Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Namaz yalnız olmadığımızı öğretiyor

07.01.2011 22:16
Günümüz insanı, dünya hayatını her şeyin üstünde tuttuğundan namazlarına gereken önemi vermiyor.

Mesela, işe gitmek için erkenden kalkan kişi, uyuduğu için sabah namazını geçiriyor ya da bunu pek ciddiye almadığından bu konuda elinden geleni yapmıyor. Ya da, namazın geçeceğini bile bile kılmadan dışarı çıkıyor ve o günü kazaya bırakabiliyor. Namazla ilgili görüşlerini aldığımız hanımlardan bir kısmı bu konuda oldukça titiz davrandığını ifade ederken bazı hanımlar, dünya meşgalelerinin peşine takılıp namazlarını ihmal ettiklerini ifade ettiler. Oysa namaz, hayatımızın olmazsa olmazları arasında yer alıyor ve kulluğumuzun bir göstergesi olarak hepimizi ilgilendiriyor. Bu konuda sadece çocukları değil aynı zamanda erişkinleri de bilgilendirmek ve namaz bilinci vermek gerekiyor.

Namazın tesiri, doğrudan kalbedir

Namazda kişi,  hamd ve  niyazını ruhunun  her zerresine yayarak Allah'a yakınlaşır, ona kulluğunu ikrar eder. Namaz, gönüllerdeki boyutların da  ötesine Allah'a yaklaştırır ve bu yakınlık  bizi adım adım miraca yükseltir. Temel bir ibadet olan namazın tesiri, doğrudan kalbe ve gönüle yöneliktir. Kul farkına varsın veya varmasın, her namazda gönüllerin esrarlı perdelerinden biri açılır ve insan adım adım Allah'ın (c.c.) sonsuz sırrına yaklaşır.

İnsan aklı ve iradesi ile nefsine yenik düşmez

İnsan nefsi, kötüye meyilli olduğundan, onu namazdan uzaklaştırmak ister ve bu konuda ardı kesilmeyen mazeretler üretir. Ancak insan, aklı ve iradesi sayesinde nefsine yenik düşmez ve Allah'a teslim olur. Namaz, bir kul olarak sorumluluklarımız arasında yer alıyor ve hayatın içinde bize çeşitli kazançlar  getiriyor:

Namaz insana yalnız olmadığını öğretir: Günümüz insanı, maddi olarak her şeye sahip olduğu halde iç dünyasında büyük bir yalnızlık yaşamakta ve bunu hiçbir şekilde iyileştirememektir. Günde beş vakit namaz kılan ve Allah'ın huzurunda olduğunu hisseden ve ona boyun eğen, meramını ifade eden kişi yalnız olmadığını anlayacaktır. Çünkü kendisini işiten ve yardımını esirgemeyen bir varlığa kul olmakta ve bunu ikrar etmektedir.

Namaz sorumluluk bilinci verir

Kul olarak, beş vakit namazını kılıp sorumluluğunu yerine getiren kişi gerçek huzura ulaşmakta ve anlam boşluğuna  düşmekten korunmaktadır.

Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar

Günde beş kere Rabbinin huzurunda ona tapan ve boyun eğen kişi, kendini kötülüklerden korumakta ve yaratıcının huzuruna pak bir imanla gelmeye özen göstermektedir.

Namaz kul ile Rabbi arasında özel bir bağ ve  kulu Allah'a yaklaştıran güçlü bir köprü gibidir. Bu yönüyle namaz kişinin Allaha kendini en yakın hissettiği an, ona mütevecih oluşu, sığınışı ve iltica edişidir. Namazda kişi kendi konumuyla ilgili farkındalık kazanır, acziyetini, yoksunluğunu, noksan olduğunu çaresizliğini, tapınma kul olma ihtiyacını idrak eder ve mutlak zenginliğin sahibine sığınır, tapınır ve kul olduğunu ikrar eder.

Modern insan dünyevi olarak çeşitli imkanlara sahip olurken, iç dünyasında yalnızlığa ve  çaresizliğe mahkumdur. Hastalıkları, yoksulluğu, hayat mücadelesi ve yoksunluğu hiç bitmeyen insanın, tapınma kul olma, yaratıcıya sığınma ihtiyacı onu arayışlara götürüyor. Ve insan, bütün bu yoksunluğunun içinde, gücü kainatı kuşatan, dualarını kabul eden, kendisini kuşatan yaratıcıya teslim oluyor. Namaz bu yönüyle kulun teslimiyetinin bir göstergesi olarak önemli bir sorumluluktur.

Bir kaç söz

Kitap okumak...

Okuyucularımızdan Kadriye Karakuş, kendisinin bir kurumda memur olarak çalıştığını ve iş yerine giderken, gidiş geliş her gün üç saati yollarda tükettiğini ifade etmiş. Ve sene başında kendisinin okuyacağı kitapların listesini yaptığını, otobüste bu kitapları bir yıl içinde bitirdiğini belirtmiş. Okuyucumuz, İstanbul'da "insanların iş yerlerine ulaşabilmek için yollarda büyük bir vakit harcadıklarını, bu süre içinde  "işimden dolayı okuyamıyorum" dedikleri kitapları okuyabileceklerini yazmış. Kendisine teşekkür eder bu davranışının hepimize örnek olmasını dileriz...

Aile içi eğitim

Çocuğa öğretilecek ilk söz

Aile için çocuğun yaptığı her şey, söylediği her sözcük büyük bir mutluluk kaynağıdır. Anne baba, bu konuda bilinen cümleleri tekrar ederek çocuğu teşvik ederler. Çocuk ilk sözcüklerini söylediğinde büyük bir iş başarmanın mutluluğunu yaşar. Ona göre  atılan her adım, söylenen her cümle büyük önem taşır. Çünkü çocuk dünyayı yeni keşfetmekte ve bu konuda ailenin yardımına ihtiyaç duymaktadır.

Günümüz modern anneleri, çocuklarını Mozart dinleterek ya da dünyaca ünlü müzisyenlerin müziklerini dinleterek büyütüyorlar. Çocuğu küçük yaştan itibaren müzikle tanıştırdıklarında ileride iyi bir müzisyen olabileceğine inanıyorlar. Allah'ın buyruklarını her şeyin üstünde tutan annelerimizin ise bebeklerinin başucunda Kur'an okuduklarını ve onların küçük yaştan itibaren İslami kültürle büyütmeye çalıştıklarını biliyorum. Bu konuda efendimiz, (sa) "Çocuklarınıza ilk söz olarak La İlahe İllallah öğretin buyurmuştur. Anneler çocuklarına, kelime-i tevhidi öğretmeli ve küçük yaştan itibaren onu İslami terbiye üzere yönlendirmelidirler. Çocuk doğduğunda beyaz bir kağıt gibidir, anne baba ona ne verirse  ona göre şekil alır ve hayatını sürdürür. İlk kelimesi La ilahe İllallah olan çocuk, ileriki yıllarda da bu kelimenin sırrını kavrar ve hayatını buna göre düzenlerse dünyada yeis ve mutsuzluk ona ulaşamaz.

Efendimiz, anne babalara şu sözüyle tavsiyelerde bulunur ve çocuklara küçük yaştan itibaren dinlerini öğretmenin önemine vurgu yapar:

"Çocuklarınızı şu üç güzel haslet üzerinde yetiştirin ve edeplendirin. Peygamberimizi sevmesi, onun ev halkını, samimi dost ve arkadaşlarını sevmesi, Kur'an okuması, çünkü gerçekten Kur'an okuyup onu kalbinde ve hafızasında taşıyanlar, Allah'ın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Allah'ın Arşı'nın gölgesindedir" (Taberani, aile eğitim cilt, 173)

Bu haber toplam 2992 defa okunmuştur

Etiket(ler): , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri