Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hablemitoğlu Cinayeti ve Alman Vakıfları

05.10.2011 15:16
Alman vakıflarının Türkiye'deki faaliyetlerini araştıran ve bu konuda kitap yazan Necip Hablemitoğlu cinayetinde Alman vakıflarının rolü ne?...

Alman vakıflarının Türkiye faaliyetlerini araştıran Necip Hablemitoğlu ’nun 2002 yılında cinayete kurban gitmesinin altında yatan gerçeğin sorgulanmadığını belirten Akit’teki bu haber, Hamletoğlu cinayetini bugünkü Çeçen suikastlarine benzetti ve konuyla ilgili çarpıcı iddialara değindi.

ALMAN ŞÜPHESİ

Ömrünü Alman vakıflarının Türkiye'deki faaliyetlerini araştırmaya adayan ve bu konuda kitaplar yazan Necip Hablemitoğlu 2002'de öldürülmüştü. Cinayetin ardından soruşturma Alman vakıfları üzerinde yoğunlaşmış ancak bir süre sonra bundan vazgeçilmişti.

Alman vakıflarının Türkiye'deki faaliyetleri konusunda önemli bilgiler ortaya çıkıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Alman vakıflarının Türkiye'de iç siyaseti dizayn etmek ve teröre destek vermek amacıyla bazı belediyelere, siyasi partilere ve STK'lara yaptığı hibelere dikkat çekmesi; hayatını Alman vakıflarının Türkiye'deki faaliyetlerini araştırmaya adayan ve bir suikast sonucu hayatını kaybeden Necip Hablemitoğlu'nu yeniden gündeme getirdi.

ALMAN VAKIFLARINI İLK O GÜNDEM YAPTI

Hablemitoğlu, bugün en çok adı geçen Friedrich Ebert Vakfı başta olmak üzere belli başlı 6 Alman vakfının Türkiye'deki bazı siyasi kuruluşlara ve PKK'ya akıttığı paraların izini sürüyordu. Hablemitoğlu'nun Alman vakıflarıyla ilgili çıkan kitabı, Alman istihbarat kuruluşlarını alarma geçirmiş ve daha sonra ortaya çıkan belgelerde “Kitaplarının mutlaka raflardan indirilmesi gerektiği” üzerinde durulduğu belirtilmişti.

ALMAN İSTİHBANRAT RAPORUNA BÖYLE GİRDİ

Hablemitoğlu öldürüldüğü 18 Aralık 2002 tarihinden 6 ay önce Alman istihbaratları BND ve BKA çalışanlarının hazırlamış olduğu raporda, “Hablemitoğlu'nun Alman vakıflarını ve şirketlerini araştırdığı ve bu konuda çıkan kitabının da raflardan mutlaka indirilmesi gerektiği” şeklinde geçiyordu. Hablemitoğlu'nun hem bu bilgiyi hem “sıcak takipte” olduğunu yakın çevresine aktarmıştı. Cinayetten sonra soruşturma bu yönde bir süre devam etmiş, daha sonra Alman vakıfları konusu soruşturma kapsamından çıkartılmıştı. Ergenekon soruşturmaları başlayınca Hablemitoğlu dosyası da yeniden önem kazandı.

İŞTE HABLEMİTOĞLU'NUN ALMAN VAKIFLARIYLA İLGİLİ ULAŞTIĞI BİLGİLER

Hablemitoğlu, öldürülmeden bir yıl önce yayımladığı “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabında, “Konrad Adenauer Vakfı, Körber Vakfı, Alexander von Humboldt Vakfı, Friedrich Ebert Vakfı, Friedrich Naumann Vakfı, Heinrich Böll Vakfı, Hans Seidel Vakfı özellikle dikkat çekenleridir” diyor ve Alman Orient Enstitüsü, Goethe Enstitüsü, Alman Kültür Merkezi, Georg Eckert Enstitüsü, Fian Örgütü'nün Türkiye'deki faaliyetleri ve hibe politikalarının mutlaka izlenmesi gerektiğini vurguluyordu.

CHP-EBERT İLİŞKİSİNDEN DE İLK O BAHSETTİ

Hablemitoğlu, CHP ile Ebert Vakfı arasındaki ilişkiden de ilk bahseden araştırmacılar içindeydi. Hablemitoğlu kitabında şu bilgileri veriyordu: “Bu vakfın bilinmeyen faaliyetleri bilinenlerin çok çok üzerindedir. Örneğin, 24 Haziran 2001'de, Türkiye'ye gelen Almanya Adalet Bakanı Herta Daubler-Gmelin ile ‘özel' Türk vatandaşı arasındaki ‘özel enformasyon' görüşmesini, Friedrich Ebert Vakfı'nın Türkiye Temsilcisi Hans Schumacher organize etmiştir. TÜSES Genel Sekreteri ve CHP Beşiktaş İlçe Örgütü üyesi Nilüfer Mete'nin de aralarında bulunduğu kişiler ile Alman Bakan'ın görüşmesi Alman Konsolosluğu'na ait Tarabya'daki Konukevi'nde gerçekleşmiştir.”

ALMAN HÜKÜMETİNDEN VAKIFLARA MİLYAR EUROLUK BÜTÇELER

Hablemitoğlu, Alman hükümetinin söz konusu vakıflara doğrudan bütçe ayırdığını ve milyar euroları bulan bu bütçelerin önemli bir kısmının Türkiye'de hibe yoluyla kullandırıldığını da ilk olarak belgeleriyle yazan isimdi. Hablemitoğlu neredeyse dağa çıkan her PKK militanının bu vakıflar tarafından maaşa bağlandığını belirterek, söz konusu hibelerin birtakım sivil toplum kuruluşları ve belediyeler vasıtasıyla örgüte ulaştırıldığını da dile getiriyordu.

BUGÜNKÜ ÇEÇEN SUİKASTLERİ GİBİ

Öte yandan Hablemitoğlu cinayetinde bugün Çeçenlere yönelik Rusya'nın yaptığı yargısız infazların bir benzerinin yapılmış olabileceği üzerinde de duruluyor. Hablemitoğlu cinayetinden 3 gün önce Alman BND bağlantılı 9 kişilik GSG9 timinin İstanbul'a geldiği, bu timin Havaalanı'ndan diplomatik pasaportlarla giriş yaptığı öne sürülüyordu. Ayrı timin Hablemitoğlu öldürüldükten iki gün sonra gizli bir biçimde Türkiye'den ayrıldığı tespit edilmişti. O dönem bu grubun Türkiye'ye neden geldiğinin üzerine gidilemedi.

Yeni Akit

Bu haber toplam 1718 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri