Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İşte Ergenekon'un gazeteciye talimatları

27.03.2011 12:27
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Ahmet Şık'ın 'İmamın Ordusu' isimli çalışmasıyla ilgili çarpıcı bilgilere ulaşıldı.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon kapsamında tutuklanan gazeteci Ahmet Şık'ın kitap taslağı için 'örgüt dokümanı' nitelendirmesinde bulunurken, çalışmanın Ergenekon'un talimatlarıyla yazıldığını gösteren çarpıcı bilgiler ortaya çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın Oda TV ve Ahmet Şık'ta ele geçirdiği 'İmamın Ordusu' isimli dokümanlarda örgütün talimatları açık biçimde görülüyor. Bir kısmının ilgili sayfalara tatbik edilerek hayata geçirildiği anlaşılıyor. Ahmet Şık'ta, taslağın 'KitapSon', 'Ahmet Kitap' ve 'Kiıtappp' isimli üç ayrı nüshasının bulunduğu öğrenildi. Ergenekon'un medyayı yeniden yapılandırma belgesi Ulusal Medya 2010'da yer alan stratejilerin taslağa cümle cümle işlendiği tespit edildi. 'Ahmet Kitap' isimli 301 sayfalık word belgesinde yer alan onlarca talimat dikkat çekti. "Yanlış yazılmış, düzeltilmeli", "Yukarıdaki paragrafı çıkartın" gibi cümleler de, taslağın başka kişilerce incelendiğini ve yönlendirmeler yapıldığını gösteriyor.

 

Oda TV'de ele geçirilen örgütsel dokümanın taslak çalışması 189 sayfaydı. Ancak Ahmet Şık'ın evinde bulunan '000KITAPSON' isimli taslak 299, 'Ahmet Kitap' isimli taslak 301 ve 'KİITAPPPPPPPPPPPPP' isimli taslak ise 302 sayfa olarak gözüküyor. Ahmet Şık, savcılık sorgusunda, "Bugüne kadar kimsenin talimatıyla ne bir haber yazdım ne de haberimi geri çektim..." ifadelerini kullanmıştı. Ancak Şık'ın, savunmasındaki iddiaların aksine taslaklarda yer alan talimatları bire bir yerine getirdiği görülüyor. 'Ahmet Kitap' taslağının üzerindeki notlar da bağlantıları tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Notlarda; "*Bu gelişmeler biraz aslına benzetilmiş, tam böyle değildir. Düzeltilmelidir. *Kendisiyle çalışmak istememesi söz konusu değildir, yanlış yazılmış. *Uzun, İstanbul İstihbarat hepimizin başını yakmak mı istiyor, diye bir söz söylememiştir. Bu ifade yanlış olmuş" ifadeleri yer alıyor.

Kitap taslağının sayfalarında yer alan "Yanlış yazılmış", "Yazınız düzeltilmelidir", "Yukarıdaki bölüm de yanlış", "Bu konu, internette çok teferruatlı olarak yazılıdır", "Yukarıdaki paragrafı çıkartsanız iyi olur." şeklindeki cümlelerle taslak çalışmasının başka kişilerce incelendiği ve notlarda belirtildiği gibi gerekli yönlendirmenin yapıldığını gösteriyor.

Kitapta yer alan bilgilerle ilgili tazminat ödenmemesi için de azami gayret gösterildiği görülüyor. Taslak metinde yer alan bazı isimlerin hemen devamında bu isimlerin kapalı verilmesi gerektiği, aksi takdirde tazminat kaybedileceği uyarısında bulunulmuş. Taslakta bazı başlıkların tamamen değiştirilmesi istendiği ve bazı bölümlerin de ilave yapılması isteniyor. Bu talimatlar da notlara şu şekilde yansıdı: (*Bu başlığı kullanmalısınız, derim", "*Şeklinde ilave yapılması dikkat çekici olur sanıyorum".

Taslağın 241. sayfasında olduğu gibi "Yazınıza bu anlamı vermelisiniz" şeklinde parantez içerisinde birçok ayrıntılı not yer alıyor. Yine kitap taslağının 296–297. sayfasında yer alan Baybaşin'le ilgili kısmın altına, "Bence, yukarıdaki bölüm yanlış yazılmış. Çünkü siz ülkede kurgu Ergenekon operasyonu yapan cemaat çetesini anlatırken, konuyu değiştirdiniz." ifadesi not düşülmüş. Mahkeme kararına da konu olan soruşturma evraklarında bütün kitap taslaklarının incelenmesi ve delillerin Ergenekon örgütünün talimatıyla hazırlandığı tespiti yer alıyor. Tespitlerde şu çarpıcı cümleler yer alıyor: "Sonuç olarak Oda TV'den ele geçirilen notlardan, kitap taslakları içerisindeki notlardan ve diğer delillerden; "İMAMIN ORDUSU" başlıklı kitap çalışmasının, Ergenekon terör örgütünün talimat ve yönlendirmeleriyle yapılan bir çalışma olduğu, bu çalışmanın aktif olarak Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın, Sabri Uzun ve Oda TV çalışanları ile henüz kimliği tespit edilemeyen diğer şüpheliler tarafından yapıldığı anlaşılmıştır."

İşte o talimatlardan bazıları

Buradan itibaren Emin Arslan olayı ardından Mustafa Gülcü ve Celal Uzunkaya ile Faruk Ünsal anlatılacak.

En sonda da Hanefi Avcı'yı anlatıp, cezaevine gönderdiğimiz sorularımıza ayrıntılı yanıtlar isteyeceğiz.

Kitabın sonu ise Devrimci Karargâh denen örgütün ne menem bir şey olduğunu ve kuşkuları dile getirecek. Mümkünse örgütü yönettiği iddia edilen yurtdışındaki Serdar Kaya ile mail yoluyla röportaj yapılıp kuşkularımızla ilgili sorular soracağız.

Kitabın ilgili bölümüne Nurettin Veren olayını da eklersek fena olmaz unutma!!!

Polis yükseköğretim kanunundaki değişiklik önemli ve devlet bursuyla yurtdışına gidenlerin hepsinin Fethullahçı ya da tarikatçı olduğu iddiası da önemsiz değil.  

Cemaatçiler en çok istihbarat alanında örgütlendiler. İdb en önemli mevkiydi. Bunun meyvelerini de Ergenekon sürecinde topladılar. Bunu konuşalım Sabri Bey'le. Yorumunu alalım. Hatta buraya kadar ve bundan sonra yazacağımız tüm notlar ve sorularımızla ilgili yardım isteyelim.

Hakkında cemaat soruşturması yapıldıklarını bildiğimiz emniyetçiler şimdi hangi mevkideler?

Terfi ettiklerini söylüyorsak bunu anlatmalıyız. Adı cemaatçi diye soruşturma dosyasına girenlerin terfilerini yazmak elimizi güçlendirir. Aynı zamanda cemaatin karşısında duranların başına ne geldiğini yaz. Bildiğimiz birkaç ismin dışında bilmediklerimiz varsa öğren..

 

- Ergenekon davasının kuşkulu neticelenmesi milleti üzecektir, diye kitaba bir ek yap.

- Adı cemaatçi diye dosyaya girenlerin terfilerini yaz. Bilmediğimiz isimler varsa öğren.

- Buradan itibaren Emin Arslan olayı, Mustafa Gülcü ve en sonda Hanefi Avcı anlatılacak.

- Yazacağımız tüm notlar ve sorularımızla ilgili Sabri Bey'le konuşalım, yardım isteyelim.

- Devrimci Karargâh'ın yurtdışındaki lideri Serdar Kaya ile röportaj yap, kitabın sonuna ekle.

Gerçeklerin üzeri, basın özgürlüğü kılıfıyla örtülemez

Ergenekon'un medya yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteci Ahmet Şık'ın, 'İmamın Ordusu' isimli kitap taslağına el konulmasıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Bazı basın yayın organlarında söz konusu gelişmenin düşünce ve ifade özgürlüğünü engellediğine yönelik yazılar kaleme alınıyor. Konuya soğukkanlı yaklaşan gazeteciler ise tartışmaların algılar üzerinden yapılmasının yanlış olduğuna dikkat çekiyor. İşte görüşler:

Nazlı Ilıcak (Sabah Gazetesi): "Savcı, Oda TV, Nedim Şener ve Ahmet Şık ilişkisini araştırıyor. Fethullah Gülen ve cemaatinin aleyhine yazılan bir kitabın sansürlendiği tezi ise tartışmayı başka bir zemine çekmek için ortaya atıldı. Basın özgürlüğünü savunuyoruz gerekçesiyle gerçeklerin üzerinin örtülmesine de razı olamayız."

Emre Aköz (Sabah Gazetesi): "Yani gazeteci (en azından görünüşte), bazı emniyet mensuplarından bilgi ve belge alarak kitap yazdığını sanmakta... Halbuki o emniyetçilerin gerisinde Ergenekoncular var. Savcılar ise kitabın bilgisayar kopyalarını inceleyerek 'elektronik iz' aramakta... İpuçlarını birbirine bağlaya bağlaya ilerlemekteler..."

Mehmet Baransu (Taraf Gazetesi): "Ahmet Şık, önceki ifadesinde, kitabın tek nüshasının kendisinde ve avukatında olduğunu söylemişti. Ertuğrul Mavioğlu'nun bilgisayarında bulunan nüsha, ifadedeki çelişkileri ortaya çıkarıyor. Gerçeklerin üzeri, basın veya ifade özgürlüğü tartışmalarıyla kapatılmak isteniyor."  

Bu haber toplam 2106 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri