Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Darbeciler PR araştırmasında

08.08.2012 14:40
Davalarda sona yaklaşılırken, askeri müdahale iddialarını yalanlama kampanyası şiddetlendi. Kimileri 'Sütten çıkan ak kaşık' gibi gösteriliyor.

" 'Biz böyle şeyler yapmayız. Sütten çıkmış ak kaşığız' söylemi hiç, ama hiç inandırıcı değil." diyen Sabah'tan Nazlı Ilıcak, davalarda sona yaklaşılırken, askeri müdahale iddialarını yalanlama kampanyasının da şiddetlendiğine; Hâkim ve savcılar konuşamadığı için, avukatlar ve sanık yakınlarının kamuoyu vicdanında kendilerini aklamaya çalıştığına dikkat çekti.

Ordunun 2 darbe yaptığını, 12 Mart'ta muhtıra yoluyla, 28 Şubat'ta perde arkasından yürüttüğü baskılarla 2 defa da hükümeti devirdiğini hatırlatan ve medyadaki kamuoyunu yönlendirme çabalarını Çetin Doğan ve Dursun Çiçek örnekleriyle açıklayan Ilıcak, Doğan'a yönelik haberler için, "Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın birtakım işler karıştırdığı, o tarihte zaten MİT tarafından tespit edilmişti. Mustafa Balbay'ın 30 Mayıs 2003 tarihli notunda MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'dan naklen şu bilgi var: "Eğer kaynak mektuplarsa, bize de geliyor. İstanbul'dan, Birinci Ordu'dan geliyor. Oraya baksan. Birinci Ordu'da her şey hazır. İhtilâle hazırlanıyorlar." Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de, 5-7 Mart 2003 tarihli Plan Semineri'nin kurallara uygun olarak oynanmadığını açıkladı. Zaten gerçek isimlerin kullanıldığı o Harp Oyunu'nda, bir "Milli Mutabakat Hükümeti" kurulmasından da söz ediliyor. Çetin Doğan, "jenerik senaryo" kılıfı altında "Genelkurmay Başkanı'na, ültimatom ver; bu işin sonu b... ktur, deriz" bile diyor." dedi.

Kimilerini 'sütten çıkan ak kaşık' gibi göstermenin yanlış olduğunu ifade eden Ilıcak, İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nı hazırladığı belirtilen Dursun Çiçek için de "Bir kere İrtica ile Mücadele Eylem Planı'ndaki o imzanın Dursun Çiçek'e ait olduğu, TÜBİTAK, Emniyet ile Jandarma Kriminal ve Adli Tıp tarafından belirlendi. Ayrıca, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda, parke altında ele geçen bilgisayar hard diskinde (5 nolu), -polis raporuna göre oluşturma tarihi 2 Mart 2008, son erişim tarihi 21 Mart 2009 olan- "Proje" isimli bir belge var. "Proje" bir taslak metin; İnternet Andıcı ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı, makamdan Proje'ye onay alındıktan sonra hazırlanmış. "İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın 2009 tarihini taşıdığını nereden biliyorsunuz?" diye sordu İrem Çiçek Haber Türk'te. Proje'nin tarihi belli: Son kayıt 21 Mart 2009. Elde başka hiçbir delil bulunmasa bile, bu yeterli değil mi?" diye sordu.

Yazısında, 'Fuhuş ve casusluk' davasıyla ilgili haberleri de analiz eden Ilıcak, kimi köşe yazarlarının yargılanan askerlerin fuhuş ve casusluktan ceza almamasını, suçsuz yere haklarında dava açılmış gibi sunduğunu, oysa fuhuş ve şantajdan dolayı ceza almamalarının, şikâyetçi bulunmamasından kaynaklandığını belirtti.

Ilıcak, "Yoksa elde çok sayıda kişinin özel hayatını gösteren görüntüler ve belgeler var. Ayrıca, devletin güvenliğine ilişkin belgeler de gene bu kişilerde ele geçti. Bunların askeri casusluk amacıyla kullanıldığına dair delil bulunamadı. Belgelerin mevcudiyetinden dolayı mahkûmiyet aldılar ama o belgelerle, tehdit, şantaj yaptıklarına ya da bu bilgilerden casusluk amacıyla yararlandıklarına ilişkin kanıt ele geçirilemedi. Muhtemelen mağdurlar, daha büyük bir rezalet çıkmasın diye şikâyette de bulunmayınca, o iddialar düştü. Beni üzen nokta, bazı meslektaşlarımızın tavrı. "Bak bir şey yokmuş; suçsuz yere yargılanmışlar" havasını basmak bence çok ayıp." dedi.

Bu haber toplam 1190 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri