Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

O raporu BM değil İsrail yazdırmış gibi...!

03.09.2011 12:55
Türkiye'nin sert tepkisine neden olan BM'nin Mavi Marmara raporu, adeta İsrail tarafından yazdırılmış gibi. Rapor, İsrail'in krizin başlangıcından beri savunduğu tezlerden izler taşıyor...

Yeni Zelanda’nın eski Başbakanı Geoffrey Palmer ve Kolombiya’nın eski lideri Alvaro Uribe tarafından Türkiye ve İsrail’in sağladığı bilgilere dayanarak hazırlanan raporun dikkat çeken kısımları şöyle:

GAZZE ABLUKASININ SİVİLLERE ETKİSİ YOK

- Gazze’nin uluslararası hukuk bakımından belirsiz bir yasal statüde bulunması, İsrail’in silahlı saldırılara karşı kendini savunma hakkını elinden almaz. İsrail deniz ablukasını, Gazze’ye silah girişini ve denizden herhangi bir saldırı yapılmasını önlemek için koydu.

- Ablukanın Gazze’deki siviler üzerinde özel bir etkisi olup olmadığını ölçmek zor. Zira Gazze’ye gidecek malların miktarını belirleyen karadan geçiş politikası. Gazze’de dikkat çekici ölçüde bir liman yok. Buraya gidebilecek tek deniz araçları küçük balıkçı tekneleri. Bu da Gazze’ye denizden önemli tedarik sağlama imkanının düşük olduğunu gösteriyor.

İHH’NİN GERÇEK AMACI ŞÜPHELİ

- Gemilerde bulunan insani amaçlı malzemelerin birçoğunun niteliği ve değeri de tartışmaya açık. Gazze 1, Eleftheri Mesogeio ve Defne-Y. gemilerinde bol miktarda insani amaçlı malzeme ve inşaat malzemesi vardı. Mavi Marmara’da da bir miktar gıda ve tıbbi malzeme olsa da, bunlar sadece yolculuk amaçlı görünüyordu. “İnsani amaçlı malzemeler”in hepsi yolcuların kendi çantalarında taşıdıkları gıda ve oyuncaklarla sınırlıydı. Bu insani malzemeleri taşımak için sadece 3 gemi yeterliyse, altı gemilik bir filoya çok da ihtiyaç olduğu söylenemez.

İKİ ÜLKE DE ÇABA GÖSTERDİ

- İsrail de Türkiye de bu olay ve sonuçlarının yaşanmasını istemedi. İki devlet de olayların bu şekilde gelişmemesi için gereken adımları attı. Türk yetkililer filonun organizatörlerine, İsrailli güçlerle karşılaşmamaları için gerekirse rotalarını değiştirmeleri konusunda da ikna etmeye çalıştı. Ancak filo katılımcılarının potansiyel riskler konusunda uyarılması ve onları bu eylemlerinden caydırmak konusunda daha fazlası yapılabilirdi.

İSRAİL DAHA FAZLA UYARILMALIYDI

- İsrail’in ablukayı uygulaması, gemi direndiği takdirde güç kullanımını da gerektirebilir. Asıl sorun İsrail donanmasının gemilere doğru zaman ve yerde çıkıp çıkmadığı. Gemiye çıkış şafaktan önce saat 4.30 sıralarında başladı. Abluka alanına uzaklık 64 deniz miliydi. Geminin abluka alanına ulaşmasına birkaç saat vardı. Son iki uyarı da gemiye çıkıştan yaklaşık 2.5 saat önce yapıldı. İki taraf arasında, askerlerin güç kullanarak gemiye çıkacağı konusunda bir iletişim olmadı.

OPERASYON DAHA İYİ PLANLANABİLİRDİ

- Operasyon daha iyi planlanmalıydı ve daha farklı şekilde uygulanmalıydı. Direniş durumunda alternatif bir planın olması da sonucun böyle olmasını engelleyebilirdi. Bütün bunlara rağmen operasyonun devam etmesi fazlasıyla üzüntü verici.

- İlk ateşi kimin ettiğiyle ilgili görüş ayrılığı var. Türk raporu, askerler gemiye inmeden ilk ateşin hem sürat teknesi, hem de helikopterlerden edildiğini, bunun da yolcuları panikle kendilerini korumaya ittiğini öne sürüyor. İsrail raporu ise ilk helikopterden iniş başladıktan sonra, İsrail askerlerinin saldırıya uğradığını, kendilerini korumak için ateş ettiklerini belirtiyor. Askerlerin iniş yaparken ateş etmeleri çok mümkün görünmese de güvertede ağız dalaşı başladıktan sonra helikopterlerden ateş edilmiş olması da mümkün. Mavi Marmara’daki bazı yolcular, gemiye çıkılarak yapılacak herhangi bir müdahaleye, şiddetle direnmeye hazırdı.

- İsrail güçlerinin Mavi Marmara’yı ele geçirmek için kullandıkları güç kabul edilemez. Adli tıp incelemeleri ölenlerin çoğunun, sırtlarından ya da yakın mesafeden de olmak üzere birçok kez vurulduğunu gösteriyor ki bunlar da İsrail’in sağladığı belgelerde bulunmuyor.

Bu haber toplam 1804 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri