Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Ağar'dan ağır PKK iddiası

24.10.2011 09:48
Diyarbakır-Bağlar semtinin gençleri Mehmet Ağar ile buluştu. Mehmet Ağar PKK konusunda çok ağır iddialar ortaya attı.
Çukurca'da yaşanan terör saldırısıyla Türkiye bir kez daha terörün çirkin yüzüyle karşı karşıya kaldı. Bir dönem terörle mücadelede kritik rol oynayan Mehmet Ağar, 2007 seçimlerinde sonra hiç konuşmadı. Çukurca'daki saldırının ardından Galata Köprüsü'nde buluştuk. Diyarbakır Bağlar Semti'nden gelen gençler Ağar'ı görünce masalarına davet ettiler. Hepsi Kürt. Ağar'a, "Gidenler de kalanlar da bizden" diyorlar. Koyu bir sohbet, çaylar içiliyor, müsaade isteniyor. Gördük ki İstanbul'un göbeğinde yaşayan Kürt gençler de en az Türk gençler kadar kaygılı. Kimsenin tadı tuzu yok, ama tutunulacak bir dal var, umut var, İstanbul'da birarada yaşama iradesi var. Terörle mücadelenin anahtarı da belki işte bu, İstanbul'u bırakıp "Kürdistan"a dönmek istemeyen gençlerin, daha iyi hayat standartlarında "ben Kürdüm" diyerek yaşama istidâdı.
 
1. DÜNYA SAVAŞIMIZ BİTMEDİ
 
Ağar, “Lozan bizim coğrafyamıza barışı getirmedi. Yani bizim 1. Dünya Savaşımız bitmedi. Bizim bölgemizin 1. Dünya Savaşı bitmeden de bu bölgeye huzur gelmez. Bunu nihayetlendirmenin tek yolu silahlı ve kanlı bir savaş değildir” dedi.
 
* Terör yeniden gündemde...
 
Maalesef. Ben bu meselede hemen ilk ve en önemli şeyi söyleyeyim: Hükümetin birinci önceliği meselenin ars-ı ulusal hale gelmesini engellemek olmalıdır.
 
* Ne demek istediniz?
 
Şunu biliyor ve herkesin bilmesini istiyorum, Osmanlı kendi unsurlarından hangisini bir başka devletle konuşmuşsa o unsuru kaybetmiştir. Bakınız, 1878 Berlin Anlaşması, Madde 62. Bugünün Türkiyesi'nin tarihten çıkaracağı en büyük ders budur.
 
* Yani Türkiye PKK meselesini dost- müttefik ülkelerle de mi görüşmeyecek?
 
Evet. Tam da onu söylüyorum. Predatör alımları gibi alış verişler, satın almalar istisna hiçbir ülkeden ne istihbarat ne de siyasi destek istenmelidir. Mevcut konjonktürde Türkiye siyasette daha önce benim de seslendirdiğim, tamamına hâlâ iştirak ettiğim siyasi iddiaları sebebiyle birçok ülkeyle kavgalı olmak durumundadır.
 
* "Türkiye'nin siyasi iddiaları" derken neyi kastediyorsunuz?
 
Kısaca muhaliflerinin "yeni Osmanlıcılık" diye nitelendirdiği dış politika diyelim.
 
* Aslında siz de Benelüks modeli ile birlikte Osmanlı'nın yeniden ihyası çizgisini gündeme getirmiştiniz, bu herkesle kavgalı olmayı mı gerektiriyor?
 
Bakın, Versay'dan bizim payımıza Sevr düşmüştür. Sevr'i Lozan ile tashih ettik. Ancak Lozan biz dahil kimseyi tatmin etmedi. Versay Anlaşması da Avrupa'ya barış getirmedi. Avrupa'da bu süreç, yani barışı sağlayamayan Versay süreci 2. Dünya Savaşı'nı getirdi. 2. Dünya Savaşı sonrasında Çelik Birliği ve Kömür Birliği... Yani Avrupa'nın ekonomik entegrasyonu. Bu entegrasyon AB ile sonuçlanmıştır. Bu ekonomik birliğin sonucu Avrupa 60 yıldır savaşmıyor. Lozan bizi tatmin etmedi. Sadece bizi değil, hiç kimseyi tatmin etmedi. Lozan bizim coğrafyamıza barışı getirmedi. Yani bizim 1. Dünya Savaşımız bitmedi. Bizim bölgemizin 1. Dünya Savaşı bitmeden de bu bölgeye huzur gelmez. Bunu nihayetlendirmenin tek yolu silahlı ve kanlı bir savaş değildir. Yani, bizim coğrafyamız 2. Dünya Savaşı'nı yapmadan, savaşmadan ekonomik birliği kurabilir. Yeter ki bunu sağlayacak kuvvetli bir irade olsun. Bölgemizde zenginliği, refahı, huzur ve güven iklimini hâkim kılalım. Türkiye'nin güneydoğusu da bundan azade değildir.
 
BİR ARADA YAŞAMAK
 
* Türkiye kendi birliğini sağlayamadan coğrafyasında birliği sağlayabilir mi?
 
Türkiye'nin birliğinin garantisi her inanç ve her kökenden insanının birlikte yaşama arzusudur. Türkiye'nin birliğinin garantisi bir çocuğu dağda iken diğer çocuğunu askere gönderen babanın yüreğidir. Defalarca söyledim, terörle mücadele öncelikle bir muhabbet ve cesaret işidir ve nihayet bir sabır işidir. Terörle mücadelenin olmazsa olmazı muhabbettir. Terör örgütünün kullandığı çocuklar da dahil olmak üzere bu ülkenin bütün çocukları sadece annelerinin çocukları değildirdiler. Sayın Cumhurbaşkanı da Sayın Başbakan da muhalefet liderleri de dahil olmak üzere bütün bir milletin çocuklarıdırlar. Geçmişte bu mücadeleyi yürütenler, en amansız dönemde bu mücadeleyi başarıyla sonuçlandıranlar, üzerlerine ateş eden, bomba atan çocukları kendi çocuklarından ayırmadılar.
 
* Çocuklar arasında ayrım yapılıyor ki kimileri dağa çıkıyor.
 
Devlet sınırlarının bir metre dahi ötesinde savaşacaksa bunun yolu dağdakine de bağdakine de ovadakine de sahip çıkmaktan geçiyor. Mezhebine, meşrebine bakmaksızın her evladına sahip çıkmamış bir Türkiye Kerkük'e de Musul'a da sahip çıkamaz. Her evladını eşit kabul edip aynı sıcaklıkla bağrına basan bir devlet anlayışı ile Türkiye yeni dünya düzenine yön verebilir.
 
PKK LOZAN'DAN SONRA KARŞILAŞTIĞIMIZ EN AĞIR SALDIRIDIR
 
* Bir dönem bu mücadelenin içinde yer aldınız, PKK nedir?
 
PKK terörü bizim Lozan'dan sonra karşılaştığımız en ağır saldırıdır. Arkasında bir değil, birkaç da değil, birçok ülkenin en azından bazı unsurlarıyla yer aldığı bir saldırıdır. Bu saldırı geçmişte def edilmiş ve bütün cihana ispat edilmiştir ki, bu topraklardan çekilmeyeceğiz. Dün olduğu gibi bugün de olacak olan budur. Türkiye Cumhuriyeti en son Musul ve Kerkük'ten çekildi, o gün artık bu devlette bir daha geri çekilmeme iradesi teşekkül etti. Bu irade Misak-ı Milli sınırlarımız içinde yer alan hiçbir toprağımızı, dağımızı, taşımızı, ovamızı öksüz bırakmama iradesidir. Bu tesis edilmiş, dayatılmış, üretilmiş, türetilmiş bir irade değildir, milletin aklından, şuurundan çıkan, yükselen bir iradedir.
 
EVLAT ACISI NEDiR BiLiRiM...
 
* Döneminizde yapılan terörle mücadele eleştiriliyor, hatta acaba 90'lı yıllara mı dönülüyor terörle mücadelede denilirken, işaret ediliyorsunuz.
 
Bakın PKK diye kodlanan saldırıda, her dinde ve her inanışta masum çocuklar katledildi, bebekler katledildi. Bu çocuklar, bu bebekler bu ülkenin birliğini bozmak için katledildi. Milletim şunu iyi bilsin, nifak sokmak isteyenler kavga günlerinde ortalıkta görünmüyorlar. Önlük alamayan, ekmek almakta zorluk çeken babaların, yavrularının hiç bir isteklerini yerine getiremeyen anaların çocukları ölüyor. Yoksul hanelerin çocukları ölüyor. Ama dışarıdan, masa başından, fil dişi kulelerden gazel okuyanlar evlat acısı nedir bilirler mi? Mehmet Ağar evlat acısı nedir bilir. Mehmet Ağar ocağa düşen yangın nedir bilir. Kendi ocağı da yanmıştır. Allah biliyor, milletim de bilsin ki Mehmet Ağar bu çocukları yaşatmanın mücadelesini verdi. Bu çocukları birlik içinde hür ve adil bir ülkede yaşatmanın mücadelesini verdi. Bunun için kim mücadele veriyorsa da ona elimden gelen desteği vermek benim boynumun borcudur.
 
90'LARA ÖRGÜT DÖNDÜ DEVLET DEĞİL
 
* Örgüt sizin döneminizden bu yana değişti mi?
 
Örgüt dünkü örgüt değildir. Örgütün içinde değişen güç dengelerinin, iktidar kaymalarının mücadelenin başarısı açısından önemli olduğunu hatırlatmak isterim. Bu arada "Bugün terörle mücadelede 90'lara dönülüyor" kampanyası yürütenler, dönüp örgüte bir baksınlar, 90'lardaki stratejisine dönen örgütün kendisidir.
 
* İnsanlar sokakta, sanki bir panik havası var.
 
Şundan emin olunuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ne kaybedilecek bir tek Kürdü ne de verilecek bir karış toprağı vardır. Belki daha çok Kürdü ve daha çok toprağı olabilir, fakat daha azı mümkün değildir. Devletimiz, güvenlik güçlerimiz işinin başındadır ve dün olduğu gibi bu beladan ülkemizi çıkaracaklardır. Benim herkese tavsiyem şudur: Öfkeye, galeyana kimse kapılmasın. Terörün gayesi budur.
 
Beni nereye gömmek istedilerse oradan güçlenip çıktım
 
* Hakkınızda devam eden bir dava süreci var...
 
Davayı milletin herhangi bir ferdinin önemsediğinden daha çok önemsemiyorum. Yargının bütün kararları millet vicdanında temyiz edilir. O temyizin sonucu, sokakta, sandıkta, mecliste velhasıl her yerde görülmüştür.
 
* "Mehmet Ağar niye dışarıda?" diye soranlar var.
 
Türkiye'de bir zümre 15 Şubat 1999 gününü (Öcalan'ın yakalandığı gün) hâlâ sindirememiştir. "Cumhuriyet galip geldi, öyleyse suçludur" demek yerine "Mehmet Ağar suçludur" demeyi tercih ediyorlar. Konjonktüre bağlı olarak maalesef 15 Şubat 1999'da sevinenlerden de bazı destekçiler buldular.
 
* Mahkeme süreci sizi susturmak için bir şantaj olarak mı kullanılıyor?
 
Eski defterlerden malzeme bulma gayretine girenler bana şantaj yapmaya kalkıyorlarsa Mehmet Ağar bunlara boyun eğmez, devlete şantaj yapmaya kalkıyorlarsa o da devletin meselesidir. Bu ülkede bir Mehmet Ağar var, bir Mehmet Ağar macerası var. Beni nereye gömmek istedilerse oradan güçlenip çıktım. Gücümü hep milletten aldım. Allah'tan ve milletten gayrısına sığınmadım.
 
Seda ŞİMŞEK / BUGÜN 
Bu haber toplam 3774 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri