Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MİT’e şok suçlamalar

09.02.2012 09:00
Hakan Fidan, Emre Taner ve Afet Güneş’i ifadeye çağıran Özel Yetkili Savcılığın dosyasında MİT’e ağır suçlamalar var.

Dosyada, MİT’in Oslo’da PKK ile 9 maddelik bir mutabakat metni imzaladığı, Öcalan için mektup kuryeliği yaptığı ve Habur olayının hükümete karşı bir operasyon olarak planlandığı öne sürülüyor

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in ifadeye çağırılmasına kadar uzanan süreçte MİT ile PKK arasında devletin bilgisi olmadan bir takım taahhütlerde bulunulduğu, MİT’in önceden bilmesine rağmen PKK’nın eylemlerine engel olmadığı öne sürüldü.
Edinilen bilgiye göre, PKK’nın şehir yapılanması olarak bilinen KCK’ya yönelik soruşturma kapsamında gerek İstanbul’da gerekse Diyarbakır’da MİT’in PKK’yla yaptığı görüşmelere ilişkin deliller bulunduğu öne sürüldü.

BDP’de MİT’in ses kaydı
İddiaya göre; PKK/KCK soruşturması kapsamında 13 kişinin tutuklandığı 13 Ocak 2012’de gerçekleştirilen operasyonda BDP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda yapılan aramalarda; MİT heyeti ile kırmızı bültenle aranan terör örgütü yöneticileri arasında yapılan ve Oslo görüşmelerini tamamlayıcı nitelikte olduğu öne sürülen toplantılara ait 12 adet ses kaydı, Öcalan’ın KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı’na yazdığı 6’sı el yazısı olmak üzere 19 doküman bulundu.
Ele geçirilen belgelere göre, MİT heyetinin istihbarat toplama ve bilgi edinme görevinin dışında örgütün yönetilmesine aracılık etme ve örgütün yönetilmesine olanak sağladığı iddia edildi. Silahlı faaliyet yürütmesi en baştan beri öngörülen KCK yapılanmasının MİT heyetinin gözetiminde tamamlandığı ileri sürüldü.
İddiaya göre, MİT gerek doğrudan temaslarında gerekse örgüt içindeki ajanları aracılığıyla elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesi ve engellenmesine yönelik harekete geçmedi. MİT’in eylem talimatlarını, yerine getirecek olan Kandil ve kırsal kadrolara iletilmesine aracı olduğu, MİT’in istihbarat toplama vazifesini aştığı ileri sürüldü. Operasyonlarda yeni Anayasa’da Özerk Kürdistan’a imkan tanınması, Öcalan’ın önce ev hapsine ardından özgürlüğüne kavuşması, PKK’nın özerk Kürdistan’da polis gücü olarak kullanılması, Birleşmiş Milletler veya NATO’nun bölgeye müdahalesini de içeren mutabakat metinlerine ulaşıldığı öğrenildi.

Kuryelik iddiası
Öcalan’ın terör örgütünün Avrupa ve kırsal kadrolarıyla iletişiminde, avukatların cezaevinden Öcalan’ın kaleme aldığı mektupları çıkaramadığı için bunu MİT heyeti üstünden sağladığı, MİT’in Öcalan’ın 6 Temmuz 2011’deki “KCK Yürütme Konseyi Başkanlığına” başlıklı el yazısı mektubu da Avrupa kadrolarına ulaştırdığı iddia edildi.
Öcalan’ın görüşme notlarında birçok defa MİT heyetiyle görüştüğünü, mektup trafiği yaşandığını açıkladığı da belirtildi.
“PKK-MİT Oslo görüşmeleri”ne dair ses kayıtları da deliller arasında yer aldı. Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in kayıtlarda Öcalan ile Avrupa’daki örgüt yöneticileri arasında mektup iletişimini yürüteceğini söylediği tespit edildi.
Ses kayıtlarında; MİT heyetinin İmralı’ya gittiklerinde ilk olarak örgüt tarafından hazırlanan notu Öcalan’a verdikleri, hiç ses çıkarmadan okumasını bekledikleri, Öcalan’ın notu 1.5 saat boyunca okuduğu, ardından cevabını mektubun arkasına yazdığı, bunun da 45 dakika sürdüğü, kısa yazmasını istedikleri, İmralı ile böyle bir kanal kurulmasının büyük bir fırsat olduğunun söylendiği öne sürüldü. Kayıtlarda Afet Güneş’in, mektup trafiğinin hukuksuz olduğunu söylediği de iddia edildi.

Gizli tanık Bahar anlattı
Soruşturmada bir gizli tanık da yer aldı. MİT heyetinin bir taraftan hükümet adına bu görüşmeleri sürdürürken öte yandan da hükümeti zor durumda bırakacak provokasyonların ortaya çıkmasını sağladığı öne sürülürken gizli tanık Bahar, bunu şu ifadelerle anlattı:
“Habur olayını organize edenlerle Öcalan’la görüşenler aynı kişilerdir ve Habur hükümete karşı bir operasyon gibi planlanmıştır.” MİT heyetinin örgüte ulaştırdığı Öcalan’ın yazdığı bir mektup üzerine 14 Temmuz 2011’de DTK tarafından demokratik özerklik ilan edildiği öne sürülürken MİT heyetinin özerklik ilanından haberdar olduğu hatta bu talimata aracı olduğu iddia edildi. Soruşturma kapsamındaki diğer iddialar ise şöyle:

KCK’lılar için taahhüt
- MİT heyeti, Öcalan ve örgüt üst yöneticileri ile yaptığı görüşmelerde örgüte vaatlerde bulunarak devlet birimlerine görüşmelerin iyi gittiğini, operasyonların durmasını sağladığını söyledi. Bazı olumlu girişimlerine hükümetin ve bazı birimlerin engel olduğunu örgüte şikayet etti.
- MİT heyeti ile örgüt arasında yapıldığını öne sürülen ve Diyarbakır’da ele geçirilen mutabakat metinlerine göre; KCK tutuklularının serbest bırakılması için MİT taahhütte bulundu.


Savcılığın hazırladığı dosyadaki bilgilere göre, 19 Ekim 2009’da dağdan inen PKK’lıların Habur Sınır Kapısı’ndan girişleri ve karşılanmaları hükümete karşı bir operasyon gibi planlandı.

 

MİT-PKK mutabakatı iddiası
2011’de Norveç’in başkenti Oslo’da MİT ile PKK arasında yapıldığı öne sürülen toplantıdan 9 maddelik bir mutabakat metni çıktığı da iddia edildi. Metinde, “Çatışmalı sürecin Türkiye’de şiddet, can ve mal kaybına neden olduğu gerçeğinden ve kalıcı barış, güvenlik, uzlaşı ihtiyacından hareketle; taraflar Oslo toplantıları sürecinin devamı konusunda hemfikirdirler. Kürt sorununun çözümünde diyalog ve müzakere yolunun esas alınması konusunda görüş birliğine ulaşmış ve bir an evvel müzakerelere başlamanın gerekliliğine inanmaktadırlar” denildi. “Üzerinde mutabakata varılan hususlar” başlığı altında yer alan maddelerden bazıları ise şöyle: “l Taraflar, 10 Mayıs 2011’de İmralı’da yapılan görüşmede Sayın Öcalan tarafından sunulan, Türkiye’de Temel Toplumsal Sorunların Demokratik Çözüm İlkeleri Taslağı, Türkiye’de Devlet ve Toplum İlişkilerinde Adil Barış İlkeleri Taslağı ve Kürt Sorununun Demokratik Çözüm ve Adil Barışı İçin Eylem Planı Öneri Taslağı adı altındaki taslaklar konusunda, en geç haziranın ilk haftasına kadar görüş ve önerilerini sunarlar. Kürt tarafı, sözü edilen taslakları memnuniyetle karşılar, prensip ve ilkesel olarak kabul eder.
- Türk tarafı, seçimlerden sonra örgütü temsilen iki kişinin Sayın Öcalan’ı ziyaret etmesi, yukarıda adı geçen konsey ve komisyonlar kurulduktan sonra, birer alt komisyonun da Öcalan’la ilişkilendirilmesini taahhüt eder.
- Kürt halkının siyasi ve legal temsilcilerine uygulanan baskılara son verilmesi ve KCK tutuklularının serbest bırakılması çözüm yönünde önemli bir adım olacaktır.
- Kürt sorununun nihai çözümünün, ancak çatışmasızlık zemininde gerçekleşebileceğinden hareketle tüm askeri, siyasi ve diplomatik operasyonların ve eylemlerin durdurulması ve uygun tedbirlerin karşılıklı geliştirilmesi esastır. Taraflar, 15 Haziran 2011’e kadar her türlü operasyon ve askeri eylemlerini durdururlar.

MİT, BİLDİĞİ EYLEMLERİ ÖNLEMEDİ

Yine belgelere göre, MİT, gerek doğrudan temaslarında, gerekse örgüt içindeki ajanlarıyla elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesine yönelik harekete geçmedi. Aksine eylem talimatlarının, Kandil ve kırsal kadrolara iletilmesine aracı oldu. İstihbarat toplama vazifesi aşılarak, devletin bütünlüğü ve anayasal düzene karşı anlaşma noktasına varıldı. Ayrıca ele geçirilen mutabakat metinlerine göre, yeni Anayasa'da özerk Kürdistan'a imkân tanınması, Öcalan'ın önce ev hapsine çıkarılması, ardından özgürlüğüne kavuşması, PKK'nın özerk Kürdistan'da polis gücü olarak kullanılması, Birleşmiş Milletler veya NATO'nun bölgeye müdahalesini de içeren planlara ulaşıldı.

OSLO KAYITLARI DELİLLER ARASINDA

"PKK-Oslo görüşmeleri"ne dair ses kayıtları da soruşturma dosyasına girdi. Afet Güneş'in, kayıtlarda, Öcalan ile Avrupa'daki örgüt yöneticileri arasında mektup iletişimini yürüteceğini söylediği tespit edildi.

1.5 SAAT ÖCALAN'I BEKLEDİLER

Ses kayıtlarında; MİT heyetinin, İmralı'ya gittiklerinde ilk olarak örgüt tarafından hazırlanan notu Abdullah Öcalan'a verdiği anlaşılıyor. Aynı kayıtlardan MİT'çilerin, hiç ses çıkarmadan okumasını bekledikleri belirlendi. Öcalan'ın da notu 1-1.5 saat boyunca okuduğu, ardından cevabını mektubun arkasına yazdığı, bunun da 45 dakika civarında sürdüğü ortaya çıktı. Bu sırada heyetin, Öcalan'dan kısa yazmasını istediği söyleniyor. O ses kayıtlarında Afet Güneş, mektup trafiğinin hukuksuz olduğunu da itiraf ediyor.

'MİT, ÖCALAN İÇİN KURİYELİK YAPTI' İDDİASI

MİT heyeti, Öcalan'ın terör örgütünün Avrupa ve kırsal kadrolarıyla iletişimini kuryelik yaparak sağladı. MİT, verilen taahhütler çerçevesinde, KCK yapılanmasının tamamlaması için örgüte zaman kazandırdı. Avukatların, cezaevinde Öcalan'ın kaleme aldığı mektupları, MİT heyeti üstünden sağladığı anlaşıldı. Öcalan'ın 6 Temmuz 2011 tarihli "KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı'na" başlıklı el yazısı mektup; MİT heyeti tarafından örgütün Avrupa kadrolarına ulaştırıldı. Öcalan'ın notlarında birçok defa MİT heyetiyle görüştüğünü, mektup trafiği yaşandığını açıkladığı da ortaya çıktı. MİT heyeti tarafından KCK Yürütme Konseyi'ne ulaştırılan Öcalan'a ait el yazması mektupta, KCK'nın alternatif devlet kurma girişimi olduğu belirtiliyor.

'MİT İSTEDİ, 14 TEMMUZ'DA ÖZERKLİK İLAN EDİLDİ'

Ele geçen belgelerde, diğer iddialar şöyle: MİT heyeti tarafından örgüte ulaştırılan mektup üzerine 14 Temmuz 2011'de DTK tarafından demokratik özerklik ilan edildiği anlaşıldı. MİT heyeti, özerklik ilanından haberdar olduğu, hatta bu talimata aracı olduğu halde bunu ilgili kurumlarla paylaşmadı. Ses kayıtlarında Afet Güneş'in, "Örgütün kadrolarını ülke dışına çıkarma kararı alması durumunda MİT'in Genelkurmay'ı operasyon yapmama yönünde uyaracağı ve buna ikna edebilecekleri" şeklinde beyanda bulunduğu da belirlenmiş.

MİT TAAHHÜT ETTİ

MİT heyeti ile örgüt arasında yapılan ve Diyarbakır'da ele geçirilen mutabakat metinlerinde KCK tutuklularının serbest bırakılması için MİT heyetinin taahhütte bulunduğu anlaşıldı: "Kürt halkının siyasi ve legal temsilcileri, basın yayın organları ve çalışanlarına yönelik uygulanan baskı, tutuklama ve çalışmalarını engelleme vb. yönelimlere son verilmesi ve KCK adı altında gerçekleşen siyasi operasyonlarda tutuklananların serbest bırakılması, sürecin yumuşatılması ve çözüm yönünde ilerlemesi için önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede Türk tarafı ilk adım olarak Nevroz ve sonrasında tutuklanan Kürt siyasetçileri bırakmayı taahhüt eder."

AJAN AVUKAT

KCK Önderlik Komitesi'nde yer alan 7 avukattan biri olan Asrın Hukuk Bürosu'ndan bir kişinin DİHA'ya verdiği röportaj da dosyada yer aldı. Röportajda, "10'a yakın belgenin İmralı'dan alınıp Kandil'e ulaştırıldığı" ifadeleri yer alıyor.

HABUR ORGANİZASYONU

MİT heyetinin, bir taraftan hükümet adına bu görüşmeleri sürdürürken, öte yandan da hükümeti zor durumda bırakacak provokasyonların ortaya çıkmasını sağladığı dile getirildi. Bu durum, bir gizli tanığın ifadesinde de şöyle belirtiliyor: "Habur olayını organize edenlerle Öcalan'la görüşenler aynı kişilerdir ve Habur, hükümete karşı bir operasyon gibi planlanmıştır."

İKİ POLİS MÜDÜRÜNE JET GÖREVDEN ALMA

KCK operasyonlarını yürüten İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun "olur"uyla ve gerekçe gösterilmeden görevden alındı. Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, dün sabah saat 10.00 sıralarında iki müdürün görevden alınması talimatını verdi. Hazırlanan görevden alınma yazıları, "olur"unun alınması üzere Vali Mutlu'ya gönderildi. Vali Mutlu da saat 11.30 sıralarında görevden alma yazılarını onayladı. Atayün ve Demirhan'a tebliğ sırasında "müdüriyet" emrine alındıkları bildirildidi. Görevden alma yazılarında herhangi bir gerekçe olmadığı öğrenildi.

OPERASYONLARI BİZZAT YÖNETTİLER

Hüseyin Çapkın, Atayün ve Demirhan'ın yerine kısa sürede atama yaptı. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne Mali Şube Müdürü Ömer Köse, İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne Demirhan'ın yardımcılığını yapan Serdar Güldalı getirildi. Görevden alınan Erol Demirhan ve Yurt Atayün, Temmuz 2009'dan bu yana en ses getiren Ergenekon, Balyoz, KCK ve Devrimci Karargâh Operasyonları'na imza attı.

Balyoz Darbe Planı iddialarına ilişkin geniş çaplı operasyonlarda eski Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Ergin Saygın ve eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, 27 subay ve 1 astsubay gözaltına alındı. Ergenekon soruşturması kapsamında ise 10'uncu dalgadan sonra yapılan tüm operasyonlara imza attılar. Devrimci Karargâh Terör Örgütü'ne yönelik operasyonlar da iki müdür döneminde yapıldı.KCK/PKK soruşturması kapsamında ise bu dönemde onlarca operasyon yapıldı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.

'RUTİN UYGULAMA'

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, "Bu rutin bir uygulamadır. Bir görev değişimidir" dedi.Çapkın, "Görev değişimi KCK soruşturmasıyla mı alakalı?" sorusu üzerine de başka bir şey söylemeyeceğini belirtti.

SAVCILAR 3 MİT'ÇİYİ TELEFONLA ÇAĞIRMIŞ

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nce yürütülen terör örgütü KCK'ya yönelik soruşturma kapsamında MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner ve Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş'in bugün "şüpheli" sıfatıyla ifade vermeye gelmesi bekleniyor. Soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Savcı Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya'nın MİT yöneticilerini telefonla adliyeye davet ettikleri ancak bu konu da başsavcılığı bilgilendirmedikleri ortaya çıktı. Önceki gün bilgiyi doğrulamayan başsavcılık, dün resmi açıklamyla 3 ismin ifadeye çağrıldığını doğruladı.

5 MİT'Çİ İFADE VERECEK

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner ve Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş'in yanı sıra ifade vermeye 2 teşkilat personelinin de çağrıldığı öğrenildi. Savcıların ifadeye çağırma nedeni ise "KCK soruşturması sürecinde elde edilen deliller ve ifadeler".

HUKUKÇULAR BÖLÜNDÜ

İstanbul Özel Yetkili Savcılığı'nın MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile eski Müsteşar Emre Taner ve yardımcısı Afet Güneş'i ifadeye çağırması hukukçuları ikiye böldü. Bazı hukukçular MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılması için Başbakanlık'tan izin alınması gerektiğini belirtirken, bazıları da özel yetkili savcıların örgütlü suçlarda izin almadan doğrudan soruşturma başlatıp ifadeye çağırabileceğini söyledi ve Erzincan Savcılığı döneminde CHP Milletvekili İlhan Cihaner ile eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'u örnek gösterdi.

PROF. DURMUŞ TEZCAN

Başbakanlık'tan izin almak gerekir

"Eğer iddia edilen suç, görevi ile ilgili ise doğrudan soruşturma açılamaz. MİT Kanunu, 'MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan ötürü haklarında cezai tatbikat yapılması Başbakan'ın iznine bağlıdır' hükmünü içermektedir. Eğer izin verilmez ise bununla ilgili Danıştay'a dava açılır. Ancak, suçlama kişisel ise o zaman izin alınmasına gerek yoktur.",

PROF. ERSAN ŞEN

İzin almaya gerek yok

"CMK sadece Cumhurbaşkanı'na tanık olarak ifade vermeme hakkı tanımıştır. Savcı istediği her şahsı yasalar çerçevesinde şüpheli yada tanık olarak ifadeye çağırır. Gelmezse polis nezaretinde getirtir. Savcıların görevde olsun yada olmasın MİT mensuplarını tanıklığa yada ifadeye çağırma hakkı vardır. Bunun için hiçbir yerden izin almaları gerekmez. Eğer bir MİT mensubu 'Devlet sırrı ' diyerek ifade vermeyi reddederse savcıda ikna olursa bunu dosyada belirtir. Dava açar yada açmaz."

CİHANER VE BAŞBUĞ'DA DA AYNI TARTIŞMALAR YAŞANMIŞTI

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması ile başlayan usul tartışması, CHP Milletvekili İlhan Cihaner ve eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkındaki soruşturmalarda da gündeme gelmişti: Bazı hukukçular, Cihaner'in birinci sınıf hâkim olması nedeniyle yargılanması için soruşturma izni alınması gerektiğini, yargılamanında Yargıtay'da yapılabileceğini savunmuştu. Bazı hukukçular ise CMK 250. madde uyarınca Cihaner'in özel yetkili mahkemece yargılanabileceğini ifade etmişti. Tartışmaya son noktayı koyan Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise yargılamanın Yargıtay'da yapılması gerektiğini belirtmişti.

USUL TARTIŞMASI

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, hakkındaki İnternet Andıcı davası kapsamında tutuklanmıştı. Avukatı, Başbuğ'un Anayasa uyarınca ancak Yüce Divan'da yargılanabileceğini savunarak itiraz etmiş, mahkeme reddetmişti.

Bu haber toplam 2446 defa okunmuştur
neeeeeee
can
ne bekliyordunuz.akp bu din!!!adina guzel ulkemi bolmek istiyorlar.hemde ne icin yeni kurulacak.yahudi devleti???icin firat,tan nil,e kadar.amerika kurnaz!!!???dincilerin cebine koydu dolarlari.!!!!onlarda satti dinlerini.gerisi hikaye. elde kaldi satilmis dinciler ve turbanlilarrrr.akp,liler neden suriyeyi bolmek istiyorlar.onun icin suan uyusturucu ticareti.dinciler tarafindan yapiliyor.isteyen gider hollandada gorur.
09 Şubat 2012 Perşembe 18:42
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri