Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İsrail, Mavi Marmara'nın Bedelini Ödemedi

12.10.2013 22:51
Dokuz vatandaşımızın katledildiği Mavi Marmara davasında şehitlerin hesabının sorulması beklenirken, adalet bakanlığı Siyonist İsrail askerlerine kol kanat geriyor...

İsrail’in 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda düzenlediği kanlı saldırının üzerinden dolu dolu üç yıl geçti. Bu süre içerisinde ne katiller yargılanıp ceza aldı, ne de İsrail Gazze’ye ablukayı kaldırdı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi özür aldatmacasıyla İsrail’e tüm kapılar açıldı. İsrail’in BM üyesi olması Türkiye eliyle sağlanırken, İsrail ekonomik olarak ihya edildi. Katliam sonrası Türkiye İsrail’e hiçbir yaptırım uygulamazken, katiller için açılan dava tam bir bilmeceye dönüştü.


 

Mahkeme Kasıtlı Olarak Oyalanıyor

10 Ekim’de yapılan 4. duruşmada, mahkemenin daha önce Adalet Bakanlığı’na yazılı olarak sorduğu “Sanıklara yapılan tebligat yerine ulaştı mı?” sorusuna cevap verilmediği ortaya çıktı. Mahkemenin, “Bakanlık nüfus ve tebligatla ilgili hususları tamamlasın, İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı çıkaralım” isteğine karşılık bakanlık hiçbir surette harekete geçmedi. Mavi Marmara faillerinin nüfus bilgileri de mahkeme dosyasına girmezken, tebligatların sanıklara gönderilip gönderilmediğinin akıbeti de bilinmiyor. Bu nedenle katiller hakkında yakalama kararı çıkarılamıyor. Mahkeme bu yaşananların ardından Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının akıbetinin sorulmasına karar verdi. Yazının başına ne geldiği hâlâ sır. Bir önceki duruşmada istenilen bilgi ve belgelerin kim tarafından ve neden mahkemeye gönderilmediği bilinmiyor. Kimler tarafından neden böyle bir savsaklama yapıldığının hesabını kimse sormuyor.

Mahkemenin duruşmada verdiği ara karar, açıkça bir suiistimal yapıldığını gözler önüne seriyor. Bu durum akıllara Mavi Marmara şehidi Fahri Yaldız’ın kardeşi Hasan Yaldız’ın, haziran ayında Millî Gazete’ye yaptığı açıklamaları getirdi. Yaldız, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun davetlisi olarak katıldıkları bir akşam yemeğinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, kendilerine “Bu davalardan vazgeçin, elinize bir şey geçmez” dediğini belirtmişti. Yaldız’ın bu açıklamasının ardından dava sürecinde yaşananlar Yaldız’ın söylediklerini doğruluyor.

Sanık Avukatlarına Onay

Hem bürokratik işleyiş, hem de izlenen yol ve yöntemler İsrail’in işine yarıyor. İstanbul Barosu Av. Alev Pekün, Av. Murat Bozkurt ve Av. Uğur Kasapoğlu’nu “hukuki yardım” kapsamında sanıkların müdafası için görevlendirmiş, müşteki avukatların bu uygulamaya itiraz etmelerine rağmen, mahkeme bu itirazı reddederek, davanın usule uygun görülmesi için avukat tayin edilmesinin gerekli olduğu kararına varmıştı. Davanın seyrinde yaşanan bütün gelişmeler, önce şehitlerin kemiklerini daha sonrada kamuoyunun vicdanını yaralıyor.

İsrail’in 31 Mayıs 2010 tarihinde uluslararası sularda Mavi Marmara gemisine düzenlediği kanlı saldırının üzerinden dolu dolu üç yıl geçti. Bu süre içersinde ne katiller yargılanıp ceza aldı, ne de İsrail Gazze’ye ablukayı kaldırdı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi özür aldatmacasıyla İsrail’e tüm kapılar açıldı. İsrail’in BM üyesi olması Türkiye eliyle sağlanırken, İsrail ekonomik olarak ihya edildi. Katliam sonrası Türkiye İsrail’e hiçbir yaptırım uygulamazken, katiller için açılan dava  tam bir bilmeceye dönüştü.

 

Mavi Marmara şehitlerinden Fahri Yaldız’ın kardeşi Hasan Yaldız, haziran ayında Milli Gazete’ye önemli açıklamalarda bulunmuş, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun davetlisi olarak katıldıkları akşam yemeğinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, kendilerine “Bu davalardan vazgeçin, elinize bir şey geçmez” dediğini belirtmişti. Yaldız’ın bu açıklamasının ardından Mavi Marmara davasında yaşananlar Yaldız’ın söylediklerini doğruluyor. Bürokratik işleyiş adeta İsrail’in lehine çalışıyor. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın 10 Ekim tarihinde yapılan 4.duruşmasında ilginç bir durum ortaya çıktı.

Tebligatların Başına Ne Geldiği Bilinmiyor

Duruşmada, mahkemenin daha önce Adalet Bakanlığı’na yazı yazarak sorduğu “Sanıklara yapılan tebligat yerine ulaştı mı?” sorusuna cevap gelmediği anlaşıldı. Mahkemenin “Bakanlık nüfus ve tebligatla ilgili hususları tamamlasın İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı çıkaralım” isteğine karşılık bakanlık hiçbir surette harekete geçmedi. Mavi Marmara faillerinin nüfus bilgileri de mahkeme dosyasına girmezken, tebligatların akıbeti de bilinmiyor. Bu nedenle katiller haklarında yakalama kararı çıkarılamıyor. Mahkeme bu yaşananların ardından Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının akıbetinin sorulmasına karar verdi. Yazının başına ne geldiği hâlâ sır. Yetkililer, tebligat yapılmadığı için sanıklar hakkında yakalama kararı çıkaramıyor.

Mahkeme Tekrar Bir Yazı Kaleme Aldı

Dünkü duruşma tutanaklarında yer alan bir ayrıntı sürecin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor. Tutanağın 8. maddesinde “Uluslararası istinabe yoluyla mahkememizce sanıklar adına çıkartılan tebligatların sanıklara bizzat yapılıp yapılmadığına ilişkin evrakın Adalet Bakanlığı Uluslararası ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla dosyaya gönderilmesi için yazılan yazının sonucunun sorulması için aynı makama yazı yazılmasına” kararı veriliyor. Bir önceki duruşmada istenilen bilgi ve belgelerin kim tarafından ve neden mahkemeye gönderilmediği bilinmiyor. Mahkeme bunun üzerine dünkü duruşmada tekrar bir yazı kaleme almak zorunda kalıyor. Kimler tarafından neden böyle bir savsaklama yapıldığının hesabını kimse sormuyor.

Mahkemeden Saklanan Sanık Bilgileri

9. madde ise davanın sonucunu özetler nitelikte mahkeme “ Sanıkların iddianame başlığında sadece isimleri, baba isimleri ve doğum tarihlerinin yazılı bulunduğu ve diğer kimlik bilgilerinin bulunmadığı anlaşıldığından sanıklar Rau Aluf, Gabiel Ashkenazi, Eliezer Alfred Marom, Avishay Levi ve Amos Yadlin’in İsrail ülkesi makamlarından tensip ara kararında belirtilen genelge hükümleri doğrultusunda nüfus kayıtlarının istenilmesi için Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılması” ibaresi yer alıyor. Yetkili makamlar daha sanıklar hakkında etraflıca bir bilgiye bile sahip değil. Ya da sahipler ama bu bilgileri mahkemeden saklıyorlar.

Mahkeme İtirazı Reddedti

İstanbul Barosu Av.Alev Pekün, Av.Murat Bozkurt ve Av.Uğur Kasapoğlu’nu “hukuki yardım” kapsamında sanıkların müdafası için görevlendirmiş, müşteki avukatların bu uygulamaya itiraz etmelerine rağmen, mahkeme bu itirazı reddederek, davanın usule uygun görülmesi için avukat tayin edilmesinin gerekli olduğu kararına varmıştı.

Gönderilmeyen Belgeler Davayı Geciktiriyor

10. madde ise sanıkların yakalanmasını 8 ve 9. maddelerin yerine getirilmesini şart koşuyor. Dosyanın geldiği aşama, “Usulü işlemler ve bu kapsamda istinabe yoluyla gönderilen tebligatların sanıklara bizzat yapılıp yapılmadığının, henüz belirlenmemiş oluşu ve buna dair dosyaya herhangi bir evrakın henüz girmemiş bulunması hususları dikkate alınarak, bu aşamada müşteki-katılan vekillerinin birlikte bulunmuş oldukları sanıklar hakkında yakalama çıkarılmasına sanıkların iadelerinin istenmesine haklarında kırmızı bülten düzenlenmesine ilişkin taleplerinin yukarıda 8 ve 9 nolu ara kararlarda belirtilen hususlar yerine geldikten sonra değerlendirilmesine.” ifadesi yer alıyor

Gökçen Göksal
kaynak:milligazete

Bu haber toplam 1392 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri