Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Öğretmen Katili Vekil Yapılırsa Kaos Olur.

27.06.2011 14:53
Star Gazetesi Ankara Haber Müdürü Cevheri Güven tutuklu vekiller çerçevesinde yaşanan siyasi krizi öncesi ve sonrasıyla değerlendirdi. İşte Turktime'dan Gökhan Şakar'ın röportajı

 

Milletvekili seçilmiş isimlerin hapishanede kalması ve milli irade arasında bir çarpışma yaşanıyor. Bu nasıl aşılacak?

Ergenekon ve Balyoz davası ile KCK'dan yargılanan tutuklu sanıkların hepsinin salıverilip Meclis'e girmesi gerektiği, milletvekili seçildikleri için milli iradeye saygının bunu gerektirdiği savunması, milli irade kavramının sığ yorumundan ibaret.

 

Sığ olmayan yorum sonucunda ne çıkıyor ortaya peki?

Bakın… Türkiye’de yıllarca milletvekilleri üzerinden sivil siyaset aşağılandı. Milletvekilleri; hırsız, çıkarcı, yüksek maaş alan, ülke menfaatleri yerine kendini düşünen insanlar olarak sunuldu. Karikatürlerde bile vekiller yuvarlak silindir şapkalı, göbekli, itici tipler olarak çizildi. Bunlar klasik militarizm yöntemleri. Militarist ülkelerde Askeri yüceltmek için başvurulan ilk yol; sivil aşağılamadır. Türkiye’de son yıllarda yükselen demokrasi standartları ve bağımsızlaşan yargıyla birlikte Militarizmin etkisi önemli ölçüde kırılınca, bürokrasiden yönetilen sivil aşağılama dönemi kapandı. Andıçlar, toplumu biçimlendirme planları, bilgi destek planları oluşturuyordu bu yöntemin omurgasını ve Ergenekon davalarıyla birlikte bu tip çalışmalar yapılamaz oldu. Haliyle de siyasete duyulan güven ve toplumun gözündeki siyasetçi imajı güçlendi.

 

TUTUKLULAR ADAY YAPILARAK SİYASETİN SAYGINLIĞI TARTIŞMA KONUSU YAPILDI!

 

Ancak şu anki tartışma tamamen sivil siyaset ekseninde geçiyor…

Evet… Ancak Militarizm’de bunun bir de ikinci ayağı var. Asıl iktidarla yani askerle işbirliği yapan siviller, siyasetçiler de buna hizmet ediyorlardı. Bağımsız yargının başlattığı süreçlerle ilk aşama kırılırken, zihniyet kırılması gerektiren bu ikinci aşamayı henüz gerçekleştirememiş gözüküyoruz.

 

Yani?

Örnek olay Ergenekon, Balyoz ve KCK tutuklularının milletvekili adayı yapılması. Siyasetin saygınlığını ve milli iradenin kutsallığını temel öncelik gören hiçbir siyasi parti, yargılaması süren terör örgütü sanıklarını milletvekili adayı yapmaz. Maalesef bu yapıldı ve şimdi millet iradesi de siyasetin saygınlığı da bizzat siyasetçiler eliyle tartışma konusu yapıldı. Dolayısıyla yargı, Ergenekon ve KCK tutuklularını açık ve bağlayıcı yasalar gereği serbest bırakmazsa, millet iradesiyle ilgili yapılacak tartışmaların sebebi yargı değil bu isimleri aday gösteren siyasi partilerdir.

 

TUTUKLULARI ADAY GÖSTERİP ERGENKON VE KCK DAVALARINI SİYASİLEŞTİRMEK İSTEDİLER

 

Neden siyasi partiler olsun kararı yargı veriyor?

Bu isimler bile bile aday gösterildiler. Seçilmeleriyle amaçlanan Ergenekon ve KCK davalarını Meclis’e taşıyıp davaları siyasileştirmek. Memlekette bu 9 isimden başka aday gösterecek adam mı kalmadı?  Üç partide de adaylık bekleyen pek çok saygın isim vardı. Bu üç davadan yargılananları aday göstermek siyasi bir tavır. Dolayısıyla çözümü de olacaksa siyasi olmalı. Yargıdan herhangi bir adım beklenemez.

 

Çözüm olacaksa yargı by-pass mı edilecek yani?

Daha açık söyleyeyim. Mahkemeler tutukluluk şartlarıyla ilgili bu isimlerin vekil seçilmelerine bakamaz. Buna bakıp karar verirlerse siyasileşmiş olurlar. Ergenekon, Balyoz ve KCK, Türkiye tarihinin en önemli üç davası. Siyasete bulaştıkları an inandırıcılıklarını kaybederler.

LİBERALLER İKİYÜZLÜ!

 

Ama Ergenekon ve Balyoz’a destek veren liberal isimler bile mahkemelere tepki gösteriyor?

Aslında başından beri liberal aydınların Ergenekon ve KCK davalarıyla ilgili mukayeseli bakış hataları var. Çifte standart buradan başlıyor. Şemdinli’de Umut Kitabevi iki astsubay tarafından bombalanınca, haklı olarak o askerler de Genelkurmay da yerden yere vuruldu.

Ama aylık haraç ödemeye direnen esnafın dükkanı KCK tarafından Molotoflarla yakılınca aynı tepkiyi göremiyoruz. O esnafın hakkı hukuku yok mu? Bu iki eyleme de eşit oranda tepki göstermek gerekiyor. Silahın verdiği güçle siyaset yapan Cuntaları yerden yere vuralım, silahın gücüyle siyaset yapan BDP olunca ağzımızı açmayalım. Böyle çifte standart olmaz.  G3 adam öldürüyor da Kalaşnikof öldürmüyor mu?

 

Bu çifte standardın sebebi ne?

Silahın verdiği güçle sivil siyaset alanını etkileyen TSK da olsa BDP de olsa karşısında yer almalıyız. Demokratik duruş bunu gerektirir. Liberal aydınların bu noktada duruşlarında hata var. İkiyüzlü davranıyorlar. Bunun sebebi de Ergenekon iddianamelerine gösterdikleri ilgiyi KCK iddianamelerine göstermemeleri. Ben tüm iddianameleri ana hatlarıyla okudum. KCK iddianamesini okusalardı, vekil olan 6 ismin nelerle suçlandıklarını görürlerdi.

 

SIL KAOS TUTUKLU VEKİLLER BIRAKILIRSA YAŞANIR

 

Nelerle suçlanıyorlar?

Dünyanın hiçbir ülkesinde ilkokul öğretmeni katilini milletvekili adayı göstermezler. BDP’nin Van’dan gösterdiği adayın sicilinde bu var. Bir başkası 4 canlı bombadan “arkadaşım” diye bahsediyor ve şunları yapsınlar bunları yapsınlar diye yönlendiriyor. Belediye çalışanlarının maaşlarından PKK için kesinti yapmaktan, kendi yargı organlarını kurup insanları yargılayıp ceza kesmeye kadar onlarca suç tespiti var bu isimler hakkında. Bir başka bağımsız adayın sicilinde seçimlerde sandık başkanını dövmek var. Bu tip insanlar hangi ülkede vekil adayı yapılırlar? Legal partiler seçim müessesesini, terör örgütü sanıklarını hukukun elinden kurtarma platformuna dönüştürmemeli.  

 

KCK’lıların bırakılması Ergenekon sanıklarının bırakılmaması durumunda ne olur?

Deliller, belgeler, dinlemelerle bu ülkede bir muvazzaf Orgeneral tutuklu bulunuyor. Ona işleyen hukuk, bir milletvekiline de işlemeli. Adalet budur. BDP sokak olaylarıyla büyük baskı oluşturup KCK’lıları serbest bıraktırırsa. Ergenekon sanıkları PKK dışarıda PKK ile mücadele edenler içerde propagandası başlatırlar. Tamamını serbest bırakırsanız bu sefer de tutuklu diğer sanıklar isyan ederler. Artı bu salıverme diğerleri için emsal haline getirilir. Hukuksal açmaz da işte o zaman başlar. Ayrıca mahkumiyet çıksa bile Meclis bahçesinden bu isimleri kimse alıp götüremez. Zaten devam eden yargı sürecinde sorgu işlemleri ve duruşmalara da asla gitmezler. Bütün davalar kilitlenir. Kaosu o zaman görün.

MAHKEMELERE BASKI ESKİDEN HSYK ÜZERİNDEN YAPILIRDI... ŞİMDİ İSE…

 

Mevcut krizin sonunda ne olur?

Ne olacağını kestirmek zor ama ne olması gerektiğini söyleyeyim. Mahkemelere baskı eskiden HSYK üzerinden yapılırdı. Askerler, siyasiler hatta zengin işadamları HSYK’da işi bağlar ve HSYK adli yargı üzerindeki korkunç gücüyle istediği sonucu aldırtırdı. İcabında mahkeme heyetini bile değiştirirdi. 12 Eylül Referandumundan sonra HSYK, büyük oranda hakim ve savcıların oylarıyla oluşan bir yapıya dönüştü. Referandum’la yargının ulaştığı bağımsızlık seviyesinin farkında değil pekçok kişi. Artık baskı ya da rica için bir General de bir siyasi de bir işadamı da HSYK’nın kapısından içeri giremez. Dolayısıyla mahkemelere kalan tek şey psikolojik baskıyı göğüslemek ve kanunlara göre hareket etmek.

 

Şimdi ne değişti?

Gözden kaçırmayalım. Bu krizi o isimleri bilerek aday gösteren Siyasi Partiler yine bilerek çıkardı. Aday gösterilme sürecinden önce defalarca bu durumun ortaya çıkacağı yazılmasına rağmen. Eskiden siyaset krize girer sonra konu Anayasa Mahkemesi’ne taşınırdı. Ve biz bundan hep şikayet ederdik. Şimdi kriz çıkartıldı ve Ağır Ceza Mahkemeleri çözsün deniyor. Bu daha beter durum. 

 

Siyaseten ne yapılabilir?

CHP, MHP ve BDP’nin izah ettiğim siyasi hamlesine cevap ancak siyasi olur. Bunu yapıp yapmamak da AK Parti’nin bileceği iş.  Ergenekon, çeteler ve KCK’yla mücadelede bugüne kadar kararlı olan AK Parti’nin bu isimlerin serbest bırakılması yönünde bir adım atacağını sanmıyorum. Bunun topluma izahı çok zor olur. Anayasa değişir ve parametreler ve standartlar topyekün yeniden belirlenirse o ayrı bir durum.

RÖPORTAJ: GÖKTAŞ ŞAKAR/TURKTIME 

 

Bu haber toplam 2276 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri