Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İran ne yapmak istiyor?

07.01.2016 17:09
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, Suudi Arabistan - İran gerilimini konu alan bir yazı kaleme aldı. Tan, "İran Müslümanlara ihanet etmeye devam ederse enkaz altında kalacak" değerlendirmesinde bulundu.

İŞTE O YAZI:

Suudi Arabistan’ın idam ettiği kişiler arasında İran tarafından Şii din adamı olduğu ileri sürülen ve Tahran hesabına çalışma yapan bir kişinin de yer alması iki ülke arasındaki gerilimi yükseltti.

Suudi Arabistan’ın Tahran Büyükelçiliği’ne saldırı düzenlendi ve yakıldı. Aynı ülkenin Bağdat Büyükelçiliği'ne ise roketli saldırı gerçekleştirildi. Bağdat ve Şam yönetimleri İran’ın yanında pozisyon alırken Arap Birliği, Sudan, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Elçiliği saldırıya uğrayan Riyad’a siyasi ve fiili destek verdiler. Ankara ise her ne kadar tarafları gerilim düşürmeye davet etse de hatayı Tahran’da görüyor.

Bir kere İran, Irak ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde idam cezası yeni bir uygulama değil. Oldum olası zaten vardı. ABD işgalinden sonra eski Irak lideri Saddam Hüseyin’in de Washington’un azmettirmesiyle bir Kurban Bayramı’nda kameralar karşısında asılarak siyasi cinayete kurban edildiğini unutmadık.

İran her yıl yüzlerce kişiyi idam cezasına çarptırıp infaz ediyor. Tahran rejimi; Suriye'de 400 bine yakın insanın diktatör Esad tarafından katledilmesine destek verdi. İran destekli eski Irak Başbakanı Nuri Maliki, kurduğu özel orduyla onbinlerce Iraklı'yı katletti. Yine İran destekli Husilerin çıkardığı isyanla Yemen'de 40 bin Sünni veya muhalifin en acı işkence ve acılarla katledildiğini de biliyoruz.

Bu İran mı idama karşıymış? İran idama karşı değil. Tahran yönetimi, kullanmakta olduğu kendi adamlarının deşifre olup idam edilmesine karşı çıkıyor. İran’ın Suudi Arabistan'a diyecek ne sözü olabilir ki.. İran Riyad’a kafa tutarak kendi suçunu bastırmaya çalışıyor. Tahran rejimi, Şam ve Moskova ile birlikte her gün Suriye'de korkunç katliamlar yapıyor.. Bunu her gün görüyoruz.

İran 2015 yılı içinde 189 muhalifi vinçlerde sallandırarak idam etti.. Bunlardan 32'si din alimiydi ve çoğu Sünni idi. İran, son çıkışıyla geçen ay açıklanan İslam ittifakının merkez ülkesi olarak gördüğü için Suudi Arabistan'ın imajını bozmaya çalışıyor.

Şiilik maskesiyle din istismarı yaparak faşizan bir Pers İmparatorluğu kurmayı hayal eden İran, bölgede bazı hassasiyetleri kaşıyarak mezhep çatışması üretmeye ve mezhepçilik dürtüsü üzerinden taraftar kitleleri oluşturmaya çalışıyor. Tahran, Irak, Suriye ve Yemen’de zaten devam eden iç çatışmaları, mezhep savaşlarına dönüştürme peşinde.. Irak ve Körfez'de mezhep çatışmalarını ateşlemek ve yaymak istiyor.. Hatta mümkün olsa Ayetullah Nemr’in idamı üzerinden Suudi Arabistan’daki Şiileri de mobilize etmeyi amaçlıyor. Ama Suudi yönetimi bugüne kadar ülkedeki Şiilere karşı ayrımcılık yapmadığı için Şiilerin önemli bir sıkıntısı yok. İran’ın dolduruşuna ve gazına gelmeyecek kadar da bilinçliler. Zaten özellikle ülkenin Yemen sınırına yakın bölgelerinde daha önce Şii kesimler üzerinden sahnelenen provokasyonlar sonuç vermemişti.

Fakat İran, krizi derinleştirebilir. Tahran, 27 Sünni din alimini idam etme kararı aldı. İdamların her an gerçekleştirilebileceği aktarılıyor. Bu durum mezhep çatışmalarını körükleme anlamına gelir. Böyle bir adım zaten istikrarsız olan ve şu an en az üç parçaya bölünmüş olan Irak’ın olmayan toprak bütünlüğünü iyice berhava edebilir. Körfez ülkelerini de etkileyebilir. Böylece IŞİD gibi örgütlerin ise ekmeğine yağ sürülmüş olur. Buna hazırlıklı olmak gerekir.

Ortadoğu’da Irak, Suriye, Lübnan üzerinde mezhep istismarı ile faşizan bir nüfuz kurmaya çalışan Tahran rejimi, bu nüfuz alanını Körfez ve Yemen üzerinden genişletmek ve derinleştirmek istiyor. İran’ın bu hedefine ulaşması demek, Suudi Arabistan’ın Kuzey, Doğu ve Güneyden yani üç yönden kıskaca alınması demektir. Böyle bir tehdidi hiçbir ülkenin hoş karşılaması ve kabullenmesi beklenemez. Suudi Arabistan’ın Yemen, Körfez ve Suriye’de sert askeri tedbirler alması ve agresifleşmesi böyle bir haklı sebepten kaynaklanıyor. Ve ne pahasına olursa olsun bu beka sorunu karşısında geri adım atmayacaktır.

Tahran’ın bu faşizan siyasetinin Türkiye açısından önemine gelince.. Eğer muvaffak olabilirse, bir yandan Suudi Arabistan’ı çembere alacak olan İran, Suriye ve Irak’ı bloke etmesiyle Türkiye’nin önünü kesmiş ve diğer İslam ülkeleri ile karasal bağlantılarını koparmış olacaktır. Dolayısıyla böyle bir hamle karşısında Ankara’nın da sessiz ve tepkisiz kalması asla beklenemez. Bu durum, Türkiye için de beka sorunudur ve neye mal olursa olsun buna karşı siyasi-askeri en sert karşılık verilir.

İran tarihte defalarca yaptığı gibi yine ateşle oynuyor ve İsrail dahil olmak üzere İslam düşmanlarıyla işbirliği yaparak Müslümanlara ihanet ediyor. İslam tarihinin kırılma ve geçiş dönemlerinden birisine şahit oluyoruz. Belki de en büyük kırılmaya. Mevcut dünya düzeni yıkılıyor. Yeni bir düzen kurulacak. Mevcut düzen yıkılırken bazıları o enkazın altında kalacak.

Uyarıları dikkate almaz ve böyle devam ederse İran da enkaz altında kalanlardan biri olacak..

Alper TAN

06.01.2015

Bu haber toplam 1096 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri