Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Paralel operasyonda şok detay

24.07.2014 10:59
Paralel örgütün, Başbakan Erdoğan ve Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu 3 bin kişiyi dinlemeye başlamasının fitilini 2010'da İstanbul'da düzenlenen Gazze eylemi ateşlemiş.

Başbakan Erdoğan, bakanlar, gazeteciler ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan da dahil 3 bine yakın ismin telefonlarını dinleyen çetenin tertiplediği Selam-Tevhid soruşturmasının detayları dikkat çekiyor. Muhafazakar / mütedeyyin yüzlerce kişinin uydurma suçlamalarla hapse atılmasının amaçlandığı soruşturmanın ilk adımı İstanbul'da gerçekleştirilen 'Gazze eylemi'nin ardından atıldı. İstanbul Emniyeti, 'One Minute' olayından aylar sonra, Mavi Marmara baskınından ise günler önce, 12 Mayıs 2010 günü 9072 sayılı bir yazıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir yazı yazdı.

9 Mayıs'ta 'İstanbul'dan Gazze'ye Kardeşlik Köprüsü' isimli bir programın düzenlendiği belirtilen yazıda, Selam Soruşturması'nın 1 numaralı şüphelisi gazeteci Nurettin Şirin'in yaptığı telefon konuşmasının satırbaşları yer aldı. Şirin konuşmasında, o dönem insani yardım faaliyeti nedeniyle Gazze'de bulunan İHH Batı Şeria sorumlusu İzzet Şahin'in İsrail tarafından tutuklanmasını eleştirmiş ve İsrail'in Gazze'deki katliamlarına sert tepki göstermişti.

'BUNLAR İSRAİL DÜŞMANI'

Bu yazı o dönem faaliyette bulunan CMK 250. Maddeyle yetkili savcılığa gönderildi. Savcılık emniyetin talebinden 2 gün sonra soruşturma başlattı ve 2010/1074 sayısıyla dosyayı hazırlığa kaydetti. Bu dosya, Selam soruşturmasının da çatısını teşkil etti. Emniyet raporlarına 'İsrail karşıtı eylem yapıyorlar' ifadesiyle giren sözde 'örgüt', binlerce kişinin hayatına müdahil olmanın dayanak noktası yapıldı. Dönemin özel yetkili mahkemelerinden alınan dinleme ve takip kararlarıyla Başbakan Erdoğan, birçok bakan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu yüzlerce isim doğrudan, onlarla temasa geçen binlercesi ise dolaylı olarak izlendi.

DEŞİFRE OLDUK KAYDI DURDURUN

Soruşturmada dikkat çekici bir husus daha ortaya çıktı. Hükümete karşı darbe girişiminin yaşandığı 17 Aralık 2013 günü Selam soruşturması şüphelilerine yönelik alınan dinleme kararı uzatıldı. Ancak darbe girişiminin deşifre olmasıyla soruşturmayı o gün yürüten savcı, 18 Aralık günü dinlemelerin sonlandırılması yönünde talimat verdi. Bunun yanında aynı gün, 18 Aralık'ta bir 'paralel operasyon' da TİB'de yaşandı. Selam soruşturması kapsamında dinlenen 198 telefon ve e-posta adresleri TİB sistemi üzerinden 4 adet harici harddiske aktarılarak mühürlü torba içinde savcılığa gönderildi. İletişim tespitine son verilmesinin ardından TİB sistemindeki tüm veri ve bilgiler silinerek imha edildi. Selam'da ayrıca savcının 2 Aralık 2013 günü soruşturmaya gizli soruşturmacılar ve sorumlu atadığı belirlendi. Hakimlikçe savcılığın talebi kabul edilerek GS101 ve GS102 aidiyet numarası verilen görevlilerin 'gizli soruşturmacı', SKG101 kod numaralı görevlinin de 'gizli soruşturmacılardan sorumlu' olarak görevlendirildiği belirlendi.

'Emin' ismiyle dinlenmiş

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca takipsizlik kararı verilen 'Selam örgütü' soruşturması kapsamında, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın, 'Emin' kod adıyla dinlenildiği ortaya çıktı. 'Casusluk' suçundan gözaltında bulunan şüpheli polislerin, 2011'de kocasını emniyete şikayete giden ve ifadesini aldıkları Kamile Yazıcıoğlu'na, Hakan Fidan ile ilgili soru sordukları, ifadesine eklemeler yaparak sahte imza attıkları belgeyi de Fidan'ı dinlemek için bahane yaptıkları belirlendi. Selam dosyasının takipsizlik kararında, 'MİT Müsteşarı'nın milli güvenliğe ilişkin telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığı, kayıtların bir kısmının yazılı (tape) hale getirildiği tespit edilmiştir' ifadeleri yer almıştı.

Örgüt İrancı, suçlama El-Kaide

Binlerce kişinin dinlenildiği Selam soruşturmasındaki hukuksuzluklardan biri, telefon dinleme talebi alınırken mahkemelere sunulan talep yazılarından çıktı. 'İran bağlantılı terör örgütü' soruşturması kapsamında soruşturulan bir şüpheli hakkında talep edilen dinleme 'El-Kaide Terör Örgütü' soruşturması kapsamında istendi. Soruşturmanın bazı şüphelileri hakkındaki dinleme talepleri ise El-Kaide dışında Hizbullah, Ergenekon, Maoist Komünist Partisi, PKK/KCK gibi örgütlere yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında alındı. Mahkemelerden alınan teknik ve fiziki takip kararları ise açık kimlikler üzerinden alınmadı. Bazı kararlarda sadece isim-soyisim, bazılarında ise sadece TC kimlik numarası kullanıldı.

Hesabını vermek zorundalar

Paralel şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan polislerin, 'Selam' örgütü ile ilgili soruşturma gerekçesiyle aralarında bazı üst düzey bürokratlar ve gazetecilerin de bulunduğu 242 kişiyle ilgili gözaltı listesi hazırladığı ortaya çıktı. Aralarında tanınmış çok sayıda gazeteci, sivil toplum örgütü temsilcisi, yazar ve akademisyenin bulunduğu liste büyük tepkilere neden oldu. Gözaltı listesinde ismi bulunan Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, '250 kişiyi 4 yıl boyunca haksız bir şekilde dinleyip, hayali bir örgüt üretiyorsunuz. O zaman bunun hesabını vermek zorundasınız. Türkiye'de herkes şunu bilmeli ki, yaptığı iş kimsenin yanına kâr kalmayacak' dedi.

BELLİ Kİ İSRAİL UZANTISI

Çetenin hedefindeki kurumlardan İHH İnsani Yardım Vakfı'nın genel başkanı Bülent Yıldırım ise soruşturmalar derinleştirildikçe, başka bilgilere ulaşılabileceğini söyledi. Soruşturmanın 1997-1998'lere kadar gitmesi gerektiğini kaydeden Yıldırım, 'Çünkü ortada bir İsrail uzantısı olduğu belli. Bu İsrail uzantısı, son dönemlerde olmuş bir şey değil. Bunların bir kısmının İsrail'le ya da başka tipleriyle yıllar önceden irtibatlı olduğu, bize yapılan operasyonlarda ortada' diye konuştu.

TATMİN OLDUM MU? HAYIR...

Gözaltı listesinde adının bulunmasını garipsediğini belirten ilahiyatçı yazar Mustafa İslamoğlu ise 'Savcıya ifadeye gittiğimde, 'bu suçu işleyen kişiler cezasını bulmadığı sürece ben asla tatmin olmayacağım' demiştim. Şimdi tatmin oldum mu? Hayır. Elbette ki, bu henüz yeterli değil' ifadelerini kullandı.

Yakut'u da dinlemişler

AK Parti Milletvekili Sadık Yakut'un da gözaltına alınan polislerce usûlsüz dinlendiği ortaya çıktı. Herhangi bir izin alınmadan 'önleme dinlemesi' adı altında aylarca kaydedilen Yakut'un görüşmelerinin sızdırılıp sızdırılmadığı konusu henüz netlik kazanmadı. Şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda sızdırmalarla ilgili yeni operasyonların da gelebileceği belirtiliyor.

Bu haber toplam 1686 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri