Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Öcala'anın karakutusundan çarpıcı açıklamalar

26.06.2012 12:14
Öcalan'ı İtalya'ya kaçıran PKK'nın Avrupa sorumlusu Akif Hasan çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"Kürt sorunu çözülebilir. Daha fazla cesaret gerektiriyor. Öncelikle Kandil'i İran'ın kontrolünden kurtarmak lazım."

Öcalan'ı İtalya'ya kaçıran PKK'nın Avrupa sorumlusu Akif Hasan geçtiğimiz haftasonu Türkiye Gazetesi'ne konuşmuştu. Akif Hasan: “PKK atılan her adımı baltalıyor. Kandildekilerin çoğu eski kafalı... Kinleri fazla, anlayışları ise kıttır.”

EYLEMLER SÜRER

PKK'nın Avrupa'daki diplomasi faaliyetlerini 15 yıl yürüten Akif Hasan, “Bağımsız Kürdistan altın tepside sunulsa bile PKK eylemden vazgeçmez” dedi

SADECE İSMİ DEĞİŞTİ

Akif Hasan: PKK bugüne kadar birçok farklı isimle varlığını sürdürdü. Ama hiçbir zaman değişmedi. Son zamanlardaki eylemler İran ve Suriye desteğiyle yapılıyor.

Akif Hasan Suriyeli bir Kürt. Bir dönem PKK'nın Avrupa diplomasi sorumlusu olarak görev yaptı. Abdullah Öcalan'ın Şam'dan çıkartılması sırasında yanında bulundu. Öcalan, İtalya'nın başkenti Roma'ya getirilmesini sağladı. Örgütte geçirdiği süre 15 yıl. Hasan, 1987 yılında geldiği Avrupa'da yaşıyor. Almanya vatandaşı. Örgütü iyi biliyor. “PKK'dayken de sokakların sakin olmasını savunurdum” diyen Hasan,

1999'da yollarını ayırdığı örgüte ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunuyor. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olan Hasan, İngilizce'den hariç Kürtçe, Türkçe, Arapça, Almanca ve Fransızca biliyor. Şimdilerde kültürel ve sanatsal faaliyetlerle uğraşıyor. Son olarak Selim Çürükkaya ile birlikte Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan işkenceleri konu alan “O Türküyü Söyle” isimli bir belgesel film yaptılar. Hasan ile PKK'yı ve son dönemdeki saldırılarını konuştuk. Söyleşiden bazı bölümler:

PKK, DOĞRU SİYASET YAPAMAZ

Murat Karayılan, “barış istiyoruz, saldırı planımız yok” derken, diğer yandan can yakıcı eylemler yapıyor örgüt. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Kurulduğu günden bu yana PKK'nın en belirgin karakteristik özelliği budur. İran ve Baas rejimi gibi. İranlı yetkililer, Avrupa'ya gittiklerinde 'nükleer çalışmalarımız hakkında her türlü müzakereye açığız' diyorlar. Ülkelerine döndükten sonra dünyaya savaş ilan ederler. PKK, köylü kurnazlığını siyaset sanıyor. PKK her şey yapabilir ama asla doğru bir siyaset yapamaz. Çünkü politika yapma kültürü yok.

Örgütte farklı kanatlar var mı?

PKK'da ayrı düşünen insanlar olabilir ama bunun farklı kanatlar şeklinde dışa yansıması mümkün değil. “Şahin”, “Güvercin” ayrımı ve organları yoktur. İnsanlar kendi başlarına karar alamazlar. Tek kişi karar alır ve uygulatır. PKK soğuk savaş döneminin çocuğudur. Anti-demokratiktir. Örgütten ayrılmadan önce 'Eğer günün birinde PKK yürüttüğü mücadelesi neticesinde bir hak elde edip ülkeyi yönetirse, kesinlikle Avrupa'da mülteci kalmaya devam edeceğim” diyordum. Sisteminde farklı düşünene hayat hakkı tanınmaz.

ESKİ KAFALARLA ÇÖZÜLMEZ

Türkiye çözümünü PKK'yı hesaba katmadan mı yapmalıdır?

En doğrusu PKK'sız çözümdür. Eski kafalarla Kürt sorunu çözülmez. Kandil'de bulunan üst düzey yöneticilerin çoğu eski kafalıdırlar. Kinleri ve öfkeleri fazla anlayışları kıttır. Durum böyle olunca çözüm zorlaşıyor. Çözüm, PKK'ya endeksleyerek yapmamalıdır. Kürtlerin her türlü hakları yasal güvence altına alınarak bu sorun bitirilebilir. PKK fazlaca abartılıyor. Her yıl Dağlıca benzeri eylemler yapabilir. Eylemlerle dünyanın sonu gelmez. Türkiye'nin istikrarı ve geleceği açılımlara bağlıdır. Türkiye, halkın yararına olan doğru bildiği yolda devam eder. PKK, bu açılımlara olumlu cevap verirse verir, vermese de vermesin.

PKK, Hükümetin Adımlarını Boşa Çıkarmaya Çalışıyor

AK Parti hükümetinin doğru adımlar attığını söyleyen Akif Hasan, “Çözüm için iyi adımlar atıldı. Ancak bu PKK ile hiçbir problem çözülemez. Kürtlerin de destek vermesi lazım” dedi.

