Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kargaşa Ortamı Oluşturmak İsteniyor

31.08.2013 12:27
Terör örgütü DHKP-C’yle ilgili soruşturmada 9’u tutuklu 22 avukat hakkında düzenlenen iddianamenin ek klasörleri tamamlandı.

Eklerde eski örgüt mensubu İsmet Özdemir’in ifadesine dayandırılan yeni iddialar yer alıyor. Buna göre, DHKP-C, kargaşa ortamı oluşturmak için ‘kaos timleri’ kurdu. Timlerin amacı Alevi-Sünni, Türk-Kürt, sağcı-solcu, dindar-laik çatışması çıkarmak. Kaos timleri, yaptığı eylemleri üstlenmek yerine emniyetin ya da başka sağ grupların üzerine yıkmayı hedefliyor.  Kendisinin de bu timlerden birinin lideri olduğunu söyleyen Özdemir ifadesinde, tim görevlilerinin dikkat çekmemesi için, örgütün bilgisi dahilinde hain ilan edildiklerini söylüyor.

Terör örgütü DHKP-C avukatlarına yönelik yapılan operasyonlar sonrası 9’u tutuklu 22 avukat hakkında ‘terör örgütü yöneticisi olmak’, ‘örgüt adına faaliyet göstermek’ gibi suçlamalardan iddianame düzenlendi. İddianamenin ek klasörlerine ilişkin çalışma da önceki gün tamamlandı. Ek klasörlerde yer alan bilgiler, örgütün kaos planını gün yüzüne çıkardı. Buna göre, DHKP-C kargaşa ortamı oluşturmak için örgüt içinde yeni bir yapılanmaya gitti. Örgüt, ‘kaos timi’ adı verilen yapılanma ile Alevi-Sünni, Türk-Kürt, sağcı-solcu, dindar-laik çatışması çıkarmayı amaçlamış. Time seçilecek militanlar, öncelikle örgüt içinde çeşitli sebeplerle hain ilan ediliyor. Bu şekilde hem gizlilik sağlanıyor hem de polisin takibinden kurtulma amaçlanıyor. Daha sonra örgüte bağlı Halkın Hukuk Bürosu avukatları ile irtibata geçirilen tim üyeleri, eylem talimatlarını da kurye avukatlar aracılığıyla alıyor.

Kurulan timlerden birine liderlik yapan İsmet Özdemir isimli örgüt mensubunun tutuklu bulunduğu Çanakkale E Tipi Cezaevi’nden emniyete getirilerek alınan ifadesi ise kanlı kaos planını gözler önüne seriyor. 22 Mayıs 2013’te ifade veren Özdemir, 2005 yılında İstanbul’da örgüte bağlı bir dernekte faaliyet gösterdiğini belirtti. Çalıştığı dernekte kaos timinde görev alması için suç işlemiş gibi bir ortam oluşturularak kendisine hain imajı verildiğini anlattı. Bu şekilde polisin de takibinden kurtulduğunu kaydeden Özdemir, daha sonra da örgütün bilgisi dahilinde ‘hain’ sıfatı ile örgütten kaçtığını söyledi. ‘Kaos timi’nde sorumlu düzeyde görevlendirildiğini dile getiren Özdemir, timlerde kurye olarak da Halkın Hukuk Bürosu avukatı Ebru Timtik’in görevlendirildiğini ifade etti. Timtik’in kimliği sayesinde polis aramasına takılmadığını ve böylece çok rahatlıkla örgüt adına kuryelik yaptığını kaydetti.

Kaos timinin örgütün diğer yapılanmalarından farklı olduğuna da dikkat çeken İsmet Özdemir, normalde örgüt içi yapılanmaların iki erkek bir kadından oluştuğunu, timlerin ise iki erkekten ibaret olduğunu aktardı. Timlerin diğer yapılanmalardan farklı olarak eylemleri üstlenmediğini de açıklayan Özdemir şöyle konuştu: “Timler yapılan eylemleri Emniyet ya da başka sağ yapılanmalar tarafından yapılmış gibi göstererek toplum ve ülke içerisinde kaos yaratmak amacıyla kuruldu. Kaos timinin amacı Alevi-Sünni, Türk-Kürt, sağcı-solcu, dindar-laik çatışması çıkarmaktır.” Özdemir, avukat Ebru Timtik aracılığıyla 2005 yılında dönemin CHP Kağıthane İlçe Başkanı Fevzi Şit’e ve Nurtepe’de bir imama yönelik suikast emri aldıklarını da itiraf etti. Bu sebeple tim arkadaşı Şafak Korkmaz’ı CHP Kağıthane İlçe Gençlik Kolları’na yerleştirdiğini belirten Özdemir, “Birinci eylemle sosyal demokratların milliyetçi kesime, ikinci eylemde de inançlı kesimin polise düşman olması sağlanarak toplum içerisinde kaos ve kargaşa ortamı yaratılacaktı. Bu şekilde bir Alevi-Sünni kavgası çıkarmayı amaçlıyorduk. CHP’li ilçe başkanını öldürdükten sonra atılacak bir MHP bayrağıyla, Alevi kesim galeyana getirilecek ardından da bir imam, polis kıyafeti giyilerek öldürülecekti.” diye konuştu.

Özdemir, örgüt tarafından Eyüp Güzeltepe’de bir şahsın öldürülmesine ilişkin talimatı da anlattı. Olayda Şafak Korkmaz’ın gözlemci olarak yer aldığını kaydederek şu itiraflarda bulundu: “Saldırı sonrası şahsı polis aracındaki görevlilerin öldürdüğü görüntüsünü verecektik. Akabinde DHKP-C tarafından herhangi bir polis aracına yapılacak saldırının gerekçesi olarak lanse edilecekti. İstanbul sorumlusu tüm polis araçlarının plakası ve geçiş güzergahları hakkında istihbarata sahipti. Şahsı takip ettik, sonra boş bir arsada şahsa seslendim. Bana döndüğü gibi yaraladım. Amacım öldürmek değildi. Sonra Şafak Korkmaz gözcü olduğu için tabanca tutukluk yapmış süsü verdim. Panik yapıp olay yerinden kaçtım. Yakınlardaki manav, olayı ve benim eşkalimi anlatınca ‘polis süsü vererek eylem yapma olayı’ deşifre olmamız dolayısıyla gerçekleşmedi.”HABERVAKTİM

Bu haber toplam 1420 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri