Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yaratılmışların sultanı için

02.04.2012 22:04
Nisan, kutlu doğumun vakti olduğu için güzeldir, bahardır. Bahar, kâinatın kutlu doğum günleridir. Rebiu’l-evvel, kâinatın baharıdır, çünkü kâinatın Efendisi bu ayda bu dünyayı şereflendirmiştir.

Nisan, kutlu doğumun vakti olduğu için güzeldir, bahardır. Bahar, kâinatın kutlu doğum günleridir.  Rebiu’l-evvel, kâinatın baharıdır, çünkü kâinatın Efendisi bu ayda bu dünyayı şereflendirmiştir.

İslâm dünyası, başta ülkemiz olarak bu mevsimi en güzel şekilde geçirir.  “Rahmeten li’l-âlemîn’dir Mustafa/ Hem şefîu’l-müznibîndir Mustafa” diyen Süleyman Çelebi, yaratılmışların sultanı Efendimizi içten bir dua ve sevgiyle anlatır. 1409’dan beri Mevlid, bizim dünyamızda Efendimizi anmanın en müstesna ve içtimaî merasimi, nişanı olmuştur. 

 

Yeni Dünya dergisi, Nisan sayısında işte bütün bu güzellikleri en şekilde bir araya getirip, gönüller sultanına takdim etmenin heyecanını yaşıyor. Müstesna günlere özel olarak Yeni Dünya. Sadece iki konuda yazı, söyleşi var dergide: Efendimiz ve Mevlid. Mevlid, Süleyman Çelebi Hazretlerinden sonra gönül enginliğimizle Efendimizi doya doya, duya duya anlatacağımız, yaşayacağımız bir çağlayan oldu bize.

 

Ümmetin olduğumuz devlet yeter/ Hizmetin kıldığımız izzet yeter  

Yeni Dünya’nın bu sayısı, Efendimizi anlamanın ve anlatmanın iştiyakını yaşıyor. Usta kalem Rasim Özdenören, kâinatın Efendisinin belagat mucizesine işaret ediyor, sözlerindeki ölçüden hareketle kurulan adalet, gönül ve fikir dünyasına açıklık getiriyor. Doç. Dr. Muhittin Akgül, Peygamber Efendimizin “ümmîlik” yönünü kaleme alıyor. Müsteşriklerin asılsız ve birtakım sapkınlıklarla malul iddialarına da cevap verdikten sonra, Efendimizin “ümmî” olmasındaki hikmetleri anlatıyor.  Prof. Dr. Kadir Özköse, tasavvuf boyutundan Efendimizi anlatıyor. “Tasavvuf Ehlinin Peygamber Aşkı Başkadır” başlıklı yazısında Özköse, tasavvuf ehlinin aşkının derinliğine vurgu yapıyor. Doç. Dr. Casim Avcı ise, yazısında Efendimizin peygamberlik öncesi hayatının ana çizgilerini ortaya koyuyor ve adeta 40 yıllık bu hayatın her safhasının peygamberliğe hazırlık olarak İlahî bir şekilde düzenlendiğini vurguluyor.

Doç. Dr. Abdullah Karahanise, peygamber sevgisinin çok farklı bir yönünü ortaya koyuyor ve şemâil ve hilye geleneği üzerinde duruyor. “Asr-ı Saadet hayatının merkezinde yer alan Allah Elçisi (sav) vefat edince, sevenleri hem ayrılığın acısını dindirmek hem de O’na (sav) duydukları derin özlemlerini giderebilmek için O’ndan (sav) ve O’nunla (sav yaşadıkları anılardan bahsetmekten kendilerini alamamışlardır.” Karahan, bugün de Efendimizin tek model ve örnek olarak hayatımızda yer alması gerektiğini vurguluyor.

Prof. Dr. Mustafa Ağırmanise, çok farklı bir düşünme ve yaşama biçimi olarak Sünnet kavramına yeni bir yorum getiriyor. Sadece kılık, kıyafetle, yeme-içme ile Sünnet kavramının hakkının verilemeyeceğini belirten Ağırman, asıl sünnetin tasavvuf ve tasavvufu yaşamak olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Ali Akpınar, Efendimizin Kur’ân-ı Kerim anlayışını izah ediyor. Prof. Dr. Ziya Kazıcı ise, Efendimizin aile hayatını kaleme aldığı yazısında, Efendimizin ailesini hiç ihmal etmediğini vurguluyor.

 

 

Allah adın zikr idelim evvela/ Vacib oldur cümle işte her kula

Süleyman Çelebi, Mevlid’i ile gönüllerimizde taht kurmuş, edebiyatımızın ve kültürümüzün en muhterem ve müstesna şahsiyetlerindendir. Nice nice âlimlere, sultanlara, emirlere, savaşçılara nasip olmayan hayırlı ve uzun ömür, ona nasip olmuş, adı kıyamete kadar yaşama imkânı bulmuştur. Süleyman Çelebi, kıyamete kadar yaşama iksirini Efendimizden ve şiirden almıştır. Bugün zihinlerimiz ve gönüllerin aşk-ı peygamberî ile huzur buluyorsa bunda Süleyman Çelebi’nin gönül coğrafyamıza ektiği sözleri sebebiyledir.

Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Yeni Dünya dergisinin Nisan sayısındaki yazısında, Mevlid metninin baştanbaşa bir tasavvuf metni olduğunu ve bundan başkasının olamayacağını izah ve işaret ediyor. Doç. Dr. Salih Karacabey, Mevlid’in Hazret-i Peygamberin ahlâkını anlattığını dile getiriyor. Prof. Dr. Bilal Kemikli, dergiye verdiği söyleşide, “Mevlid, hayatı ve kâinatı Efendimizle yaşamaktır” diyor. Mustafa Özçelik, edebiyatımızda mevlid yazma geleneğinin detaylarını ortaya koyuyor. Prof. Dr. Mehmet Akkuş, çok farklı bir mevlid merasimini, gemide yapılan bir mevlidi gün yüzüne çıkarıyor. Prof. Dr. Hayati Hökelekli yaptığı ilmî araştırmayı yorumlayarak, halkımızın mevlid sevgisini izah ediyor. Prof. Dr. Ahmet Özel, İslâm dünyasındaki mevlid, kutlu doğum geleneğine işaret ettiği söyleşide, İslâm dünyasının farklı zaman ve bölgelerinde yaşanılan kutlu doğum etkinliklerini anlatıyor.

 

Yeni Dünya çok özel bir müstesna bir sayı hazırlayarak, ümmeti adına Efendimize layık olmaya çalışmış. Biz de bu duaya, niyaza katkıda bulunabiliriz.

 

Yeni Dünya dergisi: 0212 635 83 96        

Bu haber toplam 4856 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri