Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünya müslümanlarının ortak ideali

14.08.2011 11:43
Dünya Müslümanlarını ortak bir hedef ve ideal etrafında birleştiren ve Batılı devletleri şaşkınlığa uğratan önemli bir kutsal projeydi.

İkinci Abdülhamid tarafından 111 yıl önce yaptırılmasına başlanan Hicaz Demiryolu, dünya Müslümanlarını ortak bir hedef ve ideal etrafında birleştiren ve Batılı devletleri şaşkınlığa uğratan önemli bir kutsal projeydi.

 

İcadından kısa bir süre sonra imparatorlukta demiryolu inşaatı için teşebbüsler olmuşsa da ilk demiryolu Sultan Abdülmecid döneminde 1856'da işletmeye açılan İskenderiye-Kahire hattı olmuştu. Avrupa'ya bir seyahat yapan Sultan Abdülaziz Osmanlı topraklarına döndükten sonra demiryolları yatırımları yaparak ülke ekonomisini kalkındırma çabası içine girdi.

Demiryolu yatırımları İkinci Abdülhamid döneminde de devam etti. Ancak demiryollarının çoğu Avrupa sermayesiyle yapılıyordu. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Hicaz Demiryolu'nun yapılmasıyla ilgili birçok teşebbüs olmuşsa da bunlar gerçekleşmemişti. Ufuk Gülsoy, "Kutsal Proje, Ortadoğu'da Osmanlı Demiryolları" isimli kitabında arşiv kaynaklarından hareket ederek Hicaz Demiryolu'nun yapılmasını teferruatlı olarak anlatır.

Hicaz Demiryolu

İmparatorluğu parçalanmaktan korumak için insanüstü bir çaba gösteren İkinci Abdülhamit'in gözünde İslam dünyasının en önemli şehirlerini barındıran Arabistan'ın ayrı bir yeri vardı. Bölgeye yapılacak demiryolunun önemini kavrayan sultan 2 Mayıs 1900'de çıkardığı bir irade ile Hicaz Demiryolu inşaatını başlattı.

Yapılacak demiryolu bölgede yayılmaya çalışan emperyalistler için bir set vazifesi görecekti. Avrupalılar'ın teşvikiyle meydana gelecek ayaklanmalara karşı rahatlıkla ve hızla asker nakledileceği için isyanlar büyümeden bastırılabilecekti. En önemli nokta ise İstanbul'dan Medine ve Mekke'ye demiryoluyla rahat, ucuz, güvenli ve hızlı bir hac seyahati yapılabilecekti. Eşkıya tehdidi altında aylarca süren hac yolculuğu için bu demiryolu çok önemliydi. Hicaz Demiryolu'nun inşasıyla aynı zamanda halife olan İkinci Abdülhamid'in İslam alemindeki itibarının artacağı da muhakkaktı. Avrupalılar'ı şüphelendirmemek için demiryolu projesinin askeri ve siyasi yönünden ziyade dini boyutu ön plana çıkarıldı.

Memurların maaşından kesinti

Padişahın emrinden sonra Hicaz Demiryolu organizasyonu için bir komisyon kuruldu. Komisyonun perde arkasındaki idarecisi Ahmed İzzet Paşa (Arap İzzet) idi. İlk aşamada Mekke'ye kadar yapılması planlanan hattın 4 milyon altın liraya mal olacağı hesaplanmıştı. Bu miktar Osmanlı maliyesi için çok büyük bir rakamdı. Osmanlı bütçesinin yaklaşık yüzde 20'sine ulaşıyordu. Dış borç ödemeleri yüzünden Osmanlı maliyesinin bu parayı bulma şansı yoktu.

Osmanlı yönetimi Hicaz Demiryolu'nun Müslümanlar'dan toplanacak bağışlarla yaptırılmasını bir çözüm yolu olarak benimsedi. Demiryolunun maliyet rakamı büyük olduğu için ne kadar bağış yapılırsa yapılsın gerekli miktara ulaşılamıyordu. Bağışlarla gerekli paranın üçte birine ulaşılmıştı. Bunun üzerine yeni gelir kaynakları devreye sokuldu. Yüksek maaş alan memurların maaşlarından zorunlu kesintiler yapıldı. Yardım pulları, kartpostal ve cüzdanlar çıkarıldı. Yeni harç ve vergiler kondu. Bazı madenlerin işletme imtiyazları Hicaz Demiryolu'na verildi. Kurban derilerinin satışından elde edilen paralar projeye bırakıldı.

İnsanüstü çalışma sayesinde gerekli para toplanmıştı. Hicaz Demiryolu için 1900 yılından 1908 sonuna kadar elde edilen gelirlerin toplamı 3.919.696 liraydı.

Hac yolu üzerinde demiryolu

Hicaz hattı İkinci Abdülhamid'in isteği üzerine tarihi hac yolu boyunca yapılacaktı. İnşaatına 1 Eylül 1900'da başlanan Hicaz Demiryolu inşaatında her milletten mühendis çalıştırıldı. Medine bölgesindeki inşaat ise tamamen Müslüman mühendisler tarafından yapılmıştı. İşçiler çoğunlukla askeri birliklerden sağlanmıştı. Uzmanlık gerektiren işlerde ise Avrupalı işçi ve ustalardan da faydalanılmıştı.

1903'te Amman'a, 1904'te Maan'a ulaşıldı. 1905'te demiryolunda yolcu ve eşya taşımacılığına başlandı. Medine'ye 1908'de varıldı. 1464 kilometreyi bulan Hicaz Demiryolu 1 Eylül 1908'de yapılan bir törenle işletmeye açıldı. İkinci Abdülhamid'in tahttan indirilişine kadar bu demiryolu hattı resmi belgelerde "Hamidiye Hicaz Demiryolu" olarak zikredilmiştir.

Şerif Hüseyin bitirilmesini engelledi

Hicaz Demiryolu, 1917'de 1750 km. uzunluğa erişmişti. Demiryolunun en önemli kısımları olan Medine-Mekke ve Mekke-Cidde hatları ise Şerif Hüseyin ve onun tahrik ettiği bedevi şeyhlerin karşı koyması yüzünden yapılamadı. Şerif Hüseyin, demiryolunun Mekke ve Cidde'ye kadar uzatılması halinde siyasi ve askeri gücünün ortadan kalkacağını anlamıştı. Hicaz bölgesinde yeni problemler çıkmasını istemeyen İttihat ve Terakki hükümetleri Şerif Hüseyin ile ilişkilerini bozmadı. Medine-Mekke ve Cidde-Mekke hatlarının yapımından vazgeçildiği resmen bildirildi.

Tamamı bitirilemese de Hicaz Demiryolu, dünya Müslümanlarını ortak bir hedef ve ideal etrafında birleştirmişti. Osmanlı'nın bu demiryolunu yapacağına ihtimal vermeyen Batılı devletler ise şaşkınlıklarını gizleyememişlerdi.

Dünya Müslümanlarının bağışlarıyla kutsal proje

Dış borç ödemeleri yüzünden Osmanlı maliyesi zor durumda olduğu için Hicaz Demiryolu'nun Müslümanlar'dan toplanacak bağışlarla yaptırılması düşünülmüştü. Bu işin gerçekleşmesi için de çok iyi bir organizasyon kuruldu. Dönemin önemli âlimleri meseleye destek oldu. Gazetelerde yazılar yayınlandı. İlanlar asıldı, duyurular yapıldı.

Demiryolu yapımı için Sultan İkinci Abdülhamid 50 bin lira vererek kampanyayı başlatmıştı. Sultanı diğer devlet adamları ve bürokratlar takip etmişti Taşra komisyonlarınca toplanan bağışlar önce vilayet merkezlerine, oradan da bir Osmanlı Bankası veya Ziraat Bankası şubesi kanalıyla İstanbul'a ulaştırıldı. Banka bulunmayan yerlerde ise bağış paraları posta havalesiyle merkeze gönderildi.

Hicaz Demiryolu projesinin yalnız Osmanlılar'ın değil bütün dünya Müslümanlarının ortak eseri olduğu söylenerek başka ülkelerdeki Müslümanlar'dan da yardım istendi. Başta Hindistan, Mısır, Rusya ve Fas'tan olmak üzere Endonezya'dan, Singapur'dan, Güney Afrika'dan, Avrupa'daki bazı İslam cemiyetlerinden, Tunus, Cezayir, İngiltere ve Amerika'dan bağışta bulunuldu. Sade vatandaşların yanı sıra Fas emiri, İran şahı, Buhara emiri devlet başkanları da Hicaz Demiryolu'na bağış yapmıştı.

Osmanlı gibi Hicaz Demiryolu da parçalandı

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Hicaz Demiryolu dört kısma ayrıldı. Hayfa-Semah hattı Filistin'de, Müdevvere-Medine hattı Hicaz Haşimi Krallığı (Daha sonra Suudi Arabistan), Şam-Der'a, Der'a-Semah hattı Suriye'de, Der'a-Müdevvere hattı ise Ürdün'de kaldı.

Erhan AFYONCU-BUGÜN
 

Bu haber toplam 1788 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri