Ortadoğu'da İslam'a Büyük Komplo

Ortadoğu'da İslam'a Büyük Komplo

"Müslüman coğrafya, bir kez daha Şii-Sünni çatışmasının sıcak rüzgarlarını yaşıyor ve dünya Müslümanları yine, Türkiye’nin barışçı, derleyip-toparlayıcı yüzüne ihtiyaç duyuyorlar."

Ardan Zentürk/ Star

İslam'a Büyük Komplo

Tunus’ta başlayıp, Mısır’da taçlanan Büyük Arap Devrimi ruhunun, Bahreyn’de İslamiyet’e karşı derin komploya dönüşmesi talihsizliktir!..

Müslüman coğrafya, bir kez daha Şii-Sünni çatışmasının sıcak rüzgarlarını yaşıyor ve dünya Müslümanları yine, Türkiye’nin barışçı, derleyip-toparlayıcı yüzüne ihtiyaç duyuyorlar.

Suudi Arabistan’ın Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Bahreyn’i işgal etmesi,  sonuçları bugünden kolay kestirilemeyecek ölçekte yüksek riskler taşıyan bir adımdır.

Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi tarafından yapılan açıklamalar, askeri operasyonun Bahreyn’deki Kral Hamad bin İsa El-Halife yönetiminden gelen çağrı üzerine gerçekleştirildiği yönündedir.

Bahreyn’in en güçlü Şii partisi El-Vefak, askeri harekatı açık bir işgal olarak niteledi ve “direnileceğini” bütün dünyaya duyurdu.

“Bahreyn’i, yaşamakta olduğu kaostan kurtarma” harekatının, Mısır eski diktatörü Hüsnü Mübarek’i sonuna kadar destekleyen bir güçten, yani Suudi Arabistan’dan gelmesi yaşanılanlar üzerinde endişelerin artmasına da neden oldu.

Bilindiği gibi devrik Tunus diktatörü Zeynel Abidin bin Ali, sürgün yaşamını Suudi Arabistan’da sürdürüyor. Yemen’i 32 yıldır yöneten diktatör Ali Abdullah Salih de Suudi Arabistan tarafından destekleniyor.

İran-Suudi çatışması

Bütün bu gelişmelerin perde arkasındaki neden, Suudi Arabistan ile İran arasında yaşanılan savaştır.

İran, toprakları dışındaki Şii nüfusu kendi ulusal çıkarları doğrultusunda pervasız kullanan bir devlet. Lübnan ve Irak’ın güneyindeki Şii-Arap nüfus üzerindeki siyasi/askeri gücü çok iyi biliniyor.

İran, Basra Körfezi’ndeki hakimiyetini güçlendirmek için, bölgedeki Şii nüfusu da cepheye sürmeye başladı. Bahreyn, bu stratejinin ilk durağı. Bahreyn, 200 yıldır Sünni El-Halife ailesi tarafından yönetilen ama nüfusunun yüzde 70’ini Şii’lerin oluşturduğu bir ülke. Kuzey Afrika’da patlak veren demokrasi hedefli devrimlerin bu topraklara yansıması, İran destekli Şii ayaklanması oldu!..

Suudi Arabistan, Bahreyn’deki gelişmelerin yakın bir gelecekte kendi topraklarına yansıyacağını, petrol yatakları açısından zengin doğu bölgesindeki Şii nüfusun ayaklanacağını hesap etti.

ABD Savunma Bakanı Robert Gates geçtiğimiz cumartesi günü Amerikan 5. Filosu’nun ana karargahının bulunduğu Bahreyn’i ziyaret etti, Suudi müdahalesi de pazartesi günü geldi. Ne tesadüf!..

Din çatışmasına doğru

Aslında, Bahreyn’de yaşanılan askeri müdahale ile Kaddafi’nin eski dostları Sarkozy-Berlusconi ikilisinin Fransız ve İtalyan askerlerini Libya diktatörüne destek amaçlı bu ülkeye göndermeleri arasında bir fark yok. Bu tür bir dış müdahale nasıl düşünülemez ise, Bahreyn’de de benzerinin yaşanmaması gerekirdi. Ama artık, dünya politikasının çifte standartlar üzerinde çizildiğini görmeye alıştık.

Kaddafi’nin, “Libya’ya askeri müdahale olursa El-Kaide ile birleşik Batı’ya cihat açarım” açıklaması ise bu topraklarda din kavramının günlük çatışmalarda ne kadar ucuzlayabileceğinin tipik bir örneği kuşkusuz. Ne demişti Saddam Hüseyin Kuveyt’i işgal ettiğinde, “Bu cihad bütün savaşların anasıdır...”

Başbakan’ın uyarısı

Başbakan Erdoğan’ın olayların sıcaklığı sürerken yaptığı “yeni Kerbelalar istemiyoruz” çıkışı, Türkiye’den beklenilen çıkıştır. Türkiye, bu açıklamayla, Şii nüfuslu Bahreyn’in başkenti Manama’daki İnci Meydanı’nda demokrasi talep eden kitlelere Sünni askeri güç kullanılmasının yaratacağı büyük yıkıma da dikkat çekti.

Türkiye, Tahran-Riyad hattında şekillenen Şii-Sünni gerginliğinin bölgede sadece İsrail’e yaradığını da çok iyi biliyor. Ankara’ya düşen, İran ve Suudi Arabistan’ı izledikleri politikalardan vazgeçirmektir.

Bahreyn’de yaşanılacak bir trajedi, Müslümanlar’ın önümüzdeki bin yılını esir alacaktır.

Etiketler :