PKK'nın Suriye Kürtleri arasındaki çalışmalarının tam faşizm olduğunu belirten Akif Hasan, şöyle devam etti: PKK, yol kontrollerini yapıyor. İnsanları kaçırıyor. Halkı korkutup sindiriyor. Politikacıları öldürüyor ve insanlara işkence ediyor. Suriye rejiminden bir farkı yoktur. Suriyeli bir Kürt olarak, “Baas Rejim düşse de ülkeme gidip rahat bir nefes alsam, hasret gidersem” diye düşünürdüm. Baas'ın alternatifi PKK ise hayatta Suriye'ye gidemeyiz. Kafası çalışan, düşünebilen, demokrat, liberal ve özgürlükçü herkes, PKK'nın gazabına uğrar.

Eylemlerden sonra gündeme gelen Suriyeliler, PKK içinde çok etkinler mi?

PKK'nın kuruluşundan bu yana Suriyeliler hep dışlanmış ve kullanılmışlardır. Ne zaman bir eylem, gerginlik, çalkantı olsa Cemil Bayık, Murat Karayılan ve Duran Kalkan ortalıkta görünmezler. Olay Bahoz Erdal gibilerin üzerinde kalır. Abdullah Öcalan da benzer yönteme başvururdu.

ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ DAYATIYOR

Örgüt, Kürt sorunun çözümünde hiçbir şey yapılmadığını eylemlerine gerekçe gösteriyor. Doğru mu bu?

Şiddet için hiçbir gerekçe gerçekçi değil. İster beğenelim ister beğenmeyelim, Türkiye tarihinde ilk kez doğru işletilen bir mantıkla AK Parti hükümeti bir açılım başlattı. Bugün PKK'nın; belediyeleri, basın kuruluşları, dernekleri ve siyasi uzantıları var. Protesto eylemleri, yürüyüşleri rahatlıkla yapabiliyor. Buna yönelik bir ortam oluşmuştur. Bu demokratik ortama silahla cevap vermek çözümün temellerine dinamit koymaktır. PKK, AK Parti hükümetinin doğru adımlarını boşa çıkarmaya çalışıyor. Şu anda PKK çözümsüzlüğü dayatıyor. Bu PKK ile hiçbir sorun çözülemez. İyi adımlar atıldı. Çözüm yolunda atılan adımlara Kürtlerin destek vermesi gerekiyor. Bırakın desteği, PKK bugün bütün adımları baltalıyor.

Peki ne istiyor?

PKK kendine göre bir dünya istiyor. Bunun için şartları zorluyor. Derdi gerçekten Kürt halkının ihtiyaçları olsaydı, atılan adımlara olumlu cevap verecekti. Hatta elini uzatıp sorunları birlikte çözmeye çalışacaktı. Muhalefet her şeye karşı çıkmak değildir. PKK, pozitif ya da negatif her şeyi eleştiriyor, karşı çıkıyor. Tarihi adımlardan biri de TRT Şeş'in açılmasıdır. PKK kendi denetiminde olmayan her adımı kötülüyor, olumsuzlaştırıyor ve itibarsızlaştırıyor. Devlet açılım yapıyor, tabuları kırıyor. On yıl önceki duruma bir de bu güne bakalım. Birçok hataya son verilmiştir. Daha yapılacak çok şey var ama bunu hepimiz birlikte yapacağız.

Silahlar Susmadıkça Çözüm Olmaz

Şiddeti tırmandırmanın perde gerisinde ne var?

Orta Doğu'da biri Türkiye diğeri İran olmak üzere iki güçlü devlet var. İran ile hareket eden kan dökmeye devam eder. Lübnan'ın ve Suriye'nin durumu ortada. Her iki ülkede İran'ın parmağı var. Bana göre; Güney Lübnan'da Hizbullah olduğu sürece, çözüm ve istikrardan söz etmek mümkün değil. PKK, İran'a bağımlı hale gelmiştir. PKK-İran teması sürdükçe çözüm gelmez. Bunların getireceği şey çözümsüzlüktür. Kandil'de silahlı adamlar durduğu müddetçe, Türkiye'deki Kürtlerin sorunlarında çözüm olamaz. Silahın çözümsüzlük olduğunu artık görmek lazımdır.

Sadece İran mı?

İran'ın yanı sıra Suriye de var. İki ülke, PKK'ya her türlü desteği veriyorlar. Hatta Tahran yönetimi, “eylemlerin dozunun artması” için özel çaba gösteriyor. İran etkisindeki PKK'nın işi gücü hesapları karıştırmaktır.

Bombalara Milyon Dolarlar Gitmesin

Sorun ilelebet böyle mi devam edecek?

Kürt sorunu çözülebilir. Daha fazla cesaret gerektiriyor. Öncelikle Kandil'i İran'ın kontrolünden kurtarmak lazım. Ayrıca dağdaki insanlara bir güvence sunmak gerekiyor. Lider kadrosu, İran-Irak ve Suriyeli yetkililerle görüşüyorlar. Bunlar kendilerini devlet ve halk adamı olarak görüyorlar. Türkiye bunları “sıfıra” indirmeye çalışıyor. Oysa başka yollarla üst düzey kadrolar ikna edilebilirler. Biraz Türkiye ve biraz da Kürt Federe Hükümeti, fedakârlık yaparak, birer ev verecek “Gelin oturun” diyebilir. Ardından da Iraklı Kürtler, 'yaşam hakkınız garantimiz altındadır' derse olay büyük ölçüde çözülür. Dağa taşa atılan bombalar için harcanan milyon dolarlar, başka türlü kullanılsa daha kesin ve hızlı çözüme gidilir.

Soğuk Savaş Çocuğu Gerginliği Sever

30 yılda çok isim değiştiren PKK, strateji değiştirdi mi?

PKK'nın bir programı yok. 1978'den 1999'a kadar Bağımsız Birleşik Kürdistan dedi. Öcalan yakalandıktan sonra “şey istemiyoruz” noktasına geldi. Şu anda Bağımsız Kürdistan, altın bir tepside PKK'nın eline verilse de kesinlikle eylemleri devam eder. Derdi Kürtlerin geleceği olsaydı, bu süreçte şiddeti değil siyasal yöntemleri öne çıkartırdı. Bunu PKK'dan beklemek yanlış herhalde. Zira PKK soğuk savaş çocuğudur. Dünyanın birçok noktasında soğuk savaşın ürünleri yok olup gitti. Duvarları yıkıldı. Psikolojisi son buldu ve ortamı kalmadı. Ama PKK'da hâlâ soğuk savaşın şartları hakim. Soğuk savaş, doğmatizmdir. PKK doğmatiktir. Soğuk savaş çözümsüzlük demektir. PKK çözümsüzlükte direniyor. Soğuk savaş, gerginliktir. PKK gerginliği çok seviyor. Suriye, soğuk savaşın Orta Doğu'daki son kalesidir. Suriye rejimi yıkılsa soğuk savaş Orta Doğu'da sona erer.

Demokratik Açılım Mutlaka Sürmeli

Son Dağlıca saldırısıyla kimlere mesaj verildi?

Mesaj, Türkiye'nin başka taraflarla ilgilenmemesine yöneliktir. PKK şunu söylemek istedi: 'Türkiye, Suriye politikasını; Batı, Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte yürütmeye çalışırsa, bunu baltalamaya her zaman hazırız. Buna benzer saldırılar devam da edebilir.' Kürt Federe Hükümeti'ne de mesaj verilmiştir. Türkiye-Kürdistan hükümeti ilişkilerine zarar vermek amacı güdülmüştür. Iraklı Kürtler, Türkiye ile birlikte hareket etmekle çok doğru yapıyorlar. Iraklı Kürtlerin İran ile hareket etmektense Türkiye'nin yanında yer alması daha iyidir. Çünkü Kürtlerle Türklerin kaderi birbirine bağlıdır. Ayrıca Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlerden de çekinmemesi gerekiyor. İleride Suriyeli Kürtlerin durumu, bugünkü Iraklı Kürtlerin durumları gibi olacak. PKK, en büyük zararı halklara veriyor. Eylemlere rağmen demokratik çözüm sürdürmeli. Türkiye bu meseleyi çözmezse gelecekte çok kötü durumlarla karşılaşabilir. Rusya, Suriye'de başarılı olursa, İran ile birlikte PKK'yı da tamamıyla yanına çekerek Türkiye'nin başı daha fazla ağrıyabilir.

DÜŞÜNCEYE YASAK EN BÜYÜK İŞKENCEDİR

“Örgütle yollarınızı ne zaman ayırdınız?” sorumuzu Akif Hasan şöyle cevaplanırdı: Abdullah Öcalan yakalandıktan sonra bir gecede örgütün istikameti 180 derece değişti. Bir gün öncesinde “savaş her şeydir” diyenler ertesi gün “barış” dediler. Öcalan'ın görüşlerinin aksini savunmak hapis ve ölüm sebebiydi. Bir halkın kaderinin bir tek kişinin iki dudağı arasında olmasının sağlıklı olmadığına kanat getirdim. Öcalan'ı Roma'ya getiren adamdım. Merkez Komite Üyesiydi ama konferansa davet edilmedim. Bunun üzerine bir rapor yazdım. 'Bu kadar ant-i demokratik olan bir hareketin içinde faaliyet yürütmem mümkün değil' dedim ve örgütü terk ettim. Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan işkencelere ilişkin bir film hazırladık. İnsanların büyük işkencelerden geçtiği çok açık. Ondan kat be kat daha büyük işkenceyse, insanın düşüncelerini söyleyememesidir. PKK'da düşünceye yasak fazlasıyla var. PKK'daki özgürlük, halkı baskı altında tutan bir anlayıştır. Örgüt, Öcalan'ı öyle bir noktaya getirdi ki asla O'ndan vazgeçemez. Örgütün, Öcalan'dan vazgeçmesi kendinden geçmesi demektir. Her şeyi ona bağlamış.

Türkiye 

Bu haber toplam 1788 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri