Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kılıçdaroğlu: "Halk TV bizim değil!"

08.06.2013 02:40
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Samanyolu Haber TV'de "bizim bir televizyon kanalımız yok" dedi...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara ilişkin, "Arzumuz gerginliklerin sona ermesi, daha huzurlu bir ortamın olması, normal günlük hayatın devam etmesi. Ama yaşanan tablonun bize gösterdiği, Sayın Başbakanın çıkışları, sanki böyle bir olayı benimsememiş, huzur istemiyor, tam tersine 'toplumda gerginlik yaratacağım, gerginlikten bir şeyler çıkaracağım, nemalanacağım' gibi bir havası var. O nedenle biraz umutsuz bakıyorum, keşke sorun çözülebilse" dedi.

Kılıçdaroğlu, S Haber'in canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Taksim Gezi Parkı'ndaki olayların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, ortaya çıkan taleple, bu talebe verilen yanıt arasındaki dengesizliğin gerginliği yarattığını savundu.

Başbakanın daha yumuşak bir tavır takınması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Sayın Başbakan, yurt dışında veya Türkiye'de böyle meydan okuyan, halkı küçümseyen, 'ben istediğimi yaparım, sizler kim oluyorsunuz' şeklinde onları aşağılayan bir dil kullanan bir süreci bırakmadığı sürece, öyle anlaşılıyorki bu olaylar devam edecek. Arzum şu, bir siyasetçinin halkıyla barışık olması lazım. Yani Başbakanın, halkla konuşurken, halkı kucaklayan daha samimi bir dil kullanması gerekir. Eğer siz dilinizi sertleştirirseniz, karşıdaki kişileri ajite etmiş olursunuz. Daha sert tepki vermelerine yol açarsınız. Başbakanın sert konuşması bürokrasiye de yansıyor, polis de sertleşiyor. Dolayısıyla bu sertlikten vazgeçmek gerekiyor. İlk yapılması gereken bu. Eğer bunu Başbakan yaparsa eminim bu olaylar bir süre sonra sona ermiş olur."

Taleplerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, sağduyunun egemen olmasının ise herşeyden önce kendilerinin işine geleceğini söyledi.

"Toplumdaki gerginlik, siyaseti de gerer" diyen Kılıçdaroğlu, "Arzumuz gerginliklerin sona ermesi, daha huzurlu bir ortamın olması, normal günlük hayatın devam etmesi. Ama yaşanan tablonun bize gösterdiği, Sayın Başbakanın çıkışları, sanki böyle bir olayı benimsememiş, huzur istemiyor, tam tersine 'toplumda gerginlik yaratacağım, gerginlikten bir şeyler çıkaracağım, nemalanacağım' gibi bir havası var. O nedenle biraz umutsuz bakıyorum, keşke sorun çözülebilse. Keşke hiçbir olay olmasa, herkes huzur içinde, sokağında, caddesinde günlük yaşantısını sürdürse, Gezi Parkı yerinde kalsa..." ifadesini kullandı.

"Onların söylemek istediklerini herkes anladı mı?" yönündeki bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, "Bence herkes anladı, bir kişi hariç. O da Sayın Başbakan. O anlamadı, hala anlamamakta direniyor. Toplumda sağduyu sahibi olan herkes bu olayı anladı" dedi.

Eylemlerin "Arap Baharı" eylemlerine değil de Batı'daki eylemlere benzediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, demokrasi ve özgürlük taleplerinin bu tür eylemlerle dile getirildiğini söyledi.

Gezi Parkı'yla ilgili ilk açıklamayı Başbakanın yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, "Bunun kararını verecek Belediye Başkanı ve Meclis üyeleri. Başbakanların imar planlarına müdahale yetkisi yoktur. Yargı kararına rağmen 'hayır ben buraya yapacağım' diyorsunuz. Ben eminim, haklı çıksın diye yarın oradaki yargıçları da değiştirecektir. Kendi yargıçlarını atayacaktır oraya. 'Onay versinler' diye. Bunlar doğru değil. İstanbul'la ilgili kararı belediye meclis üyeleri verir" ifadelerini kullandı.

Gezi Parkı dışında Taksim'de yeşil alan kalmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "İstanbul'da otel yapılacak yer mi yok? Neden meydanları, yeşillikleri yok ediyorsunuz. İstanbul'da yeşil alan kalmadı. Bırakın orası kalsın. Küçücük bir yer insanlar orada nefes alıyorlar" diye konuştu.

"Eylemlerin neden diğer illere yayıldığı" yönündeki bir soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, "10 yıldır toplumun üzerinde baskı var. Hükümet doğrudan yurttaşların yaşam tarzına müdahale ediyor. Gençler bunu kabul etmiyor, toplum da kabul etmiyor. Küçücük bir alevdi orası. Gezi Parkı'na müdahale edildi ama orantısız müdahale edildi, gencecik çocuklar dövüldü, gaz sıkıldı, panzerler sürüldü... Neredeyse 36 saat Taksim'e biber gazından girilmedi. Sanki bir düşman ülkesine giriyorsunuz gibi. Toplumun vicdanı ayağa kalktı, kabul etmedi artık. 76 ilde eylemler olmuş. Bana dokunma, özel yaşamıma karışma diyor. Birikmiş olan enerjinin aslında toplumda boşaltılmasıdır" değerlendirmesini yaptı.

"EYLEMCİLERİN TERTEMİZ ALINLARINDA ÖPÜYORUM"

"Mala zarar verilmesini" doğru bulmadığını belirten Kılıçdaroğlu, güvenlik güçlerinin kim mala zarar veriyorsa, gözaltına alnıp yargıya teslim etmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Twitter'daki paylaşımları nedeniyle gözaltı olaylarını ise eleştirdi.

"Eylemcilere çağrınız var mı?" denmesi üzerine ise Kılıçdaroğlu, "Eylemcilerin tertemiz alınlarından öpüyorum. Onlara şunu söylüyorum, haklı talepleriniz var, bunları dile getirin. Haklı taleplerinizi toplumun kabul ettiği haklı eylem türüyle dillendirin. Toplumun büyük kısmı size destek veriyor, siz taleplerinizde haklısınız, ne olursunuz şiddetten uzak durun" ifadesini kullandı.

"Eylemler nereye kadar devam eder?" sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Sayın Başbakan çıkıp diyecek ki 'Tamam biz buraya Topçu Kışlası, alış veriş merkezi yapmayacağız...' diyecek, sorun büyük ölçüde bitecek. Orada Topçu Kışlası yok. Ben merak ediyorum, 10 yıllık dönemde tarihi eserlerin yerine, sarayların üzerine bina yapıldı. Ne oldu? Gazetelerde boy boy fotoğrafları çıktı, hiç sesi çıkmadı, olmayan bir Topçu Kışlası'nı yapacağım diye ortaya çıktı. Neden? Sonra otel yapacağım dedi. Ben merak ediyorum, birilerine söz mü verdi. Nereden çıktı bu?"

Olaylar sırasında şehit olan polise Allah'tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Yakınlarına başsağlığı dileriz. Her yurttaşın başısağolsun. Güvenlik güçleri, bizim güvenlik güçlerimiz, o çocuklar bizim çocuklarımız. Saldırısız ve silahsız, demokratik taleplerini dile getirenler nasıl bizim çocuklarımızsa bu ülkede görev yapan polisler de bizim çocuklarımız. Onlar kardeşler. Onları karşı karşıya getiren siyasi anlayışa bizim itirazımız var. Polislerin çok zor koşullarda görev yaptığını biliyorum. O polisler gönüllü mü biber gazı sıkıyor? Onlara talimat veriliyor. Bizim muhatabımız ne polistir, ne de Gezi Parkı'nda eylem yapanlardır. Bizim muhatabımız polisle, eylemcileri karşı karşıya getirip orantısız güç kullanılmasına yol açan siyasi otoriteridir."

Darbe girişimi iddialarını doğru bulmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, eylem yapan gençlerin darbe kuşağında yetişmediklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Hükümeti devirme gibi niyetleri yok. Bu insanların talepleri o kadar masum ki getirip hükümete verdiler zaten. Bunlar küresel çocuklar, küresel kültürü almışlar, kendine özgü dilleri var, hayatı böyle görüyorlar. Zorlukları mizahla aşmaya çalışıyorlar, bunlar demokrasi ve özgürlük istiyorlar. Beraber yaşamak istiyorlar. Namaz kılanla diğer genç yan yana, bir birlerine destek oluyorlar" diye konuştu.

"EĞER SİZ DAYATMA KÜLTÜRÜNÜ ESAS ALIYORSANIZ HALK DA İSTİFA İSTER"

Demokrasilerde bir Başbakanın "tahakküm" sözcüğünü kullanamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, azınlığın talepleri olabileceğini, bu talebin de vatandaşların hakkı olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, bu tarz düzenlemeler sırasında halkın da karar alma mekanizmalarının içine sokulması gerektiğini bildirdi.

"Eğer siz dayatma kültürünü esas alıyorsanız halk da istifa ister" diyen Kılıçdaroğlu, siyasi otoritelerin böyle tepkilere kulak vermesi gerektiğine işaret etti.

Kılıçdaroğlu, tam anlamıyla demokrasinin oturması için darbe yasalarının değişmesi gerektiğini belirterek, "4 yılda bir sandığa gidip oy atmak demokrasi değildir. Demokrasinin sadece küçük bir parçasıdır. Demokrasi farklı bir kavramdır. Demokrasi güçler ayrılığıdır, medyanın özgürlüğüdür, bireysel hak ve özgürlük alanının genişletilmesidir, kişinin özel yaşamına müdahale etmemektir. Demokrasi istiyorsanız önce askeri darbeler döneminde çıkmış yasaları değiştireceksiniz" değerlendirmelerinde bulundu.

"BAŞBAKAN'LA GÖRÜŞMEYİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?"

"Başbakanla görüşmeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Hayır, sayın Başbakan görüşmek isterse elbette kapımız açık ama benim iktidarın hükümet etme anlayışından kaynaklanan endişelerimi bu ülkenin Cumhurbaşkanıyla paylaşmam benim en doğal hakkımdır, görevimdir ve aynı zamanda sorumluluğumdur. Çünkü ben kendi ülkemde çatışma istemiyorum. Kendi ülkemde, bütün yurttaşların barış ve huzur içinde yaşamasını istiyorum, bu ülkede hoşgörü istiyorum. Diyalog dediğimiz bir kavram var. Diyalog, oturup konuşma varken neden çatışma? Bizim bunları kaldırmamız lazım. Oturacağız iki uygar insan gibi konuşacağız. Toplumun sesini, taleplerini dinleyeceğiz" diye konuştu. 

CHP'nin bu eylemlerin hiçbir yerinde olmadığını, eylemlerin, CHP'nin eylemleri gibi algılanmasını istemediklerini belirten Kılıçdaroğlu, CHP milletvekillerinin Taksim Gezi Parkı'ndaki eylemcilerin isteği üzerine, polisle diyalog sağlanabilmesi amacıyla oraya gittiklerini anlattı.

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, sosyal medyada hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu ve bunları nasıl değerlendirdiği sorusuna ise Kılıçdaroğlu, kimsenin küfretmeye, hakaret etmeye hakkı da yetkisi de olmadığını söyledi.

Protestocuların, CHP "eylem yapın" dedi diye eylem yapmadığını, "bırakın" dediklerinde de bırakmayacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Eğer benim söylediğimle eve gideceklerse buradan söyleyelim herkes evine gitsin, rahat etsin. Niye olmasın? Herkes evine gitsin, annesi yemek yapmıştır huzur içinde yemeğini yesin, arkadaşlarıyla sokakta şakalaşsın, sinemaya, tiyatroya gitsin, yüzsün, kitap okusun, üniversite öğrencisiyse dersine devam etsin, sınavlar geliyor sınavlarına hazırlansın. İsteriz kim istemez bunları. Bırakabilirler de... Biz eylem yapın dedik diye eylem yapmadılar, biz eylemi bırakın dediğimiz zaman da eylemi bırakmazlar. O onların kararları. Bizim arzumuz şu: eylem yapıyorlarsa kimseye zarar gelmesin, onlara da kimse zarar vermesin. Bir arada yaşasınlar orada huzur içinde" ifadelerini kullandı.

"BİR TV KANALINI FİNANSE ETMEK, SAHİP OLMAK GİBİ BİR DÜŞÜNCEMİZ YOK"

Kılıçdaroğlu, olaylar üzerinden siyaset yaptığı, olayları seçim malzemesi olarak kullandığı yönündeki eleştirilere ise siyasetçi olduğunu, sorulan sorulara cevap vermesi gerektiğini, inandığı şeyleri söyleyeceğini belirtti. 

Borsanın her sert söylemden sonra düştüğüne, faizlerin yükseldiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, Başbakanın isterse buna neden olduğunu iddia ettiği faiz lobisini darmadağan edebileceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Taksim Gezi Parkı'ndaki olayların İstanbul'daki yerel seçimleri de etkileyeceğini savundu.

Gelecek seçimlerde İstanbul'u almaya kararlı olduklarını, adayı da halka sorarak belirleyeceklerini bildiren Kılıçdaroğlu, "İstanbullu'ya güven vermeye, sorunları çözmeye kararlıyız. Fazla değil 5 yıl içinde sosyal demokrat bir belediye başkanının yönettiği İstanbul'u görsünler" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, CHP'ye ait bir TV kanalından eylemlere destek veren yayınlar yapıldığı yönündeki bir soru üzerine, kendilerine ait bir televizyon kanalının olmadığını, bunu finanse edecek paralarının bulunmadığını belirterek, "Bir tv kanalını finanse etmek, sahip olmak gibi bir düşüncemiz yok" dedi.

"BENCE CUMHURBAŞKANI OLMAZ..."

"Bu olayların Başbakanın, Cumhurbaşkanı olmasını engellemek için yapıldığı" yönünde görüşler olduğunun dile getirilmesi üzerine ise Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha uzun bir süre olduğunu söyledi. 

"Daha Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı bile belli değil. Söyledi mi 'ben adayım' diye. Söylemedi. Ama medya yazıp çiziyor, havaya soktular Erdoğan'ı" diyen Kılıçdaroğlu, "Sizce olmaz mı?" sorusu üzerine ise "Bence olmaz. Kendi gençliğine, bir siyasetçi 'kininizi unutmayın' derse, o kişiden cumhurbaşkanı olmaz. Bir siyasetçi kendi halkının yüzde 50'sini karşıt görürse, diğer yüzde 50'sini de yandaş görürse o kişiden cumhurbaşkanı olmaz. Cumhurbaşkanlığı birleştirici makamlardır, ayrıştırıcı değil. Siyasetin dili birleştirici olmalı. Siyasetçi bütün yurttaşları kucaklamalı" yanıtını verdi.

ÇÖZÜM SÜRECİ

CHP'nin çözüm sürecine neden destek vermediği yönündeki bir soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, "Bilmediğimiz bir sürece nasıl destek vereceğiz, biz bir siyasal partiyiz, ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Barışa evet, terör bitti diye niye dizimize vuralım. Süreç nedir, hangi taahhütlerde bulunuldu bilmiyoruz. Şunu çok net söyledim, 76 milyonu Abdullah Öcalan'ın ağzına bakar hale getirdiler, bu doğru değil. Süreçle ilgili 76 milyonu bilgilendiren Murat Karayılan. Siz bir Türkiye'de bir siyasi partinin genel başkanı olsanız bunu doğru bulur musunuz? Ben doğru bulmuyorum" diye konuştu.

Bir soru üzerine Hükümetin Suriye politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu, Beşşar Esed'le hiç görüşmediğini ve kendisini tanımadığını söyledi. Suriye'ye demokrasi gelmesini istediklerini bildiren Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman Esed'i savunmadıklarını da kaydetti.

Üçüncü köprüye verilecek isimle ilgili bir soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, "Toplumun değerlerine saygı duymamız gerekiyor. Toplumu rahatsız edici ifadelerden tanımlamalardan uzak durmamız gerekiyor. Seçici olmak lazım isim verirken, daha dikkatli olmak lazım. Toplumun her kesiminin kabul ettiği bir isim olabilirdi" görüşünü savundu.

Bu haber toplam 3524 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri