Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kurtulmuş'tan 5 maddelik kurtuluş planı

05.11.2011 18:32
HAS Parti Genel Başkanı Kürt sorununun TBMM’de siyasilerce çözülmesi gerektiğini söylerken, hükümete 5 maddelik bir plan önerdi.

Ben Başbakan olsam hiç ayırt etmeksizin, önce yakılıp yıkılan köylerin, evlatlarını her şekilde yitirenlerin, faili meçhullerin yakınlarının, şehit ve yaralı ailelerinin hepsinden ayrım yapmaksızın en başta bütün milletten özür dilerdim!”

 
“Her ili kendi İl Genel meclisi ve Belediye meclisi yönetsin, adem-i merkeziyet uygulamasına geçilsin”
 
“Ekonomik ve Sosyal telafi programları uygulamaya konulup GSMH’nın her yıl yüzde 2’si (20 Milyar dolar) bu bölge için harcansın”
 
Başbakan felaket bir savrulma içinde. Hükümet bir dediğinin ertesi gün tersini söylüyor. Başbakana ve hükümete batı yön veriyor. Onlar ne diyorsa, Batı ne diyorsa, Libya’da, Suriye’de ve diğer ilişkilerde batının dediğini yapıyor”
 
İsrail ile “one minut”tan sonra ne oldu? Türkiye UAEK’da neden İsrail’in nükleer kapasitesi oylanırken çekimser kaldı? İsrail’in üye olamadığı OECD’ye kabulü için oy vererek İsrail’e 1967 Arap-İsrail savaşından bu yana en büyük siyasi-ekonomik-diplomatik zaferi hediye etti”
 
“Tony Blair, TBMM’de konuşurken ‘Siz yeni Osmanlısınız’ demişti. Ne oldu da İngiltere, 100 yıl önce yıktığı, parçaladığı Osmanlı’nın yerine şimdi yenisini koyuyor. Bir düşünün? Önce ‘eksen kayması’ diye Başbakanı ve hükümeti köşeye sıkıştırdılar, şimdi de ‘Osmanlısınız’ diye istedikleri noktaya getirip, istediklerini yaptırıyorlar.”
 
“Füze Kalkanı radar sistemi Türkiye’yi kime karşı koruyacak? İran mı, Suriye mi kim Türkiye’ye saldıracak? Türkiye’yi hedef ülke yaptılar. Bizi ilgimiz olmayan bir savaşın alanı haline getirdiler”,
 
“Ekonomik kriz yakında! Hükümetin uyguladığı model 2002’den beri Derviş-Fischer modeli. Amaç Türkiye’yi küresel pazara entegre etmek. AKP Hükümeti Cari açığı, tek başına tüm cumhuriyet döneminin üç buçuk katına çıkarttı. Cari açık hükümetin uluslar arası sisteme verdiği siyasi rüşvettir.”
 
“Medya üzerinde siyasetin yoğun baskısı var. Demokrasi böyle işlemez. Tek sesli medya, hükümetin de aleyhine. Böyle bir yapıda, AKP ve hükümet kendini denetleyemez, kontrol edemez.”
 
Halkın Sesi Partisi (HAS Parti) Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, 12 Haziran seçimlerinden önce medyanın yüzde 80’i AKP’li iken, seçimler sonrası medyanın yüzde 95’inin AKP’li olduğunu, iktidarın kontrolüne girdiğini öne sürerek “Tek sesli medya, sindirilmiş üniversite olmaz. Demokrasi gelişecekse, medya üzerinde siyasi baskı olmaz. Bu medya yapısı, hükümetin de aleyhine, kendini kontrol edemez, denetleyemez” dedi.
 
HAS Parti Genel Merkezi’nde korhaber.com’dan Duransel Doğan ve Zülfikar Doğan’a özel açıklamalarda bulunan Numan Kurtulmuş, hükümeti batının yönlendirdiğini Libya, Suriye, İran, Füze Kalkanı vb. gibi konularda, Başbakanın büyük ve felaket ciddi bir “savrulma” içinde olduğunu ifade ederek, ekonomik krizin kapıya dayandığını savundu.
 
Mütevazılığının yanı sıra, insancıl ve sıcak yaklaşımları da somut bir şekilde gözlenen HAS Parti Genel Başkanı bir dönem aynı siyasi çizgide ve birlikte siyaset yaptığı Başbakanı ve AKP hükümetini gerek ekonomik, gerek siyasi, gerekse dış politika ve yönetim tarzı açısından samimi bir şekilde eleştirmekten geri durmadı.
 
Kurtulmuş Kurban Bayramı’nı Van ve Erciş’te geçireceğini, depremzedelerle birlikte olacağını ve kurbanını da depremzedelerle keseceğini kaydetti.
 
HAS Parti, Siyasi ve Stratejik Araştırma ve Geliştirme’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Eski Maliye Müsteşarı Hasan Basri Aktan’ın da katıldığı görüşmede, Genel Başkan Kurtulmuş görüş ve değerlendirmelerini Korhaber okurlarıyla paylaştı.
 
HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’a yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:
 
Özellikle KCK tutuklamaları, terördeki tırmanış, Türkiye’nin gündeminde yoğun biçimde tartışılıyor. Hükümetin Kürt Açılımı bir anda bambaşka bir noktaya geldi. Başbakan ise muhalefetin sadece eleştirdiğini, çözüm önermediğini söylüyor. Sizin Kürt sorunu ve terörün sonlandırılması konusundaki değerlendirmeleriniz nedir?
 
Demokratik Açılım, Kürt Açılımı aslında doğru bir süreçti. Ancak bu süreç iyi yönetilemedi. Birisi sorunu çözmek istiyor gibi görünüyor, bazı siyasi partiler çözümsüzlüğün devamını istiyor. Önce şuna karar vermeliyiz, bu sorunu çözmek istiyor muyuz, çözmek istemiyor muyuz?
 
2009’da Demokratik Açılım uygulamaya girdiğinde, o dönemde bölgedeki pek çok ili gezdim. İnsanlar mutlu, umutluydu. Artık çocukların, gençlerin ölmeyeceğine, huzurun geleceğine inanmaya başlamışlardı. Güzel bir hava vardı. 2011 Haziran’ında ne oldu. Durum çok farklı hale geldi. Karamsarlık, kinin, düşmanlık yükseldi. Ne oldu? İki yılda algı bu kadar tersine dönemez.
 
İster doğu meselesi, terör meselesi, Kürt meselesi ne derseniz deyin, herkes çözüm istiyor ama iktidar ne yapacağını bilmiyor. MHP-CHP bir şey söylemiyor. DTP o dönemde yani Açılım Politikası’nın devreye girdiği dönemde Öcalan’ın odası, sağlığı vb. konuları ine çıkarttı. Adeta “kapatılmak” için her şeyi yaptı. Çözüme yönelik bir katkı vermedi.
 
Bizim bu konuda beş maddelik bir çözüm planımız var ve bunun sorunu kökten halledeceğine inanıyoruz.
 
HAS Parti’nin bu 5 maddelik çözüm planı neleri içeriyor?
 
Bir kez Anayasal Vatandaşlık tanımını yapmamız lazım. Öncelikle kapsamlı Ekonomik Telafi programının devreye sokulmasını öneriyoruz. Milli Gelirin yüzde 2’sinin ( 20 milyar dolar) her yıl bu bölgeye harcanmasını ekonomik durumun düzeltilmesi için çaba harcanması gerektiğini düşünüyoruz.
 
1985-87 döneminde gündeme gelen Adem-Merkeziyet uygulamasının devreye sokulması her ilin kendisini yönetmesini düşünüyoruz. Her ilin Belediye Meclisi-İl Genel meclisi o ili yönetsin. Para nereye harcanacak, ilin ihtiyaçları nedir onlar karar versin. Kaç okul yapılacak vb. Tabii Merkezi idare yine kendi yapması gerekeni, yolu, barajı, köprüyü, otoyolu, hızlı treni vs. ne yapacaksa yapsın ama yönetimi her ilin kendisi yapsın. Bölgede Kalkınma Ajansları falan var ama bunlar DPT’nin şubesi gibi çalışıyor. Ortaya somut bir şey konulamıyor.
 
İkincisi Sosyal Telafi Programı. Terörle mücadele diye, köyler boşaltılmış, tarlalar boş, hayvancılık ölmüş, tarlalar ormanlar yakılmış. Hasat dönemi bir gidin bölgedeki illere saatlerce yol boyu boş ekilmemiş tarlalar görüyorsunuz. Bunları yeniden hayata geçirecek, bölgede halkın sosyal refahını yükseltecek programı devreye sokmayı teklif ediyoruz.
 
Bir başka önerimiz Diyarbakır Cezaevi’nin bir Adalet Müzesi’ne dönüştürülmesi. Ben Başbakan olsam terörle mücadele şu veya bu değil her şeyden önce ve ilk olarak, çocuğunu, evladını kaybedenlerden hiç ayrım yapmaksızın kim olursa olsun, faili meçhul cinayete uğramışların yakınlarından, yaralıların, şehitlerin ailelerinden hepsinden ilk olarak ve öncelikle ÖZÜR dilerim.
 
Planımızın bir diğer ayağı Göçün Geri Döndürülmesi. Batman, Diyarbakır, bölgedeki pek çok ilin nüfusunda patlama yaşanıyor. Terör veya köylerin boşaltılması, mezraların, tarlaların yakılması nedeniyle halk önce köyünden, evinden barkından bu illere göç ediyor. Bu illerde büyük nüfus yığılmaları, sefalet var. Daha sonra durumunu biraz düzelten bu defa Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Mersin vb. illere göç ediyor. Bu insanlara bulundukları, yaşadıkları yerlerde köylerinde, illerinde huzurla hayatlarını idame ettirebilecekleri imkanlar sağlanmalı göçün tersine, geri döndürülmesi başarılmalı.
 
Beşinci olarak da şu tespiti yapmak lazım. Terör sadece PKK’nın işi değil. Uluslararası terör, uluslar arası istihbarat örgütleri, bunların desteği, hem istihbarat, hem silah, hem lojistik desteği var. Olaylara bakın, Aktütün, Hantepe, Dağlıca, Çukurca ve diğer saldırıları hepsi birbirinin kopyası. Uluslararası destek var. Sadece güvenlik güçleriyle terörü önleyemezsiniz. En büyüdüğü zaman bile toplamı 4 bini ancak bulan elemanı olan bir PKK’yla dünyanın en büyük ordularından birisi olan TSK 30 yıldır baş edemiyor. Rutin operasyonlar düzenleniyor.Çözüm için öncelikle dil, kirli savaş dilinden kurtulmalı. Savaş, vahşet, intikam, vb. kirli dilden kurtulunmalı. Türk-Kürt gönüllüleri katkı vermeli. Kürt meselesi ancak rızaya dayalı gönüllü birliktelik içinde çözülebilir. Ve nihayet sorunun çözüm yeri dağlar, sokaklar, Genelkurmay Karargâhı değil. Çözüm yeri TBMM’dir. Çözecek olan da siyasettir. Çözüm siyasi akıl gerektirir. Demokratik Açılım politikası, bu iş ne siyasi iktidar için risk, ne de muhalefet için istismar konusu olmamalı.
 
 
Duransel Doğan-Zülfikar Doğan/KORHABER 
Bu haber toplam 1800 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri