Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"İran Karayılan'la Anlaşmış Olabilir"

29.08.2011 19:24
Türkiye'nin terörle mücadelede yeni konseptinin ne olması gerektiğini analiz eden Prof. Dr. İhsan Bal, "Karayılan yakalandı" haberlerinin de perde arkasına ilişkin çarpıcı yorumlar yaptı...

Son hava operasyonları 1990'lardakinin benzeri değil miydi?

Bu operasyonlar arasında farklar var. Eskiden terörle mücadele, denetimdışı, askerlere, hatta onların arasında da alt gruplara havale edilmiş ve dar bir kesimin denetimi ve vizyonu çerçevesinde yürütülüyordu. Ayrıca mücadelenin özü redde ve asimilasyona dayanıyordu. Elinde silah olan kişilerin, bu kişilerin yakınlarının ve hatta onlara destek verdiği öne sürülen zanlıların bir şekilde cezalandırıldığı bir süreçten bahsediyoruz. Hukuksal denetimin olmadığı, çoğu defa yapılan yanlışların da özeleştiriye tabi tutulmadığı bir dönem. Ben bu hava operasyonunda da ana amacın örgütün lojistik ünitelerinin önemli miktarda etkisiz hale getirilmesi, örgütün dağdan kentlere kadar gelip eylem yapma yeteneğinin azaltılması ve “buradan çıkıp gelirseniz sizi etkisiz hale getiririz” yollu bir psikolojik baskıyamaruz bırakılması olduğunu düşünüyorum.

NELER OLACAK?

Güneydoğu’da büyük bir askeri hareketlilik göze çarpıyor. Bayram sonrası nelere tanık olabiliriz?

Burada çok telaş edilecek bir yöne gittiğimizi düşünmüyorum. En baştan belirtelim ki; öncelikle elinde silah olan birimler, görüldüğü andan itibaren takibe alınmalı. Diyelim ki Hantepe vakası yaşıyoruz ve hedefte 15-20 kişilik bir terörist grubu var. Bu grubun hızlıca tespit edilip gerekli istihbaratın ilgili birimlere vakit kaybetmeksizin iletilmesi gerekir. Aynı anda jandarma ve polis özel harekât timlerinin teknik ve lojistik destekle bölgeye intikal edip, kişilerin canlı olarak yakalanmasının amaçlandığı bir operasyonel süreç takip edilmeli. Bu önemli bir ölçüde başarılabilir. Çünkü eğer siz istihbaratı doğru almışsanız, bu istihbarata göre bölgeye intikal edebilecek yetenek ve donanımda timleriniz varsa o zaman hedeflenen doğrultuda alanı daraltabilirsiniz. Bu kişiler böylece teslime zorlanır ve önemli miktarda da teslim alınır. Elbette ki, çatışma çıkabilir, can kayıpları olabilir. Bu zaten kaçınılmazdır.

Peki, PKK’nın mevcut gücü elinden nasıl alınabilecek?

Birincisi güvenlik boyutu, ikincisi ise fikirsel boyut. İlk olarak, istihbarat ağınız ve bu istihbaratı operasyonel hale getirebilecek yetenekteki güvenlik personeliniz ve teknik donanımınızla alana inerek hedefinizi teslim alırsınız. Bunun çok örnekleri var. Örneğin, Hizbullah. Hizbullah’ın silahlı kanadı adalete teslim edildi.

Ya 2. boyut?

Örgütün eylem yapması halinde ona karşı çıkacak büyük bir kamuoyunun oluşması. Yani, Kürtlerin büyük kısmının bu eylemleri açıktan eleştirebilmesidir. Eylemin siyaseten savunulamaz olduğunu gören terör yapıları, çoğu defa kâr-zarar hesabıyla eylemlerini azaltma yoluna giderler. Siyasi maliyeti yüksek eylemler örgüt açısından çok da anlamlı olmayacaktır.

14 YAŞINDA ÇOCUKLAR

Operasyonlardan sonra askeri yetkililerin yaptığı açıklamaları nasıl değerlendirdiniz?

Bence son yapılan açıklamalarda bu noktada patinaj yaptık. Bu tehlikeli bir eğilim. Genelkurmay Başkanlığı’nın sitesindeki yorumlara baktığımızda 100 tane teröristin öldürüldüğü şeklinde ifadelere rastlamak mümkün. Kimileri bunu, “Aman ne ala! 100 tane öldürmüşüz. Keşke 2 bin tane öldürseydik” anlamında değerlendirilebiliyor. Bu kesinlikle doğru bir yaklaşım değil. Doğrusu şu olmalı: Dağdaki çocukların önemli bir kısmı 14 yaşından sonra devşirilmiş çocuklar. Biz bu çocukları, terörist kimliğinden nasıl arındıracağımıza kafa yormalıyız. Amaç o çocukları yok etmek olmamalı. Unutmayın, o çocuklar ölmeye devam ettikçe terörün kucağına yenileri düşecek. Dolayısıyla yeni dönem terörle mücadele stratejisinin bir hedefi de öldürme yerine yaşatma olmalıdır.

Çatışmalarda ölümler yaşanabiliyor.

90 tane terörist ölmüşse, “kötü olmuş” demiyorum. Hayır, çatışmada terörist etkisiz hale getirilir. Ancak terörle mücadelenin ana amacı terörist öldürmek değildir, zira hiçbir aklı başında devlet terörle mücadeledeki başarısını öldürdüğü militan sayısı üzerinden ölçmez.

Kara operasyonu olasılığı var mı?

Burada mesele, kapsamlı kara operasyonlarıyla azami terörist öldürmek olamaz. Zira koca araziyi, insan gövdesiyle kaplamaya çalışmak, anlamını yitirmiş bir yöntem. Mesele, uluslararası meşruiyeti olan, istihbarat temelli nokta operasyonlarıyla örgütün ümidini felce uğratmak olmalı. Türkiye’nin uluslararası diplomasi karnesine gelirsek; Irak’a yapılan operasyonlar karşısında Barzani’nin açıklamaları olumlu olarak değerlendirilebilir. Barzani, “Kandil PKK’nın üssü olamaz, burası Irak toprağıdır” dedi. Bu anlamda Barzani ile Türkiye hemfikir.

‘İmralı, yetkililerin kendisiyle görüştüğünü gizli tutmalı’

Devlet yetkililerinin İmralı’da Öcalan ile görüşmesi sizce hata mıydı?

Açıkçası hata olduğunu düşünmüyorum. Ancak, süreç yönetiminin eksik ve yanlış olduğunu kabul etmek gerek. Öncelikle bu görüşmeler kamuoyunun huzurunda olmaz. İkincisi görüşmeler, özellikle örgütün lideri tarafından kamuoyuna sızdırılıyorsa bu kabul edilemez bir durumdur ve görüşmelerin kesilmesini gerektirir. Bir örgüt lideri, “Ben devletle görüşüyorum, devlet beni muhatap alıyor” şeklinde açıklamalar yapıyorsa, örgüt lideri alan kazanma çabası içinde demektir.

Burada hassas olan nokta nedir?

İngiliz devlet adamı, IRA’nın ikinci adamıyla görüşürken, örgüt lideri bunu dışarıya söylememiş, hatta örgüt içindekilere de hissettirmemiştir. Görüşmeler gizli tutulmuştur.

Yeni dönemde bu görüşmeler ne olacaktır?

Bu tür görüşmeler yapılabilir. İstihbarat örgütleri bunu yapabilir. Buradaki hassas nokta, bu görüşmelerin hangi stratejik kaygıyla gerçekleştirildiği, nasıl bir yol haritasının çizildiği ve sürecin nasıl yönetildiğidir. Yeni dönemde de bu görüşmeler devam edebilir, ancak bu görüşmelerin bu şekilde dışarıya verilmesi kabul edilemez.

‘İran, Karayılan ile anlaşmış olabilir’

İran’dan kimi kaynaklar, PKK lider kadrosundan Murat Karayılan’ın yakalandığını duyurdu ve daha sonra bu iddialar yalanlandı. Karayılan konusunda gelinen durum nedir?

İran’ın Karayılan’a yönelik bir operasyon yapma ihtimalini yüksek görüyorum. Burada Karayılan ve İran arasında bir anlaşma olmuş olabilir. Ancak bizim asıl dikkat etmemiz gereken nokta, İran’ın bir anda ne kadar çabuk Türkiye’yi açığa düşürdüğü.

Nasıl?

Son yıllarda çok az ülkeyi İran’ı göğüslediğimiz kadar göğüsledik. Nükleer silah, füze krizi ve Tahran deklarasyonu bunlardan öne çıkanları. İran’ın tavrının bütün bu iyi niyet çabalarına rağmen olduğuna dikkatinizi çekerim. Komşularla sıfır sorun politikası kapsamında İran ve Batı arasında köprü görevi gördük. Fakat İran’ın, Türkiye’nin terörle mücadelesinde destek verdiğini görmedik. 1990’lı yıllarda başta Uğur Mumcu cinayetine karışmış Ferhan Özmen ve beraberindekiler olmak üzere Türkiye’deki birçok aydın cinayetinin arkasında İran istihbaratının ve İran’da eğitim görmüş kişilerin yer aldığı açık sır. 2000’li yıllara geldiğimizde sanki İran’ın değiştiğini sandık ve İran’ı “400 yıldır sınırımızın değişmediği ve savaş etmediğimiz ülke” şeklinde tanımlar olduk. İran’ın savaşları zaten istisnalar hariç cephe savaşı olmamıştır.  Neden İran’ı öne çıkartıyorsunuz? İran, örtülü operasyon ve kirli savaş sanatında ihtisas sahibidir. Son gelinen nokta ortada: Türkiye, Suriye’deki demokratikleşme çabalarına tam destek verdiği, yönetimin halka karşı katliamını engellemeye çalıştığı dönemde İran matbuatı Türkiye aleyhtarı açıklamalar yapmaya başladı. Üstelik bunların önemli bir kısmı fabrikasyon haber... Suriye’deki 120 güvenlik görevlisinin Türkiye’den sağlanan silahlarla öldürüldüğü tezi bunlardan sadece bir tanesi. İran çok pragmatik davranan bir ülke. Dış politikasının esasını da bu unsur oluşturuyor. Bunu görmezsek süreci doğru okuyamayız.

“Karayılan yakalandı” iddiasını ortaya atmak İran’a ne kazandırabilir?

İranlı yetkililer, Karayılan ile anlaşmış olabilir. Ancak bütün göstergeler bu sürecin Türkiye’nin aleyhine kullanıldığını gösteriyor. Karayılan’ın yakalanıp yakalanmaması ayrı bir şey. Vahim olan şu ki 2 gün boyunca Türk devlet yetkilileri olayla ilgili açıklama yapamaz hale getirildi. Türkiye’nin düşürüldüğü durumu görüyor musunuz? Amerikalılara istihbarat paylaşımında bulunmadıkları yönünde kızıyoruz ve eleştiriyoruz. Ama tüm eksiklikleri ve yanlışlarına rağmen ABD, PKK’nın üç yöneticisini uyuşturucu finansmanı ve kara para kapsamında uluslararası kamuoyuna deklare etti. PKK’yı terör örgütü listesine aldı. Aynı zamanda Avrupa’daki finans kaynaklarına yönelik Avrupa ile istihbarat paylaşımında bulunduğunu söyledi.

2 gün boyunca kimsenin ağzını bıçak açmadı.

Ben, Öcalan’ın yakalanma süreci dahil, Türk devletinin iki gün boyunca karanlıkta bırakıldığı hiçbir operasyon hatırlamıyorum. Öcalan olayında bile biz bundan 12 sene önce o günün imkânları, o günün Türkiye’si ve uluslararası ittifaklarımızla terörist başının hangi ülkeye gittiğini saat saat takip edebilmiştik. Ama sınırımızda ve yakınımızda bir yönüyle ortak işbirliği antlaşmaları yaptığımız ve birçok alanda kol kanat gerdiğimiz İran’ın, 2 gün boyunca bütün elektrikleri söndürmesi ve bizimle ciddi bir şekilde oynama cüretini göstermesi, İran diplomasisinin kendi adına başarı hanesine yazacağı bir gelişme olabilir; Türkiye açısından ise sadece üzücü bir durumdur.

habertürk 

Bu haber toplam 1234 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri