Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

O İsimden Mursi Ve Erdoğan Bombaları

09.09.2013 16:22
Müslüman Kardeşler'in kurucusu Hasan el-Benna'nın torunu, Oxford'lu profesör, ünlü düşünür Tarık Ramazan, Habertürk'ten Kübra Par'a konuştu.

The Circle of European Communicators toplantısı için bir günlüğüne İstanbul'a gelen Tarık Ramazan'ı, İstanbul'da kaldığı otelde  çarpıcı açıklamalar yaptı: "Mursi seçimlere katılmakla hata etti, Batı tuzak kurdu ama o fazla saf davrandı" diyen Ramazan, Türkiye ve Erdoğan için de farklı yorumlar yaptı. Ramazan'a göre bir zamanlar Mübarek için "hayat fani, dünya kimseye kalmaz" diyen Erdoğan'ın ve Türkiye'nin "kişisel özgürlükler, ifade özgürlüğü ve medyanın bağımsızlığı gibi içeride çözülmesi gereken sorunlar var..."

İşte Müslüman Kardeşlerin kurucusu Hasan El-Benna'nın torunu Tarık Ramazan'ın Mısır, Mursi, Türkiye ve Erdoğan ile ilgili söylediklerinden çarpıcı bölümler:

MÜSLÜMANLAR KENDİ DEMOKRASİ MODELLERİNİ BULMALI

İslam ve demokrasi ilişkisini konuşarak başlayalım. Müslüman ülkelerde Batı tipi demokrasiler tam olarak yerleşemiyor. İkisi arasında derin bir uyuşmazlık mı var?
Teorik tartışma ile pratikteki yansımasını birbirinden ayırmamız gerekiyor. İslami anlayışa göre din büyüklerinin otoritesi devletin otoritesinin önüne geçmez. Bunlar iki farklı şeylerdir. Dolayısıyla prensipte sorunumuz yok fakat kendi demokrasi modellerimizi bulmalıyız. (...)

Mısır'da yaşananlar "önceden tezgahlanmıştı" demek mi istiyorsunuz?
İki yıl önce Müslüman Kardeşler'e bunun bir tuzak olduğunu ve seçimin bir parçası olmamaları gerektiğini söyledim. "Bir adım geri çekilin ve mümkünse karşı güç olarak konumlanın" dedim. Daha önce Batı, Hamas'ı destekleyerek seçimleri kazanmalarını sağladı ama yönetime geldiklerinde de "bakın şu teröristlere" diye hedef gösterdi. Şeffaflık ve demokrasi yeterli değil. Kimin yönlendirdiğine de bakmak gerekiyor. Müslüman Kardeşler hareketini dedem kurdu fakat en başından beri onlara eleştirel yaklaştım. Pek çok hata yaptılar.

“MURSİ İLE KONUŞUNCA HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIM”

Neydi Mursi'nin hataları?

İlk hatası seçimlere katılmaktı. Seçimlerden önce Mursi ile Oxford Üniversitesi'nde buluştum. Aldığım cevaplar karşısında hayal kırıklığına uğradım. Hala eski retorikleri savunuyor, şeriatı referans gösteriyordu. "Pratikte ne anlama geliyor? Sivil devlet olmalı mı?" diye sorduğumda net cevaplar veremedi.

Şeriat ve demokrasi ilişkisi konusunda kafası mı karışıktı?

Atılacak adımlar ve öncelikler konusunda kafası karışıktı. Fakat bu seçimlerden çok önceydi.

Sonraki hataları?

İktidara geldikten sonra bir hareketi değil devleti yönettiğini kavrayamadı. Sekülerlere, Kıptilere ve kadınlara kucak açmalıydı ve orduyla mücadele etmeliydi. Ayrıca fazla saf davrandı. Ordu hep ön plandaydı. Hükümete iştirak etmem için davet aldığımda beni "sakın gitme, ülkeyi hala ordu kontrol ediyor" diye uyardılar.

BATI MÜSLÜMAN KARDEŞLERİ GÖZDEN ÇIKARTTI MI?

Müslüman Kardeşleri nasıl bir gelecek bekliyor? İslamcılık miadını doldurdu mu?
Politik İslam'ın sonunun geldiğini söyleyen düşünürler var. Buna katılmıyorum. İnsanların şüphesi olsa dahi hala önemli politik güçleri var. İslamcılık sona yaklaşmadı fakat çok derin bir sorgulamaya ihtiyacı var. Politik İslam daha az politik daha çok etik olmalı. Entelektüellerin ve siyasetçilerin vizyonu yok.

Batı Müslüman Kardeşleri gözden çıkardı mı?

Mursi darbeden birkaç gün önce, Amerikalıların onu destekleyeceğini zannediyordu ama AmerikalılarMüslüman Kardeşler'i hiçbir zaman desteklemedi. Uzun vadede İslamcıları istemiyorlar, sadece kısa vadede onları kullanıyorlar. İsrail'in çıkarlarını gözetiyorlar. İsrail için Müslüman Kardeşler demek Hamas demek. Hamas demek, direniş demek. Onu ortadan kaldırmak için önce Mübarek'i sonra da Sisi'yi desteklediler.

"ERDOĞAN 'HAYAT FANİ, HEPİMİZ GEÇİCİYİZ' DEMİŞTİ"

Ilımlı İslamı destekliyor ve Türkiye'yi de model ülke olarak gösteriyorlardı. Bundan da vaz mı geçiyorlar?
AK Parti'nin İslamcı olmadığını, Müslüman demokrat olduğunu söylemesi yeni bir söylemdi. Erdoğan, ekonomiyi güçlendirdi ve statükoyu değiştirmek için kendi stratejisini geliştirdi. İsrail ile ilişki kurdu, sınırlarda "sıfır sorun" politikasını benimsedi. Avrupa Birliği'ne girmeye çalıştı fakat Müslüman bir ülke olduğu için reddedildi. Bunun üzerine bakışını Doğu'ya ve Güney'e çevirdi. Anladılar ki onunla uğraşmaları gerekecek

Türkiye'ye bakışınız nasıl?
AK Parti hükümetinin hem iç hem de dış politikada oldukça zekice davrandığını kimse inkar edemez. Orduyla hesaplaşmayı başardılar. Buna rağmen bana Türkiye'yi model olarak gösterebilir miyiz diye soranlara dikkatli olmalarını söylüyorum. Çünkü kişisel özgürlükler, ifade özgürlüğü ve medyanın bağımsızlığı gibi içeride çözülmesi gereken sorunlar var. Bir keresinde Erdoğan, Mübarek'e "hayat fani, hepimiz gelip geçiciyiz" demişti. Şimdi başkanlık sistemi konuşuluyor. 12 yıllık dönüşüm sürecinden sonra kendisine "şimdi gitme zamanı" demesi gerekiyor.

Peki ya Türk dış politikası? Sıfır sorun politikasından değerli yalnızlığa geldik.
Avrupa Birliği ile kurdukları ilişki çok zekiceydi. Orduya karşı AB kartını kullandılar.AB’ye karşı da Çin, Hindistan ve Afrika hamlesini yaptılar. Sınırlarda sıfır sorun politikası da oldukça zekiceydi. Ne var ki bölgedeki gelişmelerden dolayı bu gerçekçi bir strateji değildi.

Hata yapılmadı mı?

Hayır, bu politikayı başarmak imkânsızdı. Tüm Ortadoğu istikrasızlaştırılırken, çatışmasız bölgeyi nasıl oluşturabilirsiniz ki?HABERVAKTİM

Bu haber toplam 3100 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri