Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İstihbarat zafiyeti değil ‘devlet sırrı’

15.05.2013 01:29
Mumcu, Kışlalı, Hablemitoğlu, Sivas, Kahramanmaraş ve Danıştay saldırısının ardından Müslümanların hedefe konulması ile bugün Reyhanlı saldırısı ile oluşturulmak istenen atmosfer aynı. Devletin içine çöreklenmiş çetelerin yeni hamlelerine izin vermemek iç

Aslan Değirmenci / Analiz

Artık daha açık yazmanın zamanı geldi. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu hatta Sivas, Kahramanmaraş ve Danıştay saldırısının ardından Müslümanları hedefe koyanlar ile bugün Reyhanlı sonrası meydana getirilmek istenen atmosfer aynı.

Daha net söylemek gerekiyorsa tüm bu saldırılarının faili bu olaylarda ismi geçenlerin yandaşı… Reyhanlı ise zorla yandaş yapılmaya çalışılsa da oyuna karşı direnen ilçemiz. Oyuna gelmeyen ilçemize; kendi cellatlarına aşık olan yapılar kaosu dayatsa da tutmuyor.

Hatta 12 Eylül’de aynı silahı farklı ellere tutuşturup katliam yaptıranlar, 28 Şubat sürecinde Baasçılarla kol kola olanlar ve Çözüm Sürecine Maliki gibi direnenlerin hepsi aynı. Her tezgâhın içinde, her karanlık planının aktörü ve her katliamın selamlayıcısı bunlar. Kimi zaman muhafazakâr zırh ile karşımıza çıkıyorlar, kimi zaman Kemalist maske ile. Zaman zaman ulusalcı, zaman zaman etnik milliyetçi, bazen de sahte devrimci... Bazen çağdaş, bazen entelektüel hatta aydın. İleri giderek kendilerini kanaat önderi olarak sunmaya çalışan, sahte profesörlük unvanı ile ekranları işgal edenler de var.

Deprem olur ırkçılık yaparlar, komşuda yangın çıkar ‘bize ne’ derler, çocuklar açlıktan toprağa düşer ‘biz de açız’ diyecek kadar vicdansızlaşırlar. İsrail vatandaşlarımızı katleder ‘Gitmeselerdi’, darbe planları deşifre olur ‘Ordu göreve’ derler. Bir şehit haberi gelir ‘Sorumlusu hükümet’, dost mayını ile 9 asker hayatını kaybeder derin sessizlik… Barış iklimi başlar ‘Bölünüyoruz’, örgüt çekilmeye başlar ‘Ne verdiniz de ne aldınız’ derler. Eş zamanlı PKK’ya ‘silah bırakma’ mesajları, davulu boynunda tokmağı başkası çalan yapılar ve sinsi taktikler ile sürece kamuoyunun desteğini azaltmaya çalışan ezikler… Hepsinin tek derdi statükoları... Her biri devletin farklı bir yerinden tutmuş yıllardır sömürüyor. Sömürdükleri musluklar kapandıkça Baasçılara, Siyonistlere ve emperyalist devletlere sarılıyorlar. Hep bir özlem içerisindeler: ‘Kurtarıcılarımız muhakkak bizi hatırlayacak.’ Bu umutla gözleri Rusya, ABD, Suriye, Fransa, İsrail, İngiltere, Irak ve hatta köklü bir fikir ile gerçekleştirilen devrimi bugün kirleten İran yönetiminde…

Bugün tüm bunları anlamak zor gelebilir ama en azından devletin içine çöreklenmiş çetelerin yeni hamlelerine izin vermemek için dik bir duruş sergilenebilir.

Örneğin; Reyhanlı saldırısında derin yapıların deşifre olan planlarından yola çıkarak El muhaberat’ın hedeflerini sahada hayata geçirenlerin tüm ilişkileri kamuoyu ile paylaşılarak büyük bir adım atılabilinir. Uludere de bu şans kaçırılmış gibi gözükse de kendisini devrimci olarak yutturan Acilciler örgütünün lideri Mihraç Ural’ın karanlık ilişkileri arşivlerden çıkartılarak gereken yapılabilinir. Bir dönem kime hizmet ettiği, Adana cezaevinden nasıl kaçırıldığı, Suriye’ye girişinin nasıl sağlandığı, örgütlenmesini kimler eliyle gerçekleştirdiği, devrimci maskesi ile yürüttüğü gizli faaliyetleri, hangi eski devlet görevlileri ile kanka olduğu kozmik odalardan çıkartılabilinir. Hem nasıl Reyhanlı’nın kolayca kan gölüne çevrildiği de daha net anlaşılır. İşbirlikçileri kaçacak delik ararken daha fazla geç kalmayın! Ne kadar önlem alınsa da sızma varsa güvenlik geçersiz kalır. 

Devlet sırrı yüzünden istihbarat zafiyeti yaşamak istemiyoruz artık. Temizleyin şu hücreleri.

Bu haber toplam 1696 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri