Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cihaner'e, 'Bebeklerimi düşürdün' davası

26.09.2011 10:45
Erzincan'daki İsmailağa Cemaati operasyonu sırasında kötü muamele gördüğü gerekçesiyle ikiz bebeklerini düşüren Sümbül Gündoğdu, sorumlulardan şikayetçi oldu.

Kemal Özdemir / ERZİNCAN

- Bebeklerimin Düşmesine neden olanlardan Davacı ve Şikayetçiyim

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in Erzincan'daki İsmailağa Cemaati'ne yönelik operasyon sırasında gözaltına alınan ve gördüğü baskılar sonucunda karındaki ikiz bebekleri kaybeden Sümbül Gündoğdu, Erzincan Adliyesine başvurarak ölen çocukların sorumlular hakkında şikâyetçi oldu.

Dönemin Başsavcısı İlhan Cihaner'in talimatı üzerine İsmailağa Cemaati'ne yönelik 23 Şubat 2009 tarihinde Erzincan şehir merkezi ile Kemah ve Refahiye ilçelerinde jandarma birliklerince operasyon düzenlendi.

Refahiye'de düzenlenen operasyonda Cemal Gündoğdu, Kemaliye Mahallesi TOKİ Konutları'na giden jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Sümbül Gündoğdu ise bu sırada ve gözaltı süresinde gördüğü psikolojik baskı ve kötü muamele sonrasında 20 haftalık hamile olduğu ikiz bebeklerini kaybettiğini anlattı.

Kapı zorlanmıştı

İfadesinde çarpıcı ayrıntılara değinen Sümbül Gündoğdu eşi ile birlikte hamileliği nedeniyle gözaltına alındıkları o gün Devlet Hastanesin de muayene olmak üzere Erzincan da bulunduklarını ancak jandarmadan gelen telefon üzerine muayene olmadan ikamet ettikleri Refahiye ilçesine döndüklerini söyledi.

Evlerine saat 11.00 sıralarında gelen genç çift'in evlerinin kapısının jandarma tarafından açılmak için zorlandığını gördüler. Arama için gelen görevlilerin ayakkabıları ile içeriye girmeye çalıştıklarını söyleyen Sümbül Gündoğdu hamile olduğunu söyleyerek temizlik yapmakta zorlandığını ifade etti. Bunun üzerine bazı görevlilerin ayakkabılarını çıkararak içeriye girdiğini ve bazılarının ise ayaklarına galoş taktıklarını söyledi.

Askerler yatak odasında

Gündoğdu ifadesinde içeriye girer girmez tüm odaları aramaya başlayan görevliler neyle suçlandıklarını ve haklarının ne olduğunu konusunda kendilerine bir şey söylemediklerini belirtti. Ayrıca bayan görevlilerin yatak odasında arama yaptıkları esnada bir askerin yatak odasına gelerek yapılan aramaya katılmak için içeriye girdiğini ancak kendisinin tepki göstererek, yatak odalarına giremeyeceğini burasının mahremleri olduğunu ifade ederek içeriye girmesini engellediğini söyledi.

Hamile olduğumu söyledim! Karnımı da aradılar

Sümbül Gündoğdu ifadesinde, şunları söyledi:

"Arama esnasında benim üst aramamı yapmak istediler. Hamile olduğumu söyledim. O da sözlerime aldırmadan bu aramayı yapmak zorunda olduğunu, hatta karnımı da arayacağını söyledi ve dediği şekilde de bu aramayı yaptı. Abdest alırken ve namaz kılarken kapımda beklediler. Bütün bu aramalar yapılırken evimizde ne arandığını bilmiyorduk. Bize herhangi bir arama kararı gösterilmedi. Kimliklerini göstermediler."

Sağlık kontrolün de hamilelikle işlem yapılmadı

Evde yapılan aramaların yaklaşık iki saat kadar sürdüğünü belirten Gündoğdu saat 13.00 sıralarında evden ayrıldıklarını ve buradan Refahiye Devlet Hastanesin de ayaküstü muayene edildiklerini ancak hamileliği ile alakalı bir işlemin yapılmadığını söyledi. Hamile olduğunu evdeki arama esnasında görevlilere belirttiğini bu yüzden hastanede tekrar bir şey söylemediğini ifade etti.

İstirahat edebilmem mümkün değildi

Hastaneden ayrıldıktan sonra Refahiye İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldük. Burada eşimi ve beni ayrı ayrı odalara aldılar. Benim bekletildiğim oda hamile bir kadının bekletilmesine uygun bir oda değildi. Sert sandalyeler vardı. İstirahat edebilmem mümkün değildi. Kendilerine rahatsızlığımı söyledim ancak işlemlerin biraz sonra biteceğini söyleyerek ilgilenmediler. İki saat kadar bu oda da rahatsız bir şekilde bekledim. Saat 15.00 sıralarında Refahiye den Erzincan'a hareket ettik.

Açlığımı çubuk krakerle bastırdım

Bizi Erzincan İl Jandarma Komutanlığına getirdiler. Yolda çantamda çubuk kraker ile açlığımı bastırmaya çalıştım. Hem hamileydim hem de sabahtan beri bir şey yememiştim. Erzincan İl Jandarma Komutanlığında bizi üst kata çıkardılar. Eşimle diğer erkekler alt katta kaldılar. Bundan sonra eşimle ancak cezaevinde bir hafta sonra görüşebildim.

Çıkacağınızı mı zannediyorsunuz?

Üst katta bizi üniformalı rütbesini bilmediğim bir bayan sorguladı. Sorgulamam süresince sık sık daha önce aramada da söylediğim gibi çocuklarımın ikiz olduğunu ve riskli bir hamilelik geçirdiğimi söyledim. Sorguda bana özgeçmişimi sordular. Seni kim evlendirdi diye sordular.

İsmailağa Cemaatini tanıyor musun diye sordular bazen cemaatten örgüt diye bahsettiler. Beni sorgulayan bayan bir bayana yakışmayacak tavırlarla bana sorular soruyordu. Ne zaman bizi bırakacaksınız diye sorduğumuzda ‘çıkacağınız mı zannediyorsunuz' diye cevap verdi bu esnada başkasıyla telefonda görüşüyordu, telefondaki şahsa küçükler bitti, büyükbaşlar kaldı diye söyledi.

Diğer arkadaşlarımızın ifadeleri sürerken biz koridorlarda sandalyelerde oturduk. İfadelerimiz bitikten sonra saat 22.30 sıralarında serbest bıraktılar. Jandarma da ifade evrdikten sonra hiçbir şekilde savcılığa çağrılmadım. Eşimi serbest bırakmamışlardı.

Yaşadıklarımızın etkisinden kurtulamadım

Bir gün sonra babamla hastaneye kontrole gittim. Kontrolden sonra doktor riskin devam ettiğini iyi beslenmem ve stresten uzak durmamı gerektiğini söyledi. Düşük yapana kadar bazen hafta da bazen iki hafta da bir bazen de zamana bakmaksızın rahatsızlandığımda kontrole gidiyordum. Ama hem benim hem de eşimin yaşadıkları beni olumsuz etkilemişti, bu kontrollerde eşimin benimle beraber olmamsı da yine olumsuz etkiliyordu. Her ne kadar doktorum stresten uzak durmamı söylese de yaşadıklarımızın psikolojik etkisinden kurtaramıyordum.

Ben yaşananlardan sonra eşimde cezaevinde olduğu için arama yapılan evimize gidemedim. Bu süre içersinde Erzincan da bulunan ailemin yanında kaldım. Dağılan evi bir iki kez kontol etmek için gittim ama arama günü yaşadıklarımın etkisiyle eve girip evde kalamadım.

Doktor ikiz bebeklerimin karnımda öldüğü söyledi

Hem benim hem eşimin yaşadıkları beni olumsuz etkilemişti. Her ne kadar doktorum stresten uzak durmamı söylese de yaşadıklarımızın psikolojik etkisinden kurtaramıyordum. Bir iki gün rahatsızlığım artınca 17 Nisan 2009 günü doktorumun muayenehanesine gittim. Buradaki kontrolden sonra doktorum bebeklerin ölmüş olduğunu söyledi ve hemen Erzincan Devlet Hastanesine yatışımı verdi. Doktor eşime haber vermemi söylese de onu üzmemek için yaklaşık iki hafta sonraki görüş gününde kendisine düşük olayını söyledim.

Düşükten sonra hastanede üç gün kadar yattım. Doktorlar düşük nedeniyle ilgili fiziki bir rahatsızlığımın olmadığını, bu düşüğün strese bağlı ve psikolojik nedenlerden kaynaklanabileceğini söyledi. Ben hastaneden taburcu olduktan sonra patoloji laboratuvarından verilen patalaoji raporunu da aldım.

Bebeklerimin düşmesine neden olanlardan davacı ve şikayetçiyim

İkiz çocuklarımının düşme nedeninin eşimin ve benim bu süreçte yaşadığımız sıkıntı ve stres olduğunu düşünüyorum. Eşim cezaevinden çıktıktan sonra yaşadığımız korkudan beş altı ay evimizde kalamadık.

Bu sıkıntıları yaşamama ve çocuklarımın düşmesine neden olan sorumluların bulunmasını istiyorum. Kendilerinden davacı ve şikayetçiyim.

Rotahaber / Haber24.com

Cihaner’in gizli sorgu odası

Albay Dursun Çiçek imzalı yönelik ‘İrtica İle Mücadele Eylem Planı’nı Erzincan’da uygulamaya sokmaktan hakkında dava açılan eski Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in gizli sorgu odaları gün yüzüne çıkmıştı. Cihaner'in cemaatlere yönelik soruşturmada gözaltına aldırdığı şüphelileri bu odalarda sorguladığı öğrenildi. Akşam ve HaberTürk Gazetelerinin Erzincan Temsilcisi Kemal Özdemir’in ‘Ergenekon Fay Hattında Erzincan’ adlı kitabı, gözaltı işleminden cezaevi sürecine kadar Ergenekon sanığı Cihaner’le ilgili skandal detayları gözler önüne serdi. Cihaner’in yürüttüğü soruşturmalarla ilgili lojmanının bodrum katında sakladığı 4500 belgelik gizli arşivi, 16 Şubat 2010 tarihli operasyonda ortaya çıkmıştı. Gazeteci Özdemir’in kitabı, Cihaner’in lojmanındaki bodrum kadar dikkat çeken başka bir gizli odasını gündeme getirdi. Kitapta deşifre edilen bu gizli oda şu ifadelerle tanıtıldı: “Adliye binasının 5. katındaki makam odasının çaprazında yapılan arşiv, teşhis ve sorgu odası!”

 
Bu haber toplam 4218 defa okunmuştur

Etiket(ler): ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri