Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İmamlar şimdi Şevket Eygi'yi hedef aldı

12.12.2010 17:59
Esra Elönü ile girdikleri polemiklerle isimlerini duyuran diyanethaberler.com internet sitesi bu kez Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi`yi hedef aldı.
Birikhaber.com'un haberine göre; Esra Elönü ile girdikleri polemiklerle isimlerini duyuran diyanethaberler.com internet sitesi bu kez Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi`yi hedef aldı. İmamlık müessesesi Türkiye`de artık ne yazık ki özünden sapmış, bir meslek grubu haline gelmiştir. Maaşları bizim vergilerimizle ödenen imamlar elbette eleştirilebilir.İmamların da bu konuda eleştiriye açık olmaları gerekir.  Örneği geçtiğim ay Hac`dan dönen Sabah yazarı Savaş Ay, "Diyanet`in Günahları" başlıklı bir yazı kaleme almış ve diyanet görevlisi olarak Mekke`ye gönderilen personelin yaptığı usulsüzlükleri tek tek yazmıştı. Diyanet`in yeni Başkanı Mehmet Görmez, Savaş Ay`a sert bir basın açıklama göndermek yerine makamına davet ederek, tüm iddiaların birer birer inceleneceği sözünü vermişti. Aynı olgunluğu ilahiyathaberler.com sitesini yöneten arkadaşlardan da bekliyoruz.
Türkiye`de polis, asker, siyasetçi eleştiriliyorsa maaşları halkın vergilerinden ödenen ve sayıları 100 bini aşan imamlar da "Türkiye`de din hizmetinin kalitesinin artması" adına eleştirilmesi gerekir.
 
Türkiye`de din hizmetinde verilmesinde aksayan bazı hususlar varsa, bunun sorumlularında biri de İmamlardır. İmamlar bu konuda ne düşünüyor bilmiyoruz ama görevleri din hizmeti vermek olan bazı imam arkadaşların kendilerine yönelik her eleştiriye bu tarz cevap vermeye çalışmalarının, imamlık mesleğine! yakışmayan bir davranış olduğunu düşünüyoruz. . Umarız bu küçük eleştiriyi olgunlukla karşılarlar...
 
İŞTE DİYANETHABERLER.COM SİTESİNDE M. ŞEVKET EYGİ`Yİ HEDEF ALAN YAZI:
 
Sayın Eygi oturduğu yerden ahkam kesmeyi bırakmalı artık!

Sayın Şevket Eygi “Din hizmetlerinin paraya endeksli olması” başlıklı makalesinde o her zamanki bilinen ve artık bıkkınlık veren uslübu ile hiç bir kural tanımadan yine iftiralarına devam etmiştir.

Galatasaray lisesi mezunu Eygi, Müslümanları küçük gören, onlara tepeden bakan ve kibir kokan yazısında yine Diyanet’i, imamları ve modern çağın gereklerine en uygun şekilde hareket ederek, hem İslam’a hem de ülkeye hizmet eden bazı cemaatleri hedef almaktan ve onlara dil uzatmaktan kaçınmamıştır.

Sadece onlara değil, İslam için hizmet etmiş ve bu uğurda pek çok mücadeleler vermiş Mehmet Akif ERSOY’un yakın arkadaşları olan kimselere de mesnetsiz şekilde dil uzatmaktan ve onlara “farmason” demekten de çekinmemiştir. Dedikoduları gerçekmiş gibi sunmaktan ve aslı esası olmayan rivayetlere sarılarak inanan kardeşlerini rencide sakınmamış ve bunda da hiç bir beis görmemiştir.

O, tribünlere oynamanın verdiği zevkle haklı çıkmak ya da görünmek için her türlü yolu mübah görmüş ve etrafına karalar çalmaya devam etmiştir.

Sıkıştığında “ben genel ifadeler kullandım kimseyi kast etmedim” gibi bir şark kurnazlığının arkasına sığınarak ve alaycı bir edayla, İslam’a farklı tarzlarda ve alanlarda hizmet eden din kardeşlerini ve onların yaptıklarını küçümsemek gibi bir hokkabazlığı göstermekten imtina etmemiştir.

Nitekim o makalesinde şöyle demektedir: “Bu on dört asır boyunca Ümmet içinde (Peygamber zamanı dahil) münafıklar, riyakârlar, dıştan Müslüman görünen, gerçekte ise kafir olan İslâm`ı sinsice yıkmaya çalışan hainler bulunmuştur.” Eyginin bu tespiti doğru olmakla beraber bir gerçek daha vardır ki onun da ifade edilmesi gerekmektedir. Elbette İslam’ı sinsice yıkmaya çalışan, ama kendisinin de gerçek İslam alimi olduğunu zanneden, müslümanlara hep tepeden bakan, unu ve tuzu kuru, koltuğuna oturup ahkam kesen ve etrafına nutuklar yağdıran, aynı nakaratları yıllar boyu tekrarlayan ve bu zamana kadar da somut hiç bir hizmet üretmemiş olan nice zavallılar da hep olagelmiştir.

Öte yandan şunu belirtelim ki, din hizmetlerini engellemeye çalışmanın yollarından birisi de bazen şu olabilmektedir. Bazı kimseler, Hz. Peygamberi ve onunla birlikte canları ve mallarıyla hizmet eden Ashab-ı Güzinin bu hizmetlerini para karşılığında yapmadıkları söylemekte ve bu yarım doğru ifadelerin arkasına sığınarak din gönüllülerine saldırmaya devam etmekte ve bunu da kendilerince bir marifet zannetmektedirler. İlk bakışta kulağa hoş gelen bu tür ifade tarzları, aslında gerçeklerle kesinlikle örtüşmemektedir. Zira o dönemlerde ganimetlerden alınan payların dağıtımında yaşananları kendilerinin biraz okuması, anlaması, düşünmesi, özümsemesi ve ondan sonra yazıp konuşmaya başlaması çok daha uygun olacaktır.

Ehl-i Beyt ve Selef-i Sâlihînin din yolunda ihlasla, sırf Allah rızası için çalıştıklarını söyleyen Eygi’nin bugün din hizmetlerin yürütülebilmesinde maddi kaynağın ve desteğin şart olduğunu unutarak ve hiçbir makul ve mantıklı öneri getirmeksizin, sadece karalamalarda bulunması son derece talihsiz,seviyesiz ve düzeysiz yaklaşımlardır. Bu tür popülist söylemlerle bazılarını bir yere kadar kandırabilirsiniz. Ama herkesi, her zaman kandırmanız mümkün olamayacaktır. Zira aklı başında olanlar konu ile ilgili sizden somut öneriler bekleyeceklerdir. Sadece muhalefet eden ama ciddi hiçbir öneri sunamayanların hali her dönemde ortadadır. Kandırabildikleri ile yollarına devam etmekte ve iyi şeyler yaptıklarına da kendilerini bile inandırmayı başarabilmektedirler. Oysa durum çok farklıdır.

Din hizmetlerinin ifası karşılığında imamların maaş alıp almadıkları hususunda ecdadımız Osmanlı dönemine bir bakalım. Kaynaklar bizlere şunları söylemektedir: “Osmanlı Devleti’nde imam-hatipler, Müslüman topluma hizmet veren kadrolar arasında büyük bir çoğunluk oluşturuyordu. Padişah beratı ile göreve atanıyor ve kamu görevlisi sayılıyorlardı. Bunların maaş ve ücretleri başlangıçta vakıflar tarafından ödeniyordu. Zamanla maddi yükün artması üzerine yeni kaynaklar aranmış ve giderek merkezi idarenin maaş tahsis etmesi zorunlu hale gelmişti. Böylece Tanzimat dönemine kadar imam-hatip hem devleti temsil etmiş hem de mahallenin önde gelen yetkilisi ve sorumlusu kabul edilmişti. Hatta resmî kayıtlarda bulundukları yer ve çevredeki “kadıların"(hakimlerin) tabii yardımcıları sayılmışlardı.”

Evet, o dönemde de imamların devletten maaş aldıkları görülmektedir. Diyanet’e düşünmeksizin karşı çıkanların Avrupa’daki Türklerin yaptıkları ve yaşatmaya çalıştıkları camilere yakından bakmaları gerekmektedir. O kamplaşmayı, gruplaşmayı ve her grubun kendisine ait camilerini yakından gören aklı başında birinin Diyanet’e dil uzatmaktan vazgeçmesi ve sonuna kadar doğruların yanında yer alması aklın ve mantığın gereğidir.

Diğer taraftan imamlara ve Diyanet’e saygısızlık yapmakta ısrar eden Sayın Eygi bunları söylerken, bu konuları derinlemesine analiz etmiş ve gerçeğin yanında yer almakta da terddüt etmemiş dürüst bir İslam aydını bakınız neler söylemektedir:

“Nizamü’l-atik yazarı Ömer Faruk Efendi şöyle demektedir: “İmamlara tazim ve hürmet onların zatından dolayı değil, kalblerinde taşıdıkları Kur’an-ı Kerime hürmet ve saygı nedeniyledir. Dolayısıyla imama saygı duymak, inancımızın ve kültürümüzün bir gereğidir”

Antikalar arasında yaşamalarına ve dünyaya düşkünlüklerine rağmen, inancını ve kültürünü unutanlar, imamlara ve diyanete dil uzatanlar çok büyük yanlış yapmaktadırlar.

Bakınız Osmanlı ordusunda çalışmış Liman Von Sanders (1855-1929) isimli bir Alman Generali “Türkiye’de Beş Sene” isimli eserinde imamlar hakkında şu değerlendirmelerde bulunmakta ve şöyle demektedir: “Türkler, dindar, bilhassa gelenekçi idiler. Din adamlarının her tabaka ve seviyeden insanlar üzerinde büyük tesirleri vardı. Bu hasleti bilen kumandanlar ferdi feragat ve serdengeçtilik isteyen muharebe safhalarında, din adamlarının telkinlerinden en geniş manada istifade ediyorlardı. Bu din adamları ağırbaşlı oldukları kadar şefkatli, hal ve tavırları ile saygı değer ve güvenilir insanlardı. Onları en buhranlı anlarda bile kötümser bulmadım”. (Mehmed Akif Külliyatı, cilt,10, s 333)

Görüldüğü üzere bir Alman genereli bile imamlara değer verip, saygı ile onları anarken ve haklarını teslim ederken, Sayın Eygi’nin Von Sanders kadar bile olamayarak hep imamlara ve Diyanet’e saldırması gerçekten hayret verici ve düşündürücüdür.

Bu itibarla kendilerini akla, izana ve insafa davet ediyoruz. Bu yaklaşımını devam ettirdiği sürece biz de onun hatalarını ve yanlışlarını ortaya koymaya ve imamların hak ve hukukunu korumaya ve savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz. 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

WWW.DİYANETHABERLER.COM

Bu haber toplam 3906 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri