Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hüseyin Çelik'ten 'Ergenekon' açıklaması

07.08.2013 16:42
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Ergenekon Davası’nda mahkemenin aldığı kararları eleştirirken başta CHP’nin eleştirileri başta olmak üzere gelen tepkilere sert cevaplar verdi.

Ergenekon davası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz diyenler, Mustafa Kemal hayatta olsa size patates soydurmazdı" diye konuştu.

Hüseyin Çelik’in konuşmasından satırbaşları:

Bu hukuk devleti mantığı içerisinde olabilecek bir durumdur. Ancak ben bu mahkemeyi tanımıyorum: Bu mahkemeden çıkan kararları tanımıyorum şeklinde bir tavır hukuk devletinde ciddiye alınacak bir tavır değlidir. Türkiye'nin anamuhalefeti ne yazık ki böyle olumsuz bir tavır takınmıştır. Mahkeme lehinize karar verirse, mahkemeyi tanıyorum, aleyhte karar verirse ben bu kararları tanımıyorum tavrı içerisine girerseniz gülünç olursunuz.

HABERAL KARARINI DA MI TANIMIYACAKSINIZ?

CHP Milletvkeili Haberal'ın da dahil olduğu 21 kişi hakkında tahliye kararı verildi. Peki mahkemenin verdiği bu karara göre hukuki işlem tesis etmeyecek misiniz? Bu kararı tanımayacak mısınız? Bu çelişkili bir tavırdır ve insanı gülünç duruma düşürür.

Ben tüm sanık ve sanık yakınlarına bayram arefesinde geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İnsanlığın bir gereği olarak üzülmek çok doğaldır. Şunun da bilinmesi gerekiyor;

Bu memleket şefkat ve merhametten dolayı çok acı çekmiştir. Şefkat ve merhamet insani bir duygudur. Ama adaletin tahakkukuna engel teşkil ederse o merhametten maraz doğar. Atasözümüz der ki kurda merhamet etmek kuzuya zulmetmektir.

Devlet içindeki çetelerden, devlet adına yetki kullanan illegal faaliyet gösteren kimselerin yapmış olduğu eylemlerden dolayı binlerce on binlerce ana kuzusu acı çekmiştir. Bunları olmamış farz edemezsiniz.

SON SÖZÜ YARGITAY VERECEK

Adil yargılanma hakkı herkesin hakkı. Silivri’dekilerin de hakkıdır. KCK davasında yargılananların da adil yargılanma hakkı vardır. Ben sonuçlar üzerinde bir tartışma yapacak değilim. Nihayet ona karar verecek olan bağımsız mahkemelerdir. Henüz süreç bitmiş değildir. Temyiz aşamasında Yargıtay son sözü söyleyecektir. Yargıtay dosyayı inceleyecektir. Oradan çıkan sonuca da anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulunularak itiraz edilebilir. O da olmadı AİHM'e başvurulabilir. Yani daha son hüküm tesis edilmiş değildir. Bu öyleyken ortalığı velveleye vermenin ve tehditler savurmanın, bu tehditleri savuranları küçültmekten başka bir işe yaramadığı ortadadır.

DARBECİ BARO DİYE TANIMLANAN İSTANBUL BAROSU

Mahkemenin çabuk sonuçlanmasını engelleyen başta CHP olmak üzere darbeci baro diye tanımlanan İstanbul Barosu'nun mahkemeyi işgal etmesi ve salonu terörize etmesidir. Bunu kamuoyu bilmektedir. Bugüne kadar mahkeme heyetine hakaret ederek, sloganlar atarak olumlu sonuç alan bir avukat duydunuz mu? Siz zorla hukuk mu tesis edeceksiniz.

MUSTAFA KEMAL SİZE PATATES BİLE SOYDURMAZDI

"Her yer Silivri her yer taaruz" "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye slogan atıyorlar. Sevsinler sizin askerliğinizi. Mustafa Kemal size patates bile soydurmazdı. Orada Mustafa Kemal mi yargılanıyor ki? Niçin Atatürk'ü emelleriniz için istismar ediyorsunuz...

Savunma avukatları medyadaki hempaları ile beraber mahkemeyi itibarsızlaştırmak, özellikle etkisiz hale getirmek için dışarıya yönelik bir propaganda yapmışlardır.

BAŞBAKAN VE GENELKURMAY’IN AÇIKLAMALARI

Genelkurmay başkanlığı mesai arkadaşlarının tutuklu olmasından ve ceza almasından dolayı insani olarak mesaj yayınlayabilir, Sayın Başbakan Genelkurmay başkanının tutuksuz yargılanmasını temenni edebilir ama mahkeme heyeti dosyaya bakar. Onların bu ifadeleri insanidir ama hüküm tesis edecek bir şey değildir. Hükmü tesis edecek olan mahkemenin bizzat kendisidir.

Savunma yapmak yerine propaganda yapanlar esas sorumludur. Bundan ders çıkarmaları lazım. Yargıtay aşamasında da bu tarzla giderlerse müvekkilleri adına bir savunma yapmış olmazlar.

ŞEMDİN SAKIK ERGENEKON’DA NEDEN TANIKLIK YAPTI?

Sonra CHP'liler hep bir ağızdan, "Gizli tanığı Şemdin Sakık olan", "Tuncan Güney'in tanık olduğu" gibi argümanlar öne sürmektedirler. Tunca Güney'in beyanlarıyla kimse mahkum ettirilmemiştir. Sanki Şemdin Sakık davanın kaderini belirlemiş gibi bir propaganda yapılıyor. Sakık bazı subayların katledilmesine dair tanıklıkta bulunmuştur. Yani PKK-Ergenekon dirsek temasına işaret eden bir tanıklık yaptı. Bunu başka kim yapabilirdi? Ya Ergenekonculardan biri yapacaktı ya PKK'lılardan biri yapacaktı. Herhalde Çakal Carlos yapacak değildi.

Birçok çete ve uyuşturucu davası bizzat çete mensupları tarafından yapılan tanıklıklar ile çökertilmiştir. Mahkeme heyetini usandırarak ve yıldırarak sonuç alacağını zannedenler, görsünler ki hakimler ve savcılar dosyaya bakarak karar vermiştir. Beğeniriz, beğenmeyiz.. Esas olan mahkemenin verdiği kararlardır.

AK PARTİ’NİN KAPATILMASI DAVASI

Ak Parti'nin kapatılması davası belki Türk ve Dünya siyaset tarihinde en garip davadır. Yanlış, anlamsız ve talihsizdi. Ama biz hukuk içinde kalarak, yine hukuk nezdinde bu davayı kazandık. Sokaklara dökülüp sokakları terörize mi etseydik?

Aslında mahkeme salonunun terörize edilmesi aslında Ergenekon davasının haklılığının göstergesidir. Bu dava başladığından bu yana faili meçhul yok, çete faaliyeti yok. Bunu kamuoyu görüyor. Siz kamuoyunun aklıyla dalga mı geçiyorsunuz?

Eski Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök tanık olarak gösterildi onu da dinlemediler dediler. Halbuki Hilmi Özkök paşa 2 gün dinlendi. Demek ki bu arkadaş uyuyormuş. Dosyaya vakıf olmadan herkes kendine göre bir üfürme yaparsa, bu toplumu yel alır. Doğru olmaz. Sabırla sükunetle ve teenniyle ve asla meşruiyetin dışına çıkmadan herkes dava sürecini takip edecek. Etmezse ne olur? Etmezse sonuç alamaz. Dışarıda gürültü patırtı koparanlar bilsinler ki içerdekilere faydadan çok zararı oluyor.

SAYIN KILIÇDAROĞLU HALA ERGENEKON’A ÜYE OLMAK İSTİYOR

Bu nasıl terör örgütü deniliyor.. Mahkeme diyor ki bu tipik bir terör örgütü değil. Sayın Kılıçdaroğlu hala Ergenekon'un adresini alıp üye olmak istiyor. Deniliyor ki bu zıt insanlar nasıl bir araya geliyor, daha önce hiç yüzyüze gelmiş değiller... İran devrimini mollalar ve komünistler bir arada yaptı, sayın Kılıçdaroğlu bunu biliyor mu?

Jön Türklerin Türkçüleri, Masonları, muhafazakar olanları hepsi bir araya gelerek Sultan Abdülhamid'i devirdi. Zıtlar bir araya gelmez diye bir kaide yok. Sayın Kılıçdaroğlu biraz siyasi tarih okumalı. Bazı amaçlar için zıtlar bir araya gelebilir.

DUYGUSALLIK VE PEŞİN HÜKÜMLÜLÜK YOK

Duygusallık ve peşin hükümlülük yok. Ben bugüne kadar Ergenekon terör örgütü lafını kullanmadım. Ama mahkeme bir hüküm verdi. Danıştay saldırısını lütfen hatırlamaya çalışın. Laikliğe karşı olan İslamcılar başörtüsü için yapmıştır denildi. Bunları hatırlıyor musunuz? Her meseleyi tüm tarafları ve detaylarıyla ele almak zorundayız.

Tekrar altını çiziyorum yargı sistemimizde arızalar var.  Sistem sütten çıkmış ak kaşık değil. Türkiye vesayet ile hesaplaşıyor, demokratikleşmeye çalışıyor.

Ergenekon davasına bütün çeteleri katmak gibi bir imkan yok. 12 Eylül niye yargılanmıyor, 27 Mayıs niye yargılanmıyor deniliyor? Onlar da yargılanıyor, yargılanacak. Türkiye safralarından kurtulacak.

Meseleye hukuk zemininde bakmamız lazım.

CHP’NİN HÜRRİYET’E VERDİĞİ İLAN

Diğer bir konu ise, CHP dün Hürriyet Gazetesi'nin arkasında tam sayfa bir özgürlük ve demokrasi bildirisi yayınladı. Bilmeyenler Türkiye ne önemli bir bildirge kazandı diye düşünebilir. Bu bildiriyi madde madde tahlil edecek değilim. Zaten buna da değmez. CHP-MHP el ele vererek binlerce demokratikleşme önerisini engellemedi mi?

Tutuklu üniversite öğrencileri ayıbına son verelim diyor. Bunun için ne yapalım? Yani öğrenci ise ne suç işlerse işlesin tutuklanmaz mı diyelim? Böyle bir şey olabilir mi? Bir insan gazeteci, öğrenci, asistan, rektör, asker, profesör olduğu için hapse atılmaz. Bir insan suç işlediği için içeriye alınır. 

Birisi üniversite öğrencisi ise vatandaşın camını çerçevesini indiriyor, otobüsleri yakıyor, ortalığı karıştırıyorsa buna ne yapmalı? Kesinlikle dokunmayalım mı? Öyle ucuzcu bir mantık olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu zannediyor ki ben böyle bir şey yazarsam bütün üniversite öğrencileri bana aşık olur. Böyle bir şey yok ne yazık ki Sayın Kılıçdaroğlu...

“DİYABAKIR’A MÜZE YAPILSIN”

Diyarbakır'a cezaevi değil müze yapılsın diyor. Diyarbakır Cezaevi'ndeki şartların insani olmadığını herkes söylemektedir. Başbakanımız Diyarbakır'daki mitingde bu konuda önemli şeyler söylemişti. İnsani şartların olduğu cezaevi yapıyoruz biz Diyarbakır'a. Bittiği zaman Diyarbakır cezaevini oraya taşıyacağız. Ondan sonra Diyarbakır Cezaevi müze veya başka bir şey olarak kullanılabilir. Biz Madımak Otelini de vatandaşın arzusu doğrultusunda değerlendirdik.

CHP BUNA KENDİSİ UYMADI

Milletvekilini millet seçsin diyorlar. Yani ön seçim olsun demek istiyorlar. Biz bunu yapacağımızı ilan ettik, ama CHP kendisi uymadı buna. Bunlar hep tribünlere selam hareketleridir. CHP hiç kendini yormasın.

Demokrasi, seçim, milletvekilliği müessesesi cezaevinden adam kaçırma enstrümanı haline getirilmemelidir. Bu demokrasimizi yozlaştırır. İnsanların hak etmedikleri halde ceza çekmesinden hoşlanıyor değiliz. Ama olup biteni doğru okumak lazım.

AK PARTİ SUSTU DERLERDİ

CHP'nin bildirisi ilk defa duyduğumuz şeyler değil. Ben buna cevap vermeseydim CHP ne inciler dizdi, AK Parti sustu denilecektir o yüzden değindim.

Bu 17 maddenin çoğuyla ilgili CHP doğrudan gündeme alma teşebbüsünde bile bulunmamıştır Meclis'te... Yani CHP bütün prosedürleri tüketmiş gibi bir şey de sözkonusu değil. Kamuoyu bunu böyle bilmelidir. 

Demokratikleşme paketi ile ilgili bir soruya: Demokratikleşme paketinin çözüm sürecine katkısı olacak. Toplumda bir şekilde mağdur olmuş vatandaşlarımızın derdine deva olabilecek bir paket üzerinde çalıştığımız biliniyor. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay başkanlığında bir heyet bunun üzerinde çalıştı. Bu çalışma sayın Başbakan başkanlığında yeniden müzakere edilecek. Sayın Başbakanımız da bu bütün maddelerin üzerinden geçtikten sonra. Bunu kendi partimiz açısından şekillendirdikten sonra sizlerle paylaşacağız. Bugüne kadar Başbakanın yoğun gündeminden dolayı yapılamadı bu. Bayramdan sonra Ağustos ayı içerisinde nihayi şeklini alacak. Yasal düzenlemeler gerekiyorsa bunlar yapılacak. Bir kısmı da Anayasa konusudur. Bir kısmı da yönetmelikle veya idari tasarruflarla hallolabilecek konulardır. Bunların hepsi nihayi olarak Başbakan nezdinde değerlendirildikten sonra kamuoyuna arzedilecek. Meclis 1 Ekim'de açılacak. Ancak Eylül'ün ortasında açılması da sözkonusu olabilir. Diğer partiler de başvurursa bu yapılabilir. Ama görünen takvime göre 1 Ekim'de Meclis açılacak. O zaman da gereken yasalar Meclis'te çıkarılacaktır. Beklentiler karşılanacaktır.
 
Bunlar neden hemen yapılmıyor. Çünkü zamanın ruhu diye bir şey var. Bugün yaptığımız bir çok şeyi 2003'ten önce yapsaydık muhtemelen partimizin kapatılması ile sonuçlanabilirdi. Dolayısıyla herşeyin bir zamanı vardır. Kamuoyu algısını yöneterek, ülkemizin de şartlarını gözönünde bulundurarak bu adımlar atılmaktadır.  
 
SONBAHAR'DA HİÇBİR ŞEY OLMAZ
 
Türkiye bir hukuk devletidir. Gösteri ve yürüyüş yapmak, tepkisini ortaya koymak hukuk çerçevesinde yapıldığı zaman son derece değerlidir ve olması gerekendir. Ancak bak biz şöyle yaparız ha diyorlar. Eğer yanlış bir iş yaparsanız karşılığını bulursunuz. Kimse sokakları terörize ederek, kaos yaratarak emellerine ulaşamaz. Birilerinin böyle bir niyeti olabilir ama devlet üzerine düşeni yapar. Hiçkimse sonbaharda bu olacak şu olacak demesin. Hükümete kızanlar ellerini ovuşturmasınlar. Heryere taarruz diyenler devletin aldığı güvenlik tedbirlerine tosladılar. Silivriyi yıkacağız diyenler oraya kadar gidip geri döndüler. Onun için böyle ucuzculuklara da kesinlikle izin verilmemesi gerekiyor. Vatandaşın sandıkta veremediğini sokakta nümayiş yaparak hiçkimse alamamıştır. Bir atasözü der ki, ayı ne kadar yol bilirse, avcı da o kadar hile bilir. Kusura bakmasınlar. 
 
Kaynak: RotaHaber
 


 

Bu haber toplam 2366 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri