Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başçı'dan dövizle borçlanmayın uyarısı

22.07.2011 22:44
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, vatandaşlara dövizle borçlanmayın uyarısı yaptı. Başçı 'açık pozisyonunuzu sınırlayın' uyarısında bulundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, açık pozisyonlar olması durumunda kurlardaki dalgalanmaya karşı toleransın daha az olduğunu bildirerek, ''Açık pozisyon yoksa daha rahat dalgalı kur rejimini uygulayabiliyorsunuz. Açık pozisyonunuzu sınırlamanız iyi bir şey'' dedi.

Başçı, Pamukkale Üniversitesi tarafından düzenlenen ''10. Ekonomi Yaz Seminerleri 2011'' kapsamında ''Para Politikaları'' konulu konferans verdi. Konferansta kurlardaki dalgalanma ve açık pozisyon konusuna değinen Başçı, açık pozisyon olması durumunda kurlardaki dalgalanmaya karşı toleransın daha az olduğunu kaydetti.

Erdem Başçı, ''Açık pozisyon yoksa daha rahat dalgalı kur rejimini uygulayabiliyorsunuz. Açık pozisyonunuzu sınırlamanız iyi bir şey'' dedi.

Döviz pozisyonlarında kamu ve özel sektörün, dövizde net açık pozisyonda değil, daha dengeli bir pozisyonda olmasında fayda olduğunu bildiren Başçı, ''hatta bazıları der ki belki biraz uzun pozisyonda yani fazla döviz pozisyonda bile olsa daha iyi olabilir diye algılayanlarda da var'' dedi.

Başçı, konferansın sorular bölümünde ise net ihracatın önceki çeyreğe göre büyümeye artı katkı yapmasını beklediklerini, enflasyon hedeflemesinin de kesinlikle devam edeceğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, Avro Bölgesi Liderler Zirvesinde alınan karara ilişkin olarak, ''Avrupa'nın finansal mimarisinde önemli bir eksiklik, yavaş yavaş, ihtiyaca binaen dolduruluyor. Bu açıdan çok önemli'' dedi.

Başçı, Pamukkale Üniversitesi tarafından düzenlenen ''10. Ekonomi Yaz Seminerleri 2011'' kapsamında ''Para Politikaları'' konulu konferans verdi.

Merkez Bankası Başkanı Başçı, burada yaptığı konuşmada, Avrupa'da dün Liderler Zirvesinde çok önemli bir karar, sonuç bildirgesinin yayımlandığını hatırlatırken, Avrupa'nın finansal mimarisinde önemli bir eksikliğin, yavaş yavaş, ihtiyaca binaen doldurulduğunu, bu açıdan önemli olduğunu söyledi

Daha önce bu ihtiyaç fark edilip kurulmuş mekanizmalar olmadığını anlatan Başçı, bunun iş başa geldikten sonra ihtiyaca binaen alınan kararlar olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin sabit kur rejiminin çok değişik versiyonlarını çeşitli dönemlerde denendiğini ve hepsinin de hüsranla sonuçlandığını anlatan Başçı, dünyada sabit kur rejimini deneyen ülkelerden başarılı olanların çok nadir olduğunu söyledi,

Sabit kur rejiminin aslında ''sabit mi değil mi'' sendromundan muzdarip olduğunu ifade eden Başçı, sabit getirili borç senedinde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu, bunda da ''getirinin sabit mi değil mi'' konusunun ön planda olduğunu ve konuşulduğunu kaydetti.

Başçı, ''sonuçta bir ülkenin tahvilini alıyorsunuz ve onun belli bir sabit getirisi var. Anaparanızı, faizini geri alabilecek misiniz? Gerçekten sabit getirili bir yatırım aracı mı sorusunu sorduruyor bu günlerde'' diye konuştu.

Esnek kur rejimlerinin daha avantajlı, daha dayanıklı olduğuna işaret eden Başçı, serbest kur rejimi uygulayan ülkelerin krizden daha hafif etkilendiğini ve daha erken büyümeye başladığını, sabit kur uygulayanların ise daha fazla etkilendi, halen büyümelerinin krizden çıkmadığını kaydetti.

''Esnek kur rejimi zor zamanda yardım eden bir rejim'' diyen Başçı, kötü zamanlarda paranın değer kaybettiğini ve ekonomiye destek verdiğini bu anlamda serbest kur rejiminin avantajlı olduğunu belirtti.

'BANKALARIN NE KADAR SERMAYE VE BORÇLA ÇALIŞACAKLARI DÜZENLENMELİ'

Sabit getirili enstrümanların genellikle bir kaldıraç olarak bilindiğini anlatan Başçı, şöyle devam etti:

''Finansal istikrar açısından öz kaynağın biraz fazla olması, borcun biraz az olması iyi. Özkaynak az borç fazla ise finansal istikrar açısından kötü. Yalnızca firmalar veya bankalar açısından değil, ekonominin tamamı açısından kötü.

Burada negatif bir dışsallık var o anlamda. Dolayısıyla bunun bir şekilde piyasaya bırakılmaması gerekiyor. Bunun bir şekilde başı boş bırakılmaması gerekiyor.

Özellikle bankalar için bankaların ne kadar sermaye ne kadar borçla çalışacaklarının mutlaka düzenlenmesi gerekiyor.

Bu daha net bir şekilde yakın zamanda anlaşıldı. G20 toplantılarında, Finansal İstikrar Kurulu toplantılarında, BASEL Komitesi kararlarında hep bankalarda daha fazla özkaynak daha fazla sermaye isteniyor.

Bunun doğru olduğu anlaşıldı ama biraz geç anlaşıldı, kriz vurduktan sonra anlaşıldı. O yüzden bundan sonra toparlanma başlayıp da, ileride işler iyiye gittikten sonra 2019 yılında bankaların daha fazla sermaye tutması sonuçta istenecek. Bunlar BASEL-3 kararlarında var.

Türkiye'de finansal istikrar hedeflerini sonbaharda kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan Başçı, burada daha çok özkaynak kullanımı, daha basiretli borçlanmanın öneminin vurgulandığını belirtti.

Bunu bankalar için çok rahat sürekli ölçüp, raporladıklarını, BDDK'nın (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) da ölçtüğünü anlatan Başçı, firmalar için de anketler yoluyla bunu ölçtüklerini, daha küçük şirketler için de sektör bilançoları çalışmalarının olduğunu, bunları izleyebildiklerini kaydetti.

Eğer borçlanmada aşırıya gidiş varsa, burada belki bir tedbir gereğinin ortaya çıkabildiğini ifade eden Başçı, ikinci göstergenin de borçlanma vadeleri olduğunu ifade etti.

Başçı, ''illa borçlanacağım diyorsanız, uzun vadeli borçlanmanızda fayda var. Benzer şey bankalar için de söz konusu. Dolayısıyla mevduatın vadesinin uzaması Bankaların sağlığı için iyi bir şey. Benzer şey sendikasyon kredileri, tahviller.. Bunların hepsi için daha uzun vadeli borçlanma finansal istikrar için iyi'' diye konuştu.

DÖVİZ POZİSYONLARI

Üçüncü konunun da döviz pozisyonları olduğuna işaret eden Merkez Bankası Başkanı Başçı, ''Kamu ve özel sektörün dövizde net açık pozisyonda değil daha dengeli bir pozisyonda olmasında fayda var.

Hatta bazıları derki (belki biraz uzun pozisyonda, yani fazla döviz pozisyonda bile olsa daha iyi olabilir) diye algılayanlar da var'' dedi.

Borçlanmanın seviyesiyle ilgili özkaynağın öneminin en son hükümet programında da yer aldığına dikkati çeken Başçı, programda, ''Bankalarımızın ve özel sektörümüzün güçlü bir sermaye yapısıyla çalışması sağlanacaktır.

Özel sektörün ve hane halkımızın borçlanmalarında ise daha makul miktarları daha uzun vadeli ve para birimi olarak TL'yi tercih etmeleri teşvik edilecektir'' şeklinde ifade olduğunu, bunun da kendi yaklaşımlarıyla paralel olduğunu söyledi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, finansal istikrarın boş bir şey olmadığını, önemli olduğunu belirtirken, finansal istikrarın sokaktaki insanın hayatını bir husus olduğunu belirtti.

Başçı, Pamukkale Üniversitesi tarafından düzenlenen ''10. Ekonomi Yaz Seminerleri 2011'' kapsamında ''Para Politikaları'' konulu konferans verdi.

Konuşmasında, kredi riskine değinen Başçı, karşı tarafın borcunu ödememesi durumunda duyulan kaygının faizlere yansıdığını söyledi.

Kredi riskinin istihdamla da ilişkili olduğunu anlatan Başçı, Amerika'da yapılan bir çalışmada, kredi riskindeki bir miktar artışın, istihdamda azalışa neden olduğunu rakamlarla ortaya koyduğunu söyledi. Başçı, ''Finansal istikrar boş bir şey değil, önemli bir unsur. Sokaktaki insanın hayatını etkileyen bir husus'' dedi.

Kredi risk priminde ani bir artışın, hem borçluların hem de alacaklıların gelir beklentilerini önemli ölçüde etkilediğine dikkati çeken Başçı, şunları kaydetti:

''Bir kredi risk primi şoku, alacaklılar için beklenen faiz geliri açısından (gelirim sabit mi değil mi) kaygısını doğurmakta. (Ben bu parayı geri alabilecek miyim, benim ömür boyu varsaydığım gelir etkilendi mi?) Borçlular için borçlanma imkanlarını daraltıp maliyetlerini yükselterek, iç modellerini bozmakta ve buradan elde edilmekte olan karı azaltmakta.

Onların da gelirlerini etkiliyor dolayısıyla. Beklenilen geliri etkiliyor. Böylece gerek istihdam talebini gerekse toplam harcamalarını önemli ölçüde düşürebilmektedir.

Yani burada sadece maliyet kanalının ötesinde bir etki var sadece bu bir borçlanma maliyetindeki artış değil. Bu toplam satış gelirlerini toplam harcamaları da etkileyen ikincil etkileri olan yıkıcı bir şok. O yüzden son derece önemli.

Bunlarla ilgili teori yazma çalışmaları hızlı bir şekilde şu anda dünyada devam ediyor. Nasıl oldu da bu kadar dünya keskin bir sert bir krize girdi, finansal sektörden kaynaklanan bir şokla? Şimdiye kadar çok fazla üzerinde düşünülmemişti, çalışılmamıştı. Şimdi bunun üzerine çok sayıda doktora tezi, makale var.''

''KONUT PİYASASINDA SORUN YOK, BANKALAR SON DERECE SAĞLIKLI''

Lehman Brothers'ın iflası ile başlayan finansal kriz sonrası, Amerika'da olduğu gibi Türkiye'de de sanayi istihdamının düştüğünü hatırlatan Başçı, ancak Türkiye'deki kredi risk primi düştükten sonra istihdamın toparlandığını ve kriz öncesi seviyelerine, kriz öncesi trendine döndüğünü belirtti.

Başçı, ''Dolayısıyla Türkiye'de bu tür finansal etki dışında çok daha fazla hasar verebilecek bir kalem olmadığı için; yani konut piyasasında bir sorun yok, diğer taraftan bankalar son derece sağlıklı; o yüzden çok kolay ve hızlı bir toparlanma olabildi'' diye konuştu.

Merkez Bankası Başkanı Başçı, kamunun borçlanma maliyetinin bir yerde birebir firmaların borçlanma maliyetine de yansıdığına işaret etti.

BAŞÇI, SIKINTIDAKİ AVRUPA ÜLKELERİNDEKİ DURUMU DEĞERLENDİRDİ

Başçı, Avrupa'da mali sıkıntı yaşayan Avrupa ülkelerinin durumlarını da değerlendirirken, Yunanistan'da halen kredi risk primleri, son derece yüksek olduğunu, tarihsel en yüksek seviyelerde seyretmeye devam ettiğini söyledi.

Buna karşılık büyümenin eksi olduğunu istihdamın düştüğünü ve işsizliğin arttığını ifade eden Başçı, ''o yüzden dün alınan kararlar (Avro Bölgesi Liderler Zirvesinde alınan kararlar) son derece önemli'' dedi.

Portekiz'de de benzer bir durum olduğunu kredi riski arttıkça istihdamın düştüğünü anlatan Başçı, İspanya'da ise kredi risk primindeki artışın daha sınırlı olduğunu, ancak orada da istihdamda bir düşüş görüldüğünü kaydetti.

Liderler Zirvesinde dün alınan kararları da özetleyen Başçı, şöyle devam etti:

''Şimdi umulan o ki; Yunanistan için yapılan bu hamle alınan karar ve oluşturulan yeni mekanizmalar Portekiz, İrlanda ve diğer ülkelerle ilgili bulaşma risklerini de zedelemeyecek diye ümit ediliyor. Biz de açıkçası o şekilde ümit ediyoruz.

Çünkü bu gerçekten çok riskli bir şok. Çok yakın zamanda Avrupa Birliğini harekete geçiren aslında neydi, neden Liderler Zirvesi planlanmayan bir şekilde bu kadar hızlı toplanıp karar verme ihtiyacı hissetti? İtalya'da çok keskin bir bozulma gözlendi.

Çok yakın zamanda İtalyan kamu borçlanma enstrümanlarının maliyeti arttı ve sigorta primleri de kredi sigorta primleri de aynı derecede arttı.

Bir yüzdelik puan bir risk primindeki artışın istihdam üzerinde önemli bir etki yapabileceğini gördük, o yüzden bu İtalyan ekonomisi için gelecekteki büyüme beklentilerini de aşağıya çekiyor ve istihdam işsizlik beklentilerini de bozuyor ve İtalya tabii büyük bir ülke borcu da çok fazla, o yüzden bununla ilgili çok acilen bu resmi değiştirmek gerekiyor. Bu da kararı hızlandırdı. Çünkü burada bir bulaşma etkisi görülmeye başlanmıştı. İspanya'da da benzer bir durum var.''

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, dün yayımlanan Para Politikası Kurulu kararında, Nisan ayında enflasyon raporundaki ''gelişmiş ülke ekonomilerindeki sorunların daha da derinleşmesi ve yurtiçi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılması'' şeklindeki risk senaryosuna yer verildiğine dikkati çekti.

Başçı, ''Bu, ön planda olan bir risk senaryosu değildi ama aradan geçen 3 ayda biraz daha bu ön plana çıktı'' dedi.

Nisan ayında yayımlanan Enflasyon Raporunda, böyle bir durumda, bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılmasının söz konusu olabileceği, yani ''politika faiz oranının ve zorunlu karşılık oranlarının birlikte indirilmesinin gündeme gelebileceği'' belirtilmişti.

Başçı, Pamukkale Üniversitesi tarafından düzenlenen ''10. Ekonomi Yaz Seminerleri 2011'' kapsamında ''Para Politikaları'' konulu konferans verdi.

Erdem Başçı konuşmasının ''politika önerileri'' bölümünde, bu anlamda belirli bir ülkeye yönelik değil, genel bir çerçeve çizeceğini belirtti. Öneri çerçevesini ''esnek kur rejiminin'' ve ''güçlü bir sermaye yapısının'' teşvik edilmesi olmak üzere iki ana başlıkta toplayan Başçı, esnek kur rejiminin nasıl teşvik edileceğiyle ilgili şunları söyledi:

''Eğer açık pozisyonlarınız varsa, yani mesela hanehalkı, vatandaş diyelim yabancı para cinsinden tüketici kredisi almış. Bu, Türkiye'de şu anda seviye olarak çok az ama Doğu Avrupa ülkelerinde oldukça yüksekti. Doğu Avrupa ülkelerinde tüketiciler, biraz daha faizi düşük olduğu için yabancı para cinsinden tüketici kredisi almışlar, kur riskini tamamen ihmal etmişler. Fakat Lehman krizinde paraları değer kaybettiği zaman çok ciddi finansal yük altında kaldılar. O ülkeler paralarının değer kaybetmesini hiç istemediler çünkü açık pozisyonları nedeniyle bu, orada yıkıcı bir etki yapıyordu. Böyle bir durumda kurlardaki dalgalanmaya karşı toleransınız daha az oluyor ve bazı ülkelerde para politikası karar alırken kur hareketlerini durdurmak için para politikası kararı aldıklarını açıkça metinlerde söylediklerine şahit olduk.

Fakat ülkenizde bu kadar açık pozisyon yoksa o zaman burada daha rahat bir dalgalı kur rejimi uygulayabiliyorsunuz. Dolayısıyla başlangıç noktanız eğer iyi değilse, açık pozisyonu anlamında başlangıç noktanızda bir risk varsa, o açık pozisyonunu kademeli bir şekilde azaltana kadar, aşırı kur oynaklıklara müdahale etmek mantıklı, finansal istikrar açısından.''

-''AŞIRI BORÇLU EKONOMİDE, KREDİ ŞOKLARINA KAMU MÜDAHALE ETMELİ''-

Güçlü bir sermaye yapısının teşvik edilmesinde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu dile getiren Başçı, ''Başlangıçta eğer aşırı borçlu bir ekonomiden başlıyorsanız, o zaman kredi şoklarına, kredi risk primindeki ani artışlara politika yapıcılarının tepki vermesi gerekir. Eğer tepki vermezlerse bu çok derin bir finansal krizin, reel krize, istihdam krizine ve büyüme krizine yol açmasına sebep olabilir'' dedi. Başçı, bu nedenle başlangıç noktası iyi değilse, iyi bir noktaya gelene kadar kredi şoklarına kamunun müdahale etmesinde fayda bulunduğunu belirterek, buna da pek çok yerden ''bankaları kurtarıyorsunuz'' şeklinde tepki geldiğini, aslında bu noktada mudinin gözetildiğini söyledi. Erdem Başçı, ''Vatandaşın mevduatı orada emaneten duruyor. Dolayısıyla devlet aslında onu kurtarıyor ama bu arada kamu borcu artıyor. Bu hiç arzu edilen bir durum değil, ama sonuçta bir yerde mecbur kalıyorlar'' dedi.

Başçı, eğer ekonomide çok fazla aşırı borçlanma yoksa, daha çok özkaynak-daha az borçla çalışılıyorsa o zaman fazla müdahaleye gerek kalmayacağını anlattı.

-RİSK SENARYOSU...-

Merkez Bankası Başkanı Başçı, Türkiye ölçeğinde değerlendirme yaparken de Para Politikası Kurulu'nun dün aldığı karara değindi.

Kurulun faiz kararında bir değişiklik yapmadığını ancak karar metninde 2 yeni ifadeye yer verildiğini anlatan Başçı, şöyle konuştu:

''Bunlardan birisi, Enflasyon raporunda Nisan ayında kullandığımız risk senaryolarından sadece bir tanesiydi. Orada çok sayıda risk senaryosu vardı, onlardan bir tanesi şöyleydi; gelişmiş ülke ekonomilerindeki sorunların daha da derinleşmesi ve yurtiçi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde ise bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılması söz konusu olabilecektir.

Bütün politika araçları ne; işte bizim bildiğimiz makro risk azaltıcı araçlar var, onlardan bir tanesi zorunlu karşılıklar, başka araçlar da var, politika faizleri var. Bunların hepsinin birden genişletici yönde kullanılması söz konusu olabilecektir. Neden? İki sebebi var bir tanesi böyle bir durumda enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir risk olmayacak. O yüzden enflasyon konusunda bir sıkıntı yok. Ama finansal istikrar açısından çok büyük bir risk olabilir. Reel etkileri olan bir risk olabilir. O açıdan bunları bu şekilde kullanabiliriz diye bir ifade vardı. Bu, ön planda olan bir risk senaryosu değildi ama aradan geçen 3 ayda biraz daha bu ön plana çıktı.''

Başçı, kararda, ''...Kurul, bazı Avrupa ülkelerindeki kamu borç sorununa ve küresel büyümeye ilişkin endişelerin risk iştahını olumsuz etkilemeye devam etmesi halinde faiz koridorunun kademeli olarak daraltılmasının uygun olacağını belirtmiştir'' ve ''ayrıca gelişmiş ülke ekonomilerindeki sorunların daha da derinleşmesi ve yurtiçi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılmasının söz konusu olabileceği ifade edilmiştir'' şeklinde 2 yeni ifadeye yer verildiğini aktardı ve bu iki unsurun da finansal istikrara ilişkin olduğuna dikkati çekti.

Konuşmasında, finansal istikrar açısından para politikası konusunu da ele alan Başçı, Merkez Bankalarının fiyat istikrarı amacıyla kurulmadığını, asılnda son borç verme merci olarak oluşturulduğunu anlattı ve Merkez Bankalarının kuruluş ve varoluş sebebinin, ''finansal şokların etkilerini yumuşatmak'' olduğunu dile getirdi. Başçı, fakat son krizden çıkarılan dersler sonucunda finansal kırılganlıkları azaltma konusunun da ihmal edilmemesi gerektiğinin anlaşıldığını vurguladı.

BAŞÇI:''HADDİNDEN FAZLA ENDİŞELENMEYE GEREK YOK

Merkez Bankası Başkanı Doç. Dr. Erdem Başçı, Türkiye ekonomisinin finansal istikrar ve büyümenin sağlıklı bir şekilde ilerlemesinden ötürü geçmiş dönemlere göre çok daha iyi durumda olduğunu söyleyerek, ''Haddinden fazla endişelenmeye gerek yok. Durum kontrol altında diye net bir şey söyleyebiliriz'' dedi.

Başçı, Pamukkale Üniversitesi tarafından düzenlenen ''10. Ekonomi Yaz Seminerleri' kapsamında verdiği ''Para Politikaları'' konulu konferansın ardından soruları yanıtladı.

Kredi risk priminde bir miktar artış olduğu, bunun istihdama etkisinin olup olmayacağı yönündeki bir soru üzerine Başçı şöyle konuştu:

''Bu türbülans 2010'dan bugüne kadar 20 puandan az. Türkiye'de bir etkilenme oldu denebilir. Hangi ülkeyle karşılaştırdığınıza bağlı ama bazı gelişmekte olan ülkeler bizden daha az etkilendi.

Türkiye'de şu anda konuşulan tek konu cari açık. Bunun bir miktar etkisi olmuş olabilir. Şu anda istihdam mükemmel gidiyor. Geleceğe bakmak lazım. Çok sınırlı bir etkiyle istihdam artışını bir miktar yavaşlatabilir, istihdamın artış hızını yavaşlatabilir. Bunu yakından dikkatle izliyoruz.

Biz verilere çeyrekten çeyreğe bakıyoruz. Geçen yılın aynı çeyreğine göre diyoruz ki ekonomi yüzde 15'in üzerinde büyüdü. Önceki çeyreğe göre nasıl büyüdü ona da bakmak lazım. Önceki çeyreğe göre baktığımızda çok hafif bir yavaşlama var. Yüzde 4 küsurlu seviyelerden yılın son çeyreğinde yüzde 1,5 civarında büyüme önceki çeyreğe göre. İkinci çeyrekte biz yatay bir seviyede gidiyoruz. Önceki çeyreğe göre ikinci çeyrekte sıfıra yakın bir büyüme bekliyoruz.''

''ŞOKLARA DAHA DAYANIKLIYIZ''

Türkiye'nin durumunun geçmişe göre daha iyi olduğunu vurgulayan Başçı, ''Biraz fazla mı iyi acaba? Şu anda geçmiş dönemlere göre karşılaştırılamayacak kadar Türkiye ekonomisi hem büyümenin sağlıklı bir şekilde ilerliyor olması açısından hem de finansal istikrar açısından çok çok daha iyi durumda'' dedi.

Yurt dışında daha önce görülmemiş ve düşünülmemiş risk unsurlarının bulunduğuna işaret eden Başçı, şu değerlendirmede bulundu:

''Türkiye geçmişe göre bu şoklara karşı çok daha dayanıklı. Hem mevcut durum açısından, hem politik araçlar açısından, hem de yapılabilecek şeyler açısından, alınabilecek tedbirler açısından çok daha iyi bir noktada. Eskiden alamadığımız tedbirleri şu anda çok rahat bir şekilde alabiliyoruz.

Dolayısıyla bu tür şoklara karşı son derece hazırlıklıyız. Ne yapacağımızı da açık bir şekilde söylüyoruz. Haddinden fazla endişelenmeye gerek yok. Durum kontrol altında diye net bir şekilde söyleyebiliriz. Hatta çeşitli senaryolara karşı hazırlıkların hepsi de var.''

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, dün yayımlanan Para Politikası Kurulu kararında, Nisan ayında enflasyon raporundaki ''gelişmiş ülke ekonomilerindeki sorunların daha da derinleşmesi ve yurtiçi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılması'' şeklindeki risk senaryosuna yer verildiğine dikkati çekti.

Başçı, ''Bu, ön planda olan bir risk senaryosu değildi ama aradan geçen 3 ayda biraz daha bu ön plana çıktı'' dedi.

Nisan ayında yayımlanan Enflasyon Raporunda, böyle bir durumda, bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılmasının söz konusu olabileceği, yani ''politika faiz oranının ve zorunlu karşılık oranlarının birlikte indirilmesinin gündeme gelebileceği'' belirtilmişti.

Başçı, Pamukkale Üniversitesi tarafından düzenlenen ''10. Ekonomi Yaz Seminerleri 2011'' kapsamında ''Para Politikaları'' konulu konferans verdi.

Erdem Başçı konuşmasının ''politika önerileri'' bölümünde, bu anlamda belirli bir ülkeye yönelik değil, genel bir çerçeve çizeceğini belirtti. Öneri çerçevesini ''esnek kur rejiminin'' ve ''güçlü bir sermaye yapısının'' teşvik edilmesi olmak üzere iki ana başlıkta toplayan Başçı, esnek kur rejiminin nasıl teşvik edileceğiyle ilgili şunları söyledi:

''Eğer açık pozisyonlarınız varsa, yani mesela hanehalkı, vatandaş diyelim yabancı para cinsinden tüketici kredisi almış. Bu, Türkiye'de şu anda seviye olarak çok az ama Doğu Avrupa ülkelerinde oldukça yüksekti. Doğu Avrupa ülkelerinde tüketiciler, biraz daha faizi düşük olduğu için yabancı para cinsinden tüketici kredisi almışlar, kur riskini tamamen ihmal etmişler. Fakat Lehman krizinde paraları değer kaybettiği zaman çok ciddi finansal yük altında kaldılar. O ülkeler paralarının değer kaybetmesini hiç istemediler çünkü açık pozisyonları nedeniyle bu, orada yıkıcı bir etki yapıyordu. Böyle bir durumda kurlardaki dalgalanmaya karşı toleransınız daha az oluyor ve bazı ülkelerde para politikası karar alırken kur hareketlerini durdurmak için para politikası kararı aldıklarını açıkça metinlerde söylediklerine şahit olduk.

Fakat ülkenizde bu kadar açık pozisyon yoksa o zaman burada daha rahat bir dalgalı kur rejimi uygulayabiliyorsunuz. Dolayısıyla başlangıç noktanız eğer iyi değilse, açık pozisyonu anlamında başlangıç noktanızda bir risk varsa, o açık pozisyonunu kademeli bir şekilde azaltana kadar, aşırı kur oynaklıklara müdahale etmek mantıklı, finansal istikrar açısından.''

-''AŞIRI BORÇLU EKONOMİDE, KREDİ ŞOKLARINA KAMU MÜDAHALE ETMELİ''-

Güçlü bir sermaye yapısının teşvik edilmesinde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu dile getiren Başçı, ''Başlangıçta eğer aşırı borçlu bir ekonomiden başlıyorsanız, o zaman kredi şoklarına, kredi risk primindeki ani artışlara politika yapıcılarının tepki vermesi gerekir. Eğer tepki vermezlerse bu çok derin bir finansal krizin, reel krize, istihdam krizine ve büyüme krizine yol açmasına sebep olabilir'' dedi. Başçı, bu nedenle başlangıç noktası iyi değilse, iyi bir noktaya gelene kadar kredi şoklarına kamunun müdahale etmesinde fayda bulunduğunu belirterek, buna da pek çok yerden ''bankaları kurtarıyorsunuz'' şeklinde tepki geldiğini, aslında bu noktada mudinin gözetildiğini söyledi. Erdem Başçı, ''Vatandaşın mevduatı orada emaneten duruyor. Dolayısıyla devlet aslında onu kurtarıyor ama bu arada kamu borcu artıyor. Bu hiç arzu edilen bir durum değil, ama sonuçta bir yerde mecbur kalıyorlar'' dedi.

Başçı, eğer ekonomide çok fazla aşırı borçlanma yoksa, daha çok özkaynak-daha az borçla çalışılıyorsa o zaman fazla müdahaleye gerek kalmayacağını anlattı.

-RİSK SENARYOSU...-

Merkez Bankası Başkanı Başçı, Türkiye ölçeğinde değerlendirme yaparken de Para Politikası Kurulu'nun dün aldığı karara değindi.

Kurulun faiz kararında bir değişiklik yapmadığını ancak karar metninde 2 yeni ifadeye yer verildiğini anlatan Başçı, şöyle konuştu:

''Bunlardan birisi, Enflasyon raporunda Nisan ayında kullandığımız risk senaryolarından sadece bir tanesiydi. Orada çok sayıda risk senaryosu vardı, onlardan bir tanesi şöyleydi; gelişmiş ülke ekonomilerindeki sorunların daha da derinleşmesi ve yurtiçi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde ise bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılması söz konusu olabilecektir.

Bütün politika araçları ne; işte bizim bildiğimiz makro risk azaltıcı araçlar var, onlardan bir tanesi zorunlu karşılıklar, başka araçlar da var, politika faizleri var. Bunların hepsinin birden genişletici yönde kullanılması söz konusu olabilecektir. Neden? İki sebebi var bir tanesi böyle bir durumda enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir risk olmayacak. O yüzden enflasyon konusunda bir sıkıntı yok. Ama finansal istikrar açısından çok büyük bir risk olabilir. Reel etkileri olan bir risk olabilir. O açıdan bunları bu şekilde kullanabiliriz diye bir ifade vardı. Bu, ön planda olan bir risk senaryosu değildi ama aradan geçen 3 ayda biraz daha bu ön plana çıktı.''

Başçı, kararda, ''...Kurul, bazı Avrupa ülkelerindeki kamu borç sorununa ve küresel büyümeye ilişkin endişelerin risk iştahını olumsuz etkilemeye devam etmesi halinde faiz koridorunun kademeli olarak daraltılmasının uygun olacağını belirtmiştir'' ve ''ayrıca gelişmiş ülke ekonomilerindeki sorunların daha da derinleşmesi ve yurtiçi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılmasının söz konusu olabileceği ifade edilmiştir'' şeklinde 2 yeni ifadeye yer verildiğini aktardı ve bu iki unsurun da finansal istikrara ilişkin olduğuna dikkati çekti.

Konuşmasında, finansal istikrar açısından para politikası konusunu da ele alan Başçı, Merkez Bankalarının fiyat istikrarı amacıyla kurulmadığını, asılnda son borç verme merci olarak oluşturulduğunu anlattı ve Merkez Bankalarının kuruluş ve varoluş sebebinin, ''finansal şokların etkilerini yumuşatmak'' olduğunu dile getirdi. Başçı, fakat son krizden çıkarılan dersler sonucunda finansal kırılganlıkları azaltma konusunun da ihmal edilmemesi gerektiğinin anlaşıldığını vurguladı.

Bu haber toplam 1848 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri