Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Meclis'te mafya transferi!

13.11.2011 08:02
Çiller’in danışmanı Memduh Bayraktaroğlu: ''Özer Çiller evimde buluştuğu Sedat Peker’den 17 vekili DYP’ye getirmesini istedi'' dedi.
Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade veren Memduh Bayraktaroğlu, Özer Çiller ile Sedat Peker’i evinde buluşturduğunu söyledi. Buluşmada Özer Çiller, Peker’den Anavatan Partisi’nden (ANAP) 17 milletvekilini DYP’ye getirmesini istemiş.
 
Siyaset mafya ilişkisini bütün çıplaklığı ile ortaya koyan buluşma 2001 yılında gerçekleşti. Özer Çiller, eski Başbakanlardan Tansu Çiller’in siyasi danışmanlığını yapan Memduh Bayraktaroğlu’ndan Sedat Peker’le bir buluşma ayarlamasını talep etti. Bu talebe önce şaşırdığını söyleyen Bayraktaroğlu, buluşmayı Taraf’a anlattı: “Bir gün Özer Çiller bana ‘Sedat Peker seni çok seviyormuş’ dedi. Ben de ‘kendisinden bir şey talep etmem, o nedenle sever’ dedim. Bunun üzerine ‘kendisiyle buluşmak istiyorum’ dedi. Özer Çiller’in kafasında ANAP ve MHP’li vekiller için bir plan vardı. Bu buluşma isteğini Sedat Peker’e anlattım. O da ‘senin evinde olursa görüşürüm’ dedi. Benim Caddebostan’da bulunan evimde, Özer Çiller, Peker’e ‘senin Anavatan Partisi içinde 15-17 kişi ile samimiyetin varmış. Bunların finansmanını sen ve çevren yapmış. Bunları oradan alıp DYP’ye getirebilir misin’ diyerek teklifte bulundu. Bu konuşma üzerine Sedat Peker, ‘Benim o kadar gücüm yok ama dostlarım var. Sizin hatırınız için görüştürürüm’ diye cevap verdi. Evimde yapılan bu konuşmadan sonra DYP’ye, başta Eyüp Aşık olmak üzere üç-dört milletvekili geldi ama arkası gelmedi. Özer Çiller’in DYP’yi Sedat Peker üzerinden canlandırma planı da suya düştü.”
 
“Ben katil değilim”
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde talimatla alınan ifadesinde bütün bunları anlattığını söyleyen Bayraktaroğlu şöyle devam etti: “Özer Çiller gittikten sonra Peker’e, ‘Neden benim evimde buluşmak istediniz’ diye sordum. Sedat, ‘Abi bu devlet bana bunların başbakanlığı döneminde, Halis Toprak’ı öldürmem için teklif getirdi. Beni katil mi sandılar, bana katil gözüyle bakan bir adamla ben başka bir yerde nasıl görüşeyim’ diye cevap verdi. Aslında ben bu olayı yıllar önce Halis Toprak’ın damadı Emre Dildar’dan duymuştum. Emre Dildar bir gün yemek yerken bana ‘Bizim ağayı öldürecekler. PKK’ya para yardımı yapıyormuş. Milyonlarca dolar para istediler’ diye konuştu. Ben de ‘bir şey yapamam’ diye cevap verdim. Bir sonraki buluşmada Dildar, ‘Ağa parayı ödedi ve kendini listeden sildirdi’ dedi. Peker’in anlattıkları ile Halis Toprak’ın damadının söyledikleri birbirini tutuyordu. Ben de bu olaya 2005 yılında yazdığım ‘Çillerli Yıllarım’ isimli kitabımda yer verdim. Kimse benden o zamandan bu zamana bu konuyla ilgili ifade vermemi istemedi. Şimdi ifademe başvuruluyor.”
 
KGB toplantılarına Özer Çiller giriyordu
Tansu Çiller’in Başbakanlığı döneminde Milli Güvenlik Kurulu kararıyla, terörle mücadele için Kamu Güvenliği Birimi (KGB) kurulduğunu iddia eden Bayraktaroğlu şunları kaydetti: “Yasallaşması dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel engeline takıldı. Demirel, ‘İkinci bir Hamidiye Alayları vakası mı yaratacaksın’ diyerek Çiller’i reddetti. Fakat illegal olarak zaten KGB kurulmuştu ve işlemeye devam etti. İnfaz listelerini ise askerler ile MİT ortak yaptı. Amaç PKK’nın finans kaynağını yok etmekti. Bunu da infazlarla başardılar. Öldürdüklerinin dışında ayrıca işadamlarından ‘listede adın var’ diyerek para alıyorlardı. Halis Toprak bunun bir örneğidir. Türkiye’deki uyuşturucu trafiği bu infazlarla el değiştirdi. Kendi kontrollerine geçti. Toplantılarına Tansu Çiller’in yerine Özer Çiller katılıyordu. Bu toplantılarda alınan kararların hepsinin Tansu Çiller’e söylenip söylenilmediğinden emin değilim.”
 
Uyuşturucu cirosu 50 milyar dolar
Uyuşturucu trafiğinin el değiştirmesinden sonra, Türkiye’den yılda 50 milyar dolarlık uyuşturucunun geçtiğini Emniyet’te söylediğini anlatan Bayraktaroğlu, “İlk aşamada uyuşturucu işinde olduklarını düşündükleri Behçet Cantürk gibi Savaş Buldan gibi isimleri öldürdüler. Sonrasında illegal olarak faaliyet gösteren KGB’nin tamamen kontrolüne geçti bu trafik. 50 milyar dolarlık uyuşturucu trafiğinin 25 milyar doları bu grubun kontrolüne geçti. KGB hiçbir zaman resmi olarak var olmasa da maaşları örtülü ödenekten ödendi. Bu illegal örgüt zaman içinde kendi hesabına çalışmaya haraç almaya ve adam öldürmeye başladı. O yıllarda olup bitenlerin bir kısmı Susurluk kazasıyla ortalığa saçıldı” dedi.
 
42 milyar dolar buharlaştı
Çiller’in Başbakanlığı döneminde ve sonrasında üç kamu bankasından “görev zararı” adı altında 42 milyar doların buharlaştığını söyleyen Bayraktaroğlu, “Herkes 98-99 yılları ve sonrasında özel bankaların batırdığı paradan bahsediyor. Bu özel 21 bankanın batırdığı para 17 milyar dolar. Bu parayı devlet daha sonra faizleriyle birlikte banka sahiplerinden tahsil etti. Hatta ana paranın dışında yüksek faizleriyle birlikte tahsilat yaptı. Kimse üç kamu bankasının 1989 ile 2002 yılları arası yaptığı 42 milyar dolarlık görev zararından bahsetmiyor. Bu kamu bankaları Ziraat, Halk ve Emlak bankasıdır. Ben bunu Tansu Çiller’e de söyledim. ‘Bu kayıp paralar başına iş açar’ dedim. Bana ‘Ben kaç yıl başbakanlık yaptım ki’ diye cevap verdi. Bu kayıp paraların hesabını soramadı. Bu paralar o dönemlerde bakan akrabalarına, il başkanlarına, onların akrabalarına gitti. Siyaset bu ülkeyi soydu. Bu paraların hesabını AKP de soramıyor. Bu kayıp paraların hesabı sorulmadıkça Türkiye temiz toplum olmaz” diye konuştu.
 
Merkez Bankası mafyası vardı
Memduh Bayraktaroğlu, devalüasyonların çok sayıda kişiyi milyoner yaptığına da dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu devalüasyonlar bir takım insanları inanılmaz zengin yaptı. Dönemin Merkez Bankası yöneticileri dışarıya bilgi sızdırıyordu. Bu bilgilerle 10 liraya döviz alan adam üç gün sonra dövizi 30 liraya satıyordu. 1994 yılında yaşanan devalüasyon bir takım insanları Türkiye’nin en büyük zengini yaptı. Bu bilgiler Özer Çiller’e de geliyordu. Bu bilgilerden kazanılan paralar birileriyle kırıştırılmadan olamazdı. Bu dönemde zengin olan insanları araştırsınlar çok şey ortaya çıkar. Bu döneme ait bildiklerimi savcılık talimatıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne anlattım. Benim tanık olarak dinlendiğim dosyanın içinde Ayhan Çarkın’ın ifadeleri vardı. O ifadeler doğrultusunda bana sorular soruldu. Çarkın ifadesinde ‘devlet de PKK da bizi kullandı’ diyor. Bugün güçlü sandığım devlet bütün bu olup bitenlerin üzerine gitmez ise sonumuz aynı Bayram Oteli gibi olur. O enkazın altında kalırız.”
 
(TARAF) 
Bu haber toplam 2128 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri