Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Ne Bilsin Kemal Bey" Dedi CHP'ye Çaktı

11.08.2011 20:27
"Yıllardır kendi ülkesinde milletin özlem ve sancılarına bigâne kalan bir siyasi geleneğin, bölgedeki sancılar için kafa yormasını beklemek ütopyadır."

Bugün'den Gültekin Avcı, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'ı eleştirerek Suriye'nin iç işlerine karışmayı 'romantizm' olarak nitelemesini değerlendirdi. "Ne bilsin Kemal Bey!" diyen Avcı, CHP'nin 'Sosyal demokratlığını' sorguladı, "Silivri'de yaptıkları şovların ve nümayişlerin onda birini, sosyal demokrasi uğruna sergileselerdi" dedi ve "Her gün Beşşar totalitarizmi altında can veren yığınların, Ergenekoncular kadar ilgiye hakları yok mu?" diye sordu.

CHP'nin devlet imajının 1923 sonrası Türkiye Cumhuriyeti ile sınırlı olduğunu ifade eden Avcı, "CHP bu kafada gittiği sürece AK Parti üçüncü değil altıncı seçim zaferini kazanır, Filistin sevinir, Bosna sevinir, Arap halkları sevinir." dedi.

İşte Gültekin Avcı'nın o yazısı:

Nasıl suç işlenirken herkesin yakalama yetkisi varsa, insanlık dramının yaşandığı her yere hiçbir ülkenin duyarsız kalmaması beklenir ve gerekir.
İnsanların trajedi yaşadığı her yer tüm insanlığın kanayan yarasıdır.


Bizler ölümsüz bir gözyaşı medeniyetinin çocukları değil miyiz?

Başbakan, haklı olarak demokrasi isteyen Suriye halkının katledilmesine karşı sert tavır koydu.

Ama Kılıçdaroğlu "Suriye'nin içişlerine karışmayalım" minvalinde sözler edip, dış politikada romantizmin olmayacağını söylüyor.

Kılıçdaroğlu hem Suriye'deki kargaşanın ülkemize de sıçrayabileceğini söylüyor hem de bu konuda bölgesel krizi yönetmek isteyen Başbakan'a karşı çıkıyor.

Suriye halkı Türkiye'nin bu tavrını unutmaz, affetmez diyor.

BU NASIL SOSYAL DEMOKRATLIK?

Hâlbuki Suriye halkı her gün kan kusarken, sadece seyreden bir Türkiye'yi ve Başbakan'a "müdahale etmeyin" diyen sizleri unutmayacaktır Kemal Bey.

Nasıl sosyal demokratlık bu?

Sosyal demokrasi egemen güçlere karşı ezilenlerin, emekçilerin yanında olmayı gerektirmez mi?

Dünyanın dört bir yanında ezilenlerin feryatları sosyal demokratları doğrudan ilgilendirir.

Suriye'de babası Hafız Esed'in izini takip ederek Hama'da ve Deyr-el Zor'da katliama devam eden Beşşar Esed "egemen güç" değil mi?

Mazlumları ezen böyle bir diktatöre karşı tavır almakla, "egemen güçlerin taşeronu olmak" nasıl bağdaştırılır anlayamıyorum.

SİLİVRİ'DE ŞOV YAPANLAR İÇİN SURİYE'DE CAN VERENLERİN ERGENEKONCULAR KADAR İLGİYE HAKKI YOK MU?

Silivri'de yaptıkları şovların ve nümayişlerin onda birini, sosyal demokrasi uğruna sergileselerdi "yeni CHP" fiyaskosunu unuttururlardı belki.


Her gün Beşşar totalitarizmi altında can veren yığınların, Ergenekoncular kadar ilgiye hakları yok mu?

Sınırlarınız dışına bakmıyorsanız Sosyalist Enternasyonal'e neden üyesiniz diye sorarlar adama.

Kendi halkını zehirli bir yılan edasıyla her gün sokan Beşşar Esed, gün gelir bizi de pekâlâ sokabilir, soktu da.

MİT raporuna göre Suriye PKK liderlerine tekrar kucağını açmış bile.

Kemal Bey bilmese de, Amerika'ya bile yardım eden ve siyasal konum alan bir tarih koridorundan geliyoruz.

Amerika'da Kuzey-Güney savaşı sırasında Kuzey Hükümeti, Devlet-i Aliyye'den askeri yardım talebinde bulunmuştu.

1860 yılında Osmanlı Sultanı Abdülmecid Han bu talebe, 120 deve yükü askeri malzeme ve 100 asker göndererek icabet etmişti.

Böylece Kuzey Hükümeti yanında tavır almıştı.

Bu 100 Osmanlı askeri, bilgi ve tecrübeleriyle, Kuzey Hükümeti'ne ciddi faydalar sağlamış ve geri dönmeyip Amerika'ya yerleşmişlerdi.

Kemal Bey, Başbakan'ın Suriye için "sabrımız taşıyor" ifadesine karşı, "sabrın taşarsa askeri müdahalede mi bulunacaksın" diyor.

Diplomatik tedbirler ve tavırlar silsilesini hiç düşünmüyor galiba.


Suudi Arabistan Suriye'den büyükelçisini çekti.

Diğer Arap ülkeleri de bir bir tavrını ortaya koyuyor.

Bizim vahşeti seyretmemiz mi gerekiyor?


Demokrasi ve özgürlük arayan Suriye halkına karşı Beşşar Esed'in kıyım yapmasına sessiz kalmak da zulme ortak olmaktır.

KEMAL BEY NE BİLSİN BÖLGESEL LİDER KARİZMASINI

Bu millet asırlardır mazlumun yanında yer aldı.


Millet yine aynı millet Kemal Bey.

CHP'nin başına kim gelirse gelsin, ülke sınırları dışında fenomen olma ihtimali sıfırdır.

Zira yıllardır kendi ülkesinde milletin özlem ve sancılarına bigâne kalan bir siyasi geleneğin, bölgedeki sancılar için kafa yormasını beklemek ütopyadır.

Kılıçdaroğlu ne bilsin büyük devlet olma refleksini?

Partisinde hâlâ suların berraklaşmadığı Kemal Bey, ne bilsin bölgesel bir lider karizması taşımanın ağırlığını?


Saint Simon'un hırsız tilmizi Comte'un pozitivizmiyle, görmediği ve hissetmediği olguları kabul edemiyor Kemal Bey.

Tarihinin cumhuriyetten önceki Selçuklu ve Osmanlı dönemini bir pasta misali kesip atan bir siyasi çizgiden ne beklenebilir ki?

Onun havsalasındaki devlet imajı 1923 sonrası Türkiye Cumhuriyeti.


Damarlarında üç kıtanın ırmakları akan çocukların acılarına ve özlemlerine yabancıdır.

CHP bu kafada gittiği sürece AK Parti üçüncü değil altıncı seçim zaferini kazanır, Filistin sevinir, Bosna sevinir, Arap halkları sevinir.

İsrail üzülür, Kemal Bey de üzülür. 

Bu haber toplam 1846 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri