Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kavaklı Bugüne Kadar Neden Seyredildi?

17.10.2011 13:34
Kavaklı'nın PKK için önemli bir lojistik kamp olduğunu öğreniyoruz da, bu kampın burada varlığına neden senelerdir müsamaha edildiğini anlamakta zorlanıyoruz.

Star'dan Eser Karakaş, 'Hakkâri Kavaklı rezaleti ve heronlar' yazısında Hakkari Kavaklı Köyü yakınlarındaki, PKK için lojistik öneme sahip kampın dağıtılması için bugüne kadar neyin beklendiğini sorguladı.

Yazısında İnsansız hava araçları ve Heronlara da dikkat çeken Karakaş, "Bu “insansız hava araçlarından” bir türü, Heronlar, elimizde iken, sınır karakollarına yapılan baskınları anlamakta daha da zorlanıyorum." dedi.

İşte Karakaş'ın yazısı:

Hakkâri’nin Kavaklı Köyü yakınlarında, merkeze otuz kilometre uzaklıkta büyük bir PKK kampı dağıtıldı.

Bugüne kadar neden beklendi,
anlamakta zorlanıyorum.

İlginçtir, haber olarak vermediler demiyorum ama, siyasi iktidara hem yakın hem de muhalif basın bu konuyu fazla konuşmadı, tartışmadı.

Haberi ilk okuduğumda, bölgenin uzmanı sayılmam, kampın dağıtılmasını güvenlik güçlerinin sınır ötesi bir operasyonu olarak algıladım.

Kampta 500 PKK’lının bulunduğunu okuduğumda haberin detayına gittim ve söz konusu Kavaklı kampının ülkemiz sınırları içinde bir kamp olduğunu farkettim.

Senelerdir TBMM’den sınır ötesi operasyonlar için izinler alınıyor, kışın en soğuk günlerinde askerler bellerine kadar karda Kuzey Irak’ta operasyonlar yapıyorlar, Büyükanıt Paşa, Kuzey Irak’ın BBG (Biri bizi gözetliyor) evi haline geldiğini söylüyor ama uydu sinyalleri kesilince kös kös geri çekiliyor, ama nedense kimse sınırlarımız içindeki Kavaklı kampına dokunmuyor, dokunulmuyor.

Bu nasıl bir iştir?

Gazete haberlerinde Hakkâri Kavaklı kampının PKK için önemli bir lojistik kamp olduğunu öğreniyoruz da, Kandil’e bayrak dikme tartışılır iken, bu kampın burada varlığına neden senelerdir müsamaha edildiğini anlamakta zorlanıyoruz.


Bir resmi ifade bu kampın daha önce de dağıtılabileceğini ama büyük zayiat verme endişesinden yapılmadığını söylüyor.

Bu ifade de ne anlama gelmektedir, yine anlamakta zorlanıyoruz.

Türk Silahları Kuvvetlerinin senelerdir, zayiat veririz endişesi ile, ülke toprakları içinde bir kampı seyretmesini hiç anlayamıyoruz.

Bütün bunların altında acaba Cumartesi (15 Ekim) günkü yazısında Ahmet Altan’ın söyledikleri mi yatmaktadır?

Vatanseverlik çığlıkları acaba tümüyle parasal rant kaygıları mıdırlar?

Özet olarak, bu Hakkâri Kavaklı meselesini birilerinin bizlere açıklaması gerektiğini düşünüyorum.

Meselenin bir de başka boyutu var.

İngilizlerin ünlü The Economist haftalık dergisinin bir önceki sayısında “İnsansız hava araçları” başlıklı küçük bir araştırma yayınlandı.

Benim gibi silah teknolojilerinden bir şey anlamayan biri için gerçekten çok aydınlatıcı bir küçük araştırma.

Araştırmadan, İsrail yapımlı Heron’ların yanısıra tümü ABD yapımlı ve benzer fonksiyonlar yerine getiren MQ-9 Reaper, RQ-4A Global Hawk, RQ-7B Shadow, MQ-1B Predator, Q47-B gibi insansız hava araçlarının niteliklerini, neler yapabileceklerini, nelere kadir olduklarını okuyorum, öğreniyorum diyemiyorum ama fikir ediniyorum.

Bir “insansız hava aracının” bir günde kaç kilometre kare bölgeyi en küçük detayına kadar nasıl taradığını da okuyorum, öğreniyorum.

Ve şeytan, yine aklımı karıştırıyor.

Bu “insansız hava araçlarından” bir türü, Heronlar, elimizde iken, sınır karakollarına yapılan baskınları anlamakta daha da zorlanıyorum.

The Economist’te anlatılan “insansız hava araçlarının” özellikleri, ürettikleri bilgiler ile bizim karakollarda, bölgenin ana ya da dağ yollarında verdiğimiz şehitler arasında anlaşılması zor bağlantılar var.

“İnsansız hava araçları” temin edilirken, ABD üretimli daha yetkin türleri de piyasada iken, neden Heron’lar tercih edilmiş?


Bu Heronların ihale süreçlerini, geçmişe yönelik de olsa, biraz daha saydamlaştırmak çok mu zor?

Saydamlıktan, aydınlıktan yarasalar gibi kaçmak ölen gençlerimizin hayatından daha mı önemli? 

Bu haber toplam 2124 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri