Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Murat Kekilli: “Hayat buradan ibaret değil…”

01.03.2012 16:21
Kültür ve sanat camiasının önemli isimlerini ağırlamaya devam Seyr FM, son dönemdeki konu ve konuklarıyla büyük beğeni topluyor.

Kültür ve sanat camiasının önemli isimlerini ağırlamaya devam Seyr FM, son dönemdeki konu ve konuklarıyla büyük beğeni topluyor.

Seyr FM’de Arzu Çağlar’ın hazırlayıp sunduğu Yol Arkadaşı programının son konuğu ünlü sanatçı Murat Kekilli idi.

 

MÜZİK YOLUNDA  

Kekilli, kendisine yöneltilen sorulara içtenlikle cevap verirken kendi müzik ve sanat görüşüne ve anlayışına dair önemli açıklamalarda da bulundu. “Müzik yolculuğunuz nasıl başladı?” sorusuna Kekilli şu cevabı verdi: “Müzik yolculuğunda trafik çok yoğundu. Engeller, kar, yağmur, çamur ne arasanız vardı, uzundu yolculuk. Size hayatımın müzik yolculuğunu kısaca ancak böyle özetlerim. Ben bir çiçektim açmak için yağmura ihtiyacım vardı, güneşe ihtiyacım vardı ama kara borana da ihtiyacım vardı, hatta hatta çiğnenmeye dahi ihtiyacım vardı ki öyle başkaldırmanın yollarını bulayım diye…” Kekilli müziğin bir başkaldırı olduğunu vurguladı. Anadolu Rock denilince sadece kendisinin akla gelmediğini halen yaşayan çok önemli isimlerin de bu alanda üstad olarak söz sahibi olduğunu belirtti Kekilli.

  

BU AKŞAM ÖLÜRÜM  

Kekilli ilk çıkışının “Bu Akşam Ölürüm” albümüyle ve müziğiyle olduğunu bunun arka planında olanları da şöyle anlattı: “Biz ölümü son olarak biliriz normalde. Hepimizin kafasında, belleğinde gerçeği bilsek de ölümün bir son olmadığını bilsek de yani belleğimizin bir kenarında dünya hayatının sonu anlamına gelir. Oysa hayat üç boyuttan, aşamadan, kademeden oluşur hayatın toplamını ele alırsak. Hayatın başlangıcı bizim geldiğimiz, bilmediğimiz o hücre öncesi diyelim artık varlık öncesi varoluşumuzu, his öncesi o dönemi hatırlamıyoruz ama öyle varlığı hissedebiliriz. İnkâr edemezsiniz, var olduğumuzu düşünebilirsiniz. Bir de ölümden sonrasıdır tabii. Biz bir tek ortasını hatırlıyoruz, hayatın ortasını şu anda anımsıyoruz. Başlangıcı ve sonu yok. Âşık Veysel “İki kapılı bir handa” demiş ama aslında üç kapılı, normalde üç tane kapısı var. Orada bence bir eksiklik de var benim bakış açıma göre. Normalde üç kademeli olarak görürüm ben, bu benim kendi bakış açım. Bilmiyorum insanlar ne düşünürler.

Kademe olarak evet, oradaki kapı da herhalde dünyanın giriş çıkış kapısı olarak düşünülmüş.

Aynen, insan yaradılışı da anne rahminde ki hayatı da tıp dilinde üç evredir mesela enteresandır orada da üç evredir. Tam üç evreden oluşur. Baktığınızda enteresan ben hayatı böyle görürüm. Ölümü de bunun Şeb-i Arûs Mevlevi bakışı olarak görürüm. Aslında kapıların açılması, belki oraya gittiğinizde hani şöyle bir şey olacak hepimiz diyeceğiz ki gözlerimiz niye acışıyor uyandıktan sonra. Çünkü bize diyecekler onu daha önce hiç kullanmadın diyebilirler.

Sizden önce de konuştuk tevafuk perdeler dedik, dünyada perdeler var gözümüzde, zihnimizde, kalbimizde, ruhumuzda perdeler var. Biz bunu açabiliriz aslında ama eğer uğraşırsak.

Yani bu kapının arkasına geçip kapıyı tak tak tak açtırana kadar uğraşmakla alakalı. Çok kolay almazlar içeri onu söyleyeyim. Çünkü hayatta kolay değildir, kolay olacağını kimse söylemedi bize. Biz de buraya tabi kendi inisiyatifimiz doğrusunda gelmedik ama mademki geldik,

hayatta biz kendi başımıza iş yapmıyoruz.

 

HAYATIN EN KISA BÖLÜMÜNDEYİZ  

Kesinlikle, insan maddeden ibaret değil ben öyle söyleyeyim. Bir yerlere kanalize edilip, bir yerlere akıp çılgınca böyle bir yola sokulup hani hayatını hemen yaşa, güzel yaşa, zengin yaşa, mutlu yaşa, varlıklı yaşa, şöyle yaşa, böyle yaşa, şunu al, bunu al hayat bu hayat değil. Ortadaki hayat bu en kısa olan kısmı bu dilimde. Hayatın en kısa bölümü bu bölümde. Aslında her şeyi kazanacağım bölümü de burada. Bir de kısa bir bölüm baktığınızda çok kısa, belki 5 dakika bile sürmeyecek genel totale 60 yıllık 70 yıllık ömrünüze baktığınızda. Ortadaki kısım belki üç dakika, iki dakika bile değildir belki sonsuz yaşam düşünüldüğünde hani hepimizin isteğidir mesela. Böyle bir yaşam düşünüldüğünde baktığımızda çok kısa bir aradır bir fasıla filan deriz yani o kadar bir şey. Burayı nasıl değerlendirmeli diye zaman zaman düşünmüyor değilim. Bu kısa arayı iyi değerlendirmek zorundasın. Altın vuruş şansın var. Bir tane mermin var 12’den vurdun vurdun, yırttın yani o kadar. Bir de hedef o kadar yakın ki sanıldığı gibi çok uzak değil, hedef burnunun ucunda sadece sıkmak kalıyor, tetiği çekmek kalıyor o kadar kolay. Iskalama şansın da yok kocaman bir 12 var alsana vur diyor yani. Ama illa sen gidip 12’yi bırakıp dışarı ateş edersen yapılacak bir şey yok. Bu da özel bir çaba ister, ben istemiyorum kardeşim, ben mutlu olmak istemiyorum, ben bu dünyada hakkımı, şansımı her şeyi burada kullanmak istiyorum derse tabi bu seçenek kendi bakış açısına göre.

O fırsat verilmiş insana. Çocukluğu ilk gençliği o gençlik için sanki hazırlanıyor sonrada o gençliği iyi ya da kötü yaşamış her neyse yaşlılığında da bunun demini sürüyor anladığım bu. Bir rüyaya benziyor, bir gece yolculuğuna benziyor aslında hayat. Şu anda bir rüyanın içinde olsaydık hepimiz bizi kim bunun rüya olmadığına ikna edebilirdi ki, gerçek zannederdik bunu.  Hayatı buradan ibaret zannederdik. Enteresan böyle hayat çok karmaşık falan gibi gözüküyor ama o kadar da karmaşık değil. Senin perdelerinle alakalı, algılarınla alakalı.”

 

 

Kaynak:
Bu haber toplam 7460 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri