Kaderin üstündeki kader de kaderdir

Kaderin üstündeki kader de kaderdir

Kadere karşı koşmak mı; kadere karşı koymak mı; İşte bütün mesel bu!..

Modern dünyanın en büyük sorunlarından biri, fertlerinin kader kaza ekseninde yaşadığını idrak edememiş olmasıdır. Allah’ın mutlak iradesinin yanında kulların acziyetinin hiçten daha hiç olduğunu anlayamayan modern dünya “kadere karşı koymak” diye bir tabir uydurmuştur. Bu tabir undan put yapıp ona tapınmak acıkınca da aynı putu yemek kadar komiktir.
Kâinatın kusursuz düzenine ne zaman müdahale etse bir şeyleri berbat eden insanoğlu neyin savaşını kime karşı vermektedir? Kendini kime karşı güçlü hissetmektedir? Kimi yenme gayretindedir? Neredeyse tüm kitle iletişim araçları tarafından dünyanın en mükemmel işleri arasında gösterilen “kadere karşı koymak” aslında ne demektir?
Ağrı’nın bir köyünde bir kız çocuğu babasının tüm dayatmalarına rağmen okumayı seçmişse, belinden aşağısı tutmayan bir adam milli sporcu olmuşsa, iflas edip tüm varlığını kaybeden bir tüccar yeniden iş kurup yeniden yükselmişse, tüm öğretmenlerin okuyamaz dediği bir çocuk azmedip uçak mühendisi olmuşsa, iki kelimeyi bir araya getirmekten aciz bir öğrenci tüm imkânlarını zorlayıp, tüm gayretini sarf edip profesör olmayı hak edecek hale gelmişse, başörtüsünden dolayı üniversiteye giremeyen bir hanımefendi yurtdışına gidip okulunu birincilikle bitirmişse, Çakırsaz köyünde çiftçilik yapan bir genç üniversiteyi birincilikle kazanmışsa, Tepecik kasabasında bir yönetmen amatör kamerayla bir film çekip Cannes’da en iyi film ödülünü almışsa bunda “kadere karşı” herhangi bir şey söz konusu değildir. Bu durumu illa ki “kader” kelimesini kullanarak anlatacaksak buna “kadere doğru koşmak” diyebiliriz. Kader var olan anı ve tüm zamanı şamildir. Bu satırların yazarına bu satırları bu anda yazdıran şeydir. Ve bu satırları şu an okuyana onları şu an okutan şeydir. Bu bağlamda insanın gayreti ne kadar takdire şayan olursa olsun sonuç kadere muhalif değildir. İnsanın “kader” dediğimiz ilahi plan üzerindeki tek tesiri sadaka yoluyla belaları –yine Allah’ın iradesiyle- def etmesidir. O kadar. Bela da beladan kurtulmak da ezelde takdir edilmiştir ama. Yoksa Allah’ın iradesine rağmen bir şeyi insanoğlu gerçekleştiremez. Gerçekleştirebilemez.
Tüm efrad ve ağyarıyla tüm meseleler Allah’ın sonsuz ilmindedir. Onun takdirindedir.
Ve cehli ve aczi aşikar olan biz kullar kazara dahi olsa, biri hakkında “kaderine karşı koydu” diyemeyiz. Dememeliyiz. Zira bu söz çok büyük bir sözdür. Şirk değilse kendini bilmezliktir.
Mesela; “Madencilerin ölümü kader değil, tedbirsizlik.” gibi bir cümleyi zinhar söyleyemeyiz.
Allah’ın iradesine iman etmiş insan, dilini gönlüne raptetmeli ve varlığının asıl “var”a endeksli olduğu asla unutmamalıdır.
 
Ahmet Pak
 

Etiketler :