Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KCK Gerçeğini Çok Net Anlattı

12.10.2011 14:27
2005 Mart'ında Öcalan'ın ilan ettiği ve "Kurucusu olmakla şeref duyuyorum." dediği, önsöz yazdığı KCK'nın ne olduğu, KCK sözleşmesinden anlaşılıyor.

Tutuklamalar nedeniyle KCK (Koma Ciwaken Kurdistan, Kürdistan Halklar Topluluğu) hakkında çok konuşuluyor ve yazılıyor. Aralarında BDP'lilerin de olması nedeniyle BDP'liler "Bize siyaset yaptırılmıyor!" diyorlar. Bir kısım aydın ve yazar da onlara destek çıkıyor.

KCK konusunda kamuoyunda ciddi bir kafa karışıklığı var. Kulaktan dolma bilgiler ve söylentiler ortalıkta dolaşıyor. KCK'ya "örgütün şehir yapılanması" diyenler yanında, "bir STK" diyenler de var. Örgüte yakın kesimler KCK'yı "sivil, siyasi hareket" gibi gösterme eğilimindeler. Bu nedenle KCK tutuklamalarını "siyasi linç" olarak sunuyorlar. KCK, bazılarının dediği gibi "zararsız", "sivil" bir hareket; kanarya sevenler derneği değildir. Hakkında uzunca ve pek çok somut bilgi içeren bir iddianame yazılmış ve mahkeme tarafından kabul edilmiştir. 2005 Mart'ında Öcalan'ın ilan ettiği ve "Kurucusu olmakla şeref duyuyorum." dediği, önsöz yazdığı KCK'nın ne olduğunu, KCK sözleşmesinden öğrenmeye çalışalım. İnternet ortamında kolayca bulunabilecek bu sözleşme yaklaşık 14 bölüm, 46 maddeden oluşmaktadır. "Yasama", "yürütme" ve "yargı" organlarının tanımlandığı, bu organların nasıl teşekkül edip, çalışacağının anlatıldığı metnin "Birleşik Büyük Kürdistan"ın anayasası olarak hazırlandığı ve Türkiye, Irak, Suriye ve İran Kürtlerini bağlaması düşünüldüğü anlaşılıyor.

Başlangıç kısmında KCK sisteminin felsefesi anlatılmış; birinci bölümde "Genel Esaslar" ele alınmış ve KCK, "demokratik", "toplumcu", "konfederal bir sistem" olarak tanımlanmış; amblem ve bayrak tarifi yapılmıştır.
"Sistem yurttaşlığı" diye bir kavram kullanılmış ve "Kürdistan'da doğup yaşayan veya KCK sistemine bağlı olan herkes yurttaştır." denilmiştir. Altıncı maddede "yurttaş olma ve yurttaşlıktan çıkarılma" konusu düzenlenmiş, maddenin b fıkrasında: "Diğer uyruklardan olup da KCK yurttaşı olmak isteyen kişi, bulunduğu alanın en üst yürütme organına kendini tanıtan belgelerle başvurur"; c fıkrasında: "KCK ilke ve amaçlarına karşı ihanet suçu işleyen kişi, "Yüksek Adalet Divanı"nın kararı ve Kongra-Gel'in onayı ile yurttaşlıktan çıkarılır." ifadelerine yer verilmiştir.

İkinci bölüm "Temel Haklar, Özgürlükler ve Görevler" başlığıyla düzenlenmiştir. Bu bölümde 7/b fıkrasında: "...Tüm KCK yurttaşları, KCK sözleşmesinin tanıdığı haklardan ayrımsız yararlanır." denilmiş. Temel görevlerin sayıldığı 10/c fıkrasında: "Meşru savunma savaşı hali durumunda, yurtseverliğin bir gereği olarak yurdun, temel hak ve özgürlüklerin savunulmasına aktif katılma yükümlülüğü vardır." 10/i fıkrasında: "Her KCK yurttaşı mükellefiyeti gereği vergilerini ödemekle yükümlüdür." yazılmıştır. Metnin bütününe ve KCK örgütlenmesine bakıldığında "meşru savunma savaşı"yla Türkiye adına savaşmanın, verginin muhatabı olarak da Maliye Bakanlığı'nın kastedilmediği açıktır.

Üçüncü Bölüm "Genel Organlar" adıyla düzenlenmiş; 11. maddede açık ve net bir şekilde "Koma Civakên Kurdistan kurucusu ve önderi, Abdullah Öcalan'dır." denilmiştir. Bölümün devamında "Kürdistan Halk Meclisi"nden (Kongra-Gel) bahsedilerek, bunun "Kürdistan'ın en yüksek karar (yasama) organı" olduğu, "...KCK yurttaşlarının nüfus oranına ve komünal örgütlülük durumuna göre, hazırlanan seçim yasasına uygun olarak, iki yılda bir halk tarafından seçilen 300 üyeden" oluştuğu, "...her yıl nisan ayında olağan toplantısını" yaptığı, "Önderlik veya Kongre Başkanlık Divanı veya Yürütme Konseyi'nin talebi üzerine" olağanüstü toplandığı ifade edilmiştir. "Yürütme Konseyi"nin, "KCK'nın en üst icra organı" olduğu ve başkanının önderlik (Öcalan) tarafından görevlendirildiği, "KCK içindeki tüm kurum, örgüt, alan merkezlerini ve komiteleri koordine" ettiği, "Önderliğin ve Kongra-Gel'in kararlarını uygulamakla yükümlü olduğu", "Yargı kararlarının uygulanmasını" sağladığı, "Faaliyetleri hakkında Önderliğe düzenli rapor sunduğu" belirtilmiştir. KCK'nın kendine has bir yüksek seçim kurulunun olduğunu ve 14. madde ile bunun düzenlendiğini görüyoruz.

Beşinci, altıncı ve yedinci bölümlerde eyalet, bölge, kent, mahalle, köy ve sokak yapılarından ve bunların komün örgütlenmesinden ve işleyişinden bahsedilmiştir. Bugün Güneydoğu'da sokak sokak örgütlü olan ve Kürt toplumu üzerinde şiddete dayalı Stalinist baskı kuran altyapılar bunlardır. Tutuklananlar da bu yapının alandaki liderleridirler. Sekizinci bölüm yargıya ayrılmıştır. KCK sözleşmesinde: "... Yüksek Adalet Divanı, disiplin ve görev düzenini korumaktan görevli idari mahkemeler ve halk içindeki sorunları çözmekle görevli halk mahkemeleri olmak üzere" üç tür mahkeme vardır. Sözleşme, "Askerî alandaki suçlara askerî mahkemeler bakar" diyerek askerî yargıyı ayırmıştır. KCK sistemi "Yüksek Halk Mahkemesi" adı altında temyiz mahkemesi kurmayı da ihmal etmemiştir.

"Meşru Savunma Yükümlülüğü"nün düzenlendiği 9. bölümde "Herkes meşru savunma için hazırlıklı olmakla", "...savunmayı gerektirecek değişik haller oluştuğunda koşulların gerektirdiği direniş mücadelesine girmekle yükümlüdür" denilmiştir. Aynı bölümün 33. maddesinde savaşa veya barışa Kongra-Gel'in (yasama organı) karar verebileceği beyan edilmiştir. Meşru savunma hakkına hazırlıklı olma ne demektir? Direniş kime ve neye karşıdır? Savaş kararı parlamentolarda alınır, Kongra-Gel kimin parlamentosudur? O halde TBMM'de bulunan BDP kimi temsil etmektedir? Niye oradadır? On birinci bölümde "Ekonomik ve Mali Sistem" düzenlenmiştir. 36. maddede "PKK" adıyla bir başlık açılmış ve PKK, "... KCK sisteminin ideolojik gücüdür. Önderlik felsefe ve ideolojisinin hayata geçirilmesinden sorumludur. KCK sistemi içerisindeki her PKK kadrosu ideolojik, ahlaki, felsefik, örgütsel ve yaşamsal ölçüler açısından PKK yapılanmasına bağlıdır. ... KCK sistemi içerisinde her çalışan PKK'nin ideolojik ve ahlaki ölçülerini esas alır." denilmiştir. KCK sözleşmesinin 39. maddesinde siyasal partilerle ilgili hükümler düzenlenmiş ve, "Siyasal partiler serbest kurulurlar. KCK sisteminden çıkarılmaları ise halk özgürlük mahkemeleri kararı ile gerçekleşir. Partilerin kuruluş ve çalışma esasları siyasi partiler yasası ile ayrıca düzenlenir." yazılmıştır.

KCK sistemi aradan geçen 6 yılda organlarını oluşturmuş, çalışmaya başlamış ve bölgede kurtarılmış alanlar kurmayı başarmıştır. PKK, KCK sisteminin alt organizasyonlarından birisidir. KCK üstyapıdır, devlet şeklinde planlanmış çatı organizasyondur. Selahattin Demirtaş'ın söylediği gibi BDP başkanının KCK başkanı olması mümkün değildir. Eğer BDP, KCK hiyerarşisi içinde ise Demirtaş bu yapıda oldukça altlarda kalan bir konuma sahiptir. KCK sözleşmesinde "önder", "önderlik" şeklinde Abdullah Öcalan'a 26 defa atıfta bulunulmaktadır. Sistemin en tepesinde Öcalan vardır. Medyaya yansıyan bilgilere göre yasamanın başında Zübeyir Aydar, yürütmenin başında Murat Karayılan, yargının başında Kazi kod adlı İranlı eski bir hâkim bulunmaktadır. PKK ve alanda faaliyet gösteren diğer örgütler, militanlar, propagandistler yürütmeye bağlıdır. Baydemir'in sorgulanmasından ve kırsala götürülerek hesaba çekilen vatandaşlardan yargının da çalıştığı anlaşılmaktadır. Kongra-Gel denilen "yasama organı"nın ise belirli aralıklarla dünyanın her yerinden gelen temsilcileriyle Erbil'de toplantı yaptığı bilinmektedir.

KCK, PKK'nın sonraki safhasıdır. Toplumu dönüştürmeyi, devlet altyapısını oluşturmayı ve konjonktür müsait olduğunda devleti ilan etmeyi amaçlayan planlı ve hedefli çalışan, sofistike bir yapıdır. Bölge insanının büyük kısmının rahatsız olduğu bu yapı, silahın ve şiddetin gücüyle ciddi mesafe almıştır. Bugün KCK sistemi belirli bölgelerde vergi kesme, yargılama gibi egemenlik ifade eden eylemler yapabilmektedir.
Muz cumhuriyetleri dahil hiçbir devlet, sınırları içinde bu türden faaliyetlere izin vermez. Arkasına silahlı bir örgütü alarak yapılan hiçbir faaliyet, içinde bol miktarda "demokratik" kavramı geçiyor diye demokratik, meşru olmaz. KCK tutuklamaları karşısında medyada ve bazı aydınlarda ciddi bir savunma refleksi vardır. Bu durum, örgütün önemli bir lobi ve medya desteğine sahip olduğunu da göstermektedir.

Yrd. Doç. Dr. Mahmut Akpınar (Turgut Özal Üniversitesi)/ Zaman

Bu haber toplam 1462 defa okunmuştur
Bir kürdün rüyası
kazım kahya
Konu ile ilgili geçensen ABDURHMAN DİLİPAK bir yazı yazmıştı. BİR KÜRDÜN RÜYASI diye. O yazıdakilere ne kadarda benziyor bu yazılanlar.
12 Ekim 2011 Çarşamba 17:19
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri