Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Orhan Çeker ve Darbeciler

22.02.2011 08:58
Prof. Dr. Orhan ÇEKER’in sözleri gündeme bomba gibi düştü. Kamu oyu Çeker hocayı yerden yere vururken Yeni Şafak yazarı Özlem Albayrak Orhan hocaya sahip çıktı.

Özlem Albayrak yazdı...

Dekolte

Geçtiğimiz haftayı dekolte polemiğiyle geçirdik. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Profesörü Orhan Çeker'in özetle, "dekolte giyen kadının tacizle karşılaşması sürpriz değil" şeklindeki sözleri, tahmin edeceğiniz üzere, varlık sebebi şeriat tehlikesi olanların eline koca bir elma şekeri verdi.

Elma şekeri "İslam'da kadının yeri"ydi. Dolayısıyla o bıktırmış, illallah ettirtmiş, usanç getirmiş tartışma yeniden başladı. Birilerinin tavan arasına kaldırmak zorunda kaldığı "sorgu hakimi" cüppeleri büyük bir zevkle indirildi ve "kadın"ın örtünmesi ve açıklığı" üzerine ettiği görüş beyanıyla dindar kesim mensupları yeniden legal sınırlar içinde bulunanlar ve bulunmayanlar olarak tasniflenip, ayrıştırıldı.

Dindar camiaya mensup hiç kimsenin verdiği görüş, "görüş" değildi yani, Cumhuriyet'in kıymetini bilmiş, aydın ve ilerici bir vatandaş mı, yoksa gerici, hain, nankör güruhtan mı olduğunun kanıtı, ispatı ve deliliydi. Darbecilere tanınan hoşgörü istihkakı, elbette Orhan Çeker'e tanınmadı. Ama gizli ama açık "Ordu göreve" diye bağıranlar için geçerli olan "fikir özgürlüğü" ilkesi, Orhan Çeker için geçerli olmadı.

Modernizmin birinci kuralı "bireysellik" de bu esnada güme gitti tabii, "ordunun içinde birkaç darbe heveslisi vardır, bu TSK'yı bağlamaz" diyenler sıra Orhan Çeker'e geldiğinde o kadar da adil olmadı, eline sazı alan "bunlar böyle işte, sahte demokrat hepsi" türküsüne sardırdı. Bu satırları okuyan herkesin pekala bildiği, bu çifte standarta, bu ikiyüzlülüğe, bu riyakarlığa alışığız, geçelim. Peki, Prof. Orhan Çeker'in sözlerine ne demeliı Öncelikle bendeniz işin fıkhi boyutunda olmadığımı belirtmeliyim. Elbette, İslam'ın hem kadına, hem de erkeğe sınırları değişmekle birlikte "örtün" dediği, tartışma götürmeyecek kadar net bir mevzu. Bu noktada kadının sınırlarının erkeğe nazaran daha geniş olduğu ve -kimileri hâlâ tartışıyor olsa bile- buna bedenin tamamı ve saçların dahil olduğu da genel kabul gören bir yaklaşım.

Gelgelelim, kendine Müslüman diyen birinin dinin bir farzını yerine getirmemesinin "günah" sayılması başka, bir emri yerine getirmeme ediminin tacize uğramanın gerekçesi sayılması başka şey. Prof. Orhan Çeker, dekolteyi "tacizin sebeplerinden" biri olarak gördüğünü söylüyor. Ancak, o cümlenin altmetni, "dekolte giyinirsen tacizi hak edersin"dir.

Bunu dillendirenlerin çoğunluğunun "hak etme" mıntıkasında düşündüğünü pekala biliyoruz yani. Masum gibi gözüken o cümlenin kıyametler koparmasının sebebi de bu. Çünkü iştigal alanı dini ilimler olsun ya da olmasın, erkek olsun ya da olmasın, muhafazakar olsun ya da olmasın hiç fark etmez, bu toplumun büyük çoğunluğu kadınlar hakkında "böyle giyinirse başına bunlar gelir", "gece sokağa çıkarsa başına şunlar gelir", "şöyle davranırsa böyle muameleye maruz kalır" diye düşünen insanlarla dolu. Bakmayın siz, Kemalist kesim de pileli eteği, karpuz kol bluzu kadın için ideal giyim olarak tasavvur eder ama, "derin sırt, göğüs dekoltesi ya da süper mini etek" onlar için de "olması gerekenden fazla açıktır".

Yani örtünün sınırları değişir ama Türkiye'nin hemen her kesiminde kadın için makbul bir örtü biçimi mevcuttur. Hangisi iyidir, hangisi evladır, tartışacak değilim. Diyeceğim şu; İslami gibi gözüken ama bal gibi ataerkil yapının sağlaması anlamına gelen ve devamına katkı sağlayan olan bu tür sözler, bu ülkede hiç de İslami olmayan, hatta insani olmayan sonuçlara yol açıyor. Allah'ın kitabında "Ey inananlar" olarak seslenilen beşerin bir kısmı, görece avantajsız diğer kısmına yaptığı her türlü insanlık dışı muameleye kılıf olarak işte bu tür yaklaşımları uyduruyor. Caniler ve vicdansızlar bu ve benzeri erkeği kayıran algıdan ivme ve güç alıyor.

Alıyor eline bıçağı adam ve kendisinden boşanmak isteyen karısını, canını kendi vermiş gibi, boğazlıyor. Bu tür algının beslediği bir yapının içinde yetişmiş erkek, karısına, kızına, hatta sokaktaki kadına uyguladığı dayağı, kötü muameleyi, işkenceyi, aşağılamayı, tacizi, tecavüzü kendine verili bir hak görüyor. Erkek çocuğunu okutuyor, kızı döve döve satıyor. Türkiye'de iki günde bir kadın öldürülüyor. Sonra da soruyoruz hep birlikte: Bu mudur İslam ahlakının, Müslüman medeniyetinin insan algısı, adalet terazisiı Kadının burnunu ve kulaklarını kesip eline vermek midir dinı Bunları söyleyenin de adı feministe çıkıyor. Hem pardon ama, "gördüğü her çıplak kadına koşabilecek kadar muvazenesini kaybetmiş dindar erkek" tanımlaması, sadece beni mi rahatsız ediyorı BAHÇELİ'NİN DURUŞU Devlet Bahçeli, Ergenekon davasının başında takındığı yanlış tavırdan dönmüş. Bahçeli'ye göre "Her gün, dava üzerine bilen bilmeyen basın mensupları veya siyasi kişilerin yorum yapması doğru değil.

Herkes gibi ailelerin sabırla beklemesi gerekir". İşte aklı başında, hukuka saygılı bir devlet adamı yorumu. BUYRUN ÇAĞDAŞ KADINA Başbakan'a Kaddafi'nin verdiği İnsan Hakları Ödülü'nü soruyorlar. Sorsunlar elbette. Sorun yok. Ama bunu soranlar, Ertuğrul Özkök'e de, bir zamanlar Emine Erdoğan'a, sırf başı açık diye çağdaş, Batılı, ilerici kadın olarak örnek gösterdiği Leyla Bin Ali'yi sorsunlar. Tunus'un devrik lideri Zeynel Abidin bin Ali'nin eşi olan ve bugünlerde başkanlık sarayının gizli bölmelerine sakladığı pırlanta mücevher setleri ile deste deste paralarla gündemde olan Leyla Bin Ali 'yi. Olmaz mı? Soramazlar mı?  

YENİŞAFAK

Bu haber toplam 5328 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri