Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kamuoyunun özlediği ve istediği meclis!

14.04.2011 18:53
Temel Stratejik Araştırma ve Danışmanlık Merkezi ‘Özlenen Meclis’ başlığı altında yayınladığı bültende yazar, gazeteci ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin düşünce ve taleplerine yer verdi.

12 Haziran 2011 Genel Seçimleri öncesinde “Temel Strateji Seçim 2011 Programları” ile özlenen meclis profilinin inşası için milletvekili aday adaylarının istifadesine sunmuş olduğu profesyonel eğitim programını tamamlayan Temel Stratejik Araştırma ve Danışmanlık Merkezi ‘Özlenen Meclis’ başlığı altında yayınladığı bültende yazar, gazeteci ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin düşünce ve taleplerine yer verdi.

 Siyasi partilerin aday listelerini hazırladığı ve yeni bir meclis yapılanmasının en önemli adımını tamamlandığı bu süreçte, toplumsal taleplere dikkat çekmek üzere meclisin mevcut durumu, meclis yapısında olması gereken değişiklikler ve milletvekillerinden yeni dönem çalışmalarına yönelik beklentiler bültene aktarıldı.

 İşte o çağrılar ve beklentilerden kesitler:

 BEKLENTİLER:

 -Meclise tüm iradelerin yansıyacağı bir örgütlenme hürriyeti ve çeşitliliğin sunulması,

 -Muhalefet çeşitliliğinin sağlanması,

 -Kadınların temsil oranını arttırılması,

 -Siyaset ve proje üretebilecek nitelikte siyasetçilerin tercih edilmesi,

 -Meclisin yeniliklere açık olması

 -Tümüyle sivil bir anayasa yapılması,

 -Siyasi Partiler Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi,

 -Siyasi Partilere yargı müdahalesinin engellenmesi,

 -Seçim barajının indirilmesi gerekmektedir.

ÇAĞRILARDAN ÖZET:

 Prof. Dr. Eser Karakaş:

 2015’e kadar görevde kalacak TBMM’den, yani milletvekillerinden, siyasi parti ayırımı yapmaksızın temel beklentim milletin meclisi, vekili olmalarının hakkını evrensel çerçevede yerine getirmeleri. TBMM’den temel beklentim yasama erki olarak demokratik teamüle uygun davranmaları.

 İHAD Genel Başkan Yardımcısı Ayşe Bilgen:

 Özlediğim meclis, temsili demokrasi yerine katılımcı demokrasinin var olabilmesine olanak sağlayan bir meclis olmalıdır. Bu nedenle, toplumun tüm kesimlerini eşit ölçüde yansıtmanın ötesinde onların çeşitli kanallarla söz hakkının sağlanmasını temin edebilmelidir. Farklılıklardan korkmayan, farklılıkları zenginlik olarak gören bir yapı içerisinde olmalıdır.

 Prof. Dr. Doğu Ergil:

 Bir parti, kendisini eleştirecek zemini yaratmıyorsa ve eleştirerek daha iyi politika bulma olanağını üyelerine tanımıyorsa, o partinin gelişmesi zordur. Gelişmeyi sağlayan rekabettir. Siyasi partiler yeniye ve yeniliğe açık olmalıdır.

 Prof. Dr. Mehmet Altan:

 Öncelikli olarak "siyasal sistem" i değerlendirmek gerekir.  Siyasal Partiler Kanunu  12 Eylül’den… Seçim Yasası   12 Eylül’den… “Halk iradesini” temsil eden  Millet Meclisi’nin  çalışma biçimini belirleyen  Meclis İç Tüzüğü 12 Eylül’den…  Bir de buna  hiçbir ülke de eşi menendi olmayan  yüzde  10’luk seçim barajını koyun…. Siyasal Partiler Yasası ve Seçim sistemi   askeri cunta siyaseti  liderler üzerinden kontrol etmek istediği için   parti içi demokrasiyi yok ediyor...O zaman siyaset liderler sultasına dönüyor...    Bu tablodan   "fikir ve ilkeleri" uğruna siyasal koltuğunu bırakacak birilerinin siyasete girmesine imkan bırakmayan bir resim çıkar... Mevcut profil de bu zaten... Siyasal sistem değişmez ise, Meclis'e kim girer ise girsin  resim de değişmez... Siyasal sistemi konuşmayıp değişim beklemek bizim bu toprakların aşamadığı talihsiz bir kısır döngüdür...   Zaten farklı olsa, "sivil siyaset" olduğunu iddia eden  anlayış  otuz yıldır  bu kadar  rahatlıkla  12 Eylül'ün siyasal rejimini hiç rahatsız olmadan kabullenir hatta çıkarına görür müydü?...  Bu tablodan  “yeni” çıkar mı, otuz yıldır cuntacıların oluşturduğu siyasal yapı ile sorunu olmayanların  “değişimi “ ne kadar köklü, ilkeli ve sistemli olabilir?

 Av. Şerife Gül Arıman:

 Bir yanda her kanunun kanun olmamasını sağlayan Anayasa Mahkemesi, bir yanda 1982 Anayasası’nın özgürlükleri kısıtlayıcı kompozisyonu, diğer yanda Siyasi Partiler Kanunu’nun Anayasa’yı da aşan kısıtlamaları ile partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğuna inanmak güçtür. Yeni oluşacak meclisin öncelikle darbe anayasasının tüm uzantılarını tasfiye edecek sivil bir Anayasa yapması, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak düzenlemelerle otuz yıllık Siyasi Partiler Kanunu düzenlemesi gerekmektedir.

 Gazeteci Yazar Ubeyt Deniz: 

 Yeni Anayasa, Kürt Sorunu, AB, Küresel Isınma, Yeniden yapılanan Ortadoğu gibi dünyadaki ve ülkedeki gelişme ve değişimleri doğru okuyabilen bir kadronun oluşturacağı yeni meclis herkesin ve kesimin hayrına olacaktır. Hem iktidar hem de muhalefeti oluşturan kadrolar böyle bir bilinç ve kapasitede ise, üretilen politikalardan çok, meclisteki kavgaların haber bültenlerine düşmesini bir dönem daha izleyeceğiz gibi.

 Doç. Dr. Osman Can:

 Cesur adımlar atılması gereken bir döneme giriyoruz. Ancak “cesaret”, politik vizyon, entelektüel derinlik ve doğru siyasal ve sosyal okumalarla beslenmeli, “cesaret” devlet paradigmasının kendini yeniden üretmesinin imkanına dönüşmemelidir. 2011 Meclisinin milletvekili profili bu bakımdan önümüzdeki 50 yılı etkileyecek bir profil olacaktır.Bu yüzden, toplumsal mekan olan Mecliste toplumsal dinamiklerin politika tayin edici pozisyonda kalmaları şarttır.

 AK-DER Ankara Temsilcisi Hilal Barın:

 Erkek egemen yapının, hemşehrilik ilişkilerinin, hangi Bakan'ın ne şekilde kolladığının, önceden verilen uzun uzun listelerin kırıldığı gerçekten  liyakatin, adaletin tesis edildiği bir meclis oluşturulmalıdır.

 Siyaset Bilimci E. Cenk Gürcan:

 Her siyasi, sosyal ve ekonomik yapıdan temsilcilerin özellikle kadın vekillerimizin daha fazla olduğu barajsız, genç bir meclis olmalı. Eşitlikçi, açık fikirli, savunmadığı görüşlere de saygı gösterdikleri, insan haklarını temel alan milletvekillerinin olmasını istiyorum.

 Prof. Dr. Mümtaz Er Türköne:

 Türkiye bu dönem köklü bir değişim ve dönüşüm yaşayacaktır. Ve adeta yepyeni bir Türkiye kurulacaktır. Yeni Türkiye’nin mimarları T.B.M.M. üyeleri olacaktır. Bu tarihi görevi hakkıyla ifa edecek ve gelecek nesillerinde hayırla yad edeceği bir temsile ihtiyaç vardır.

 Yazar Şerefxan Ciziri:

 Önemli olan kalıcı ve yapısal bir siyaset üretebilmektir. Siyaset tüm toplumsal dinamikleri özgürleştirdiği sürece asaletli bir rotaya girer. Günübirlik siyasi önlemler ve çözümler siyaseti asıl olandan uzak tutar. Kişisel çekişmeler asaletli bir siyasetin doğru zemini olamaz. Burada asıl olan büyük davadır. Bu bağlamda ehliyetli olmayan ve kabiliyetli aktörlerin de yer almadığı bir siyaset anlayışı toplumu deneme tahtasına dönüştürür. Sendikacı Ramazan Çakırcı:

 Yeni meclis oluşturulurken bu değişimi zamanında okuyabilen ve değişime katkı sunabilecek milletvekillerine ihtiyaç vardır. Bununla birlikte sivil düşünen, toplumsal sorunlara çözüm üretebilen, halkın değerlerini önemseyen aynı zamanda seçmenine de hesap verebilen, seçildiği bölgenin sorunlarına karşı duyarlı seçmeniyle iç içe, seçmenin bireysel beklentileri yerine toplumsal talepleri için çaba sarf eden milletvekillerine ihtiyaç vardır.

 Yazar Orhan Miroğlu:

 Türkiye’de ki demokratik süreçte kaldığı yerden yeni bir anayasa ile yola devam etmeyi benimseyen bir meclis. Türkiye’nin son 30 yılına dayanan Kürt meselesinde nihai çözümü gerçekleştirebilmek için Ulusal bir mutabakatla hareket etmeyi ve böylece Kürt Sorununda başarıya dair bir siyasi iradeyi ortaya koyabilmiş bir meclis. Türkiye’nin siyasi hayatında demokrat kimliği ile siyasi misyonuyla öne çıkmayı başarmış  kimliklerden oluşan bir meclis. Bu bakımdan da artistlerden, siyasi kimliğe müphem kişilerden yana popüler tercihler yapmayı istemeyen siyasi partiler. Bence herkes kendi işini yapmalı; iyi sinemacılar film yapmalı, iyi türkücüler türkü söylemeli, iyi yazarlarda yazmaya devam ederlerse meclis içinde millet içinde daha hayırlı olur.

 Buluşan Kadınlar Platformu:

 Ülkemizin ihtiyacı olan ileri, katılımcı, çoğulcu demokrasi için meclis tüm toplum kesimlerini bünyesinde buluşturmalı. Etnik, dini, kültürel, cinsiyetçi ve sair ayrımcı yaklaşımların kesinlikle yansımadığı bir meclis  demokrasimizin aydınlık yüzü olacaktır. Kalıcı sosyal barışın tesisine de büyük ölçüde hizmet eder, ayrımcılığın girmediği bir meclis. 

 Prof. Dr. Mithat SANCAR:

 12 Haziran seçimleriyle oluşacak yeni TBMM’nin başlıca görevi, 22 Temmuz seçimleriyle açılan ve son TBMM’nin ciddi çabalarına rağmen ancak kısmen işletebildiği kanalları genişletmek; demokratikleşme ve toplumsal barış alanında cesur ve kalıcı adımlar atmaktır.

 Mazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal:

 Yasaklarla ve seçim barajları ile milletin iradesini sınırlamayan, milletin bütün meselelerini sansürsüz konuşan bir meclis beklentimiz vardır. Türkiye’de yaşanmakta olan sorunları çözebilecek bir cesaretle meseleleri ele alması gerekmektedir. Milletin meclisi, milletini kılık kıyafeti sebebi ile anayasal haklarını ellerinden almamalı, onları tektipleştirmeden toplumsal hayata kazandırmalıdır. Yeni anayasanın bir başlangıç olacağı iddiası, herkese siyasi bir genel af sonrasında siyaset imkanı sunulması ile mümkün olacaktır.

 Öğretim Üyesi Bekir Berat Özipek:

 Benim özlediğim meclis, toplumun tercihlerinin parlamentoya yansımasının önünde hiçbir engelin bulunmadığı, barajın yüzde sıfır olduğu bir seçimle teşekkül etmiş, herkesin düşünce ve ifade özgürlüğünü orada tam olarak kullanabildiği, demokrasilerde bir parlamentodan beklenen "denetim"in gereği gibi yapılabildiği, suç işleyenlerin parlamenter denetimden ödünün patladığı, onun hesaba çekemeyeceği hiçbir kişi, kurum ve makamın olmadığı, darbe heveslilerinin onun karşısında titrediği, bütün renkleri bünyesinde barındıran çoğulcu bir meclistir.

Gazeteci- Yazar Etyen Mahcupyan:

 Meclisin rolünden ziyade meclise hâkim partinin zihniyeti ve siyasete etkili olacak o partinin meclisteki parlamenter sayısı önemli. Parlamenter sayısı fazla olan partinin özgüveni daha fazla olmakta.Mecliste görmek istediğimiz, temel sorunlar üzerinde çalışmaya istekli ve bilgi edinmeye açık vekiller bulunması.

 Gazeteci- Yazar Roni Margulies:

 Bu seçimlerden çıkacak olan meclis hiçbir şekilde benim özlediğim meclis olamayacak. Meclisin ezici çoğunluğu; özgürlükler konusunda, İnsan Hakları konusunda, Kürt halkının hakları konusunda benim düşündüğümün çok uzağında olacağını düşünüyorum. Hangi Parti % kaç alırsa alsın bu maalesef böyle olacak. Maalesef…

 Gazeteci- Yazar Şanar Yurdatapan:

 İlk olarak seçim ve siyasi partiler yasalarının değişmesi gerekmektedir. İdeal bir meclis bir ülkedeki farklı sosyal kesimlerin veya düşüncelerin hepsinin sesini duyurabileceği bir meclis olmalı. Bir diğer sorun ise, milletvekili adaylarını parti liderlerinin belirliyor olması. Böyle olunca seçilen milletvekilleri kendilerini ona oy veren insanlara değil, parti liderlerine borçlu hissediyorlar ve bir daha seçilebilmek için görüşleri farklı dahi olsa dahi liderlerinin dediklerini tekrarlıyorlar. Sonuç olarak ortaya demokratik bir yapı değil liderler sultası çıkıyor.

 Gazeteci- Yazar Kemal Özer:

 Yeni meclisin öncelikle yeni bir anayasa yapacak olması dolayısıyla toplumun çeşitli kesimlerinin temsil edeceği zengin bir meclis olmalı. Ayrıca, anayasa gerekçesiyle ya da başka gerekçelerle sadece avukatlardan ve mühendislerden oluşan meclis ezberi bozulmalı. Bazı partilerin üniversite mezunu takıntısından vazgeçerek yaş, eğitim ve meslek zenginliği sağlanmalı. Yine bu güne kadar başörtüsü konusunda ezber bozamamış meclisin bu kez bu kötü tabuyu yenmesini bekliyorum. 

 İnsan Hakları Akvisti Hüsnü Öndül:

 Türkiye; çoğulcu, dinsel, dilsel etnik çeşitliliğe sahip bir ülke. Meclisinde çoğulcu olması gerekir. Bunun meclise yansıması gerekir. Bunun içinde baraj sisteminin kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca, Hukuk Mevzuatının, toplumun çoğulcu özelliğinin meclise yansımasına imkân vermesi önemlidir. Şuan ki mevzuatın adaletli temsile imkan vermediğini düşünüyorum.

 Gazeteci- Yazar Ali Bulaç:

 Türkiye’deki bütün siyasi, etnik yelpazeyi içine alabilecek, bir şemsiye oluşturacak, yeni sivil anayasa yapabilecek, temsil çeşitliliği bulanan bir meclis beklentim var. Partilerin bunu dikkate alarak adaylarını belirliyor olmasını umut ediyorum.

 İHOP Genel Koordinatörü Feray Salman:

 Meclis, özgürlük alanlarının genişlemesine aracılık etmesi, insan hakları ve temel özgürlüklerin savunucusu olması beklenen bir yapıdır. Katılım hakkına saygı ve katılım hakkının kullanımının etkinleştirilmesi de böylesi bir meclisin varlığının göstergesidir. Bu nedenle, gelecek meclisten beklentim, katılımı bir hak olarak gören ve bu temelde sivil toplum örgütlerine saygı duyan bir meclis yapısıdır.

 Gazeteci- Savunma Uzmanı Emre Soncan:

 TBMM’nin yeni dönemde üzerine kararlılıkla gitmesi gereken konuların başında, milli bir savunma sanayinin oluşturulması için atılması gereken adımlar geliyor. Türkiye son dönemde TSK’nın ihtiyaçlarını iç pazardan karşılama noktasında önemli bir yere geldi. Fakat kritik teknolojilerin ve yeni nesil silahların üretilmesinde Türk savunma sanayi hâlâ gelişmiş ülkelerin çok gerisinde.

 İnsan Hakları Gündemi Derneği Genel Başkanı Orhan Kemal Cengiz:

 Gayrimüslim, Roman gibi birçok etnik gurubun temsilcilerinin yer aldığı daha fazla kadın vekilin bulunduğu ve bu kadın vekillerin bir kısmının başörtülü olduğu bir meclis olmalı. Kısaca toplumun bütün renklerini yansıtan bir meclis.

 Gazeteci – Çalışma Hayatı Uzmanı İsa Yazar:

 Yeni dönemde, memurların toplu sözleşme yapabilmelerine imkan veren yasa başta olmak üzere çok sayıda yeni düzenlemenin Meclis’ten hızla geçirilmesi bekleniyor. Çalışma hayatının bir başka en önemli gündemi ise sendikalar kanun olacak. Yıllardır çıkarılamayan kanunu bu dönem yasalaşması gerekiyor.

 Eğitimci Bilsem Akbaş:

 Milletin gerçek temsilcisi olma yeterliliğini taşıyan, milletiyle,  milletinin değerleriyle bütünleşmiş zor şartlarda bile değerlerinden taviz vermeyen kendi şahsıyla bu değerlerin görüntüsü olan vekillerden oluşmuş bir meclis. Çocuklarının ve milletinin eğitimini modernizmin  bütün baskılarına rağmen kendi değerlerinden hareketle ikame eden bir meclis. Dünyadaki bütün adaletsizliklere duyarlı,her halükarda  mazlumun yanında olan ,ihtiyaçlıların ihtiyaçlarını gücü nispetin de karşılaya bilen meclis. 

 Gazeteci- Ekonomi Uzmanı Ercan Baysal:

 TBMM yeni dönemde daha önce rafa kaldırılan ekonomiye ilişkin gündem maddelerine ağırlık vermesi gerekiyor. Son yıllarda Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu gibi ekonomiyi ilgilendiren temel konularda önemli adımlar atan Meclis’in yeni dönemde de daha çok tüketici merkezli projelere ağırlık vermesi gerekiyor. Yıllardır yılan hikayesine dönen Gelir Vergisi’ne ilişkin çalışmanın tamamlanması öncelikli gündem maddelerinden biri olmalı. On binlerce vatandaşı ilgilendiren orman vasfını kaybetmiş arazileri düzenleyen 2B Yasa Tasarısı’nın da bir an önce tamamlanması önemli bir adım olacaktır. Meclis’in ekonomiye ilişkin yasal düzenlemeler hazırlanırken daha çok insiyatif alması gerekiyor.

 Dr. Zeliha Çağla Büyüktiryaki:

 Yeni meclis Aile hekimliğinin etkin hale getirilmesi ile tedavi edici sağlık hizmetinden daha çok Koruyucu Hekimliği etkin hale getirmelidir. Sağlık hizmetinin etkin ve ulaşılabilir olması için yerel, bölgesel planlamalar yapılmalı özellikle acil hizmetlere önem verilmelidir. Tüm ülke çapındaki hastanelerin entegrasyonu sağlanarak veri paylaşımı sağlanmalı, yerelde tedavisi mümkün olamayan hastalıklarda hastaya tedavi süreci ile ilgili olarak sonuç alıcı rehberlik tesis edilerek nerede tedavi edileceği konusunda yön verilmelidir. Genel sağlık sigortası tüm vatandaşlarımızı kapsayacak şekilde uygulanmalı, hiçbir ayrıma mahal vermeden etkin, ulaşılabilir, verimli bir sağlık hizmeti sunumu sağlanmalıdır. Sağlık brokrasisi hesap verir bir modele dönüştürülerek takip edilmeli, ehliyet, liyakat verimlilik ölçeğinde değerlendirilmelidir.

 ÖNDER Basın Danışmanı Ramazan Akkır:

 Demokrasinin ve evrensel hukukun ruhuna uygun yeni bir anayasa acilen yapılmalıdır… Geleceğin Türkiye’si, özgürlükleri koruyan ve kollayan demokratik hukuk devleti mi ile mi yoluna devam edecek yoksa bireyi tasallut altında tutan ve özgürlükleri gölgeleyen bir anayasa mı?

 İletişim Bilimci Yusuf Özkır:

 Bol kavgalı, bol gürültülü, bol tartışmalı olmakla birlikte çözüm üretebilen bir meclise ihtiyacımız var.

 Gazeteci- Yazar Adnan Karakaş:

 Milletvekilli gerçek anlamda kendisini seçen milleti temsil eder kabiliyette olmalıdır. Milletin hayrına olacak düzenlemelere ideolojik tavırları nedeniyle karşı çıkmaması gerektiği gibi, millete zarar verebilecek bir işe ideolojisi gereği destek de vermemelidir. Kamu yararını gayrı meşru adımların gerekçesi olarak kullanmak yerine kamuoyu yararını gözeterek tutum takınmaları gerekir. Lideri tarafından gözden çıkarıldığı için herhangi bir düzenlemeye karşı çıkan değil, sadece millet için, bu ülkenin faydası için liderlerine tavır alabilecek milletvekillerine fazlasıyla ihtiyaç var.

 Genç Siviller:

 Meclis'te müzakere yok münazara var. Konuşma yapanlarda dinleyenleri ikna etme çabası yok. Dinleyenler de fikirlerini değiştirmeye açık değiller. Sadece üste çıkma, rakibini açığa düşürme çabası var.  Mecliste yaratıcı, zihin açıcı bir fikir üretme ortamı yok. Bu durum, iktidar milletvekillerini hissizleştiriyor. Muhalefet milletvekillerinde ise asabiyet yapıyor. Çünkü kendilerini işe yaramaz hissediyorlar. Meclis salonunun mimarisi de zaten böyle bir ortamın oluşmasına elverişli değil. Türk hamamı şeklinde bir görüntüsü var. Kürsü'nün açısı iktidara sırtı dönük. Mecliste bir milletvekili eline dizüstü bilgisayarını alıp kabloyu takıp power point sunum yapamaz. Mecliste hala bir başörtülü vekil yok. 28 Şubat geçti, sokaklarda 1000 yılın sonu geldi dedik ama mecliste hala 28 Şubat'ın hayaleti var.  Yeni oluşan meclisten sivil anayasa yapmasını bekliyoruz. Milletvekillerinden en başta Ankaralılaşmamasını bekliyoruz.

 Yayıncı-Yazar Kazım Sağlam:

 Milletvekillerine tanınan imtiyazlar kalkmalı, halkın bir ferdi gibi olmalı vekiller. Gelir getiren yer olmaktan çıkarılmalıdır. Onun için de mali kaynak sağlayan kurumlar meclisten alınmalıdır.

 Engelli İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Ali Fuat Mengüç:

 Ülkemiz nüfusunun yarısı kadınlardan, yarısından fazlası gençlerden ve en az %10'u engelli bireylerden oluşmaktadır. Ancak toplumsal katılımın aynı oranlarda gerçekleştiğini söylemek olanaksızdır. Bu talihsiz görüntünün giderilmesinin en anlamlı yolu Meclisimizde temsiliyetin nüfus yapımızla uyum içinde olması ve böylece en üst karar alma organında demokratik bir yapının oluşmasından geçmektedir. Elbette ki bu temel grupların yanı sıra ayrımcı muamelelere maruz kalan özel ilgi gruplarının da sorunlarını ve uğradıkları haksızlıkları gidermek adına Meclis de makul bir oranla temsil edilmeleri gerekmektedir. Böylesi renkli ve çok katılımlı bir TBMM, demokrasimizin ve insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi için önemli bir yaklaşımın sergilenmesi anlamı taşıyacaktır.     

 Bab-ı Ali Ehli Beyt Vakfı Genel Sekreteri Üzeyir Yiğit:

 Halkın egemenliğini  anayasal da olsa, başka kurumlarla paylaşmayan bir meclisözgürlük temelinde, azınlık ve farklılıkların gerekiyorsa kota ile temsil edildiği, yapmış olduğu anayasa çalışmalarında referans alınan şeyin insan fıtratına ve yaratıcıya da ters düşmeyen tabi hukuktan alındığı, batıya öykünen değil özündeki cevheri dışa çıkarmaya uğraşan, halkın egemenlik hakkına dışarıdan bütün müdahalelere göğüs geren ve onun için bedel ödeyen bir meclis düşlüyorum.

Prizmahaber.com

  

Bu haber toplam 2336 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri