İsveç'te Türk kızlarından önemli tez

İsveç'te Türk kızlarından önemli tez

İsveç’te sosyoloji okuyan iki üniversiteli Türk kızı, okul bitirme tezi olarak, çağın en önemli sorunlarından biri olan ‘’çeteler’’ üzerine tezlerini tamamlayıp sundular.

ATİLA ALTUNTAS/STOCKHOLM

İsveç’te sosyoloji okuyan iki üniversiteli Türk kızı, okul bitirme tezi olarak, çağın en önemli sorunlarından biri olan ‘’çeteler’’ üzerine tezlerini tamamlayıp sundular.

İsveç’te doğma büyüme, Stockholm’de yaşayan ve Södertörns Högskolan son sınıf öğrencileri olan Nilüfer Bedir ve Sibel Üzüm 3 üst düzey uzman kriminal polisinin bilgilerine başvurarak, güney Stockholm’de illegal biçimde faaliyet gösteren çetelerle polisin mücadelesini tez haline getirdiler. Uzman polislerin ellerindeki verilere ve anlatımlarına göre‘’ şu anda İsveçli gençlerin çetelere katılımı,  çetelerin güçlenmesi ve büyümesi, Amerika’nın 15 yıl gerisinde olmasına rağmen, bu hızla gider, gerekli önlemler alınmasa büyük bir ihtimalle 15 sene sonra Amerika ile aynı seviyeye gelineceği tezde göze batan en önemli iddia.

Polislerin anlatımına göre çeteler, genelde gettolarda yaşayan ekonomik durumu kısıtlı, iş bulamayan, toplumun dışladığı ve annesi babası tarafından gerekli ilgiyi görmeyen gençleri ağına düşürüyor. Tecrübeli çete elamanlarının, son model arabalara binmeleri, güzel ve pahalı giyinmeleri ve su gibi para harcamaları, gettolara hapsedilmiş gerekli dar gelirli gençleri  ‘’Neden okuyayım? Kolay yoldan çok para kazanmak varken, neden çalışayım? Toplumun ve anne babamın vermediği değeri çeteler veriyor’’ diye düşünüyor. Ayrıca delikanlılık döneminde gençler için 3 kriter çok önemli; Görünmek, Duyulmak, Takdir edilmek. Gençler bu üç kriteri sağlama yolunun çetelere üye olmaktan geçtiğini düşünüyor ve üye oluyorlar.Uzman polislere göre çetelerin büyümesinde ve daha popüler olmasında en büyük etken basın yayın. Basında, ‘’ Filan çetenin şu kadar üyesi var, şu işlere bulaştılar, haraç aldılar, adam öldürdüler, şu kadar uyuşturucu kaçırdılar.’’ gibi haberler çetelerin reklamını yaparak, onların işlerini kolaylaştırırken, polisin işini zorlaştırıyor.

Polisler çeteye girmiş bir üyeyi kalp krizi geçirmiş bir hastaya benzetiyor. Kalp krizi geçirmiş ve doktor karşısına gelmiş bir hastayı doktor elindeki imkânları kullanarak hayatta kalmasını sağlar. Hasta hayatta kaldıysa sağlığı hiçbir zaman eskisi gibi olmaz. Her an kalp krizi geçirip ölme riski vardır.’’ şeklinde örnek veren polisler, ‘’Önemli olan kalp krizi geçirmeden, tedavi etmek ve kriz etkenlerini ortadan kaldırmak. Devletin, toplumun ve polislerin görevi de çetelere üye olmaya meyilli gençleri tespit edip üye olmalarını engellemek. Aksi takdirde üye olduktan ve suçlara bulaştıktan sonra maalesef polisin fazla yapacak bir şeyi kalmıyor’’ şeklinde ifade ediyorlar.

Çetelerle mücadelede polisin çağın şartlarına ve gereklerine göre ne yaparsa yapsın kısa vadeli ve geçici sonuçlar aldıklarını vurgulayan uzman polisler, çetelerle etkili mücadele etmenin yollarını şu şekilde sıralıyorlar: Gettolarda daha iyi eğitim, yabancıları gettolara hapis etmemek, yabancılara karşı ön yargıyı yok etmek, gettolarda yaşayan gençlere kaliteli eğitim, işsizliği en düşük seviyeye çekmek, gençlerin boş zamanlarında spor, kültür vb. faaliyetlerle meşgul etmek, anne ve babanın çocuklarını daima takip etmeleri ve sorunları ile ilgilenmeleri, toplumun gençleri rencide edecek uygulamalardan uzak durması.

 

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.