Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Teröre ayet ve hadisli cevap

16.12.2010 21:47
İsveç'te geçen Hafta yaşanan terör saldırısı, Bütün sağduyulu insanları üzdüğü gibi, İsveç'te yaşayan Türkleri de derinden sarstı...Prof.Dr. Adnan Bülent BALOĞLU'dan, İsveç'teki terör olayına ayet ve hadisle cevap verdi...

İsveç'in başkenti Stockholm'de geçtiğimiz cumartesi günü düzenlediği saldırıda ölen canlı bomba Teymur Abdülvahap El Abdali,  İsveç’in Afanistan’da bulundurduğu askerler ve Hz. Muhammed'e(sas) hakaret eden İsveçli Lars Viks'e sahip çıkılması gibi nedenlerle gerçekleştirildiğinin belirtmişti.

Bu tür saldırıların İslam'da yeri olmadığına dair bir yazı kaleme alan Stockholm Sosyal İşler ve Din Hizmetleri Müşaviri Prof.Dr. Adnan Bülent BALOĞLU'dan, İsveç'teki terör olayına ayet ve hadisle cevap verdi...
Sosyal İşler ve Din Hizmetleri Müşaviri Prof.Dr. Adnan Bülent BALOĞLU yazdı...

İNSAN HAYATI KUTSALDIR


Stockholm’ün merkezinde vuku bulan terör saldırısı bizleri hem üzdü, hem de dehşete düşürdü… Son derece üzüldük, zira bu kanlı olaya alet olan ise ne yazık ki bir Müslüman idi. Dehşete kapıldık, tüylerimiz ürperdi, zira birilerinin gözü döndüğünde, insanlıktan çıkarak, masum insanların canına acımasızca nasıl kastedeceğine şahit olduk.

Şimdi söyleyeceklerimiz çeşitli vesilelerle yüzlerce defa yazıldı veya haykırıldı, ama bir kere de biz söyleyelim ve bütün gücümüzle haykıralım: Terörün dini, milliyeti, cinsiyeti yoktur. İnsan hayatına doğrudan kasteden her türlü girişim kesinlikle terördür; bunu yapanın ise teröristtir. Terörü gerçekleştirenin amacı, kimliği, cinsiyeti, dini ne olursa olsun masum görülme hakkı yoktur.

Bu çerçevede bir kere daha tekrarını gerekli ve önemli bulduğumuz bir husus da şudur: İslam asla bir terör ve şiddet dini değildir. Onu kullanarak masum insanların hayatına kastedenler, aslında kendi kirli emellerini örterek “insanlık suçu” işleyen suçlulardır. Kur’an-ı Kerim’in onlar hakkındaki nihai hükmü şudur: “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur…” (Maide suresi, 5/32).
Evet, masumların canına kasteden bu kişiler, yeryüzünde bozgunculuk çıkaran, huzuru bozan, düzeni alt üst eden “yeryüzü bozguncuları/fesatçıları”dır. Onlar, Sevgili Peygamberimizin hayat boyu verdiği mücadelenin, yeryüzünde yaymak istediği İslam’ın ruhunu, özünü asla anlamamış olmakla birlikte, kendilerini “Cennet yolcusu” sanan zavallılardır.
Hâlbuki Allah Resulü Veda Haccı esnasında şunları söylemiştir."Size gerçek mü’minin kim olduğunu söyleyeyim mi? O diğer kimselerin malları ve canları hususunda kendisinden emin bulunduğu insandır. Doğru Müslüman başka insanların, onun dilinden ve elinden gelebilecek zararlardan salim olduğu kimsedir. Hakikî mücahid nefsinin engellemelerine rağmen ömrünü Allah’a itaatla geçiren yiğittir. Hâlis muhacir de hata ve günahlardan uzak duran iman eridir" (Müsned, 6/21). Eğer dikkatli bir biçimde okunursa, bu hadis-i şerif bize gerçek Müslümanın tanımını vermektedir.

Kör bir fanatizmle kendilerini gerçek Müslüman sanıp, kendi gibi inanmayan, düşünmeyen, davranmayan diğerlerini “cehennem kütüğü” olarak görenlerin dünyası karanlık bir dünyadır. Orada farklı seslere, renklere, tonlara, düşüncelere hayat hakkı yoktur. Bu tür fanatik anlayış veya yaklaşım sadece dinde geçerli değildir. Her şeyde fanatizm sergilenebilir. Benim partim, benim grubum, benim düşüncem, benim yolum, benim takımım, benim ideolojim gibi ifadeler bencilliğin, egoizmin, tutuculuğun, fanatizmin önemli bir işaretidir. Bu türlü duygu ve düşünceler sürekli beslendiği ve pohpohlandığı takdirde sahibini, yıkan, yok eden, başka insanlara, farklı düşüncelere, inançlara, kanaatlere hayat hakkı tanımayan acımasız bir zalime, hatta bir ölüm makinesine kolayca dönüştürebilir. Söz konusu fanatik, Napolyon’un da dediği gibi, “Kafasında aklın girebileceği hiçbir yerin bulunmadığı” kişidir. Onun lügatinde hoşgörü, müsamaha, kolaylık, sevgi, şefkat, merhamet yoktur. O, fanatizmin, bağnazlığın kucağında adeta pimi çekilmiş bir bomba gibidir ve her an patlamaya hazırdır. Onun için insan hayatının dokunulmazlığı, kutsallığı diye bir kavram mevcut değildir. Onun için peşinden gittiği davanın, ideolojinin, fikrin kutsallığı vardır. Allah bu tür fanatiklerin şerrinden bizleri korusun…

2010 yılını artık tamamlamak üzere olduğumuz şu günlerde, 2011 yılının bütün insanlığa barış, sevgi, kardeşlik ve huzur getirmesini temenni ediyoruz. Her şey için taze bir başlangıç olsun. Hayatımıza yeniden çeki-düzen verelim. Daha fazla sevgi istiyorsak daha fazla sevmeliyiz. Daha fazla şefkat istiyorsak daha fazla şefkat ve merhamet göstermeliyiz. Daha fazla saygı istiyorsak daha fazla saygı göstermek zorundayız. Sevgi, barış ve huzurun her yerde yeşermesini istiyorsak, sevgi, barış ve kardeşlik tohumlarını önce kendi şahsımızda yeşertmeliyiz. Aşırılığın kökünü kazımak istiyorsak, önce kendi aşırılıklarımıza set çekmeliyiz. Her şeyde olduğu gibi dinde de aşırılığa asla kapılmamalıyız. Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde “Dinde aşırılıktan kaçınınız, zira sizden öncekiler aşırılıkta helak oldular” buyurmuşlardır. Bizim Peygamberimiz bir rahmet ve sevgi peygamberiydi. Onun “Ben lanet edici olarak gönderilmedim; büyük-küçük her kusur için size rahmet olarak gönderildim” sözü bunun sayısız delillerinden sadece bir tanesidir. O her zaman bizlere orta yolu, itidali, aşırılıklardan kaçınmayı öğütlemiş ve bunu kendi hayatının vazgeçilmez bir ilkesi kılmıştır. Özellikle dinde aşırıya kaçmanın insanın dengesini bozacağını şu sözleri ortaya koymaktadır: “Din kolaylıktır. Hiç kimse yoktur ki, din hususunda zorlandığında din ona galebe etmesin. Öyleyse orta yolu seçiniz.”

Yaşamak, nefes almak, canlı olmak Allah’ın bize bir lütfudur. Can azizdir, yücedir. Allah’ın verdiği canı almak yine Allah’a mahsustur. Ona kastedenler, hiç şüphe yok ki, Allah’ın gazabını, öfkesini kendi üzerlerine çekmekten başka bir şey yapmış olmayacaklardır. Neticede, bu insanların yaptıkları kötülük sadece kendilerine zarar vermekle ve akabinde bütün insanlığın nefret ve öfkesini celbetmekle kalmayacak, aynı zamanda savundukları davalarına da zarar verecektir.

Yeni yıl bizim için her anlamda yeni bir hayatın başlangıcı olsun dedik, zira unutmayalım ki hayat denen şey yaptığımız şeylerin bir aynasıdır. Hayat bize daima ona verdiklerimizi geri verir. Hayatta hep iyi şeyler yapma gayreti içinde olmuşsak, bize geri dönecek olan da iyilikler ve güzelliklerdir.
Her şey gönlünüze göre olsun, yuvanız huzur, barış ve sevgi dolsun…


 

Kaynak:
Bu haber toplam 13456 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri