Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KILIÇDAROĞLU: ERDOĞAN'DAN ÖZÜR BEKLİYORUM

26.02.2013 17:28
Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, çözüm süreci, milliyetçilik söylemleri, otoyollar ihalesi gibi gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

İşte Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları:

Bugün Başbakan Erdoğan grup toplantısındaki konuşmasının büyük bir bölümünü milliyetçiliğe ayırdı. Çünkü öyle bir laf etti ki düzeltilecek yanı yok. "Biz her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık"  Kendisini kurtarmak için elli dereden su getiriyor.Sen bu milletin önüne çıkıp özür dileyeceksin. Antropoloji bölümü var. Bir dergi tutuşturmuşlar eline dergiden söz ediyor. Git bak oraya, göreceksin. YÖK sınav açıyor. Etnik kimlik üzerinden siyasete hayır, inanç üzerinden siyasete hayır.

Ama ben her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alıyorum diyorsan. Orada dur. Bunu söyleyemezsin. Bugün düştüğü kuyudan çıkmaya çalışıyor. Neymiş? Kapsayıcı milliyetçilik anlayışı. Sevsinler senin yeni milliyetçilik anlayışını.

Git Rize'de bunu söyle dedim. Bakalım o zaman Kılıçdaroğlu ne diyecek demiş. Sen Rize'de "Ben her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım çiğnedim" diyeceksin. Rizeliler seni dinlerler kararını verirler ona göre.

AKP'nin bir özelliği var. Erdoğan'ın devirdiği çamları düzeltme görevi. Önce o bir şey söyler sonra bir sözcü kalkar açıklama yapar. Bu artık alay konusu olmaya başladı. Kimse bu son söylediğini düzeltmiyor ama.

Adamın birisi müthiş yalancı. Toplumda sevilmemeye başlamış. Ya ben arada bir konuşuyorum ama dozu kaçıyoprum. Sen yanımda ol benim söyleidklerimi düzelt. Bir köy kahvesinde konuşmuş. Bir ok attım kebap oldu. Düzeltmen demişkki, ok kuşa değdi, okla kuş kayaya çarptı, kuş kebap oldu.

Yine başlamış konuşmaya bu kez kendisini alamamış. Bir ok attım helva oldu demiş. Yanındaki adam da demiş ki... At dedim ama bu kadar da desteksiz atma demiş.

Hatırlarsanız bu Türkiye Cumhuriyeti topraklarını NATO toprakları olarak tanımlamıştı. Sen kendi ülkenin toprağını, sen nasıl bu NATO toprağı olarak nitelendirirsin. Sesi çıkmadı, tık yok o konularda.

BDP heyeti önce Sinop'a sonra Samsun'a gitti. Olaylar çıktı. Grup toplantısına geliyor ilk yaptığı iş CHP'li belediye başkanını suçlamak oluyor. Daha önce söylemiştim. Yalancıdan Başbakan olmaz. Yalan söyleyen adamdan bu ülkeye hayır gelmez.

Sen Başbakan'sın, vali emrinde. Açarsın valiye sorarsın, bu olayları kimler çıkardı? İçişleri Bakanı'na sorarsın. Arzu edersen Sinop Belediye Başkanı'na sorarsın. Onları hiç aramıyorsun. Oturuyorsun belediye başkanımızı açıkça suçluyorsun. Bir Başbakan'a yakışır mı bu? Sen ülke yönetiyorsun. Benim belediye başkanım asla ve asla siyasal ayrım yapmıyor. Belediye Başkanımız Samsun'da, Sinop'ta çıkan olaydan dolayı CHP'yi sorumlu tutuyor. Bunu yapan adama herhangi bir ülkede Başbakan denilemeyeceğini öncelikle bu kişinin öğrenmesi lazım.

CHP'li belediyeler ihalede PKK'ya para aktarıyor demişti. Hangi ihalede para aktarıldı. Senin CHP'den iki kez özür dilemeni bekliyorum. Bir Sinop olayı, iki CHP'li belediyeler PKK'ya para aktarıyorlar dediğin için açıkça özür bekliyorum senden. Özür dilemek erdem işidir. Özür dilemek şerefli insanların işidir. Olgunluk işidir.

Bakın BDP'li milletvekili çıktı. Bizim belediye başkanından özür diledi. Yanlış yapmışız dedi. Sen Başbakan'sın çık aynı olgunluğu göster, açıkça özür dile.

Bugün grup toplantısında arkadaşlarım dinlemişler. BDP'liler gittiler Abdullah Öcalan ile görüştüler. Dediler ki, "PKK'nın da elinde tutsaklar var devletin de elinde tutsaklar var" Çok önemli bir cümle. PKK'nın elindeki tutsakları biliyoruz. Sayın Başbakan'a bütün milletin önünde soruyorum. Türkiye Cumhuriyet hapishanelerinde tutsaklar var mı yok mu? Çık bunu açıkça söyle bize, kim bunlar?

Milletin bilgi sahibi olmaya ihtiyacı var. Sen Başbakansın. Hiç bir başbakan kendi ülkesini aşağılamaz. Ben soru soruyorum, elli dereden su getiriyorsun. Ağzından çıkan sözün artık sen esirisin.

Erdoğan ilginç birşey daha söyledi. Biliyorsunuz özelleştirme yapılmıştı otoyollarla ilgili. "Biz bir çalışma yaptık, rakamlar çok yüksek diyor. Ben bunu verirsem vatana ihanet ederim" diyor. Çok önemli bir cümle.

Şimdi sayın Başbakan'a soruyorum. TEKEL'in içki bölümü 2004'te AKP döneminde, Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken 292 milyon dolara özelleştirildi. İki yıl sonra, 292 milyon dolara satın alan şirket yüzde 90'ını 810 milyon dolara sattı. 810 milyon dolara alan da bunu 2011 yılında 3,3 milyar dolara sattı. Burada vatana ihanet var mı yok mu?

Balıkesir SEKA. Değeri 51,2 milyon dolar. AKP hükümeti döneminde kendi yandaşlarına 1,1 milyon dolara satıldı. Bu satışta vatana ihanet var mıdır yok mudur?

TELEKOM üç yıllık karına satıldı. Hala TELEKOM sözleşmelere aykırı olarak gayrimenkulleri satıyor. Üç yıllık karına bir şirketi, Türkiye'nin en değerli şirketini özelleştirdin. Satın alanlardan birisi de Arabistan'da bir posta kutusunu adres vermişti. Burada vatana ihanet var mıdır, yok mudur?

Seydişehir Alimünyim tesisleri. Özelleştirildi, bir de baraj ikramiye olarak verildi. Soru şu. Bu özelleştirmede vatana ihanet var mıdır yok mudur?

TÜPRAŞ. TÜPRAŞ'ın yüzde 65.76'lık hissesi, 13 Ocak 2004'te ihaleye çıktı. 1,3 milyar dolara, bir tabela şirketine satıldı. Onayladı bunu. Satışların tamamının altında Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası vardı.

Ali Babacan, ihalede düzgün fiyat oluştu. PETROL-İŞ mahkemeye gitti, bu ihalenin iptal edilmesi lazım. Yargı iptal etti. 9 Şubat 2004. 12 Eylül 2005. Bir yıl sonra bu kez yüzde 51'lik hisse ihaleye çıktı. 1,3 milyar dolara değil 4,1 milyar dolara özelleştirildi.

Onaylayan mı vatana ihanet ediyor, bu ihaleyi iptal ettirip Türkiye'ye üç milyar dolar kazandıran sendika mı vatana ihanet ediyor?

Bu haber toplam 1464 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri