Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Zaman'dan ön alma çalışmaları

08.07.2014 10:30
Paralel yapıyı soruşturan savcının Dink suikastinin de araştırılmasını istemesi büyük paniğe neden oldu. Zaman gazetesi kendilerine “kumpas” kurulduğunu öne sürdü.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın paralel hakkında yürüttüğü soruşturmada gazeteci Hrant Dink cinayetinin de mercek altına alınması talimatı bu grupta paniğe neden oldu. Dink suikastinin yaşandığı dönemde Emniyet İstihbarat’ın başında olan ve paralel yapıya yakın olduğu öne sürülen polis şefi Ramazan Akyürek’in cinayeti aydınlatacak bazı emareler ile log kayıtların silinmesi talimatı verdiği gündeme gelmişti.

Yollar paralele çıkıyor

Davanın sanığı polis eski muhbiri Erhan Tuncel de cinayetin perde arkasına ulaşılmasında en önemli adımlardan birinin Akyürek ve ekibi olduğunu işaret etmişti. Yine emniyet eski müdürü Hanefi Avcı da “Cemaat, Dink, Danıştay, Malatya cinayetleri gibi olayları kendi lehine kullandı” demişti. 

17 ve 25 Aralık yargı darbesi girişimine kalkışan ve yasadışı soruşturmalar, sahte delil üretmek, orduya kumpas kurmak, devletin üst düzey kademesini yasadışı dinlemek, emniyet içinde yuvalanıp birçok kişi hakkında yasadışı dinlemeler yapmak gibi hukuk dışı eylemlerin icracısı olduğu öne sürülen paralel örgütlenme hakkındaki iddiaların mercek altına alınması bu yapıyı “gerdi”. Paralel yapının yayın organlarından Zaman gazetesi, Ankara Savcısı Serdar Coşkun’un talimatı doğrultusunda  30 ilin Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen yazıyı manşetine çarpıtarak “Masum insanları silahlı örgüt üyesi yapın emri” başlığıyla taşıdı. “Hizmete kumpas” kurulduğunu öne süren gazetenin Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu, Üzeyir Garih cinayetlerinin yeniden soruşturulmasından duyduğu “rahatsızlık” da dikkati çekti. Bu panik havası Dink cinayetinin kilit isimlerinden olduğu ısrarla öne sürülen dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in paralel yapıya yakınlığıyla ilgili olduğu belirtildi.

ZAMAN’IN ÖN ALMA TAKTİĞİ

Ankara Başsavcılığı’nın ‘paralel örgüt’ü deşifre etmeye yönelik hukuki süreci başlatması ‘çözülme’ telaşını da beraberinde getirdi. Örgütün özellikle kamu yapılanması ve finans kaynaklarının ortaya çıkarılması endişesiyle, savcıları suçlayan ‘ön alma manşetleri’ üretilmeye başlandı. Adliye kaynaklarından alınan bilgiye göre paralel yapı hıkkındaki süreç rutin bir işlem. Milli Güvenlik Kurulu’nda varlığı tespit edilen, Casusluk ve böcek soruşturmalarında da adı geçen ‘paralel örgüt’ün varlığı yeni tespit edildiği için Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, resmi bir yazıyla bu örgüt hakkında bilgi istedi. Varlığı yeni tespit edilen her örgüt için uygulanan işlem, paralel örgüt için de uygulandı.

Rutin uygulamaya göre, başsavcılıklar yeni tespit edilen örgütler hakkında istihbarat ve emniyet birimlerinden bilgi istiyor; örgütün lideri, üye sayısı, örgütlenme tipi, hiyerarşik yapısı, şüpheli adli olaylarla bağlantılarının araştırılmasını talep ediyor.  Bu yapılmadığı takdirde  eksik soruşturma yapmış oluyor. Bunlar tamamen hukukun içinde olan, yargısal süreçler. Aksi halde yapılan bu işlem ‘resmi yazı’ ile yapılmazdı.

Her örgüt için aynı işlem

Kaynaklar, bu işlem yapılmadan örgütün boyutu, etkinliği, kapasitesi, ekonomik gücü ve şiddet potansiyelinin değerlendirilemeyeceğine işaret ettiler. Kaynaklar, devletin, MGK kararıyla ‘tehdit’ olarak algıladığı örgütlenmeyi ‘hukuk kurumlarını harekete geçirerek’ deşifre etmesinin doğal olduğunu vurgularken, buna tepki gösterilmesinin ise manidar olduğunu belirtiyorlar. Öte yandan; bu yazının henüz hazırlanmadan ve il Emniyet Müdürlüklerine gönderilmeden önce eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in eline nasıl geçtiği de araştırılıyor. Şahin’in, 20 Haziran’da verdiği soru önergesinde, sözkonusu çalışmaların yapılması talimatının verilip verilmediği soruluyordu. Savcılık ise yazıyı 9 Haziran’da Emniyet’e göndermişti. Emniyet ise yazıyı 25 Haziran’da hazırlamış, 27 Haziran’da il emniyet müdürlüklerine dağıtmıştı. Şahin’in, İçişleri Bakanı’na soru olarak sorduğu bu bilgileri nereden aldığı, kimlerin hangi kaynaktan servis ettiği ise bilinmiyor.  

Ramazan Akyürek sorgulanamadı

Yedi yıldır devam eden  Hrant Dink soruşturmasına şimdi İstanbul savcısı Hasan Yılmaz bakıyor. Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’un da aralarında yer aldığı pek çok kişinin ifadesine başvurdu. Dink soruşturmasını ilk olarak paralel yapıya yakın savcı Fikret Seçen ve bir başka savcı Selim Berna Altay yürütmüştü. Soruşturma daha sonra 25 Aralık yargı darbesinin baş aktörü savcı Muammer Akkaş’a aktarılmıştı. Akkaş’ın “usulsüz soruşturma yürüttüğü”nün tespit edilmesinin ardından dosya savcı Murat İnam’a verilmişti. Özel yetkilerin kaldırılması sonrası dosya İnam’dan da alınmıştı. Emniyette 2009 yılında kullanıcı işlemleri kayıtlarını usulsüz sildiği ve sızdırdığı gerekçesiyle açığa alınan Ramazan Akyürek hakkında hiçbir işlem yapılmaması da dikkat çekmişti.

Savcı 3 yıl bekletti

O dönem, Akyürek hakkında “Dink cinayetinde delil karartma ve görevi ihmal” iddiasıyla işlem yapılması beklenirken paralel savcı Akkaş’ın 3 yıl hiçbir işlem yapmadığı ortaya çıkmıştı. Emniyet eski müdürü Hanefi Avcı da “Cemaat, Dink cinayetini kullandı” demişti. Avcı, “Cemaat, Hrant Dink, Danıştay saldırısı, Malatya olayı gibi olayları kendi lehine kullanmıştır. Emniyette birçok önemli birime cemaat mensupları yerleştirilmiştir” demişti. Dink davasının sanıklarından polis eski yardımcı istihbarat elemanı Erhan Tuncel de cinayetin aydınlatılmamasında Akyürek’i işaret etmişti. Tuncel, “Cinayeti işleyebilecek yapıyı sadece Akyürek kurabilir. Kendilerine ulaşılmaması için kayıtları sildirdi. Jandarmayla irtibatlı olduğum yalanını ortaya atıp polisle ilişkimi gizlemeye çalıştı” demişti. 

Paniğin nedeni ortaya çıkarılma korkusudur 

Paralel yapıyı soruşturan savcının verdiği ‘soruşturun’ talimatının tamamen CMK kapsamında olduğu vurgusu yapıldı.

Paralel Yapılanma’yı etkisine aldığı gözlenen paniğin ortaya çıkarılmanın korkusu olduğu bildirildi.  AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Yasin Aktay, iki kez darbe girişiminde bulunan paralel yapılanmadan hukuk yoluyla hesap sormanın gerekli olduğunun altını çizerek, soruşturmada asla yasa dışına çıkılmadığını kaydetti. Emekli Savcı Reşat Petek, savcının tüm işlemlerinin yasal olduğunu, yasal soruşturmadan bu kadar korkulmasına anlam veremediğini söyledi. 17 ARALIK ve 25 Aralık darbe girişimleri başarısızlıkla sonuçlanan; 30 Mart Seçimleri’ni sabote etmek için Başbakan Erdoğan’ın telefonunu ve Dışişleri’ni dinleyen; Selam Terör Örgütü adlı bir örgüt uydurup, binlerce kişiyi dinleyen Paralel Yapı, kendisine yönelik yürütülen “Gizli” soruşturma kapsamında “yasal yollarla delillerin toplanması” talimatının “Hizmete kumpas” olduğunu öne sürdü.

Emekli Savcı Reşat Petek: Zaman’ın haberi bile yeterli neden 

Savcı, çantasını alıp delil toplamaz. Güvenlik kuvvetleri, jandarma ve emniyet görevlisi adli kolluk olarak savcısının yardımcısıdır. Olayın soruşturulması, arama, el koyma, yakalama, iletişim tespiti gibi raporların istenmesi hepsi savcının delil toplama yöntemidir. Bu işlemler yapılırken, sanki özellikle Zaman Gazetesi’ne göre hukukdışı emirler olarak ele almışlar. Aramanın, el koymanın, yakalamanın, iletişimin tespitinin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiş. Savcı, yazısında ‘Bu kanunu tanımayın, kanunsuz toplayın’ demiyor ki. ‘Suç delili olduğunda ya da toplanabileceği durumda mahkemelerden gerekli kararların alınarak, işlemlerin yapılması...’ diyor. Yurtdışına gitmiş, dönüşte yakalanması diyor, bunu bile Zaman eleştirmiş. Hakkında yakalama kararı olmayan dışında kimse yakalanmaz. Savcının talimatı ve 30 ilin emniyetine gönderilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu içindedir. Bu, Cemaati Bitirme Operasyonu değildir. Cemaat mensuplarının paralel yapıda olması durumunda yasal durumun ifa edilmesi gerekir. Yazı 26 Haziran’da yazıldı deniyor ve gizlilik kaydı var deniyor. Ama yazı, gazete sayfasında orijinaliyle yayınlanıyor. Demek ki, mesele bu kadar ciddi. Savcının gizli soruşturmasını bile deşifre eden bir yapı var. Bu haberlerin yayınlanması bile, zaten bu soruşturma yapılmasının sebebidir.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Yasin Aktay: Zaman’ın amacı zaafa uğratmak

Savcı, Paralel yapılanmadaki paniğin nedeni ortaya çıkarılma korkusu. Zaman’ın haberlerinin amacı operasyonu zaafa uğratmak. Ortada boşa çıkartılmış bir darbe var. Bunun ne kadar planlanmış ve ilerlemiş olduğu, devletin derinliklerine sızmış olduğu ortaya çıkmış durumda. Başıboş bırakılması, toplumun ve devletin güvenliği için tehlikelidir. Binlerce insanı hukuksuz şekilde dinleyen, bilgileri yurtdışına sızdıran, Başbakan’ı dinleyen, ofisine böcek koyan bir sistem söz konusu. Bununla ilgili savcılık soruşturma yapmayacak mı yani? Yapması bile suç sayılıyor birileri tarafından. Gizli soruşturma belgeleri ifşa ediliyor. Hiçbir kural tanımayanların, özellikle dinlerken bunu yapanların ‘Bizi dinleyecekler’ diye yasal kayıtlara itirazı da gerçekten hayret konusu. Soruşturmanın da neden yapılması gerektiğinin özeti aslında.”

Herkesi dinlediler 

Paralel yapılanma hukuksuz işlemlerin merkezi sayılıyor. 17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimlerinin yanı sıra pek çok hukuksuz dinleme de bu yapı tarafından hayata geçirildi. STAR’ın duyurduğu binlerce kişinin Selam Terör Örgütü adlı uydurma örgütle ilişkili dinleme skandalının yanı sıra, yapılan inceleme sonucunda ulaşılan verilere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce iki yılda 1 milyon 73 bin 136 dinleme işlemi gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı. STAR da ‘Selam’ soruşturması dışında 30 ilde 148 bin kişinin de paralel yapı tarafından mercek altına aldığını gözler önüne sermişti. Kocakulak kurbanlarının çoğunun polis, savcı ve hakim olması dikkat çekmişti. Karanlık yapı kendisine yakın hakim, savcı ve polisleri de boş bırakmayıp sıkı takip altına almıştı.

Bu haber toplam 1654 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri