Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Misyonerliğin altından Ergenekon çıktı

03.06.2012 03:03
Çelik, '(Misyonerler Türkiye'de kol geziyor, İncil dağıtıyor, İstanbul'da apartman kiliseler kuruldu) şeklinde yapılan propagandaların altından Ergenekon çıktı' dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''(Misyonerler Türkiye'de kol geziyor, İncil dağıtıyor, İstanbul'da apartman kiliseler kuruldu) şeklinde yapılan propagandaların altından Ergenekon çıktı'' dedi.
 
Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin mezuniyet törenine katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, burada yaptığı konuşmada, Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, görevi başında olan bakan, vali, milletvekili gibi devlet adamlarının isimlerinin okullara verilmemesi yönünde genelge yayınladığını anımsatarak, bakanlıktan ayrıldıktan sonra Van'da yapılan Anadolu İmam Hatip Lisesi'ne, Vali Münir Karaloğlu ve diğer yetkililerin önerisi ile isminin verildiğini, bunun da kendisini onore ettiğini söyledi.
 
Tek parti döneminde dindar insanların ötekileştirildiğini, mütedeyyin insanların adeta yabancı ve parya muamelesi gördüğünü vurgulayan Çelik, çok partili hayata geçilmesi ile milletin hür iradesiyle iktidara gelen Demokrat Parti döneminde ülkenin makus talihinin bir parça da olsa değiştiğini ifade etti.
 
Çelik, o dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'nin imam hatip okullarının açılmasında ve İslam Enstitüleri'nin yaygınlaştırılmasında büyük emeği olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
 
''Eminim ki kendisi mağduren şehit olmuştur. 27 Mayıs darbesini yapan çete tarafından arkadaşlarıyla Yassıada'ya kapatıldı. Önce idama mahkum ettiler. Milli Birlik Komitesi tarafından kendisiyle birlikte 11 kişinin cezası müebbet hapse çevrildi. Yassıada'ya 48 yaşında girdi. Kayseri Cezaevi'nde 90 kilo iken, kanserden 50 kiloya düşerek vefat etti. Kendisine minnettarlık ve vefa örneği olarak Rize'de yaptığımız Anadolu Lisesi'ne ismini verdim. Yine bakanlıkta çok önemli gördüğüm salona, bakanlığım döneminde Tevfik İleri'nin ismini verdim.''
 
Çocuklarının mezuniyet törenlerine katılan ailelere de seslenen Çelik, şunları kaydetti:
 
''Evlatlarınızı yetiştirirken, önemli insan olmalarından çok değerli insan olmalarını sağlayın. Profesör, vali, bakan, general veya ünlü bir zengin olabilirsiniz. Bu sizi önemli insan yapar. Bu önemli insan, mevki, makam ve para olduğu sürece geçerlidir. Bunlar geçti mi önemli adam yoktur. Fakat değerli insanlar bu alemden göçüp gitseler de gömülen bir define gibi her zaman kıymetlerini korurlar. Onlar yaşadıkları zamanın ve zeminin merhametsizliğine uğrasalar ve üzerinden asırlar geçse bile arkalarından hayır duaları edilecek ve hafızalardaki yerlerini koruyacaklar.''
 
-Bediüzzaman'dan örnekler-
 
''Çocuklarımızın bedenlerini doyururken, ruhlarını ve akıllarını aç bırakırsak onlar gerçek manada evlatlarımız olamaz'' diyen Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:
 
''Asrın sahibi büyük üstat Bediüzzaman hazretleri bu tehlikeyi görüyor ve asrın başında 'vicdanın ziyası, ulum-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin birleşmesiyle hakikat tecelli eder. Birinin ayrılmasıyla taassup, diğerinin ayrılmasıyla hile ve şüphe doğar' diyor. Bu sebeple hem din hem de fen ilimlerini bir arada okutacak Van'da bir Medresetüzzehra kurulması için dönemin sultanları Abdülhamit ve Sultan Reşat nezdinde girişimlerde bulunmuştu. O dönemde bir üniversite olarak kurulması planlanan Medresetüzzehra'da Arapça, Türkçe ve Kürtçe eğitim yapılmasını istemiş ve düşmanımızı cehalet, fakirlik, ihtilaf olarak görmüştü. Çünkü cahil insan çok rahat kandırılabilir. Düşmanımız fakirliktir çünkü en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Düşmanımız, ihtilaftır yani bölücülüktür, ayrımcılıktır. Bu mikrop ve virüs bünyeye girdi mi cemiyet rahat etmez. İşte bugün bu sancıyı çekiyoruz. Buna karşı kardeşlik, birlik ve bütünlük silahıyla mücadele edeceğiz. Irk meselesi bedenle ilgilidir, ruhların ırkı olmaz. Farklı kavimlere mensup olabiliriz elbette ama ortak paydalarımız var. İşte bunları çocuklarımıza ve nesillerimize öğretmek zorundayız.''
 
Çelik, meselenin yalnızca diplomalı insan yetiştirmekten ibaret olmadığını bildirerek, Türkiye'deki hortumcuların, sahtekarların ve insanları dolandıranların büyük çoğunluğunun çifter çifter üniversite diploması olduğunu ifade etti.
 
-''Kurdukları tuzağa kendileri düştüler''-
 
Türkiye'de bir dönem çeşitli propagandalar yapıldığını ve bu propagandalarla AK Parti'nin karalanmak istendiğini anlatan Çelik, şunları söyledi:
 
''(Misyonerler Türkiye'de kol geziyor, İncil dağıtıyor, İstanbul'da apartman kiliseler kuruldu) şeklinde yapılan propagandaların altından Ergenekon çıktı. Bu propagandaların amacı AK Parti iktidarını zora sokarak halk nezdinde soru işaretleri oluşturmaktı. Malatya'da kitabevi cinayetini işleyip 'bunlar misyonerdir' diye adam kestiler. Bununla, Avrupa'ya, 'bakın AK Parti muhafazakar bir iktidardır. AK Parti'nin oluşturduğu ruh ve mana iklimi atmosferinden etkilenen insanlar gidip cinayeti işlediler. Trabzon'da Rahip Santoro'yu öldürdüler. Bununla AK Parti muhafazakar bir iktidardır ve bundan etkilenenler gayr-i Müslim bir rahibi öldürüyor' mesajını vermek istediler. Hrant Dink'i öldürenlerin de amacı buydu. Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Aslan'ın, başörtü için bunu yaptığını söylediler. Bütün amaç farklıydı ama elleri ve ayakları birbirine dolandı. Kurdukları tuzaklara kendileri düştüler.''
 
Çelik, evlatlarına dini doğru öğretemeyenlerin, başkalarının doldurduğu boşluğu şikayet etme hakkına sahip olmadığını, çocuklarını iyi yetiştiren ailelerin, kimsenin misyonerliğinden korkmaması gerektiğini kaydetti.
 
Osmanlı Devleti döneminde imparatorluğun bir başından diğer başına Hristiyanlığı yayan ''Neşri Nasraniyet'' cemiyetleri olduğu halde kimsenin Hristiyan olmadığına işaret eden Çelik, bugün Doğu ve Güneydoğu'da ortaya atılan fitneyle ilgili düşünürken bu tür unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.
 
28 Şubat sürecinde imam hatip okullarına büyük zulümler yapıldığını ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
 
''28 Şubat sürecinde imam hatip okullarını bertaraf etmek ve bu okullara giden çocukları caydırmak için bütün meslek okullarını feda ettiler. Bir katsayı rezaleti getirdiler. Birçok çocuğumuz maalesef bunun kurbanı haline getirildi. Bırakın imam hatip ve meslek lisesine giden çocukları cezalandırmayı, çocuğunu imam hatip okullarına gönderen memurları fişlediler, çocuğunu bu okullara göndereni bürokraside terfi ettirmediler, bir cadı avı başlattılar. Bu ülkede bizim vergimizle maaş alan, bizim vergimizle oluşturulan müesseselerde gününü gün eden insanlar bunu yaptı. Kulların hesabı vardır ama Allah'ın da bir hesabı vardır. 'Sap döner, keser döner; gün gelir hesap döner' derler ya. Devran döndü, halk iradesini ortaya koydu. Halk iradesini ortaya koymasaydı bunlar değişmezdi. Biz kendimizi ülkemizde esir, evimizde kiracı görmeye devam ederdik. Çok şükür ki bütün bu engeller ortadan kalkmıştır.''
 
-Vali Karaloğlu-
 
Vali Münir Karaloğlu da 2011-2012 eğitim öğretim yılının başında yaşanan deprem nedeniyle zor bir yıl geçirdiklerini vurgulayarak, 45 bin dolayında öğrencinin hala Van dışında eğitimlerine devam ettiğini söyledi.
 
Karaloğlu, öğrencilerin gittikleri yerlerde devlet erkanı ve vatandaşlar tarafından kucaklandığını ve hayatlarından mutlu olduğunu belirterek, okulların insan hayatının önemli bölümünü geçirdiği mekanlar değil, iyi ve güzel insanların yetiştirildiği kurumlar olduğunu kaydetti.
 
Konuşmaların ardından mezun olan 45 öğrenci, belgelerini okulun emektar öğretmenlerinin ellerinden aldı. Tören, Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi semazenlerinin gösterisiyle sona erdi. 
Bu haber toplam 2222 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri