı 12 Haziran'da vermelerini bekliyorum'' dedi.

-''BÜYÜKŞEHİR OLMAK İÇİN 10 BİR NÜFUS AÇIĞI VAR''-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Malatya'nın büyükşehir olma beklentisi bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

''Burada bir sınır var. Nüfusun 750 bin olması. Burada Malatya'mızın 10 bin açığı var. Şimdi bu 10 bin açığı 2013'e kadar Malatya'nın gidermesi lazım. Ne yapacaksınız? Şu anda Malatya'nın nüfus artışı binde beş. Binde beş ile bu olmaz. Bunu binde ona çıkarırsan olur. Üç olursa yeter zaten, yeter değil mi? Buna hazır mıyız? İki yıl içinde burada 10 bin eksiğimizi giderdiğimiz anda mesele bitmiştir. Malatya'nın mülki sınırları, büyükşehir sınırı olacak. Tüm mülki sınırı, yani en ücra köşesine kadar hepsi aynen İstanbul, Kocaeli gibi büyükşehir belediye sınırı olacak. Yani, şu andaki sınır olmayacak, tamamen genişleyecek. Yasal düzenlemeyi böyle yapıyoruz. Zamanlama üzerinde çalışacağız, mümkün olduğunca zamanlamayı daha dikkatli kullanacağız ve Malatya'nın bu 10 bin eksiğini gidermesini istiyoruz. Bu ülkede Malatya gibi bir şehrimiz hem çekim merkezi olsun hem de şu anda marka şehir olma yolunda yürüyor. Bunu bir büyükşehir olarak yürütelim. Şu anda onbir şehir içine girmeyen, yakın iki şehrimiz var. Birisi Malatya, Birisi de Mardin. Bu iki şehrimiz şu andaki bu nüfus artış hızını biraz artırırsa bunu yapabilir -ki Malatya bir zamanlar bin de 14 nüfus artış hızını yakalamış- daha sonra 8'e, 7'ye, en son 5'e düşmüş ve bunu yapabilir.''

Konuşmasında, Malatya'ya eğitim, sağlık ve alt yapı alanında gerçekleştirilen yatırımları da anlatan Erdoğan, şehirde 36 kilometre olan bölünmüş yolu 217 kilometreye çıkardıklarını, havaalanının terminal binasını büyüttüklerini, elli beş vakıf eserin restorasyonunu yaptıklarını, bin 733 derslik inşa ederek okullara bilgisayar gönderdiklerini belirtti.

Okullardan kara tahtayı kaldıracaklarını, yerine akıllı tahta getireceklerini bildiren Erdoğan, okullarda bilgisayar donanımlı akıllı tahta olacağını, ücretsiz elektronik kitap dağıtılacağını kaydetti.

Sağlık alanında da bir çok atılım gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, Malatya'ya çok sayıda sağlık kurumu inşa ettiklerini, 114 milyon TL'lik harcama yaptıklarını hatırlattı.

Tomografi ve diyaliz hizmetlerindeki gelişmelere de dikkati çeken Erdoğan, ildeki sekiz adet olan 112 acil istasyonunun sayısını yirmi beşe çıkardıklarını, dokuz olan ambulans sayısının da otuz iki olduğunu belirtti.

Şehirde TOKİ'nin 5 bin 834 konut inşasının başladığını, bunların 3 bin 340'ını tamamlayıp sahiplerine teslim ettiklerini vurgulayan Erdoğan, KÖYDES yoluyla da 123 milyon TL gönderdiklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, çiftçinin Ziraat Bankası'ndan aldığı kredi faiz oranının düşürüldüğünü, kredi miktarının ise arttığını hatırlattı.

Alanda, ''Allahına Gurban Tayyip Erdoğan'' ve ''Malatya sollamıyor, hatalı oy kullanmıyor'' pankartları asıldı.

Bu haber toplam 1252 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri