Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Neden Şimdi ve Neden Başbakan'ın Konvoyu?..

05.05.2011 12:36
Başbakan Erdoğan'a yapılan suikastin şifreleri neler? Kim yaptı, ne mesaj vermek istedi? Yeni Şafak'tan Abdulkadir Selvi'nin yazısı...

Seçim tartışmalarını izlerken, acı haber Kastamonu'dan geldi. Başbakan Erdoğan'ın konvoyuna yapılan saldırıda bir polisimiz şehit oldu. Bir de ağır yaralı var.

Erdoğan araçta değildi, ancak kurşunların adresinin Başbakan olduğu anlaşılıyor.

Ortada onlarca soru var.

Saldırıyı hangi örgüt yaptı?

Neden şimdi ve neden Başbakan'ın konvoyu hedef alındı?

Başbakan'a mesaj vermek isteyen güç kim?

İç mi, dış mı?

Devletin içinden mi, dışarıdan mı?


Bunların ipuçları bile bizleri çok önemli yerlere götürecek kadar önemli olan sorular.

Geçmişte Kartal Demirağ'ın kurşunlarıyla mesaj göndermişlerdi Özal'a.

Başbakan Erdoğan'a yönelik biri yakın mesafeden olmak üzere birkaç suikast girişimi oldu.

Şimdi ise kritik bir seçime giderken, neden böyle bir yöntem seçildi?

Neden silahın diliyle konuşuldu?


Bir mesaj olduğu kesin, ancak henüz işin arkasında kimlerin olduğuna dair sorulara yanıt verebilecek bilgiye sahip değiliz.

Karadeniz'de bu olay ilk kez olmuyor.

Tokat Reşadiye'de ve Samsun Ladik'te de benzer saldırılar olmuştu.

Reşadiye'de 7 askerimizin şehit olduğu olayın arkasında İsrail'in parmak izleri bulunmuştu.

Taşeron örgüt kullanılmış, Türkiye'ye mesaj verilmişti.

Peşinen bir ülkeyi ya da örgütü sorumlu ilan etmek istemiyorum. PKK ya da onun kullandığı taşeron bir örgüt olabilir.

Ya da yabancı bir ülke.

Her neyse, bunu bulup ortaya çıkarmak, Başbakanına yönelik saldırıyı aydınlatmak devletin namus borcudur.

Dilerim diğer namus borçları gibi ortada kalmaz.

Demokrasinin kritik dönemlerinde oldu bu tür suikast girişimleri.

Türkiye'nin statükoya savaş açtığı bir sırada Özal'a, Ergenekon ocağında devşirilen Kartal Demiral'ın namlusunun ucundan mesaj gönderilmişti.

Özal olayı bir yere kadar takip etmiş, tetiği çektiren eli tespit edince orada durmuştu.

Ecevit'te suikaste maruz kalan bir Başbakan'dı.

Bir röportajımız sırasında, "Şahsınıza yönelik suikast girişimlerini neden aydınlatamadınız?" diye sitemkar bir soru yöneltmiştim.

"Araştırdım Sayın Selvi" demişti. "Bir yere kadar ilerledik. Sonra karşımıza bir duvar çıktı"

Ecevit karşısına çıkan duvarı aşamadığı için, siyasi suikastler devam etti.

Ancak Erdoğan'ın çetelerle mücadele ederek, o duvarı aştığını düşünüyorduk.

Gördük ki, yeni duvarlar örülmek isteniyor.

Bu olayı aydınlatmak Başbakan'ın özel işi olmalı.

Çünkü bu duvar aşılamaz, sorumlular tespit edilemezse, bu tür olayların arkası gelir.

Çünkü bu duvarların arkası karanlık.

Özal'ı Ankara'nın göbeğinde, ANAP'ın kongresinin yapıldığı salonda vurmak istemişlerdi.

Özal yaralı parmağı sarılı olarak kürsüye çıkmış ve "Allahın verdiği canı Allahtan başkası alamaz" demişti.

İnançlı bir insanın kendisini ölümle korkutmak isteyenlere karşı bir meydan okumasıydı.

Erdoğan ise bu saldırının ardından çıktığı Amasya meydanından, şehit Başbakan Adnan Menderes'in,"Kefenimizi giyerek yola çıktık" sözleriyle yanıt verdi.

Menderes üzerinden gönderme yapılması manidardı.

Başbakan'ın, 'Allah'ın kader planında bizler için koymuş olduğu ömrü, tayin ettiği ömrü, kimsenin kısaltmaya veya uzatmaya gücü yetmez' sözü de sadece Kadere teslimiyeti değil, aynı zamanda bir meydan okumayı yansıtıyordu.

Çok önemli bir nokta.

Çünkü bu ülkede siyasetçinin iki gömleği oldu. Biri bayramlık, diğeri ise idamlık.

Artık bu gömleği yırtmak,siyasetin üzerinden bu korkuyu kaldırmak gerekiyor. Bunun yolu da suikastleri aydınlatmak geçiyor. Seçimlere giderken böyle bir olayın yaşanması ise çok manidar. Çünkü çetelerle mücadelenin yoğun olduğu dönemlerde buna benzer girişimler oldu.

Başbakan'ın helikopterinin tekerleri patlatıldı, evinin yanındaki caminin minaresinin ucundaki alemi savaş uçakları düşürdü.

Bunun artık geride kaldığını, Türkiye'nin, "İleri demokrasiye" ulaşma aşamasında olduğunu düşünürken, bize mücadelenin çok çetin bir şekilde devam ettiğini hatırlatan bu olay yaşandı. Ne kadar ileri demokrasi diyorsak, o kadar ileri güvenliğe ihtiyacımız var.

Kritik bir seçime giderken Kastamonu'da akan kan bize çok şeyi hatırlatıyor.

Başka bir şeyi daha öğretiyor. Demek ki, bir takım karanlık merkezler açısından bu seçim kan atılacak kadar kritikmiş.

Mesajı aldık.

Mesajı anladık.

Millet de sandığın başına mesajı anlayarak giderse sorun yok demektir.

Bir duvarı daha yıkarız.

Abdulkadir Selvi, Yeni Şafak 

Bu haber toplam 2386 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri