Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ne deprem ne sel ne de trafik

22.06.2012 08:38
KÜREM-Der Genel Başkanı Faruk Çebi İstanbul'u bekleyen en büyük tehlikeyi yazdı

İstanbul coğrafyasının % 47’sini (2.400.000 dekar) oluşturan ormanların % 16’sı(400.000 dekar) insan eliyle yetiştirilmiş ibreli ormanlardır. Özellikle 1960–1980 yılları arasında İstanbul’daki hazine arazileri bir yandan  “arazi mafyası” tarafından acımasızca işgal edilerek gecekondu mahallelerine dönüşürken, diğer yandan da orman teşkilatının cansiperane çalışmalarıyla ağaçlandırılarak orman yapılmıştır. Bu dönemde İstanbul’daki hazine arazilerinde ormanlaştırma ile gecekondulaştırma arasında büyük bir yarış yaşanmıştır. Söz konusu yarışta hazine arazilerinin bir kısmına gecekondularla el konulmuş, diğer bir kısmına da özellikle çam ormanlarıyla sahip olunmuştur. İstanbul’daki ibreli ormanların neredeyse tamamı hazine arazilerine sahip olmak amacıyla ağaçlandırma yoluyla sonradan kazanılmış ormanlardır. Çam ağaçlarının özellikle o yıllardaki sadece devlete ait olan “üniformalı ağaç”  algısı, söz konusu ağaçlandırmalarda tek başına belirleyici olmuştur.

 

Hazine arazilerinin korunmasında tıpkı jandarma gibi geçmişte büyük görev üstlenen “çam ormanları” günümüzde de ne yazıktır ki barut fıçısı gibi büyük bir yangın riski taşımaktadırlar. İstanbul’daki çam ormanlarının Beykoz, Sarıyer, Sultanbeyli, Ümraniye ve Kartal gibi ilçelerde insan yaşamıyla adata et tırnak gibi iç içe olması söz konusu riski çok daha artırmıştır. Orman teşkilatının önderliğinde başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının İtfaiye Daire Başkanlığı olmak üzere İstanbul’daki ilgili kurumların tüm özverili gayretlerinden dolayı bu güne kadar yaşanmış orman yangınları büyük bir felakete dönüşmeden söndürülebilmiştir. Daha birkaç gün öncesinde Heybeli Adada meydana gelen orman yangını bütün İstanbullunun yüreğini ağzına getirmiş, özverili gayretlerle kısa sürede büyük bir alana dağılmadan söndürülmüştür.

 

Orman yangınlarının önlenmesinde kalıcı ve köklü çözümlerin üretilmemesi halinde Dünyanın en donanımlı yangın filoları bile sadece ekstrem hava koşullarından (düşük nem, yüksek sıcaklık, kuru ve hızlı rüzgâr)  dolayı yanıcı özelliği çok yüksek olan çam ormanlarındaki en küçük bir kıvılcımın büyük bir felakete dönüşmesine engel olamayabilir. Tıpkı Heybeli Ada yangınında da olduğu gibi günümüze kadar zaman zaman İstanbul’daki çam ormanlarında meydana gelen orman yangınlarının büyük bir felakete dönüşmemesinde özverili gayretlerin yanında İstanbul’un iklim değerleri (özellikle yüksek nem)  de çok önemli rol oynamıştır. Her yerde olduğu gibi İstanbul’daki orman yangınları ile iklim değerleri arasında çok bariz bir korelasyon bulunmaktadır.

 

Dünyamızdaki yaşamı tehdit eden  “Küresel Isınmanın” da etkisiyle iklimde yaşanacak olumsuzluklardan dolayı tıpkı Yunanistan, İspanya ve A.B.D.’de de olduğu gibi İstanbul ilinde de can ve mal kayıplarına neden olabilecek büyük orman yangınları kaçınılmaz olabilecektir. Bu nedenle orman yangınları açısından büyük bir risk taşıyan İstanbul’daki çam ormanlarının zaman kaybetmeden yangına daha dayanıklı ve İstanbul’un asli ağaç türlerinden olan meşe, kestane ve kayın ormanlarına dönüştürülme zorunluluğu vardır. Zamanında İstanbul’daki hazine arazilerine sahip çıkma adına çok büyük bir “misyon üstlenmiş olan çam ormanları günümüzde bu misyonunu artık tamamlamıştır.

 

İstanbul’u geleceğe hazırlama adına tıpkı “balatalık” ormanları “koru” ormanlarına dönüştürme projesinde olduğu gibi çam ormanlarının yapraklı ormanlara dönüştürülmesi yönünde de yeni bir toplumsal mutabakatın oluşturulması gerekmektedir. Oluşturulacak yeni bir mutabakatla söz konusu proje bir an önce sonuçlandırılmalıdır. Aksi takdirde ne yapılırsa yapılsın tüm özverili ve iyi niyetli gayretlere rağmen İstanbul ilinde orman yangını felaketlerinin yaşanması ne yazıktır ki kaçınılmaz olabilecektir 

Bu haber toplam 7318 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri